HANZALE b. EBÛ ÂMİR - TDV İslâm Ansiklopedisi

HANZALE b. EBÛ ÂMİR

حنظلة بن أبي عامر
Müellif:
HANZALE b. EBÛ ÂMİR
Müellif: KAMİL ÇAKIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 06.05.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hanzale-b-ebu-amir
KAMİL ÇAKIN, "HANZALE b. EBÛ ÂMİR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hanzale-b-ebu-amir (06.05.2021).
Kopyalama metni

Câhiliye devrinde Râhib diye bilinen babası Amr (Abdüamr), önceleri Hanîf dinine mensupken daha sonra azılı bir İslâm düşmanı olmuştu. Hanzale’nin Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretinden sonra müslüman olduğu tahmin edilmektedir. Uhud Gazvesi’nden bir gün önce Übey b. Selûl’ün müslüman olan kızı Cemîle ile evlendi. Resûl-i Ekrem’in Mekkeli müşriklerle savaşmak için Uhud’a gittiğini duyunca boy abdesti almaya fırsat bulamadan İslâm ordusuna katıldı. Savaşta müşrik ordusunun kumandanı Ebû Süfyân ile karşılaştı ve onu atından yere düşürdü. Ebû Süfyân’ın yardım istemesi üzerine İbn Şeûb diye bilinen Şeddâd b. Esved Hanzale’yi mızrağı ile şehid etti. Bazı kaynaklarda (meselâ bk. İbn Abdülber, I, 381) Hanzale’nin bizzat Ebû Süfyân tarafından öldürüldüğü kaydedilmekteyse de birinci görüş ağırlık kazanmaktadır. Uhud Savaşı’nı Bedir’in intikamını almak için gerçekleştiren Ebû Süfyân, Hanzale’nin öldürülmesini Bedir’de öldürülen oğlu Hanzale’ye karşılık olarak kabul etti. Müşrikler intikam duygusu ile şehidlerin organlarını kesmeye başlayınca müşrik ordusunu destekleyen Ebû Âmir er-Râhib oğlu Hanzale’nin cesedine eziyet edilmesine engel oldu.

Hanzale’nin naaşını meleklerin yıkadığını Hz. Peygamber’den öğrenen müslümanlar, ona boy abdesti alamadan şehid düştüğü için “gasîlü’l-melâike” (meleklerin yıkadığı kimse) lakabını verdiler. Yezîd b. Muâviye’ye karşı Medine halkının biat ettiği Abdullah, Hanzale’nin Cemîle’den olma oğludur.

Bazı kaynaklarda, Hanzale’nin İslâm düşmanı babasını öldürmek için Hz. Peygamber’den izin istediği, fakat Resûlullah’ın buna müsaade etmediği kaydedilmektedir (İbnü’l-Cevzî, I, 608).


BİBLİYOGRAFYA

, s. 312.

, I, 273-274.

, III, 75, 123.

, II, 43; V, 66, 81.

, s. 123.

, III, 239.

, II, 521-522.

, I, 228.

, III, 204.

, I, 357.

İbn Hazm, Cevâmiʿu’s-sîre, Beyrut 1403/1983, s. 127, 134.

a.mlf., , s. 182, 333.

Beyhakī, Delâʾilü’n-nübüvve (nşr. Abdülmu‘tî Kal‘acî), Beyrut 1405/1985, III, 214, 246, 278, 282.

, I, 380-382.

, V, 436-437.

, I, 608-610.

, II, 66.

Zehebî, Tecrîdü esmâʾi’ṣ-ṣaḥâbe, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), I, 142.

, IV, 21.

, I, 360-361.

a.mlf., Taʿcîlü’l-menfaʿa, Haydarâbâd 1324, s. 108.

Süyûtî, el-Ḫaṣâʾiṣü’l-kübrâ (nşr. M. Halîl Herrâs), Kahire 1387/1967, I, 538-539.

, IV, 314-315.

, I, 445.

Ahmed eş-Şerebâsî, Yesʾelûneke fi’d-dîn ve’l-ḥayât, Beyrut 1980, II, 462-464.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul’da basılan 16. cildinde, 51 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER