HANÎF İBRÂHİM EFENDİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

HANÎF İBRÂHİM EFENDİ

Müellif:
HANÎF İBRÂHİM EFENDİ
Müellif: CEMİL AKPINAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hanif-ibrahim-efendi
CEMİL AKPINAR, "HANÎF İBRÂHİM EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hanif-ibrahim-efendi (28.10.2020).
Kopyalama metni
Hanîf mahlasıyla anılan üç Osmanlı âliminin en meşhurudur. Babası bir süre Bağdat defterdarlığı yapmış olan Üsküplü Mustafa Efendi’dir. Hanîf Efendi tahsilini İstanbul’da yaptı. Devrinin meşhur hattatlarından Kâtibzâde Mehmed Refî‘ Efendi’den sülüs, nesih ve ta‘lik yazılarını meşketti. el-La‘lü’l-musaffâ adlı eserinin bir nüshasında bulunan bir kayıttan (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 3841/2, vr. 53a) İstanbul’un Balat semtinde ikamet ettiği anlaşılmaktadır. Abacı Hüseyin Efendi’nin damadı olması sebebiyle önce Bostancı Ocağı kâtibi oldu; daha sonra Koca Mustafa Paşa evkafı kâtipliğine tayin edildi (Müstakimzâde, Tuhfe, s. 638).

Tasavvufta zikr-i hafî tarikini Tatar Ahmed Efendi’den aldığı kaydedilen Hanîf Efendi (a.g.e., s. 638), gençliğinden itibaren daha çok hadis ve siyer konularında çalışmalar yaptı. 1 Cemâziyelevvel 1147’de (29 Eylül 1734) hâriç medresesi müderrisi oldu. Sonraki üç yıl içinde ilmî kudretini ortaya koyan beş eser yazdı. Teftiş göreviyle gittiği Haremeyn’de tanınmış pek çok âlimle görüştü ve ilmî çalışmalarda bulundu. Mekke’de iken telif ettiği ed-Dürrü’s̱-s̱emîn adlı kırk hadis şerhini orada ikamet eden Mısırlı muhaddis Abdülvehhâb b. Ahmed Berekât el-Ahmedî et-Tantâvî’ye sundu. Eseri çok beğenen Tantâvî kitaba bir takriz yazdı ve Hanîf Efendi’ye Ṣaḥîḥ-i Buḫârî okutma icâzeti verdi (bu icâzetnâmenin bir nüshası için bk. İÜ Ktp., AY, nr. 3454/10, vr. 133b).

Hanîf Efendi 21 Rebîülâhir 1166’da (25 Şubat 1753) sahn müderrisi oldu. Ertesi yıl Mimar Kasım Medresesi’ne nakledildi. Bir müddet sonra da Süleymaniye Medresesi’ne müderris tayin edildi. Onun bu göreve ne zaman başladığı bilinmemekteyse de Muhtasarü’l-A‘dâd adlı eserinin bir nüshasına arkadaşı Mustafa Âşir Efendi tarafından düşülen bir nottan (Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 418/3, vr. 186a), bu eseri tamamladığı 1177 yılının Cemâziyelâhirinde (Aralık 1763) Süleymaniye Medresesi’ndeki görevine devam ettiği anlaşılmaktadır. 1177 yılı Ramazan ayı başında (4 Mart 1764) Galata, 1185 yılı Zilkade ayında (Şubat 1772) Bursa kadısı olan Hanîf İbrâhim Efendi Bursa kadılığından emekli olarak İstanbul’a döndü ve bir süre sonra 1189 yılı Şevval ayında (Aralık 1775) vefat etti. Mezarı, Şeyh Vahyî’nin kabri (Eyüp) karşısında bulunan Dâye Hatun Türbesi’ndedir (Müstakimzâde, Tuhfe, s. 638).

Daha çok Hanîfzâde olarak tanınan ve çeşitli eserleri bulunduğu belirtilen Ahmed Tâhir Efendi’nin Hanîf İbrâhim’in oğlu olduğu bilinmektedir. Hilyetü’l-evliyâ ve ravzatü’l-asfiyâ adlı Türkçe bir eserin müellifi olduğu kaydedilen (Îżâḥu’l-meknûn, I, 420) Süleyman Vecdî b. İbrâhim Hanîf er-Rûmî’nin de onun oğlu olduğu anlaşılmaktadır.

İyi bir hattat olan Hanîf Efendi birçok eserini bizzat yazmış, başka müelliflere ait çok sayıda kitap ve risâleyi de istinsah etmiştir (bu eserlerin bazı nüshaları için bk. Süleymaniye Ktp., Mihrişah Sultan, nr. 79; Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Şer‘iyye, nr. 525/2).

Sade bir dil kullanma gayretine rağmen Türkçe eserlerini Arapça ve Farsça terkiplerle süslü bir şekilde, ancak akıcı bir üslûpla yazmış olan Hanîf Efendi’nin şiirde de güçlü olduğu eserlerinde rastlanan çok sayıdaki şiirden anlaşılmaktadır. Öğrencisi Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi’nin el-Hediyyetü’s-seferiyye ve’l-hazariyye adlı eserine yazdığı takrizin sonunda yer alan Arapça bir kıta (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Şer‘iyye, nr. 525/1, vr. 45a) bunların en güzel örneklerinden biridir.

“Hanîf” mahlasıyla tanınmaları sebebiyle bazı kaynaklarda Hanîf İbrâhim Efendi ile karıştırılan (meselâ bk. Osmanlı Müellifleri, I, 281-283; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 39) iki Osmanlı âlimi vardır. Bunlardan biri, önceleri Hanîf mahlasını kullanmış iken sonradan Servet mahlası ile meşhur olan ve her iki mahlasla tertip edilmiş iki ayrı divanı bulunan İstanbullu şair Osman b. Sâlih’tir (ö. 1180/1766). Süleymaniye (Hamidiye, nr. 1091/2) ve Topkapı Sarayı Müzesi (Hazine, nr. 973) kütüphanelerinde birer nüshası mevcut olan ve Osman b. Sâlih’e ait olduğu çağdaşı Murâdî ve diğer kaynakların verdiği bilgilerle doğrulanan (Silkü’d-dürer, III, 150; Râmiz, s. 55; Müstakimzâde, Mecelletü’n-nisâb, vr. 164a, 192a) Dîvân-ı Hanîf, Bursalı Mehmed Tâhir ile (Osmanlı Müellifleri, I, 282) Fehmi Ethem Karatay (Türkçe Yazmalar, II, 207) tarafından Hanîf İbrâhim Efendi’ye nisbet edilmiştir. Süleymaniye Kütüphanesi’nde Siyer-i Şerîf Manzumesi (Nâfiz Paşa, nr. 1212) ve Hâsıl-ı Hacc-ı Şerîf li-menâzili’l-Haremeyn (Lala İsmâil, nr. 220) adlı eserleri bulunan İstanbullu şair ve hattat Seyyid İbrâhim Hanîf Bey de (ö. 1217/1802) Hanîf İbrâhim Efendi ile karıştırılan diğer âlimdir (meselâ bk. Fatîn, s. 77; Ârif Hikmet, s. 18; Îżâḥu’l-meknûn, II, 33-34, 556; Sicill-i Osmânî, II, 258).

Eserleri. 1. Hulâsatü’l-vefâ fî şerhi’ş-Şifâ. Kādî İyâz’ın şemâil ve siyer konusundaki eş-Şifâʾ adlı eserinin Türkçe tercümesi ve şerhidir. Hanîf Efendi, Şeyhülislâm İshak Efendi’ye ithaf ettiği bu eseri sebebiyle “şârih-i Şifâ” diye tanınmıştır. 1148 (1735) yılı başlarında temize çekildiği anlaşılan esere (Hanîfzâde, nr. 14.809) Şeyhülislâm İshak Efendi ile İstanbul kadısı Mehmed Esad ve Anadolu Kazaskeri Mirzazâde Ahmed Neylî efendiler birer takriz yazmışlardır. Önce Mısır’da (Bulak 1257), daha sonra İstanbul’da iki cilt halinde (1314-1317) yayımlanan eserin Hanîf Efendi’nin kendi hattı ile yazılmış nüshaları bulunmaktadır (Nuruosmaniye Ktp., nr. 725; Süleymaniye Ktp., Serez, nr. 378). 2. Ġāyetü’l-merâm fî taḫrîci eḥâdîs̱i Şirʿati’l-İslâm. İmamzâde Muhammed b. Ebû Bekir’in ibadetler ve İslâm ahlâkına dair Şirʿatü’l-İslâm adlı eserinde geçen hadislerin kaynaklarını ve sıhhat derecelerini tesbit eden bir eser olup 1175 (1761) yılında telif edilmiştir (Hanîfzâde, nr. 14.558). Hanîf Efendi’nin öğrencilerinden İbrâhim b. Receb tarafından Receb 1177’de (Ocak 1764) yazılmış bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Esad Efendi, nr. 406). Eserin Medîne-i Münevvere’de de bir nüshası bulunmaktadır (el-Mektebetü’l-Mahmûdiyye, Usûl-i Hadîs, nr. 39). 3. ed-Dürretü’l-asmâ’ fî beyâni ebhe’l-esmâ’. Hz. Peygamber’in isimlerinden 140’ının Türkçe açıklamalarını ihtiva eden bu eser 1172 (1758) yılında yazılmıştır (Hanîfzâde, nr. 14.695). Kitabın, dönemin şeyhülislâmına takdim edilmiş 1176 (1762-63) tarihli müellif hattı nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (TY, nr. 2570), bir başka nüshası da Tire İlçe Halk Kütüphanesi’nde (Necib Paşa Vakfı, nr. 639) mevcuttur. 4. el-La‘lü’l-musaffâ fî ziyâreti’l-Mustafâ. Resûl-i Ekrem’in kabrini ziyaret etmenin âdâbından bahseden eser bir mukaddime ile dört fasıldan meydana gelmektedir. Müellif, Kādî İyâz’ın eş-Şifâʾ adlı eseriyle bunun Hafâcî tarafından yapılan şerhi Nesîmü’r-riyâż, Ali el-Kārî’nin ed-Dürretü’l-muḍıyye, İbn Hacer el-Heytemî’nin el-Cevherü’l-münaẓẓam ve Semhûdî’nin Ḫulâṣatü’l-vefâ adlı eserlerinden faydalanarak kitabını 25-27 Zilhicce 1147 (18-20 Mayıs 1735) tarihlerinde üç gün gibi kısa bir zamanda tamamlamıştır (Hanîfzâde’ye göre eserin telif tarihi 1142’dir [1729]; bk. Âs̱âr-ı Nev, nr. 14.921). Kitabın, Bursalı Mehmed Tâhir tarafından Zeynüddin Muhammed b. Abdullah el-Abbâsî el-Halîfetî’nin (ö. 1176/1763) Medine tarihiyle ilgili Netîcetü’l-fiker fî ḫaberi Medîneti seyyidi’l-beşer adlı eserinin tercümesi olarak gösterilmesi (Osmanlı Müellifleri, I, 282) yanlıştır. Eserin Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlı (Hacı Mahmud Efendi, nr. 3841/2) müellif hattı nüshasından başka aynı kütüphanede iki (Âşir Efendi, nr. 418/2; Esad Efendi, nr. 1010/3), İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde üç (TY, nr. 73; nr. 1732/2; nr. 6805), Millet Kütüphanesi’nde de bir nüshası (Ali Emîrî Efendi, Şer‘iyye, nr. 727/1) bulunmaktadır. 5. Menhecü’l-edîb fî şerhi Ünmûzeci’l-lebîb. Süyûtî’nin, Hz. Peygamber’in hasâis ve şemâiline dair Ünmûzecü’l-lebîb fî ḫaṣâʾiṣi’l-ḥabîb adlı muhtasar eserinin, 1179 yılı sonlarında (Mayıs 1766) yazılmış Türkçe tercüme ve şerhi olup (Hanîfzâde, nr. 14.790) Süleymaniye (Âşir Efendi, nr. 418/1; Hacı Mahmud Efendi, nr. 4303) ve İstanbul Üniversitesi (TY, nr. 1662) kütüphanelerinde nüshaları vardır. 6. Esmâʾü Ehli Bedr. Bağdatlı İsmâil Paşa tarafından bu adla zikredilen eser (Îżâḥu’l-meknûn, I, 80), Hanîfzâde’ye göre Esâmî aṣḥâbı Bedr adını taşımakta olup 1150’de (1737) telif edilmiştir (Âs̱âr-ı Nev, nr. 14.505). Eserin Süleymaniye (Esad Efendi, nr. 2691/6) ve Millet (Ali Emîrî Efendi, nr. 2448) kütüphanelerinde birer nüshası bulunmaktadır. 7. el-Asl ve’l-fer‘ fî şerhi hadîsi Ümmi Zer‘. Meşhur “Ümmü Zer‘ hadisi”nin Türkçe şerhi olan eserin müellifi tarafından Hediyyetü’l-ihvân diye adlandırıldığı nakledilirse de (Hanîfzâde, nr. 14.786; Osmanlı Müellifleri, I, 281) Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan 1148 Zilhicce (Nisan 1736) tarihli müellif hattı nüshasında (Çelebi Abdullah Efendi, nr. 70/2, vr. 69a-77b) böyle bir isim görülmemektedir (ayrıca bk. Hanîfzâde, nr. 14.738). 8. ed-Dürrü’s̱-s̱emîn fî şerḥi’l-erbaʿîn. Ali el-Kārî tarafından düzenlenen bir kırk hadis risâlesinin Arapça şerhi olan eser, 1153 yılının Şevval ayında (Ocak 1741) Mekke’de tamamlanmıştır (Hanîfzâde, nr. 14.689). Hanîf Efendi’nin Abdülvehhâb b. Ahmed et-Tantâvî’ye sunduğu eserin, 1171 (1758) tarihli müellif hattı nüshasından istinsah edilmiş bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde (AY, nr. 3454/11), bir başka nüshası da Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Esad Efendi, nr. 311/1) kayıtlıdır. 9. Erbaʿûne ḥadîs̱en bi-lafẓateyn. Hanîfzâde, bu eserin 1150’de (1737) yazılmış olduğunu bildirmektedir (Âs̱âr-ı Nev, nr. 14.739). Eserin bu adla kayıtlı 1151 (1738) tarihli bir nüshası Nuruosmaniye Kütüphanesi’ndedir (nr. 48/4). Süleymaniye Kütüphanesi ile (Esad Efendi, nr. 311/4) İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndeki (AY, nr. 3454/12) nüshalarda ise eser Erbaʿûne ḥadîs̱en min levâmiʿi’l-kelim başlığını taşımaktadır. 10. el-A‘dâd fî i‘dâdi’z-zâd li’l-meâd. Müellifin, âyet ve hadislerle fıkıh ve fezâil konularında sayılarla ilgili olarak verilen bilgileri çeşitli Arapça kaynaklardan derleyip Türkçe’ye tercüme ederek yetmiş başlık halinde düzenlediği bu eserini, 1172 yılının Safer ayı başlarında (Ekim 1758) Süleymaniye Medresesi’ndeki müderrisliği sırasında tamamladığı kaydedilmektedir (Hanîfzâde, nr. 14.509). Eserin İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan (TY, nr. 1704) güzel bir ta‘likle yazılmış müellif nüshası yanında Süleymaniye Kütüphanesi’nde iki nüshası daha bulunmaktadır (Esad Efendi, nr. 2650/2; Hacı Mahmud Efendi, nr. 6313). Hanîf Efendi bu eserini daha sonra Muhtasarü’l-A‘dâd başlığıyla özetlemiştir (Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 418/3). 11. Dürrü’s-seḥâbe fî feżâʾili’l-ḫaṭ ve’l-kitâbe. Kalem ve yazının faziletine dair kırk hadisten oluşan bu eser 1181 yılının Şevvalinde (Mart 1768) tamamlanmıştır. “Kitâb” ve “kitâbet” kelimelerinin anlamları, Hz. Peygamber’in mektupları, vahiy ve sır kâtipleri konularında kısa bilgilerin verildiği eserin müellifin talebelerinden İbrâhim b. Receb tarafından yazılmış bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Esad Efendi, nr. 311/3). 12. Muḫtaṣaru Muʿarrebâti’l-Cevâlîḳī. Bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Esad Efendi, nr. 2691/3). 13. Risâletü’l-gasb. Gasp konusunu İslâm hukuku açısından ayrıntılı bir şekilde inceleyen bu Türkçe eserin muhtemelen müellif hattı olan bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde mevcuttur (TY, nr. 3446). 14. Tercüme-i Mecâmi‘ fi’l-usûl. Ebû Saîd Hâdimî’nin fıkıh usulüne dair Mecâmiʿu’l-ḥaḳāʾiḳ fi’l-uṣûl adlı eserinin Türkçe tercümesidir. Bir mukaddime, iki bab ve bir hâtimeden ibaret olan eserin bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (TY, nr. 3692). 15. Sehmü’l-isâbe fî fezâili’r-remy ve’s-sihâm. Hanîfzâde, babasının bu eseri 1172 (1759) yılında bir dostunun isteği üzerine yazmaya başladığını kaydeder (Âs̱âr-ı Nev, nr. 14.740). Ok ve yayla ilgili kırk hadisin Türkçe bir mukaddime ile üç “fâide”den oluşan bir hâtime şeklinde sunulduğu bu eserin 1174 (1760) tarihli müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Esad Efendi, nr. 311/2). Eserin aynı kütüphanede iki (Esad Efendi, nr. 2691/5; Bağdatlı Vehbi Efendi, nr. 2054/4), İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde de bir nüshası (TY, nr. 7347/2) vardır. Bağdatlı İsmâil Paşa bu eseri Levâmiu’l-İslâm fi’r-remy bi’s-sihâm adıyla kaydetmektedir (Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 413).

Hanîf İbrâhim Efendi’ye nisbet edilen ancak nüshalarına henüz rastlanmayan eserler de şunlardır: 1. er-Râsih fi’l-mensûh ve’n-nâsih. Hanîfzâde ile Bağdatlı İsmâil Paşa’nın bu adla kaydettikleri eseri (Âs̱âr-ı Nev, nr. 14.742; Îżâḥu’l-meknûn, I, 546) Bursalı Mehmed Tâhir Risâle fi’n-nâsih ve’l-mensûh adıyla zikretmektedir (Osmanlı Müellifleri, I, 282). 2. Durûb-i Emsâl. Müellifin, Türkçe’de kullanılan darbımesellere dair bu eserini 1175 (1761) yılında hazırladığı belirtilmektedir (Hanîfzâde, nr. 14.877).

BİBLİYOGRAFYA
Hanîf İbrâhim, el-La‘lü’l-musaffâ, Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 3841/2, vr. 53a; Hanîfzâde, Âs̱âr-ı Nev: Nova Opera (ed. G. Flügel), [baskı yeri ve tarihi yok], nr. 14.505, 14.509, 14.558, 14.689, 14.695, 14.736-14.743, 14.767, 14.786, 14.790, 14.809, 14.877, 14.921; Râmiz, Âdâb-ı Zurefâ, Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 762, s. 55, 80-81; Müstakimzâde, Tuhfe, s. 638; a.mlf., Mecelletü’n-nisâb, Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 628, vr. 164a, 192a; Murâdî, Silkü’d-dürer, III, 150; Fatîn, Tezkire, s. 76-77; Ârif Hikmet, Tezkire, Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Tarih, nr. 789, s. 18; Sicill-i Osmânî, II, 258; Osmanlı Müellifleri, I, 281-283; II, 298-299; III, 125; Serkîs, Muʿcem, I, 800; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 39, 182, 659; II, 413; Îżâḥu’l-meknûn, I, 80, 99, 420, 438, 445, 459, 495, 499, 546; II, 33-34, 403, 413, 463, 556, 590; Kāmûsü’l-a‘lâm, III, 1993; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, I, 27, 113; a.mlf., el-Münteḫab min maḫṭûṭâti’l-Medîneti’l-münevvere, Dımaşk 1393/1973, s. 127; Abdülkadir Karahan, İslâm-Türk Edebiyatında Kırk Hadis, İstanbul 1954, s. 253-254; Karatay, Türkçe Yazmalar, II, 207.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 16. cildinde, 39-42 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER