HASAN b. ZİYÂD - TDV İslâm Ansiklopedisi

HASAN b. ZİYÂD

الحسن بن زياد
HASAN b. ZİYÂD
Müellif: BEŞİR GÖZÜBENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1997
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 31.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-b-ziyad
BEŞİR GÖZÜBENLİ, "HASAN b. ZİYÂD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-b-ziyad (31.10.2020).
Kopyalama metni

Doğum tarihi hakkında temel kaynaklarda bir kayda rastlanmamakla birlikte bazı araştırmacılar 116 (734) yılı dolaylarında dünyaya geldiğini söylemektedirler (Sezgin, I, 433). Babası inci ticareti yaptığı için Lü’lüî nisbesiyle anılır. Aslen Kûfeli olup daha sonra Bağdat’a yerleşti. Bir süre Ebû Hanîfe’nin derslerine devam etti; onun vefatından sonra talebeleri Züfer b. Hüzeyl ve Ebû Yûsuf ile Dâvûd et-Tâî ve Ebû Hanîfe’nin oğlu Hammâd’dan fıkıh dersleri alarak Hanefî mezhebinde ictihad seviyesine ulaştı. Hadis dinlediği hocalar arasında İbn Cüreyc, Mâlik b. Miğvel, Vekî‘ b. Cerrâh, Eyyûb b. Ukbe, Hasan b. Umâre, Îsâ b. Ömer el-Hemdânî gibi âlimler bulunmaktadır. İbn Cüreyc’den fıkhî konulara dair 12.000 hadis yazmıştır.

Çağdaşı birçok müctehid gibi ilim öğrenme ve öğretme merakıyla temayüz eden Hasan b. Ziyâd, bazı âlimlerin resmî görev aldıktan sonra talebe yetiştirme işini aksatmalarını hoş karşılamamış, hatta bu yüzden Ebû Yûsuf’a sitemde bulunmuştur. Yetiştirdiği çok sayıda talebe arasında İshak b. Behlûl et-Tenûhî, Muhammed b. Şücâ‘ es-Selcî, İbn Semâa, Şuayb b. Eyyûb, kardeşinin oğlu Velîd b. Hammâd el-Lü’lüî, İmam Ebû Hanîfe’nin torunu İsmâil b. Hammâd, Halef b. Eyyûb el-Belhî, İsmâil el-Fezârî, Muhammed b. Mukātil er-Râzî, Hanefî imamı Hassâf’ın babası Amr (Ömer) b. Müheyr gibi âlimler sayılabilir. Halife Hârûnürreşîd ve Me’mûn’un da Hasan b. Ziyâd’ın ders ve sohbetlerine katıldıkları nakledilmektedir.

Hasan b. Ziyâd 194 (810) yılında, Hafs b. Gıyâs’ın vefatından sonra kısa bir süre Kûfe kadılığı görevinde bulundu. Ancak fetva konusundaki aşırı hassasiyeti ve heyecanı sebebiyle bu görevden affını istedi; tekrar yoğun bir şekilde ders ve sohbetlerini sürdürdü. 204 (819) yılında vefat eden Hasan b. Ziyâd’ın ölüm tarihi bazı kaynaklarda 209 (824) olarak da gösterilmektedir.

Kendi çağdaşları Hasan b. Ziyâd’ı çok hadis bilen ve yazan bir âlim olarak tanıtırken sonraki dönemlerde yaşamış cerh ve ta‘dîl ulemâsından bazıları onun hadis yönünden zayıf, hatta güvenilmez olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ebû Hanîfe ve diğer birçok Hanefî müctehidi hakkında da yapılan bu tür değerlendirmeler mezhep taassubundan kaynaklanmıştır ve ilmî dayanağı yoktur. Zira kendisi hakkında değerlendirme yapan ve çoğu Hanefî mezhebinden olmayan âlimler onun iyi huylu, faziletli bir kişi olduğunu, Ebû Hanîfe ve talebelerinin görüşlerini ezbere bildiğini, ilmi yanında zühd ve takvâsıyla, ne pahasına olursa olsun gerçekleri söylemesiyle dikkati çektiğini vurgulamışlardır. Nitekim devrin büyük âlimlerinden kendisini yakından tanıyan Yahyâ b. Âdem, Hasan b. Ziyâd’ın Hafs b. Gıyâs’tan sonra gördüğü en fakih kimse olduğunu söylemektedir. Ayrıca talebeleri arasında dönemin muhaddislerinden İshak b. Behlûl de bulunmaktadır ki bu âlimin 50.000 civarında hadis rivayet ettiği güvenilir kaynaklarda belirtilmektedir. Yine hem hadis hem fıkıh yönüyle ünlü Muhammed b. Şücâ‘ın da onun talebeleri arasında yer alması, Hasan b. Ziyâd’ın fıkıhta ve hadiste güvenilir bir imam olduğunu göstermektedir. M. Zâhid Kevserî, Hasan b. Ziyâd’ın ilmî mertebesi hakkındaki asılsız iddiaları cevaplandırırken Ebû Avâne’nin eṣ-Ṣaḥîḥu’l-müsned’de, Hâkim’in el-Müstedrek’te ondan tahrîcde bulunduklarını ve İbn Cerîr et-Taberî’nin İḫtilâfü’l-fuḳahâʾ adlı eserinde İmam Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere birçok müctehid imamın görüşlerine yer vermezken Hasan b. Ziyâd’ın görüşlerine yer verdiğini söyler (Teʾnîbü’l-Ḫaṭîb, s. 273; ayrıca bk. Sezgin, I, 433).

İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye fî ṭabaḳāti’l-ḳurrâʾ adlı eserinde Hasan b. Ziyâd’ın Ebû Hanîfe’den, oğlu Muhammed’in de kendisinden kıraat rivayet ettiğini belirtmekteyse de Zâhid Kevserî, konuyla ilgili olarak yaptığı araştırma sonunda Ebû Hanîfe’ye farklı bir kıraat isnat etmenin doğru olmadığını, İbnü’l-Cezerî’nin bu rivayeti araştırmadan kaydettiğini, Ebû Hanîfe’nin kıraatinin Âsım kıraati olduğunu belirtmektedir.

Eserleri. Hasan b. Ziyâd’ın birçok eser yazdığı kaynaklarda zikredilmekle birlikte bunların çoğu zamanımıza kadar gelmemiştir. Günümüze kısmen intikal eden önemli eserleri şunlardır:

1. Kitâbü’l-Mücerred. Hasan b. Ziyâd’ın Ebû Hanîfe’den duyduğu fıkha dair bilgileri kapsayan bu eser Muhammed b. Şücâ‘ tarafından rivayet edilmiştir. İmam Muhammed’in el-Aṣl adlı kitabını rivayet eden fakihler, bazı hususları şerh ve ikmal maksadıyla Kitâbü’l-Mücerred’den nakillerde bulundukları gibi (el-Aṣl, II, 264-266, 277) daha sonraki Hanefî fıkıh kitaplarında da bu eserden alıntılar yapılmıştır (M. Zâhid Kevserî, el-İmtâʿ, s. 70).

2. el-Müsned. Hasan b. Ziyâd’ın bu ismi taşıyan bir eseri bulunduğu güvenilir kaynaklarda belirtilmektedir. Kâtib Çelebi, Ebû Hanîfe’den rivayet edilen hadislerden oluşan ve Müsnedü’l-İmâmi’l-Aʿẓam diye bilinen eserden bahsederken bunu Ebû Hanîfe’den Hasan b. Ziyâd’ın rivayet ettiğini söyler ve Hârizmî’nin Câmiʿu’l-mesânîd’de topladığı Ebû Hanîfe’ye ait on beş müsned arasında bu eseri ayrıca saymaz (, II, 1680-1681). Ancak Hârizmî, Câmiʿu’l-mesânîd’in ihtiva ettiği müsnedler arasında Hasan b. Ziyâd’ın rivayetini yedinci sırada kaydetmektedir (Câmiʿu’l-mesânîd, I, 5). Bu rivayete ait bir nüsha günümüze ulaşmıştır (Sezgin, I, 415). Hasan b. Ziyâd’ın müsnedi Kitâbü’l-Mücerred’in hadislerini ihtiva etmekte olup bu hadisleri, eseri Hasan b. Ziyâd’ın talebesi Muhammed b. Şücâ‘dan dinleyip nakleden Muhammed b. İbrâhim b. Hubeyş el-Begavî ayrı bir kitap haline getirmiştir (M. Zâhid Kevserî, el-İmtâʿ, s. 14, 18, 35, 54).

Hasan b. Ziyâd’ın kaynaklarda adları geçen ve müstakil birer kitap olabilecekleri gibi bir fıkıh kitabının bölümleri de olabilecek diğer eserleri şunlardır: Kitâbü Edebi’l-ḳāḍî, Kitâbü’l-Ḫiṣâl, Kitâbü Meʿâni’l-eymân, Kitâbü’n-Nafaḳāt, Kitâbü’l-Ḫarâc, Kitâbü’l-Ferâʾiż, Kitâbü’l-Veṣâyâ, Kitâbü’l-Maḳālât, Kitâbü’t-Tühme, Kitâbü’l-İcâre, Kitâbü’ṣ-Ṣarf, el-Emâlî.


BİBLİYOGRAFYA

, III, 188-189.

, III, 15.

Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî, el-Aṣl (nşr. Ebü’l-Vefâ el-Efgānî), Beyrut 1410/1990, II, 264-266, 277.

Hüseyin b. Ali es-Saymerî, Aḫbâru Ebî Ḥanîfe ve aṣḥâbih, Haydarâbâd 1394/1974, s. 131-133.

, VII, 314-317.

Şîrâzî, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾ, Bağdad 1356, s. 115.

, VI, 359; VII, 337.

a.mlf., el-Lübâb, III, 136.

Muhammed b. Mahmûd el-Hârizmî, Câmiʿu’l-mesânîd, Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), I, 5; II, 433-434.

, I, 491.

a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IX, 543-545.

, X, 255.

, II, 56-57.

Bezzâzî, Menâḳıbü Ebî Ḥanîfe, Beyrut 1401/1981, II, 487-490.

, I, 213.

, II, 208-209.

İbn Kutluboğa, Tâcü’t-terâcim (nşr. İbrâhim Sâlih), Beyrut 1412/1992, s. 81.

, II, 256-257.

, II, 1680-1681.

, III, 59-61.

, s. 60-61.

M. Zâhid Kevserî, el-İmtâʿ bi-sîreti’l-imâmeyn el-Ḥasan b. Ziyâd ve ṣâḥibih Muḥammed b. Şücâʿ, Kahire 1368.

a.mlf., Teʾnîbü’l-Ḫaṭîb, Beyrut 1401/1981, s. 43-44, 273-276.

, II, 205.

, I, 266.

, I, 415, 433.

Mustafa eş-Şek‘a, el-İmâmü’l-Aʿẓam Ebû Ḥanîfe en-Nuʿmân, Kahire 1403/1983, s. 233-234.

Ahmet Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, Ankara 1990, s. 25.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1997 yılında İstanbul'da basılan 16. cildinde, 361-362 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER