HÂKİM el-KEBÎR

الحاكم الكبير
HÂKİM el-KEBÎR
Müellif: MEHMET ALİ SÖNMEZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hakim-el-kebir
MEHMET ALİ SÖNMEZ, "HÂKİM el-KEBÎR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hakim-el-kebir (14.08.2020).
Kopyalama metni
285 (898) yılında Nîşâbur’da doğdu. “Kirbâs” (çoğulu kerâbîs) denilen bir çeşit pamuk bezin alım satımıyla uğraştığı için Kerâbîsî nisbesiyle de anılır. Muhaddisler arasında en üst dereceye ulaştığı için “Hâkim” unvanını almıştır. Kendisini talebesi ve el-Müstedrek müellifi Hâkim en-Nîsâbûrî’den ayırmak için unvanının sonuna “kebîr” (büyük) sıfatı eklenmiştir. Hadis tahsiline yirmi yaşından sonra başlayan Hâkim el-Kebîr on yedi yıl içerisinde Horasan, Taberistan, Rey, Şam, Irak, el-Cezîre, Hicaz, Taberiye, Humus, Harran, Halep gibi ilim merkezlerine giderek birçok âlimin hadis derslerine katıldı. Hocaları arasında Ahmed b. Muhammed el-Mâsercisî, Muhammed b. Şâdel, İbn Huzeyme, İbnü’l-Bâgandî, Ebü’l-Kāsım el-Begavî, Ebû Arûbe el-Harrânî yer alır. Kendisinden Hâkim en-Nîsâbûrî, Muhammed b. Hüseyin es-Sülemî, Muhammed b. Ahmed el-Cârûdî ve İbn Mencûye gibi âlimler rivayette bulunmuşlardır.

Hadislerin sıhhatini gerektiren şartlar, râvi adları ve hadislerin illeti başta olmak üzere hadis ilimleri alanındaki geniş bilgisiyle Horasan bölgesinin imamı ve hadis hâfızı olarak tanınan Hâkim el-Kebîr’in hadis rivayetindeki güvenilirliği “sika”, “sebt” ve “me’mûn” gibi terimlerle ifade edilmiştir. Kaynaklarda belirtildiğine göre ölümünden iki yıl önce gözlerini kaybetmiş, hâfızasında zayıflama meydana gelmiş, fakat rivayetlerinde herhangi bir yanlışlık yaptığı görülmemiştir.

333 (944) yılında Nîşâbur’dan ayrılan Hâkim Horasan’ın birçok şehrinde kadılık yaptı. Hadise dayalı fıkıh bilgisini takdir eden Horasan Emîri Nûh b. Nasr kendisini Şâş kadılığına tayin etti, dört yıl kadar sonra da Tûs kadılığına getirildi. Hâkim daha sonra bu görevinden ayrılarak 345’te (956) Nîşâbur’a döndü ve burada zamanını eserlerini tamamlamak ve mescidinde ibadet etmekle geçirdi. Bu dönemde kendisine kadılık ve tezkiye görevleri teklif edilmişse de kabul etmemiştir. 378 yılının Rebîülevvel ayında (Temmuz 988) Nîşâbur’da vefat eden Hâkim el-Kebîr evinde defnedildi.

Hâkim en-Nîsâbûrî hocasının Selef yolunu takip eden, Ehl-i beyt ve ashap hakkında insaflı bir tutum içerisinde bulunan sâlih bir kişiliğe sahip olduğunu söylemektedir. Mezhebi konusunda açık bilgi bulunmamakla beraber biyografisine tabakātü’ş-Şâfiiyye kitaplarında yer verilmesi, onun Şâfiî mezhebinin görüşlerini benimsediği kanaatini uyandırmaktadır.

Eserleri. 1. el-Esâmî ve’l-künâ (el-Esmâʾ ve’l-künâ, el-Esmâʾ ve’l-künâʾü’l-mücerrede). Adı bilinip künyesiyle veya künyesi bilinip adıyla meşhur olan râvileri tanıtan bir eser olup Müslim’in ve Nesâî’nin aynı konudaki kitaplarından daha faydalı kabul edilmiştir. Zira bu iki müellif sadece adı bilinen râvilerin künyelerini vermişlerdir. Eserin baş tarafı kaybolduğu için bir mukaddimesinin bulunup bulunmadığı bilinmemekte, dolayısıyla müellifin bu eserde takip ettiği metodu tesbit etmek mümkün olmamaktadır. Hâkim, her künyeyi yarı alfabetik olarak ayrı bir bab başlığı altında toplamış, ardından künyeleri ilk isme göre yine yarı alfabetik bir sistemle sıralamıştır. Daha sonra her künyenin bitiminde ismi bilinmeyip sadece künyesiyle tanınan kişileri kaydetmiştir. Künye sahipleri hakkında bilgi verirken genellikle isim ve nisbelerini, memleketlerini, görevlerini, meşhur bazı hocalarını ve öğrencilerini zikretmekte, zaman zaman bunları cerh ve ta‘dîle tâbi tutarak rivayet ettikleri hadislerden örnekler vermektedir. Bu arada bazı hadislerin sahih veya zayıf olduğunu belirtmekte ve incelediği kişinin bir sözünü senediyle birlikte nakletmektedir. 2096 şahsın yer aldığı eser el-Esâmî ve’l-künâ adıyla Yûsuf b. Muhammed ed-Duhayl tarafından neşredilmiştir (I-IV, Medine 1994). Cemmâîlî diye tanınan Abdülganî el-Makdisî eseri Telḫîṣü’l-Künâ adıyla ihtisar etmiş, Zehebî de kitaptaki isim ve künyeleri alfabetik şekilde tertip ederek çalışmasına el-Muḳtenâ fî serdi’l-künâ adını vermiştir (Millet Ktp., Feyzullah Efendi, nr. 1531; Halep, el-Mektebetü’l-Ahmediyye, nr. 328). Zehebî’nin bu eserinin Câmiatü’l-İmâm Muhammed b. Suûd’da tahrîcinin yapıldığı ve Medine’de Câmiatü’l-İslâmiyye’ye bağlı Meclisü’l-bahsi’l-ilmî tarafından yayımlanacağı belirtilmektedir (Hâkim el-Kebîr, el-Esâmî ve’l-künâ, nâşirin mukaddimesi, I, 82). 2. Şiʿâru aṣḥâbi’l-ḥadîs̱. Ehl-i hadîsin namaz konusundaki tutumunu, özellikle amelin imandan cüz olduğu ve imanın artıp eksilebileceği görüşünü ortaya koymak amacıyla kaleme alınan ve seksen altı rivayete yer verilen bu eser küçük çaplı bir çalışma olup Subhî es-Sâmerrâî (Küveyt, ts.) ve Abdülazîz b. Muhammed es-Sedhân (Beyrut 1405) tarafından yayımlanmıştır. 3. ʿAvâli’l-İmâm Mâlik. İmam Mâlik’in mükerrerleriyle birlikte 215 âlî isnadlı rivayetini ihtiva etmektedir (nşr. Muhammed Şâzelî, Tunus 1406). 4. el-Fevâʾid. Eserin sadece on ve on birinci cüzleri günümüze ulaşmıştır (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Mecmua, nr. 55, vr. 58-73).

Hâkim el-Kebîr’in kaynaklarda zikredilen diğer eserleri de şunlardır: el-ʿİlel, el-Muḫarrec ʿalâ Muḫtaṣari’l-Müzenî, eş-Şürûṭ, Tesmiyetü ḍuʿafâʾi’l-muḥaddis̱în, eş-Şüyûḫ ve’l-ebvâb, el-Emâlî, el-Eşʿârü’l-muḫtâretü’ṣ-ṣaḥîḥa minhâ ve’l-muʿâre. Hâkim’in Buhârî, Müslim ve Tirmizî’nin el-Câmiʿu’ṣ-ṣaḥîḥ’leri üzerindeki çalışmalarının (Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 50-51; Kehhâle, XI, 180; Sandıkçı, s. 23, 158) müstahrec türü birer çalışma olduğu anlaşılmaktadır (Zehebî, Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 977; a.mlf., el-ʿİber, II, 153; Kettânî [Özbek], s. 22-23).

BİBLİYOGRAFYA
Hâkim el-Kebîr, el-Esâmî ve’l-künâ (nşr. Yûsuf b. Muhammed ed-Duhayl), I-IV, Medine 1994, ayrıca bk. nâşirin mukaddimesi, I, 1-152; a.mlf., Şiʿâru aṣḥâbi’l-ḥadîs̱ (nşr. Subhî es-Sâmerrâî), Küveyt, ts. (Dârü’l-Hulefâ); Ebû Ya‘lâ el-Halîlî, el-İrşâd fî maʿrifeti ʿulemâʾi’l-ḥadîs̱ (nşr. M. Saîd b. Ömer İdrîs), Riyad 1409/1989, I, 459; III, 847, 962; Sem‘ânî, et-Taḥbîr, II, 358, 431; İbn Asâkir, Târîḫu Dımaşḳ, XV, 893-896; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, VII, 146; İbn Nukta, et-Taḳyîd li-maʿrifeti ruvâti’s-sünen ve’l-mesânîd (nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût), Beyrut 1408/1988, s. 103-104; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IX, 60; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVI, 370-376; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, III, 976-979; a.mlf., el-ʿİber, II, 153; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 351-380, s. 637-638; Safedî, el-Vâfî, I, 115; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân, II, 408; İsnevî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 420-421; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân, VII, 5-6; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, IV, 154; Süyûtî, Ṭabaḳātü’l-ḥuffâẓ (Lecne), s. 388-389; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, III, 93; Flügel, Keşfü’ẓ-ẓunûn İndeks, V, 42, 141; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 50-51; Ziriklî, el-Aʿlâm,VII, 244; M. Muhammed Ebû Zehv, el-Ḥadîs̱ ve’l-muḥaddis̱ûn, Kahire 1378/1958, s. 468; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, XI, 180; Kettânî, er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 121; a.e. (Özbek), s. 22-23; Sezgin, GAS, I, 203-204; M. Nâsırüddin el-Elbânî, Fihrisü maḫṭûṭâti Dâri’l-kütübi’ẓ-Ẓâhiriyye, Dımaşk 1390/1973, s. 252; Bedrân, Tehẕîbü Târîḫi Dımaşḳ, II, 436; Ekrem Ziya el-Ömerî, Buḥûs̱ fî târîḫi’s-sünneti’l-müşerrefe, Medine 1984; S. Kemal Sandıkçı, Sahîh-i Buhârî Üzerine Yapılan Çalışmalar, Ankara 1991, s. 23, 158.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 15. cildinde, 188 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER