FÜLLÂNÎ

الفلاّني
Müellif:
FÜLLÂNÎ
Müellif: SALİM ÖĞÜT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/fullani
SALİM ÖĞÜT, "FÜLLÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/fullani (16.07.2020).
Kopyalama metni

1166’da (1753) Gine Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Futa Calon bölgesindeki Nus kasabasında doğdu. Soyundan bazılarının yaşadığı Sudan’da bir kabile olan Füllân’a (Füllâne) nisbetle Füllânî, bu kabilenin bulunduğu Mesûf bölgesine nisbetle de Mesûfî diye anılır. Ayrıca Medine’ye yerleşmesinden dolayı Medenî, soyu Hz. Ömer’e ulaştığı için Ömerî nisbeleriyle de tanınmıştır. Hayatının ilk yıllarını dayısı Osman b. Abdullah ve yörenin âlimlerinden Sâlih b. Muhammed Abdülkādir el-Ömerî’nin yanında geçiren Füllânî, on iki yaşında iken tahsil maksadıyla memleketinden ayrıldı. Güney Moritanya’da Muhammed b. Bûne’nin yanında yaklaşık bir yıl, Bâgī’de Muhammed b. Sinne el-Füllânî’nin yanında altı yıl, Tinbüktü’de Muhammed Zeyn’in yanında da bir yıl öğrenim gördü. Der‘â’daki Nâsıriyye Zâviyesi’nde bir yıl kaldıktan sonra Şinkīt, Merakeş, Tunus ve Mısır’a gidip Mâlikî fakihi Ali es-Saîdî el-Alevî ve Ahmed ed-Derdîr gibi tanınmış hocalardan ders aldı. 1187 (1773) yılında Hicaz’a gitti ve Medine’ye yerleşti. 5 Cemâziyelâhir 1218’de (22 Eylül 1803) vefatına kadar burada çok sayıda öğrencinin yetişmesine yardımcı oldu.

Füllânî, fıkıh ve diğer İslâmî ilimlerde müctehid derecesinde bir âlim olmakla birlikte özellikle hadis alanında devrinin imamlarından kabul edilmiş, bu konuda Şevkânî’nin övgüsüne mazhar olmuştur (Sıddîk Hasan Han, ed-Dînü’l-ḫâliṣ, IV, 179; Füllânî’nin ilmî kapasitesiyle ilgili geniş bilgi için bk. Hunwick, s. 142-144). Kettânî, bundan dolayı Fî men iddeʿa’l-ictihâd ev üddüʿiye fîh adlı eserinde ona yer verdiğini kaydetmektedir (Fihrisü’l-fehâris, II, 901). Sıddîk Hasan Han ise onu XII. (XVIII.) yüzyılın başında yetişen müceddidler arasında zikreder (el-Ḫıṭṭa fî ẕikri ṣıḥâḥi’s-sitte, s. 153). Ebû Dâvûd’un es-Sünen’inin şerhi ʿAvnü’l-maʿbûd’da da Zebîdî ile birlikte Füllânî müceddid olarak sayılmaktadır (Azîmâbâdî, XI, 395).

Hayatını, Şah Veliyyullah ve Şevkânî gibi taklid anlayışı ile mücadeleye vakfeden Füllânî ictihada büyük önem vermiş ve bu konuda eser telif etmiştir. Takıyyüddin İbn Teymiyye ekolünden etkilenen müellif (İbn Kayyim el-Cevziyye’den yaptığı nakiller için bk. Füllânî, s. 33, 57, 113, 121, 165 vd.) Mâlikî mezhebine mensup olduğu halde tek mezhebin görüşleri içinde sıkışıp kalmaya şiddetle karşı çıkmıştır. Ona göre bu tavır körü körüne tarafgirlikten başka bir şey değildir. Kitap ve Sünnet’e uymadığı anlaşılan mezhep görüşü hemen terkedilmelidir (a.e., s. 94). Resûlullah’a uymakla taklidin aynı şey olmadığını savunan Füllânî (a.e., s. 40-41), doğrudan sünnete uymanın dini yabancı tesirlere karşı koruyacağını belirtir. Bu sebeple hadis tahsili onun hayatında mühim bir yer tutmuştur.

Kitap ve Sünnet’e dönüş çağrısı, Füllânî’nin Vehhâbîlik hareketine yakınlığını akla getirirse de kendisinin Hanbelî değil Mâlikî mezhebine mensubiyeti ve tasavvufa olumlu bakışı bu ihtimali zayıflatmaktadır (Hunwick, s. 149).

Eserleri. 1. Îḳāẓu himemi üli’l-ebṣâr. Uzun bir giriş, dört bölüm ve bir sonuç kısmından meydana gelen eser, mezhep taassubuna karşı ilim ehlini uyarmak ve taklid yerine doğrudan doğruya Hz. Peygamber’e uymaya teşvik için yazılmıştır. Her bölümü, dört mezhep imamından birinin bu konudaki görüşlerine ayrılan kitap Hindistan’da (1298), M. Münîr ed-Dımaşkī tarafından da Kahire’de (1354) neşredilmiş, daha sonra ofset baskıları yapılmıştır. 2. es̱-S̱imârü’l-yâniʿ fî refʿi ṭuruḳi’l-müselselât ve’l-eczaʾ ve’l-cevâmiʿ. Kendisine ulaşan çeşitli eserleri liste halinde kaydeden ve bunların kimlerden geldiğini belirten dokümanter bir çalışma olup daha sonra Ḳaṭfü’s̱-s̱emer fî refʿi esânîdi’l-muṣannefât fi’l-fünûn ve’l-es̱er adıyla ihtisar edilmiştir (Haydarâbâd 1328). Bu muhtasarın müellif nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (AY, nr. 3412, 28 varak). Bu iki eser es̱-S̱ebetü’l-kebîr ve es̱-S̱ebetü’ṣ-ṣaġīr adlarıyla da anılmaktadır. 3. Tuḥfetü’l-ekyâs bi-ecvibeti’l-İmâm Ḫayriddîn İlyâs. Medine müftüsü Tâceddin İlyâs’ın bazı sorulara verdiği cevaplara dair olan bu eser, kaynakların bir kısmında Naẓmü esʾileti’s-Süyûṭî fî elifbâʾ adıyla zikredilmektedir (Brockelmann, II, 523).

Füllânî’nin ayrıca el-Ecvibetü’l-muʿribe ʿan me’staʿceme mine’l-esʾileti’l-vâride fî ḥurûfi’l-muʿcem, Mâ verede fî taḥrîmi’l-ḫamri ve’l-emri bi’l-maʿrûf ve’n-nehyi ʿani’l-münker adlı eserleriyle kutsî hadisleri toplayan bir kitabı bulunmaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

Sâlih el-Füllânî, Îḳāẓu himemi üli’l-ebṣâr (nşr. M. Münîr ed-Dımaşkī), Kahire 1354.

Sıddîk Hasan Han, ed-Dînü’l-ḫâliṣ (nşr. M. Zührî en-Neccâr), Kahire, ts. (Dârü’t-türâs), IV, 179.

a.mlf., el-Ḫıṭṭa fî ẕikri’ṣ-ṣıḥâḥi’s-sitte, Beyrut 1405/1985, s. 153.

a.mlf., Ebcedü’l-ʿulûm, Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), III, 170-171.

, I, 287-288; II, 901-906.

, II, 1186, 1458.

, II, 523; III, 1311.

, I, 28, 160, 242; II, 236, 421.

 , I, 424-425.

 , V, 12.

, XI, 395.

, III, 195.

J. O. Hunwick, “Sālih al-Fullānī (1752/3-1803): The Career and Teachings of A West African ʿĀlim in Medina”, In Quest of an Islamic Humanism, Arabic and Islamic Studies in Memory of Mohamed al-Nowaihi (nşr. A. H. Green), Kahire 1984, s. 139-153.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1996 yılında İstanbul'da basılan 13. cildinde, 248-249 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER