HADRÂVÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

HADRÂVÎ

الحضراوي
HADRÂVÎ
Müellif: MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hadravi
MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI, "HADRÂVÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hadravi (21.09.2020).
Kopyalama metni
1252 yılının Cemâziyelevvelinde (Ağustos-Eylül 1836) İskenderiye’de doğdu. Rivayete göre yedinci göbekten dedesi Sa‘d b. Mes‘ûd, VII. (XIII.) yüzyılda Mansûre şehrine gelip burada Şeyh Ahmed el-Bedevî’nin müridleri arasına katılmış, müridlerinin sayısı 100’ü bulunca Bedevî müridleriyle beraber Mansûre’nin doğusundaki bir yere yerleşmiş, yöre halkı “100 kişi hazır olup (حضر) bir meczubun sohbetine katıldı” demeye başlamış ve “hadare” sözünden hareketle onların yerleştiği beldeye mensup olanlar Hadrâvî nisbesiyle anılmıştır (Mv.AU, VII, 43). Ahmed b. Muhammed de dedesinden dolayı Hadrâvî nisbesiyle meşhur olmuştur. Ancak bu hususla ilgili başka rivayetler de vardır. Yedi yaşında ailesiyle birlikte Mekke’ye göç eden Ahmed burada hıfzını tamamladı ve Mescid-i Harâm’daki ders halkalarına devam etti. Arap dili ve edebiyatı yanında hadis ve fıkıh dersleri aldı. Abdülganî b. Râfiî’den “evvel” kelimesiyle başlayan hadislerden oluşan “Evveliyye”yi okuyup icâzet aldı. Yetişmesinde katkısı bulunanlar arasında icâzet aldığı Abdurrahman el-Küzberî, Abdülganî b. Tâlib el-Meydânî başta olmak üzere dedesi müftü Ahmed b. Abdullah ile Ahmed b. İbrâhim el-Fevvî, Ahmed Sürûr ez-Zevâvî ed-Demenhûrî, Ahmed b. Zeynî Dahlân, Mekke emîrinin oğlu Şerîf Hüseyin Paşa, Beşşâre lakabıyla tanınan Muhammed Saîd b. Muhammed el-Huleydî sayılabilir. Hadrâvî, eğitim hayatının başından itibaren tarihe özel ilgi göstererek belge toplamaya ve gördüklerini yazmaya başladı. Mekke’ye gelen ulemâ ile görüştü ve onlarla bilgi alışverişinde bulundu. Muhammed Sultan el-Hucendî de onun talebelerindendir.

Bilgi ve görgüsünü arttırmak, öğrenimini tamamlamak için çeşitli bölgelere seyahatler yaptı. 1866 ve 1869’da Mısır ve Suriye’ye gitti. Emîr Abdülkādir el-Cezâirî, Ebü’l-Alâ el-Hallâfî, İbrâhim b. Sekkā ve Abdürrezzâk el-Baytâr ile ilmî müzakereler yaptı. Daha sonra İstanbul’a geçti. Burada başta modern Arap edebiyatının önde gelen temsilcilerinden Ahmed Fâris eş-Şidyâk, İzmirli Şâkir Hoca, Anadolu Kazaskeri Hüseyin Âgâh Efendi olmak üzere dönemin âlim ve devlet adamlarıyla görüştü (Hadrâvî, I, 154, 338, 349; II, 19, 36). Aynı zamanda iyi bir hattat olan Ahmed el-Hadrâvî geçimini kitap istinsah ederek sağlıyordu. Müttaki bir insan olup zühd hayatını benimsedi ve kendisine teklif edilen görevleri kabul etmedi. Ekonomik sıkıntılar yaşamasına rağmen Mekke’den ayrılmayı hiç düşünmedi. Bu şehirde vefat etti ve Ma‘lât Kabristanı’na defnedildi. İbtisâm bint Muhammed Sâlih Keşmîrî, el-Müʾerriḫ Aḥmed b. Muḥammed el-Ḥaḍrâvî ve menhecühû fî kitâbeti’t-târîḫ (1252-1327/1836-1909) başlıklı bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (Cidde 1414/1994, Câmiatü’l-Melik Abdilazîz külliyyetü’l-edeb kısmü’t-târih).

Bir ulemâ ailesine mensup olan Hadrâvî dinî ilimlerin her sahasında eser kaleme almış, ancak tarih alanında yapmış olduğu çalışmalarla temayüz etmiştir. Hicaz’ın önemli şehirleri Mekke, Medine, Tâif ve Cidde’yi konu alan çalışmaları yanında bu şehirlerde yaşayan ilim ve fikir adamları ile devlet adamlarının biyografilerini de yazmıştır. Osmanlı devlet adamlarının Hicaz’daki faaliyetleri hakkında verdiği bilgiler de önemlidir. Hicaz’a dair en değerli kaynaklardan olan eserlerinde şahsî müşahedelerine dayanmış olması bunların kıymetini arttırmaktadır. Dönemin siyasî gelişmelerinden etkilenmişse de Osmanlı Devleti’nin Hicaz’a yönelik siyasetini benimseyen bir anlayışa sahiptir. Hadrâvî’nin şiir denemeleri de olmuş ve eserlerinde şiirlerini bolca kullanmıştır. Hz. Peygamber’e na‘tı övgü literatürü içinde önemli bir yer tutar. Asîr’de Osmanlı Devleti’ne isyan eden Muhammed b. Âiz’i Redif Paşa ile birlikte ortadan kaldıran Mekke Emîri Şerif Abdullah Paşa’yı öven şiiri zamanındaki olaylara kayıtsız kalmadığının bir işaretidir.

Eserleri. 1. el-ʿİḳdü’s̱-s̱emîn fî feżâʾili’l-beledi’l-emîn (Mekke 1314; nşr. Muhammed Zeynühüm Muhammed Azeb, Kahire 1327/2006), 2. Nefeḥâtü’r-rıżâ ve’l-ḳabûl fî feżâʾili’l-Medîne ve ziyâreti’r-resûl (nşr. Muhammed Zeynühüm Muhammed Azeb, Kahire 1419/1999), 3. el-Cevâhirü’l-muʿadde fî feżâʾili Cidde (nşr. Hamed el-Câsir, Mecelletü’l-ʿArab, XIII/5-6 [Riyad 1398/1978], s. 404-418; nşr. Ali Ömer, Kahire 1423/2002), 4. Nüzhetü’l-fiker fîmâ medâ mine’l-ḥavâdis̱ ve’l-ʿiber fî terâcimi ricâli’l-ḳarni’s̱-s̱ânî ʿaşer ve’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer (nşr. Muhammed el-Mısrî, I-II, Dımaşk 1996), 5. Muḫtaṣaru ḥüsni’ṣ-ṣafâ fî men tevellev imârete’l-ḥac (nşr. Muhammed b. Nâsır el-Huzeym – Muhammed b. Seyyid Ahmed et-Timsâhî, Kahire 2007). Diğer bazı eserleri de şunlardır: Tâcü tevârîḫi’l-beşer ve tetimmetü cemîʿi’s-siyer, Târîḫu’l-aʿyân, Feżâʾilü Mekke ve’l-Medîne, Büşra’l-muvaḥḥidîn fî maʿrifeti uṣûli’d-dîn, el-Ḥıṣnü’l-esnâ ve’l-mevridü’l-ehnâ fî şerḥi esmâʾillâhi’l-ḥüsnâ, Sirâcü’l-eʾimme fî taḫrîci eḥâdîs̱i Keşfi’l-ġumme ʿan cemîʿi’l-ümme, eṭ-Ṭâʾif fî târîḫi’ṭ-Ṭâʾif, el-Müfâḍale beyne Cidde ve’ṭ-Ṭâʾif, Risâle fî feżâʾili Zemzem, Terâcimü efâḍıl (Mv.AU, VII, 44-45).

BİBLİYOGRAFYA :

Hadrâvî, Nüzhetü’l-fiker (nşr. Muhammed el-Mısrî), Dımaşk 1996, I, 153-155, 166, 186-187, 199, 268-269, 338, 344, 349, 372; II, 19, 36, 51, 302; ayrıca bk. İndeks; Brockelmann, GAL Suppl., II, 813; Îżâḥu’l-meknûn, I, 184, 209; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 249; VI, 142; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, II, 64; M. Ahmed Dernîka, Muʿcemü aʿlâmi şuʿarâʾi’l-medḥi’n-nebevî (nşr. Yâsîn el-Eyyûbî), Beyrut 1996, s. 59; İbrâhim b. Abdullah el-Hâzimî, Mevsûʿatü aʿlâmi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer ve’l-ḫâmis ʿaşer el-hicrî fi’l-ʿâlemi’l-ʿArabî ve’l-İslâmî, Riyad 1419, II, 625-627; M. Hişâm en-Na‘sân, “el-Ḥaḍrâvî, Aḥmed b. Muḥammed”, Mv.AU, VII, 43-45; Sa‘d Abdullah Âlü Hümeyl, “Ḳaṣîdetü’l-müʾerriḫi’ş-şâʿir Aḥmed b. Muḥammed Ḥaḍrâvî yemdeḥu fîhâ emîre Mekkete’ş-Şerîf ʿAbdallāh Muḥammed ʿAvn”, http://www.al-amir.info/inf/articles.php?action=show&id=843 (22.12.2014).
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 510-511 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER