HANÎFE (Benî Hanîfe)

بنو حنيفة
Müellif:
HANÎFE (Benî Hanîfe)
Müellif: MEHMET ALİ KAPAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hanife-beni-hanife
MEHMET ALİ KAPAR, "HANÎFE (Benî Hanîfe)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hanife-beni-hanife (14.07.2020).
Kopyalama metni
Bekir b. Vâil kabilesinin önemli bir kolu olup Yemâme’de yaşayan Hanîfe b. Lüceym’in nesebi Sa‘b b. Ali b. Bekir b. Vâil yoluyla Adnân’a kadar uzanır. Kabilenin bir kısmı göçebe, bir kısmı yerleşik hayat sürüyordu. Câhiliye döneminde putperest olan Benî Hanîfe arasında zamanla Hıristiyanlık yayıldı. Un ve hurmadan yapıp diktikleri putu bir kıtlık sırasında parçalayarak yemişlerdir. Hacr adlı müstahkem şehirleri Yemâme’nin en önemli yerleşim merkeziydi. Dûl (Düvl), Adî, Âmir, Suheym gibi kollara ayrılarak varlıklarını sürdüren Benî Hanîfe önceleri Bekir b. Vâil ile müttefik iken Besûs Savaşı’ndan sonra onlardan ayrılıp Tağliboğulları ile ittifak kurdular ve Lahmîler’i metbû tanıdılar. Bundan dolayı Bekir b. Vâil’in İranlılar’la yaptığı Zûkār Savaşı’na iştirak etmediler.

Benî Hanîfe savaşçı kabilelerdendir. Câhiliye döneminde eyyâmü’l-Arab* arasında yer alan Zahr, Melhem ve Felec gibi önemli savaşlara katıldılar. Hicretten önce Mekke’ye gelen Hanîfeoğulları Hz. Peygamber tarafından İslâm’a davet edilmiş, fakat kabul etmemişlerdi. Resûlullah, Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra Yemâme hâkimi Hevze b. Ali’ye Selît b. Amr el-Âmirî’yi elçi olarak gönderip davetini tekrarlamışsa da Hevze elçiyi çok iyi karşılamakla beraber bu daveti de reddetmiştir.

Hanîfeoğulları’nın ileri gelenlerinden Sümâme b. Üsâl 6 (628) yılında umreye giderken müslümanlar tarafından esir alındı. Sümâme’nin müslüman olduktan sonra eskiden beri bir zahire ambarı olan Yemâme’den Kureyş’e yapılan zahire sevkiyatına engel olduğu rivayet edilir.

Hicretin 10. yılında (631) Seleme b. Hanzale başkanlığındaki Benî Hanîfe heyeti Medine’ye gelerek Hz. Peygamber ile görüştü ve İslâmiyet’i kabul etti. Medine’de Remle bint Hâris en-Neccâriyye’nin konağında birkaç gün kalan heyet mensupları, Resûlullah’ın yanına gidip geldiler ve Übey b. Kâ‘b’dan Kur’an öğrendiler. Resûl-i Ekrem heyet mensuplarını hediyelerle uğurladı ve yurtlarına vardıkları zaman kiliseyi yıkıp mescid yapmalarını emretti. Bunlardan Mücâa b. Mürâre’ye de istediği bir araziyi bağışlayarak kendisine bununla ilgili bir ahidnâme verdi.

Resûl-i Ekrem’in hastalığı esnasında Benî Hanîfe, peygamberlik iddiasında bulunan Müseylimetülkezzâb’ın etrafında toplanarak irtidad etti. Müseylime’nin Benî Hanîfe kabilesiyle daha önce Medine’ye gelip gelmediği tartışmalıdır. Ancak Benî Hanîfe heyetiyle birlikte Medine’ye gelen ve Kur’an öğrenerek bazı sûreleri ezberleyen Reccâl (Rehhâl), ülkesine dönünce Hz. Peygamber’in nübüvvet işine Müseylime’yi de ortak ettiğini öne sürerek kabilesinin dinden dönmesinde büyük rol oynamıştır. Hz. Ebû Bekir bunlara karşı Hâlid b. Velîd kumandasında bir ordu gönderdi; meydana gelen Akrabâ Savaşı’nda Müseylime mağlûp oldu ve öldürüldü. Hanîfeoğulları daha sonra yaptıklarına pişman oldular ve tekrar İslâmiyet’i kabul ettiler.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kelbî, Cemhere (Nâcî), s. 538-542; İbn Hişâm, es-Sîre2, I, 424; II, 249, 321, 594, 638; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 316-317; Belâzürî, Ensâb, I, 238; İbn Hazm, Cemhere, s. 309, 311; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, II, 221-222; Kalkaşendî, Nihâyetü’l-ereb, Beyrut 1984, s. 223-224; W. Muir, The Life of Moḥammad from Original Sources, Edinburgh 1923, s. 373, 457-458, 477; L. Caetani, İslâm Tarihi (trc. Hüseyin Cahid), İstanbul 1924-27, VII, 62-66; Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1982, I, 312; Âbidin Sönmez, Resûlullah’ın İslâma Dâvet Mektupları, İstanbul 1984, s. 141-145; Köksal, İslâm Tarihi (Medine), X, 179-186; Hamîdullah, İslâm Peygamberi (Tuğ), I, 401-408; J. Schleifer, “Hanîfe”, İA, V/1, s. 217-218; W. M. Watt, “Ḥanīfa b. Ludjaym”, EI2 (İng.), III, 166-167.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 16. cildinde, 42 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER