FETTÂHÎ

فتّاحي
Müellif:
FETTÂHÎ
Müellif: TAHSİN YAZICI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1995
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/fettahi
TAHSİN YAZICI, "FETTÂHÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/fettahi (24.08.2019).
Kopyalama metni

Nîşâbur’da doğdu. Hayatı hakkında bilgi yoktur. Kaynaklarda Fettâhî mahlasının, lakabı olan ve Farsça’da “elma” anlamına gelen sîbekin Arapça karşılığı tüffâh kelimesindeki harflerin (ت، ف، ا، ح) yer değiştirmesinden meydana geldiği söylenir. Bazan mahlas olarak Tüffâhî’yi de kullanan Muhammed b. Yahyâ’nın engin bilgisi ve güzel yazısıyla tanındığına bakarak iyi bir öğrenim gördüğü söylenebilir. Fettâhî’nin 852 (1448) veya 853 (1449) yılında vefat ettiği rivayet edilmektedir.

Eserleri. Güçlü bir şair olan Fettâhî’nin eserleri hakkında yeterli derecede araştırma yapılmadığından bunların tam bir listesi yoktur. Ayrıca bazı eserlerinin adları birbirine karıştırılmıştır. Birkaçı dışında eserlerinin hemen hepsi sembolik (alegorik) bir nitelik taşır. İbn Sînâ, Hâce Abdullah-ı Herevî, Sühreverdî el-Maktûl gibi bu mahiyette eser yazanların başında yer alan Fettâhî’yi en çok Sühreverdî el-Maktûl’ün Mûnisü’l-ʿuşşâḳ adlı eseri etkilemiş olmalıdır.

1. Ḥüsn ü Dil. Fettâhî şöhretini daha çok aşkla ilgili bu eserine borçludur. Manzum ve mensur olmak üzere iki şekli bulunan Ḥüsn ü Dil’in manzum biçimine bazı kaynaklarda Destûr-i ʿUşşâḳ adı verilmiştir (meselâ bk. Safâ, IV, 459-460). Ancak hezec bahrinde 5000 beyitten oluşan manzum şeklinin kütüphanelerdeki bütün nüshaları Ḥüsn ü Dil adını taşımaktadır. Müellifin Şebistân-ı Ḫayâl (Ḫiyâl) adlı eserinde ismi geçen Destûr-i ʿUşşâḳ başka bir eserinin adı olmalıdır. Ḥüsn ü Dil’in konusunu, Yunanistan’da dünyayı hâkimiyeti altında tutan Akl’ın beden kalesine hükümdar olarak tayin ettiği, beden kalesinin dimağ kubbesinde oturan oğlu Dil (gönül) ile Aşk’ın kızı Hüsn (güzellik) arasındaki sevgi ve birbirine kavuşuncaya kadar vücudun başka organlarında geçen olaylar teşkil eder. Ḥüsn ü Dil’de özellikle Hüsn ile Dil’in birbirlerine yazdıkları manzum mektuplar edebî sanatlar bakımından ilgi çekicidir. Eserin her beytinde bir edebî sanata yer verilmiştir. Ḥüsn ü Dil’in son derece güzel bir nesta‘likle 886’da (1481) istinsah edilmiş beş minyatürü ihtiva eden bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Lâleli, nr. 1708), bundan bir yıl sonra istinsah edilen minyatürlü başka bir nüshası da British Museum’da (Or., nr. 11349) bulunmaktadır (Meredith-Owens, s. 73). Eser Greenshield tarafından Dastūr-ı ʿUshshāḳ: The Book of Lowers adıyla yayımlanmıştır (Berlin 1926). Manzum metnin kısaltılmış şekli olan mensur Ḥüsn ü Dil’in güzel bir nüshası da İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndedir (FY, nr. 421, vr. 55b-85b). Manzum Ḥüsn ü Dil A. Browne ve W. Price tarafından İngilizce çevirileriyle birlikte iki defa İngiltere’de (Dublin 1801, 1828), R. Dvorak tarafından da bir önsöz ve Almanca tercümesiyle birlikte Husn u Dil: Schönheit und Herz adıyla Avusturya’da yayımlanmıştır (Wien 1889). Eserin ilmî neşri Gulâm Rızâ Ferzânpûr tarafından gerçekleştirilmiştir (Tahran 1351 hş.). Ḥüsn ü Dil Anadolu’da çok tutulmuş, esere nazîreler yazılmış ve tercümeleri yapılmıştır. Muhyî-yi Gülşenî’nin belirttiğine göre manzum Ḥüsn ü Dil’i önce Lâmiî Çelebi Türkçe’ye çevirmiş, Âhî bu çeviriyi uzun bularak kısaltmak amacıyla eseri yeniden tercüme etmeye başlamış, ancak yaptığı tercüme Lâmiî’ninkinden daha uzun olmuş ve onu bitiremeden ölmüştür. Şahıslar ve olayların seyri aynı olmakla birlikte bu iki çeviri anlatım tarzı bakımından aslından tamamen ayrı bir özellik taşımaktadır. Genellikle mensur olmakla birlikte bol miktarda manzum parçalara da yer verilen bu tercümelerde Fettâhî’nin adı geçmemektedir. Âhî’nin Ḥüsn ü Dil tercümesi Çaylak Tevfik tarafından önce Asır gazetesinde tefrika edilmiş, ardından kitap halinde basılmıştır (İstanbul 1287). Fettâhî’nin manzum Ḥüsn ü Dil’ine dayanan Vâlî’nin Ḥüsn ü Dil’i manzumdur (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 2560). Fuzûlî, Ḥüsn ü Dil’in konusunu tıp alanına uygulayıp Ṣıḥḥat u Maraż adlı eserini yazmıştır (trc. A. Gölpınarlı, İstanbul 1940). Bu eserde Fettâhî’nin Ḥüsn ü Dil’inin etkisi görülmekle birlikte az da olsa konu bakımından ondan ayrılmaktadır. Şeyh Galib Ḥüsn ü Aşk’ında ya doğrudan veya Fuzûlî’nin eseri vasıtasıyla Fettâhî’den ilham almakla birlikte Nizâmî veya Fuzûlî’nin Leylâ ve Mecnûn’undan da faydalanmıştır. Ḥüsn ü Dil’in mensur şekli küçük bazı ilâvelerle birlikte Muhyî-yi Gülşenî tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir. Bu çevirinin tek nüshası Kahire’de Hidiviyye Kütüphanesi’ndeki bir mecmua içinde bulunmaktadır (nr. 23, vr. 253-277). Bütün bu eserlerde Muhyî-yi Gülşenî’nin tercümesi dışında Fettâhî ve eserinin adı geçmemektedir. Ḥüsn ü Dil Hindistan’da da çok tutulmuş, esere manzum ve mensur birçok nazîre yazılmıştır. Bunlar arasında, Urduca mensur Seb Res’ten başka XVII. yüzyıl ediplerinden Hâce Muhammed Bîdil ve Dâvûd Elçi’nin Farsça; Zevkî, Mücrimî ve XVIII. yüzyıl ediplerinden Seyyid Muhammed Veliyyullah Kādirî’nin Urduca yazdıkları Ḥüsn ü Dil nazîreleri meşhurdur.

2. Şebistân-ı Nikât ve Gülistân-ı Luġāt. Adı yanlış olarak Şebistân-ı Ḫayâl veya Şebistân-ı Ḥayât şeklinde de kaydedilen bu eserin konusunu yine sembolik nitelikteki kavramlar oluşturur. Mukaddime mahiyetindeki bölümde Firdevsî, Evhadüddîn-i Enverî ve Senâî gibi ünlü şairleri öven beyitlerden sonra eserin birinci bölümü İslâm (إسلام) ve iman (إيمان) kelimelerindeki harflerin açıklanması ile başlar. Sekiz bölümden meydana gelen eserin son derece güzel bir nesta‘likle yazılmış nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Yazma Bağışlar, nr. 2241). H. Ethé tarafından birinci bölümü Almanca’ya çevrilen Şebistân-ı Ḫayâl de (Leipzig 1865, 1868) bu eser olmalıdır. 3. Şebistân-ı Ḫayâl (Şebistân-ı Ḫiyâl, Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 3933). Çok defa Şebistân-ı Nikât ve Gülistân-ı Luġāt adlı eseriyle karıştırılan bu kitapta belirtildiğine göre müellif gençliğinde hayal âleminde Şebistânıhayâl adı verilen bir şehre uğrar, orada kalenderlerin pîri Cemâleddîn-i Sâvî’nin çocuklarından bir ihtiyara rastlar. İhtiyar kendisiyle ilgili bilgiler verdikten sonra ona Hâfız-ı Şîrâzî ve Hüsrev-i Dihlevî gibi meşhur şairleri anmak amacıyla şiirlerini tazmin etmesini tavsiye eder. Fettâhî de bu tavsiyeye uyup bu şairlerin gazellerinin matla‘ beyitlerini atarak onları tazmin eder. 4. Dîvân. Fettâhî’nin gazel, kıta ve rubâilerini ihtiva eden eserin iki nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Fâtih, nr. 5399, vr. 1b-55a; Esad Efendi, nr. 3422, vr. 55a-88a kenarında). 5. Risâle fî ʿilmi’l-bedîʿ. Reşîdüddin Vatvât’ın Ḥadâʾiḳu’s-siḥr’inden ve onda bulunmayan konularda başka kitabından faydalanılmak suretiyle kaleme alınan eser “mâna güzelliği” (1b-24a) ve “telaffuz güzelliği” (24a-56a) olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Ayasofya, nr. K. 4000). 6. Risâle fî ʿilmi’l-ʿarûż. Eser yukarıdaki yazmanın 58a-88a varakları arasında yer almaktadır. 7. Esrârî ve Ḫumârî. Bir esrarkeşle bir şarapçıyı konu edinen eser Fuzûlî’nin Beng ü Bâde adlı kitabına ilham kaynağı olmuştur (, s. 285). 8. Taʿbîrnâme. Küçük bir manzumeden ibarettir (a.g.e., a.y.).


BİBLİYOGRAFYA

Fettâhî, Ḥüsn ü Dil (nşr. Gulâm Rızâ Ferzânpûr), Tahran 1351 hş., nâşirin önsözü, s. 5-12.

Ali Şîr Nevâî, Mecâlisü’n-nefâis (nşr. Tayyâr Ladçı), Taşkent 1961, s. 15.

Devletşah, Teẕkire (nşr. Muhammed Abbâsî), Tahran 1338 hş., s. 470.

, Önsöz, s. XIII.

, I, 417, 666.

, II, 741.

, II, 67.

Abdülhüseyin Nevâî, Ḫândmîr Ricâl-i Kitâb-ı Ḥabîbü’s-siyer, Tahran 1324 hş., s. 108.

İhsan Yârşâtır, Şiʿr-i Fârsî der ʿAhd-i Şâhruh, Tahran 1334 hş., s. 180-184.

, II/2, s. 1637-1639; IV, 2811; V, 3570-3571, 3676-3677.

, II, 1751, 2144.

A. Bausani, Storia delle leterature del Pakistan, Milano 1958, s. 111-117.

a.mlf., “Fattāḥī”, , II, 885-886.

, IV, 459-460.

, I, 352-353.

J. von Hammer, Redekünste Persians, Viyana, ts., s. 290.

, s. 284-285.

a.mlf., Târîḫ-i Edebiyyât-ı Îrân (trc. Îsâ Şihâbî), Tahran 1354 hş., s. 451-452.

Meredith-Owens, Handlist of Persian Manuscripts 1895-1966, London 1968, s. 73.

Cl. Huart, “Fettâhî”, , IV, 582.

Bu madde ilk olarak 1995 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 12. cildinde, 485-486 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.