HUDÂVENDİGÂR

خداوندگار
Müellif:
HUDÂVENDİGÂR
Müellif: FERİDUN EMECEN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1998
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/hudavendigar--bursa
FERİDUN EMECEN, "HUDÂVENDİGÂR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/hudavendigar--bursa (18.09.2019).
Kopyalama metni
İlk kurulan Osmanlı sancaklarından biri olup uzun süre Anadolu beylerbeyiliğine bağlı kaldıktan sonra sınırları genişletilerek XIX. yüzyılda önce eyalet, ardından vilâyet adı altında teşkilâtlandırılmıştır. Sancağın adı I. Murad’ın lakabından (hudâvendigâr) kaynaklanır.

Bursa’nın Orhan Bey tarafından fethinden sonra (1326) merkezi Bursa olmak üzere yeni bir idarî birim teşekkül etmişti. Ancak Bursa’nın Fetret devri hariç İstanbul’un fethine kadar Osmanlı Devleti’nin merkezi olması dolayısıyla idarî taksimattaki yeri açık olarak belli değildir. Bununla birlikte XV. yüzyıl tarihçileri bu idarî bölgenin ortaya çıkışını Orhan Bey dönemine kadar götürürler. Onlara göre Orhan Bey İznik’i aldıktan sonra burayı kendisine merkez yapmış, Bursa’yı ise oğlu Murad’a vermiş, böylece yeni oluşan idarî bölgenin adına “Bey sancağı” denmişti. Âşıkpaşazâde ve Neşrî burayı Bey sancağı adıyla zikrederken Oruç Bey, Tursun Bey ve daha sonra İbn Kemal buradan Bursa sancağı şeklinde söz ederler. 1479 ve 1480 tarihli bazı sicil kayıtlarında “Bey sancağı, Bey sancağı livâsı” tabirlerine rastlanır. Bu son tarihlere kadar kaynaklarda yer almayan Hudâvendigâr adı ise 1484 ve 1486 tarihli Bursa Kadı Sicil defterlerindeki hüküm sûretlerinde geçmektedir. Ayrıca Bursa ve yöresini içine alan 1487 tarihli Tahrir Defteri’nde Hudâvendigâr sancağı ibaresi bulunduğu gibi (BA, TD, nr. 23) II. Bayezid devri tahrirlerinin genel sonuçlarını ihtiva eden icmal defterinde de Anadolu beylerbeyiliğine tâbi sancaklar kaydedilirken Bursa ve yöresini içine alan sancak Hudâvendigâr sancağı adıyla belirtilmiştir (BA, MAD, nr. 152). Böylece sancak için Hudâvendigâr adının XV. yüzyılın sonlarından itibaren özellikle resmî belgelerde yer almaya başlayarak yaygınlık kazandığı, nâdir de olsa daha sonraki dönemlerde Bursa sancağı şekli kullanılmakla birlikte Bey sancağı adının tamamen terkedildiği söylenebilir.

Sancağın hangi bölgeleri içine aldığına dair kesin kayıtlar XV. yüzyıl sonlarından itibaren tahrir defterlerinde yer almaktadır. Bu kaynaklara göre Anadolu beylerbeyiliğine bağlı sancak 1487’de otuz iki idarî birimden (nahiye, vilâyet) oluşuyordu (BA, TD, nr. 23). II. Bayezid dönemine ait Anadolu vilâyeti icmal defterine göre timar sistemi içinde yapılan idarî bölünmede nahiye olarak zikredilen birimler yirmi sekiz kadar olup bunlar başta Bursa olmak üzere, İnegöl, Yarhisar, Ermenipazarı, Domaniç, Yenişehir, Söğüt, Göl, Yenicetaraklı, Geyve, Akyazı, Akhisar / Karagöz, Göynük, Beypazarı, Nallı Karahisarı, Mihaliçhisarı, Sivrihisar, Ulubat, Kirmasti, Toyhisar, Aydıncık (Edincik), Gönen, Behram (Tuzla), Bergama, Fesleke, Tarhala, Kepsut ve Atranos idi (BA,MAD, nr. 152). 1478 tarihli defterde bu idarî birimler yanında Kermiç (?), Akçeşehir, Kite, Taşâbâd da kaydedilmişti. 1521 tarihli deftere göre bu sayı Mihaliççık’ın da ilâvesiyle otuz üç olmuştu (BA,TD, nr. 111). İdarî teşkilâtın yeniden düzenlendiğini gösteren ve 1520-1530 arasındaki tahrirlerin sonuçlarını yansıtan Anadolu vilâyeti icmal defterine göre sancakta kaza statüsü içinde gösterilen yirmi beş birim vardı (BA,TD, nr. 166, s. 197-211). Bunlar merkez kaza dışında Beypazarı, Kite, Yenişehir, Söğüt, Ermenipazarı (Pazaryeri), İnegöl, Domaniç, Akhisar, Geyve, Yarhisar, Seferihisar (Sivrihisar), Atranos (Orhaneli), Kepsut, Mihaliççık, Yenicetaraklı, Göynük, Akyazı, Gölpazarı, Aydıncık (Edincik), Tuzla (Behram), Gönen, Mihaliç (Karacabey), Bergama, Tarhala kazaları idi. Bu son tarihte sancağın sınırları Balıkesir, Kütahya, Bilecik, Eskişehir, Adapazarı’ndan itibaren Marmara sahillerine, hatta Bergama’nın ve Tuzla’nın da buraya bağlı oluşu dolayısıyla Ege denizine kadar uzanıyordu.

Sancak coğrafî bir bütünlüğü bulunmayan, yer yer başka sancakların sınırlarının araya girdiği (meselâ Biga, Karesi / Balıkesir, Germiyan / Kütahya, Sultanönü / Eskişehir) bir özellik göstermekteydi. Bu coğrafî dağınıklık muhtemelen ilk Osmanlı idarî bölgesi olmasından kaynaklanmaktadır. Burası, ilk zaptedilen yerlerin eklenmesiyle düzenli olmayan bir şekilde genişlemiş ve daha sonraki devirlerde iktisadî ihtiyaçlar ve timar sisteminin yerleşmiş olması dolayısıyla bu yapıya dokunulmamış olmalıdır. 1520-1530 yıllarındaki tahrir sonuçlarına göre bütün sancakta yirmi iki şehir ve kasaba, 1966 köy, 813 mezraa, elli üç cemaat, otuz cami, 250 mescid, otuz sekiz zâviye, on büyük han, dört kervansaray, kırk hamam, 1151 dükkân bulunuyordu (BA,TD, nr. 166, s. 197). Sancağın toplam nüfusu tahminen 300.000 dolayındaydı (31.645 hâne, 15.658 mücerret / bekâr; 58.867 nefer). Merkez Bursa kazası ise 114 köye sahipti; toplam nüfusu XVI. yüzyıl başlarında yaklaşık 40.000 (7448 hâne, 2293 bekâr), XVI. yüzyıl sonlarında 76.000 (15.215 hâne, 811 bekâr) dolayındaydı ve sancağın en kalabalık idarî bölümünü teşkil ediyordu. XVI. yüzyılın ikinci yarısında 1573 tarihli tahrire göre nahiye olarak sancağa bağlı idarî birim sayısı otuz bir olup daha önce adı geçen nahiyelerden farklı olarak Taraklı’nın adına rastlanmaktadır (Baykara, s. 184). Ayn Ali’ye göre sancakta XVI. yüzyıl sonlarında otuz iki zeâmet, 1005 timar bulunuyordu. Cihannümâ’da ise XVII. yüzyılın ikinci yarısında sancakta kırk kadar kazanın adı zikredilir, eskilerin yanında Ilıca, Bayramiç, Harmancık, Dağardı, Günpazarı, Günyüzü, Manyas, Mudanya, Gökçedağ, Marmara gibi yerler sayılır (s. 656).

XVII ve XVIII. yüzyıllarda durumunu koruduğu anlaşılan, zaman zaman bazı yeni kazaların ilâvesiyle kendi içinde bir gelişme göstermekle birlikte genellikle sınırları değişmeyen sancak XIX. yüzyıldaki idarî düzenlemelerden geniş ölçüde etkilendi. 1831’deki genel nüfus sayımları sırasında sancak merkez kaza, Atranos (Orhaneli), Gemlik, Mudanya, İnegöl, Yenişehir, Mihaliç ve İznik kazalarından oluşuyordu. 1832’de ise müstakil bir mutasarrıflık durumundaydı. Tanzimat’ın ilânından biraz önce 1836’da eski büyük eyaletler ortadan kalkmış ve bazı düzenlemelerde bulunulmuş, Kocaili Hudâvendigâr’a bağlanmış, ayrıca burası bir müşirlik olarak kabul edilip civar sancakların buraya bağlanması kararı alınmıştır. Tanzimat’ın ilânından sonra yeni idarî değişiklikler yapıldı. Kütahya’da oturan Anadolu eyaleti valilerinin artık Bursa’da ikamet etmeleriyle sancağın bölgenin merkezi olması yolunda önemli bir adım atılmış oldu ve Hudâvendigâr eyaleti teşkil edildi. 1266’da (1850) Hudâvendigâr eyaleti Karahisarısâhib (Afyon), Kütahya, Bilecik, Hudâvendigâr, Erdek, Biga, Karesi, Ayvalık sancaklarından meydana geliyordu. Kocaili ise buradan ayrılıp Kastamonu’ya dahil edilmişti. Fakat 1856’da burası yeniden Hudâvendigâr’a bağlandı. Bu tarihte eyalete ayrıca merkez sancak dışında Kütahya ve Sultanönü livâsı, Karahisarısâhib, Erdek, Biga, Karesi ve Ayvalık da bağlıydı; toplam kaza sayısı 123 olup eyaletle aynı adı taşıyan merkez livâ yirmi dört kazadan (Bursa, Kite, Mudanya, Tirilye, Gemlik, Karacaşehir, Bilecik, Yenişehir, İznik, Gölpazarı, Lefke, Pazarcık, Yarhisar, Söğüt, Kirmasti, Domaniç, Kepsut / Balat, Atranos, Harmancık, Gökçedağ, Mihaliç, Aydıncık, Pazarköy / Görele, İnegöl) oluşuyordu. 1867’deki düzenlemeler sırasında eyalet yerine vilâyet adı kullanıldı ve Hudâvendigâr vilâyeti teşkil edildi. Vilâyete bağlı sancaklar Bursa, Karesi, Karahisar, Kütahya, Kocaili idi. Bu sonuncusu 1867’den sonra İzmit adıyla anılıp 1888’de müstakil mutasarrıflık oldu. Bilecik ise Ertuğrul sancağı adıyla Hudâvendigâr vilâyetine bağlandı. 1310’da (1892) beş sancaklı (Bursa, Ertuğrul, Kütahya, Karesi, Karahisar) vilâyette yirmi dört kaza, otuz beş nahiye ve 3059 köy vardı. Merkez sancak olan Bursa Gemlik, Mudanya, Mihaliç, Kirmasti, Atranos adlı kazalara taksim edilmişti. V. Cuinet ise burada beş sancak, yirmi dört kaza, altmış bir nahiye, 3058 köy bulunduğunu yazarak toplam nüfusun 1.626.869’a ulaştığını, merkez sancağa Bursa, Gemlik, Mudanya, Mihaliç, Kirmasti ve Atranos’un bağlı olduğunu belirtir. 1908’de vilâyette yine beş sancak, yirmi dört kaza, kırk sekiz nahiye ve 3607 köy yer alıyordu. 1915’te Afyonkarahisar ve Kütahya’nın, 1918’de Bilecik’in ayrılmasıyla vilâyetin sınırları daraltılmış, Cumhuriyet döneminde merkez sancağa tekabül eden sınırlar içinde yeni teşkil edilen vilâyet önceleri Hudâvendigâr adını korumuşsa da daha sonra Bursa adıyla anılmıştır. Hudâvendigâr vilâyetine ait ilki 1286’dan (1869) başlamak üzere otuz altı salnâme yayımlanmış olup sonuncusu 1325 (1907) tarihlidir. Otuz yedinci salnâme 1927’de Bursa Vilâyeti Salnâmesi adıyla neşredilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
BA, TD, nr. 23, 44, 111, 113, 166, s. 197-211 (166 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri: 937/1530 [nşr. BA Dairesi], Ankara 1995, s. 1-213); BA, TD, nr. 1050; BA, MAD, nr. 152; Hüdavendigar Livası Tahrir Defterleri (nşr. Ö. Lûtfi Barkan - Enver Meriçli), Ankara 1988; Âşıkpaşazâde, Târih (Atsız), s. 120; İbn Kemal, Tevârîh-i Âl-i Osmân, II. Defter, s. 47-48; Tursun Bey, Târîh-i Ebü’l-Feth (nşr. Mertol Tulum), İstanbul 1977, s. 68; Oruç b. Âdil, Tevârîh-i Âl-i Osmân, s. 16, 90; Neşrî, Cihannümâ (Unat), I, 163; Ayn Ali, Kavânîn-i Âl-i Osmân, s. 14, 44; Kâtib Çelebi, Cihannümâ, s. 656; Hudâvendigâr Vilâyeti Salnâmeleri: 1286-1325/1869-1907, ikisi (1 ve 12.) mükerrer sayılı 36 adet; Cuinet, IV, 3-118; Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Salnâmesi, İstanbul 1310, s. 550; Bursa Vilâyeti Salnâmesi, Bursa 1927; Tuncer Baykara, Anadolu’nun Tarihî Coğrafyasına Giriş, Ankara 1988, s. 73, 127, 133, 137, 184, 231-235; Halil İnalcık, “Bursa Şer’iyye Sicillerinde Fatih Sultan Mehmed’in Fermanları”, TTK Belleten, XI/44 (1947), s. 698, 702; a.mlf., “Osmanlı İdare, Sosyal ve Ekonomik Tarihi ile İlgili Belgeler: Bursa Kadı Sicillerinden Seçmeler”, TTK Belgeler, X/14 (1981), s. 7, 63; a.mlf., “Bursa”, EI2 (İng.), I, 1334; Feridun M. Emecen, “Beylikten Sancağa: Batı Anadolu’da İlk Osmanlı Sancaklarının Kuruluşuna Dâir Bâzı Mülâhazalar”, TTK Belleten, LX/227 (1996), s. 86-87; J. H. Kramers, “Hudâvendigâr”, İA, V/1, s. 578; Cengiz Orhonlu, “K̲h̲udāwendigār”, EI2 (İng.), V, 44-45.
Bu madde ilk olarak 1998 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 18. cildinde, 285-286 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.