GORAN, Abdullah

عبداللّٰه گوران
Müellif:
GORAN, Abdullah
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/goran-abdullah
AHMET ÖZEL, "GORAN, Abdullah", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/goran-abdullah (14.11.2019).
Kopyalama metni
Irak’ın Süleymaniye vilâyetine bağlı Halepçe şehrinde doğdu. Câf aşiretinin Merîvân yöresinde yerleşik Mîrân Bey kolundandır. Aile önce Karadağ’a, ardından Halepçe’ye göç etmiş, Kâtib-i Fârisî lakabıyla tanınan edip ve şair dedesi Abdullah Bey ile babası Süleyman Bey, Câf aşireti reisi Osman Paşa ve karısı Âdile Hanım’ın özel kâtipliğini yapmıştır. Abdullah Halepçe’de ilkokulda Türkçe öğrendi, Paşa Camii’ndeki ders halkasından ve babasından ilk dinî bilgileri aldı, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledi (Latif, s. 114). 1919’daki İngiliz işgali üzerine ailesi Havraman köylerinden birine göçtü. Babası aynı yıl ölünce aileye bakan ağabeyi Muhammed kardeşini Kerkük’teki el-Medresetü’l-ilmiyye’ye kaydetti. Ancak ağabeyinin 1921’de öldürülmesi yüzünden öğrenimini tamamlayamadan annesinin yanına döndü. Ailenin geçimini sağlamak için geçirdiği sıkıntılı birkaç yıldan sonra Halepçe ve çevre köylerdeki ilkokullarda öğretmenlik yaptı (1925-1937). Bu sırada kendini yetiştirmeye çalıştı, Farsça, Arapça ve İngilizce öğrendi, Türk ve İngiliz edebiyatına dair eserler okudu. İlk şiiri Süleymaniye’deki Pêşgevtın dergisinde çıktı (sy. 61, 1921). Ardından şiirleri Süleymaniye’deki Jiyân gazetesinde yayımlandı (1926-1938). Kendisine Goran lakabının o yıllarda bu gazetenin sahibi ve başyazarı olan Pîremêrd veya şair Reşîd Necîb tarafından verildiği yahut kabilesi Câf’a düşman olan Goran kabilesiyle kendi kabilesi arasında barışa vesile olması amacıyla, ayrıca kabilecilik anlayışına karşı tavrı sebebiyle bizzat kendisi tarafından kullanıldığına dair farklı ihtimallerden söz edilir (a.g.e., s. 96).

Goran 1938’de bir devlet dairesinde memur olarak çalışmaya başladı. 1942’de bir grup arkadaşıyla birlikte Filistin’in Yafa şehrine giderek İngilizler’in Ortadoğu’da faşizm ve Nazizm propagandasına karşı yayıma başlattıkları Near East Radio Broadcasting’in Kürtçe bölümünü yönetti. Burada Kürt vatanseverliği ve milliyetçiliği ruhunu uyandırmaya çalışan yazıları sebebiyle görevine son verilince (1945) Irak’a döndü ve 1950 yılına kadar oturmaya mecbur tutulduğu Erbil’de muhasebecilik yaptı. İngiliz manda yönetiminden sonra krallık yönetiminin baskısı altındaki şartlarda Irak Komünist Partisi’ne üye oldu, bu sırada siyasî faaliyetleri ve bazı şiirleri yüzünden hapse atıldı, iki yıl sonra serbest bırakılınca Süleymaniye’de Jîn (daha önceki Jiyân) gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü üstlendi (1952-1954). Kültürel ağırlıklı bu gazeteyi toplumun mücadeleci sesi haline getirdi. 1954 sonbaharında tekrar tutuklandı ve bir yıl hapis, bir yıl da İran sınırına yakın Bedre kazasında sürgünle cezalandırıldı. 1956’da serbest bırakıldı; aynı yıl Süveyş Kanalı’nın millîleştirilmesi üzerine İsrail, İngiltere ve Fransa’nın Mısır’a karşı giriştiği savaş sırasında diğer bazı Arap ülkeleri gibi Irak’ta da başlatılan Mısır’a yardım çalışmalarına, ayrıca gösterilere katıldı. İki ay sonra yine tutuklanıp Süleymaniye, Kerkük ve Ba‘kūbâ’da üç yıl kadar hapis yattı. Cumhuriyetin ilân edildiği 14 Temmuz 1958 askerî darbesinin ardından diğer siyasî mahkûmlarla birlikte serbest bırakıldı. Irak Barış Komitesi üyesi sıfatıyla Rusya’ya gitti. Bakü’den sonra Çin ve Kore’ye yaptığı seyahatin ardından Moskova’ya uğrayıp memleketine döndü. Süleymaniye’de iskân dairesinde memur olarak çalışmaya başladı, buradaki Şafak (daha sonra Beyân) dergisi yayın müdürlüğüne getirildi (1959). Daha sonra Bağdat’a gidip Bağdat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Kürt dili ve edebiyatı dersleri verdi. Ayrıca Irak Komünist Partisi’nin çıkardığı Âzâdî gazetesinin yazı işlerinde görev aldı. Yakalandığı kanser sebebiyle tedavi için ikinci defa Moskova’ya gitti, birkaç ay kaldıktan sonra memleketine döndü. Bu sırada yazdığı Kürdistan tarihini yücelten bazı şiirlerin Irak’ta yönetimi elinde tutan general Abdülkerim Kasım’ı rahatsız etmemesi için değiştirilerek yayımlanması, bu konuda kendisine bir açıklama yapılmaması ve tedavisi tamamlanmadan memleketine gönderilmesinin ardından komünizm konusunda hayal kırıklığına uğradığı kendi ifadelerinden anlaşılmaktadır (a.g.e., s. 262-264). Abdullah Goran 18 Kasım 1962’de Süleymaniye’de öldü. Baba Merduh’un diğer kaynakların aksine verdiği 21 Aralık tarihi yanlış olmalıdır.

Bazı araştırmacıların modern Kürt şiirinin babası/kurucusu olarak niteledikleri Goran XX. yüzyıl Kürt şiirinde en büyük yenilikçi, modern romantik ve realist akımın en önde gelen temsilcilerinden biri kabul edilir. Goran’ın şiirlerinin şekil ve muhteva bakımından üç farklı merhale geçirdiği görülür. Başlangıçta muhteva ve üslûp bakımından izlediği klasik şiirin ardından iki dünya savaşı arasında Şeyh Nûrî Şeyh Sâlih, Pîremêrd, Dildâr, Bahtiyâr Zîver, Kâmuran Ali Bedirhan gibi romantik tarza yönelmiş ve bu ekolün önde gelen temsilcilerinden biri olmuştur. Şiirlerinde Tevfik Fikret, Celâl Sâhir Erozan, Nâmık Kemal, Celâl Nuri İleri, Nazım Hikmet gibi Türk şairleri ve Türkçe’ye tercümeleri yoluyla tanıdığı İngiliz romantik şairlerin etkisinde kalmıştır. Daha sonra İngilizce öğrendiğinde Robert Herric, William Wordsworth, Perey Shelley, John Keats, Lord Byron, Samuel Coleridge ve Oscar Wilde’yi doğrudan okuma imkânı bulmuştur. 1930’lu yıllar ve özellikle II. Dünya Savaşı’ndan itibaren toplumun içinde bulunduğu siyasal, sosyal ve ekonomik şartların etkisiyle diğer birçok Kürt şairi gibi sosyalist ideolojiye yönelen Goran’ın şiirinde realizm ve sosyal konular hâkim olmaya başlamıştır. Türkiye’de ve Arap dünyasında Batı etkisinde gelişen serbest şiir akımı Irak’ta Bedr Şâkir es-Seyyâb, Abdülvehhâb el-Beyâtî, Yûsuf İzzeddin ve Nâzik el-Melâike gibi temsilciler vasıtasıyla Arap edebiyatı alanında etkisini gösterirken Kürt şiiri de bundan nasibini almış, bu ortamda diğer bazı şairlerle birlikte Goran da geleneksel ölçülerden ayrılıp serbest şiire yönelmiştir. Önceleri Türk ve Fars edebiyatlarında olduğu gibi aruzla da yazarken bunu tamamen terketmiş ve Kürtçe’ye mahsus mahallî vezin olan heceye dönmüştür. Dilin yabancı kelimelerden arındırılması konusundaki milliyetçi yönelişinde olduğu gibi serbest şiir ve hece veznini tercihinde de Türk şairlerinin kendisi üzerindeki etkisinden açıkça söz etmiş (a.g.e., s. 52-54; Amr Taher Ahmed, sy. 11 [2012], s. 71, 75), diğer yenilikçi Kürt şairlerin bir kısmının yaygın hece vezni ve şiir kalıplarıyla yetinmesine karşılık kısmen kafiyeyi korumakla birlikte bu vezinle sınırlı kalmamış, klasik divan ve halk şiiri unsurlarını çağdaş lirizmin üslûp ve teknikleriyle birleştirip Kürt şiirine yeni bir şekil ve muhteva kazandırmıştır.

Abdullah Goran genelde Sorânî lehçesiyle yazmakla birlikte Sorânî ve Kurmançi lehçelerini birbirine mezceden bir edebiyat dili oluşturmaya çalışmış, şiirlerinde Kürtçe’ye girmiş Arapça, Farsça ve Türkçe kelimeleri tasfiyeye yönelmiştir. Bu dönemde tabiatı realist bir şekilde tasvir eden Goran tabiatın içinde yaşayan halkı da ondan ayrı tutmamış, bir taraftan insanın ve özellikle kadının güzelliğini öne çıkarır, kadını güzel ve iyi her şeyin kaynağı olarak idealleştirirken diğer taraftan Kürt kadınının problemlerini dile getirmiş, bilhassa namus cinayeti gibi geleneksel anlayışları ve toplumda hüküm süren her türlü haksızlığı eleştirmiştir. Realist şiirlerinde benimsemiş olduğu sosyalist yaklaşımla Kürt, Irak ve dünya halklarının emellerini, petrol işçilerinin Batılı şirketlerce sömürülen emeklerini, taşradan şehirlere göçen çiftçilerin hayal kırıklıklarını, emperyalizm karşıtlığını, adaleti, demokrasiyi, halkların özgürlüklerini ve “Kardeşlik Hikâyesi” şiirinde olduğu gibi Batı emperyalizmine karşı Arap-Kürt kardeşliği ve iş birliğini dile getirmiştir. Siyasî ve fikrî mücadelesini sosyalist düşünce doğrultusunda vermesine rağmen “Sabah Ezanı”, “Köy Mollası Misafir Odasında”, “Sabah Vakti”, “Cami” gibi şiirlerinde halkın geleneksel ve dinî değerlerine atıfta bulunmaktan geri durmamıştır. Goran’ın şiirleri sadelik, akıcılık, derin tahassüs, canlı tasvir, kendine özgü mûsikiyle temayüz eder. Goran tabiat, güzellik, aşk, kadın, zaman, hayat gibi konuları derin bir hayal gücüyle sunarken farklı düşünceleri ve kavramları içselleştirmede, bunları son derece mükemmel tablolar, iç açıcı sahneler şeklinde resmetmede büyük başarı göstermiştir.

Eserleri. Goran’ın şiirleri çeşitli divanlarda yayımlanmıştır: Beheşt û Yâdgâr (Bağdat 1950; Süleymaniye 1971, Firmêsk û Hüner ile birlikte); Firmêsk û Hüner (Göz yaşları ve sanat, Bağdat 1950; İsveççe trc. B. Amin, F. Shakely, L. Bäckström, Tarar och konst, Stockholm 1986; Goran’ın yirmi şiirini içerir); Sirûşt û Derûn (Tabiat ve ruhun derinlikleri, Süleymaniye 1968); Lâvık û Peyâm (Şarkı ve mektup, Süleymaniye 1969); Dîvânê Goran (nşr. Muhammed Melâ Abdülkerîm, Bağdat 1980). İzzeddin Mustafa Resûl, Goran’ın şiirlerini ʿAbdullāh Gorân: el-Âs̱ârü’ş-şiʿriyyetü’l-kâmile adıyla Arapça’ya çevirmiştir (Bağdat 1991, 2014). Fars, Türk, Arap, İngiliz ve Rus edebiyatlarından birçok şiiri Kürtçe’ye tercüme edip divanlarına alan Goran, Fransızca ve İngilizce’den Kürtçe’ye çevirdiği bazı kısa hikâyeleri Helbizârde (Seçmeler) adıyla bir araya getirip yayımlamıştır (Bağdat 1953).

Goran üzerine yapılan çalışmalardan bazıları şunlardır: Husein Alyshanov, Muasir Kürd Şairi Abdullah Goranın Poeziyası (Baku 1969; Ar. trc. Şekûr Mustafa, ʿAbdullāh Gorân: Şiʿru’ş-şâʿiri’l-Kürdî el-muʿâṣır, Bağdat 1975); Dahir Karim Latif, A Comparative Study of Free Verse in Arabic and Kurdish: The Literary Careers of al-Sayyâb and Goran (doktora tezi, 1985, Glasgow Üniversitesi); Ümîd Âşinâ, Goran, Nûsîn û Pehşân û Vergêranekanî (Hevlîr 2002); Amr Tâhir Ahmed, Nîmâ Yuşic û Abdullāh Goran Nivêkirdineve û Debîrân (Duhok 2006); Kemâl Gambâr, ʿAbdullāh Goran: Râʾiden li-ḥareketi tecdîdi’ş-şiʿri’l-Kürdî (Erbil 2010, 2013; Erbil Uluslararası Saint Clements Üniversitesi’nde 2008 yılında yapılmış bir yüksek lisans tezidir).

BİBLİYOGRAFYA

C. J. Edmonds, Kurds, Turks and Arabs, New York 1957, s. 171-179; a.mlf., Kürtler, Türkler ve Araplar (trc. Serdar Şengül – Serap Rûken Şengül), İstanbul 2003, s. 233-242; K. Avvâd, Muʿcemü’l-müʾellifîne’l-ʿIrâḳıyyîn, Bağdad 1969, II, 331-332; Qanatê Kurdo, Tarixa Edebyata Kurdi, Stockholm 1983, I, 310-324; Dahir Karim Latif, A Comparative Study of Free Verse in Arabic and Kurdish: The Literary Careers of al-Sayyâb and Goran (doktora tezi, 1985), University of Glasgow, s. 52-54, 96, 114, 262-264; Kemal Burkay, Geçmişten Bugüne Kürtler ve Kürdistan: Coğrafya-Tarih-Edebiyat, İstanbul 1992, I, 234; Mehmed Uzun, Kürt Edebiyatına Giriş, İstanbul 1999, s. 53-54; Ümîd Âşinâ, Pîremêrd û Pêydâçûneveyekî Nuêy Jîyan û Berhemekânî, Hevlîr 2001, I, 35-36; Sabâh Nûrî el-Merzûk, Muʿcemü’l-müʾellifîn ve’l-küttâbi’l-ʿIrâḳıyyîn: 1970-2000, Bağdad 2002, V, 167; Bâbâ Merdûh Rûhânî, Târîḫ-i Meşâhîr-i Kürd, Tahran 1382 hş., II, 373-376; Shahrzad Mojab, “No Safe Haven: Violence Against Women in Iraqi Kurdistan”, Sites of Violence: Gender and Conflict Zones (ed. W. Giles – J. Hyndman), Berkeley 2004, s. 125-126; M. Ali Suveyrekî, Muʿcemü aʿlâmi’l-Kürd, Süleymaniye 2006, s. 395-396; Selim Temo, Kürt Şiiri Antolojisi, İstanbul 2007, II, 742-751; İzzeddin Mustafa Resûl, el-Vâḳıʿiyye fi’l-edebi’l-Kürdî, Erbil 2010, s. 12-13, 16-17, 91-92, 123-124, 146-148, 171-172, 177-179, 182, 184-185, 187, 189-191, 193, 209, 210; Antolojiya Helbestvanên Kurd (haz. A. Balî), İstanbul, ts. (Pelê Sor Yayınları), s. 189-192; Galawezh Ibraheem Muhiadeen, “Goran and Herric: A Comparative Study of Two of Their Poems: To the Ivy Flower and to Daffoils”, Journal of Zankoy Sulaimani, I/1, Süleymaniye 1997, s. 44-56; Amr Taher Ahmed, “La poésie de Goran d’Est en Ouest”, Etudes Kurdes, sy. 11, Paris 2012, s. 65-80; Th. Bois, “Kurds (Folklore and Literature)”, EI2 (İng.), V, 483; Keith Hitchins, “Gorān, ʿAbd-Allāh Solaymān”, EIr., XI, 136-137, http://www.iranicaonline.org/articles/goran-2 (17.04.2015); a.mlf., “Gorān, Abdulla”, Encyclopedia of World Literature (ed. Steven R. Serafin v.dğr.), Farmington 1999, s. 276-277; Abdüssettâr İbrâhim, “ʿAbdullāh Gorân: Râʾidü ḥareketi tecdîdi’ş-şiʿri’l-Kürdî”, http://www.sotakhr.com/2006/index.php?id=12048 (17.04.2015); Şa‘bân Mezîrî, “Teʾs̱îrâtü’l-edebi’t-Türkî ve’l-İngilîzî fî şiʿri ʿAbdillâh Gorân”, http://www.alitthad.com/paper.php?name=News&file=article&sid=88120 (17.04.2015); Abdullah el-Hatîb, “Min ġayâhibi sücûni Baġdâd fi’l-ḫamsîniyyât ʿAbdillâh Gorân yünşidü...”, http://almadapaper.net/sub/07-714/p17.htm (17.04.2015); Meymûn el-Berrâk, “ʿAbdullâh Gorân”, http://www.iraqnla-iq.com/fp/journal76/nafitha5.htm (17.04.2015).
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 480-482 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.