FAZL-ı HAK HAYRÂBÂDÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

FAZL-ı HAK HAYRÂBÂDÎ

فضل حق الخير آبادي
FAZL-ı HAK HAYRÂBÂDÎ
Müellif: A. S. BAZMEE ANSARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.10.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/fazl-i-hak-hayrabadi
A. S. BAZMEE ANSARI, "FAZL-ı HAK HAYRÂBÂDÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/fazl-i-hak-hayrabadi (25.10.2021).
Kopyalama metni

1211’de (1796-97) Hayrâbâd’da doğdu. Hindistan’ın tanınmış âlimlerinden Fazl-ı İmâm’ın oğludur. İlk öğrenimini babasından gördükten sonra Abdülkādir ed-Dihlevî’nin hadis derslerine devam etti; on üç yaşında tahsilini tamamladı. Doğu Hindistan Şirketi’nin Delhi komiserliğinde divan kâtibi olarak memuriyete başladı.

Mantık, felsefe, edebiyat, kelâm ve fıkıh usulü gibi aklî ve naklî ilimler alanında iyi yetişen Fazl-ı Hak şöhretiyle uzak ve yakın ülkelerden pek çok öğrenciyi cezbetmiştir. Bir yandan satranç oynarken bir yandan da Dâmâd Muhammed Bâkır’ın oldukça muğlak bir mantık metni olan el-Ufuḳu’l-mübîn adlı eserini rahatlıkla okuttuğu söylenir. Hz. Peygamber’in bir benzerinin olamayacağı konusunda Muhammed İsmâil Şehîd ile uzun bir tartışmaya girdi ve ona reddiye olarak birkaç risâle yazdı. Bu tartışma Delhi halkını büyük ölçüde etkiledi; hatta devrin hükümdarı II. Bahadır Şah ile şair Mirza Gālib de tartışmalara katıldılar. İhtilâf uzayıp kötü bir mecraya girince Fazl-ı Hak resmî nüfuzunu kullanarak aşırı bir Şiî olan Delhi muhafızı Mirza Han’ı İsmâil Şehîd’e karşı tedbir almaya ikna etti. Bunun üzerine İsmâil Şehîd, Delhi Cuma Camii’nde yirmi beş yıldan beri sürdürdüğü vaaz faaliyetinden menedildi.

1857 yılında İngilizler’e karşı başlatılan ayaklanmada öncülük yapan Fazl-ı Hak ihanetle suçlanarak ömür boyu sürgün cezasına mahkûm edildi. Sürgünde bulunduğu Andaman adalarında (Kâlâ Pânî) öldü ve oraya defnedildi. Fazl-ı Hakk’ın Çiştî nisbesi Serkîs ve Brockelmann tarafından yanlış olarak Habeşî şeklinde verilmiştir.

Eserleri. 1. el-Hediyyetü’s-saʿîdiyye fi’l-ḥikmeti’ṭ-ṭabîʿiyye. Oğlu Abdülhak tarafından tamamlanan (Kanpûr 1283, 1288, 1292; Kahire 1322) ve Râmpûr Valisi Muhammed Saîd Han’a ithaf edilen eserde Aristo felsefesi işlenmiştir (eserin bir özeti için bk. Zubaid Ahmad, s. 140-148).

2. er-Ravżü’l-mevcûd fî taḥḳīḳi ḥaḳīḳati’l-vücûd (Brockelmann, II, 855).

3. Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi Süllemi’l-ʿulûm. Kādî Mübârek Gapâmavî’nin eserine yaptığı hâşiyedir (Delhi 1899).

4. er-Risâletü’l-ġadriyye (es̱-S̱evretü’l-Hindiyye). Müellifin Andaman adalarında çektiği sıkıntıları dile getirdiği hâtıratıdır. Eser Abdüşşâhid Han Şirvânî tarafından Urduca tercümesi ve bazı notlar ilâvesiyle Bâġī Hindustân adıyla neşredilmiştir (Bijnor 1947).

Müellifin diğer belli başlı eserleri de şunlardır: Ḥâşiye ʿalâ Telḫîṣi’ş-Şifâʾ, el-Cinsü’l-ġālî fî şerḥi’l-Cevheri’l-ʿâlî, Ḥâşiye ʿale’l-Ufuḳi’l-mübîn, Risâle fi’t-teşkîk ve fi’l-mâhiyyât, Risâle fî taḥḳīḳi’l-ʿilm ve’l-maʿlûm, Risâle fî taḥḳīḳi’l-ecsâm, Risâle fî ḳāṭıġūriyâs, el-Kâfî li-ḥalli Îsâġūcî, Risâle fî taḥḳīḳi’l-küllî eṭ-ṭabîʿî (eserlerin listesi için bk. Abdülhay el-Hasenî, VII, 376; Rahmân Ali, s. 383). Fazl-ı Hakk’ın bu eserlerden başka çoğu Hz. Peygamber’le ilgili olmak üzere bazı kasideleri de vardır.


BİBLİYOGRAFYA

Emîr Ahmed Mînâî, İntiḫâb-ı Yâdigâr, Leknev 1279/1862, s. 281-295.

Sıddîk Hasan Han, Ebcedü’l-ʿulûm, Bopal 1296/1878, s. 915.

Fakīr Muhammed Cehilemî, Ḥadâʾiḳu’l-Ḥanefiyye, Leknev 1906, s. 480.

Rahman Ali, Teẕkire-i ʿUlemâ-i Hind, Karaçi, ts., s. 382-384.

Necmülganî Râmpûrî, Târîḫ-i Avaż, Leknev 1919, V, 232.

Gül Hasan Şah Pânîpetî, Teẕkire-i Ġavsiyye, Lahor, ts., s. 124-125.

, I, 853.

M. Muhsin et-Tirhûtî, el-Yâniʿu’l-cenî fî esânîdi’ş-Şeyḫ ʿAbdülġanî (Keşfü’l-esrâr ʿan meʿânî ehli’r-ricâl kenarında), Delhi 1349/1930, s. 75.

Eltaf Hüseyin Hâlî, Yâdgâr-ı Ġālib, Lahor 1932, s. 71.

M. Bahâullah Güpâmevî, Siyerü’l-ʿulemâʾ, Kanpûr 1346, s. 22-23.

, II, 622, 854-855.

Zubaid Ahmad, Contribution of India to Arabic Literature, Allahabad 1946, bk. İndeks.

Abdüşşâhid Han Şirvânî, Bâġī Hindustân, Bijnor 1947, s. 11-76.

Seyyid Ahmed Han, Âs̱ârü’ṣ-ṣanâdîd, Karaçi 1955, s. 86-96.

, VII, 374-377.

Abdülhay, Dihlî ôr uskî etrâf, Delhi 1958, s. 30-31, 39-40, 54-55, 61-62, 113.

Abdülkādir Rampûrî, Rûznâme, Karaçi 1960, I, 258.

N. K. Jain, Muslims in India: A Biographical Dictionary, New Delhi 1979, I, 164.

Mujeeb Ashraf, Muslim Attitudes Towards British Rule and Western Culture in India, Delhi 1982, s. 141, 142, 143, 167, 168.

İntizâmullah Şihâbî, Mevlânâ Fażl-ı Ḥaḳ ve ʿAbdülḥaḳ, Bedâyün, ts.

Abdüsselâm en-Nedvî, Ḥükemâ-yı İslâm, Delhi, ts., s. 331-334.

 Taḥrîk, Delhi Ağustos 1957 ve Haziran 1960 sayıları.

Süreyyâ Dâr, “ʿAllâme Fażl-ı Ḥaḳ Ḫayrâbâdî”, Fikr u Naẓr, XXII/1, İslâmâbâd 1986, s. 51-57.

A. S. Bazmee Ansari, “Faḍl-ı Ḥaḳḳ”, , II, 735-736.

a.mlf., “Fażl-ı Ḥaḳ Ḫayrâbâdî”, , XV, 375-376.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1995 yılında İstanbul’da basılan 12. cildinde, 273 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER