FELS

الفلس
Müellif:
FELS
Müellif: İBRAHİM ARTUK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/fels
İBRAHİM ARTUK, "FELS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/fels (18.09.2019).
Kopyalama metni

Latince follis kelimesinin Arapçalaşmış şekli olan fels “akçe, para, mangır” anlamına gelir. Çoğulu fülûs olup ağırlık ve büyüklükleri hesaba katılmaksızın bütün bakır ve bronz sikkeler hakkında kullanılır. Halk dilinde kırmızı renkte olduğu için bakır sikkelere “fülûs-i ahmer” denilir.

Bizans para sisteminde bakır sikke için kullanılan follis kelimesi İmparator I. Anastasios’un (491-518) “meskûkât nizamnâmesi”nde geçer. Arka yüzünde değerini belirten işaretlerin bulunduğu Bizans follisleri ilk dönemlerde 30 gr. ağırlığında idi. Fakat zamanla ağırlıkları hızlı bir şekilde azalmaya başladı. Müslümanların Suriye’yi fethi sırasında 6 gr. kadar gelen Bizans bakır sikkeleri VII. yüzyıldan itibaren tamamıyla bozuldu. Müslüman Araplar fetihten sonra bu bakır sikkeleri kullanmadılar. Ancak Bizans topraklarında yaygın olarak buldukları para sistemini taklit ettiler. Emevîler devrinde ve Abbâsîler’in ilk dönemine kadar Bizans modeline uygun bakır sikkeler basıldı. En eski İslâm bakır sikkesi (fels) 638 yılında Dımaşk’ta basılmıştır. Hz. Ömer Dımaşk’ta basılan felslere “câyiz”, Humus’ta basılanlara “tayyib”, ölçüsünün tam olduğunu göstermek için de “vâfî” kelimesini ilâve ettirmiştir.

Abdülmelik b. Mervân’ın para sisteminde gerçekleştirdiği reformdan önce darbedilen bakır sikkelerde çoğunlukla Bizans, bazan da Sâsânî stili taklit edilmişti. Abdülmelik’in yaptığı yenilikler gümüş ve altın sikkelerden sonra bakır sikkelere de uygulandı. Belirli bir ölçü esas alınarak basılan ilk bakır sikke 87 (706) tarihlidir. Çeşitli yerlerde basılan felslerin ağırlıkları, boyutları ve ön ve arka yüzlerindeki yazılar sabit değildir.

Bizans bakır para sistemi merkezin kontrolünde basılırken İslâm devletlerinde bakır paranın emisyonu çoğaltılarak merkezin etkisi azaltılmıştır. Bizans’ta sınırlı olan darphâne sayısı Abbâsîler döneminde seksen üçe ulaşmıştı. Felsler Araplar tarafından mutlak şekilde değerli bir sikke olarak değil ancak kesirleri tamamlamak için ufaklık para şeklinde telakki edilmiştir. Fels darbı hükümdarlık hukukundan sayılmadığı için mahallî makamlar bu konuda tamamen serbest bırakılmıştır. Bundan dolayı farklı ağırlık ve ebatlarda felsler basılmış, dinar ve dirhemin aksine felsin tedavülü sadece basıldıkları bölgelerle sınırlı kalmıştır.

III. (IX.) yüzyılın ilk yarısında bakır sikke basımı kesintiye uğradı. İran’da en son 210’da (825), Buhara ve Semerkant darphânelerinde ise IX. yüzyılın sonunda ve X. yüzyıl boyunca bakır sikkeler basıldığı tesbit edilmiştir. Bakır sikkeler XIII. yüzyıldan itibaren tekrar yaygın bir şekilde basılmaya başlandı.

Makrîzî’ye göre Mısır’da fels 625’e (1228) kadar küçük metâların alım satımı için kullanılırken bu tarihten sonra resmî para statüsünü kazanmıştır. Eyyûbî Hükümdarı el-Melikü’l-Kâmil (1218-1238), fülûsun Kahire ve Fustat’ta da basılmasını emredince bakır sikkenin tedavülü biraz daha yaygınlaştı. Ancak fülûsun ucuz metalden olması, altın ve gümüş sikkelere oranla daha kolay basılması kalpazanların işine yaradı. Kalpazanlar ayrıca kurşun gibi daha ucuz metali de ekleyerek fülûsun değerini iyice düşürdüler. Bu yüzden devlet başlangıçta vergi ödemelerinde kabul ettiği bakır sikkeleri daha sonra reddetti. 630’da (1233) düşük değerdeki felsler bir para krizine sebep olunca el-Melikü’l-Kâmil bu sikkelerin tedavülden kaldırılmasını emretti. 635’te (1237-38) tamamen terkedilen fülûsun daha sonra düşük değerde basılması da Mısır’da bir başka para krizine sebep oldu. Halk bu sikkeleri ticarî işlemlerinde kullanmayınca ilk defa değerleri belli olan sikkeler basılmaya başlandı. Mısır’da bundan sonra da bakır sikke basımı devam etti.

Günümüze ulaşan örnekleri dikkate alınırsa XIV. yüzyılda İran’da çok sayıda bakır sikkenin tedavülde olduğu anlaşılır. Bu yüzyılın sonlarına doğru bakır sikkeler üzerinde hükümdarların ismi nâdiren zikredildi. Daha çok yüzlerinde çiçek resmi ve geometrik şekillerin yanında dinî ibareler yer aldı. XV ve XVI. yüzyıllarda Doğu Horasan ve Mâverâünnehir bölgelerinde bakır sikkeler gümüş sikkeleri kullanım dışı bırakacak kadar çoğaldı. Osmanlılar’da bakır sikkenin ilk defa Orhan Gazi tarafından basıldığı kaydedilmekle beraber meskûkâtçılar mevcut en eski bakır sikkenin I. Murad’a ait olduğunu söylemektedir (bk. MANGIR).

XVIII ve XIX. yüzyıllarda İran’daki mahallî hânedanlar fels kullandılar. Bugün Irak ve Ürdün’de küçük paralara fils denirken Mısır ve Fas’ta genel olarak para için fülûs tabiri kullanılır.


BİBLİYOGRAFYA

, I, 108.

a.mlf., Kitâbü’n-Nüḳūdi’l-ḳadîmeti’l-İslâmiyye (nşr. A. el-Kermelî, Resâʾil fi’n-nüḳūdi’l-ʿArabiyye ve’l-İslâmiyye ve ʿilmi’n-nümmiyyât içinde), Kahire 1987, s. 74-75.

P. Sabatier, Description générale des monnaies byzantines, Paris 1862.

H. Souvaire, Matériaux pourservir à Ihistoire de la numismatique et de la métrologie musulmane, Paris 1882, s. 118.

S. Lane-Poole, Catalogue of Arabic Glass Weights in the British Museum, London 1891.

 , I, s. XXXVIII.

, VII, 503.

Hassanein Rabie, The Financial System of Egypt, New York 1972, s. 181, 182-183.

J. L. Bacharach, “Monetary Movements in Medieval Egypt”, Preciors Metals in the Later Medieval and Earty Modern Worlds (ed. J. F. Richards), Durham 1983, s. 165, 169, 171.

İbrâhim Harekât, el-Maġrib ʿabre’t-târîḫ, Dârülbeyzâ 1405/1985, III, 436-437.

Hassân Ali Hallâk, Taʿrîbü’n-nüḳūd ve’d-devâvîn fi’l-ʿaṣri’l-Ümevî, Beyrut 1986, s. 16-18.

Ali Muhyiddin Ali el-Karadâğî, Ḳāʿidetü’l-mis̱lî ve’l-ḳıyemî fi’l-fıḳhi’l-İslâmî, Kahire 1413/1993, s. 154-157.

Seyyid Abdülazîz Sâlim, Dirâsât fî târîḫi’l-ʿArab: Târîḫu’d-devleti’l-ʿArabiyye, İskenderiye, ts., s. 256.

E. V. Zambaur, “Fels”, , IV, 539.

A. L. Udovitch, “Fals”, , II, 768-769.

M. Bates, “Arab-Sasanian Coins”, , II, 227.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 12. cildinde, 309-311 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.