İBN ÂCURRÛM

ابن آجرّوم
Müellif:
İBN ÂCURRÛM
Müellif: HULUSİ KILIÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 02.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-acurrum
HULUSİ KILIÇ, "İBN ÂCURRÛM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-acurrum (02.07.2020).
Kopyalama metni
672’de (1273-74) Fas’ta doğdu. Aslen Safrû şehri civarında yerleşmiş bulunan Sanhâce kabilesine mensuptur. Berberî dilinde “sûfî” anlamına gelen Âgurrûm (Âcurrûm) lakabını ilk defa dedesi Dâvûd’un bir şeref unvanı olarak kullandığı söylenmektedir. İbn Âcurrûm’un tahsili ve hocaları hakkında yeterli bilgi yoktur. Ancak Fas’ta dil, edebiyat, kıraat, fıkıh ve matematik tahsili gördüğü kaydedilmekte; hac yolculuğu sırasında Kahire’ye uğradığı, burada meşhur dilci ve müfessir Ebû Hayyân el-Endelüsî’nin derslerine devam edip icâzet aldığı bilinmektedir. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra Fas’a dönen İbn Âcurrûm Karaviyyîn Camii’nde dil ve kıraat dersleri vermeye başladı. Öğrencileri arasında oğulları Ebû Muhammed Abdullah ve Mindîl lakabıyla tanınan Ebü’l-Mekârim Muhammed başta olmak üzere Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed el-Cezennâî, dilci ve fakih Ebû Muhammed Abdullah b. Ömer el-Vângīlî ed-Darîr, Ebû Abdullah Muhammed b. Abdülmüheymin el-Hadramî, fıkıh ve kıraat âlimi Ebü’l-Abbas Ahmed b. Muhammed el-Hazrecî ve Muhammed b. Ali el-Gassânî gibi birçok âlim bulunmaktadır. İbn Âcurrûm 20 Safer 723’te (28 Şubat 1323) Fas’ta öldü. Bugün Bâbülhamrâ diye bilinen Bâbülcizyîn yakınındaki Endülüslüler mahallesinde defnedildi.

Kûfe dil mektebinin terimleri olan “hafd”ı “cer” yerine kullanması, emir fiilinin meczûm olduğunu söylemesi ve “keyfemâ” edatını cevâzım arasında sayması gibi sebeplerden dolayı İbn Âcurrûm’un Kûfe dil mektebine mensup olduğunu söyleyenler olmuştur (Süyûtî, I, 238; Ömer Ferruh, VI, 394). Ancak kendisi, Basra dil mektebi mensupları gibi bedeli terceme, ma‘tûfün aleyhiyi mensûkun aleyhi zamiri de kinâye yerinde kullanmaktadır. İbn Âcurrûm’u herhangi bir dil mektebine bağlı olmadan doğruluğuna inandığı görüşleri benimseyen bağımsız bir dil âlimi olarak kabul etmek daha uygundur.

Eserleri. İbn Âcurrûm’un en meşhur eseri el-Muḳaddimetü’l-Âcurrûmiyye’dir ([el-Ecrûmiyye, el-Ücrûmiyye, el-Cerûmiyye] fî mebâdiʾi [ḳavâʿidi] ʿilmi’l-ʿArabiyye). Müellifin hac münasebetiyle Mekke’de bulunduğu sırada yazdığı rivayet edilen eser bir nahiv kitabı olup isim ve fiillerin tasrifleri ve i‘rabı ile harflerin i‘rabı üzerine özlü bilgiler ihtiva etmektedir. Eser, yöntemi ve ana kuralları çok sade bir dille ifade etmesi gibi sebeplerden dolayı İslâm dünyasında ve XVI. yüzyıldan itibaren Avrupa’da tanınarak çok rağbet görmüş, belli başlı Batı dillerine tercüme edilmiş ve birçok defa basılmıştır. el-Âcurrûmiyye’nin, Ebü’l-Kāsım ez-Zeccâcî’nin (ö. 337/949) el-Cümelü’l-kübrâ’sının bir muhtasarı olduğu söyleniyorsa da (İA, V/2, s. 696) tarif ve tertiplerinin karşılaştırılmasından bu iddianın doğru olmadığı anlaşılmaktadır. el-Âcurrûmiyye ilk defa Roma’da basılmış (1592), daha sonra Latince tercümesiyle birlikte Pierre Kirsten tarafından Breslau’da (1610), R. P. Thomas Obicini tarafından Latince tercümesi ve şerhiyle birlikte yine Roma’da (1631) yayımlanmıştır. Eser ayrıca birçok defa basılmıştır (Leiden 1617; Bulak 1239, 1252; Beyrut 1841, 1859, 1896, 1415/1995; Cezayir [nşr. Bresnier] 1846; Viyana [nşr. G. Kanyurszky, Macarca şerhiyle birlikte] 1887; İstanbul 1315; Kahire 1298, 1333, 1344; Necef [nşr. Ahmed Habîb el-Kasîr el-Âmilî] 1962; Hindistan 1853; Münih 1876; Kudüs 1876; Dımaşk 1301, 1376/1957; Mekke 1314; Fas 1345; Erzurum [nşr. M. Sadi Çöğenli - Kenan Demirayak] 1997).

el-Âcurrûmiyye’ye altmış civarında şerh yazılmış olup eseri şerheden belli başlı âlimler şunlardır: Ebû Zeyd Abdurrahman b. Ali el-Mekkûdî (Tunus 1292; Kahire 1304, 1309, 1345); Hâlid b. Abdullah el-Ezherî (Amsterdam 1756; Bulak 1251-1290 arasında altı baskı; Kahire 1262-1319 arasında altı baskı; Fas 1315); Hasan b. Ali el-Kefrâvî (Bulak 1242; Kahire 1280 vd. ondan fazla baskısı yapılmıştır); Ahmed b. Zeynî Dahlân (Kahire 1297-1344 arasında on baskı; Mekke 1305, 1314; Medine 1304); Abdullah b. Fâzıl el-Aşmâvî (Şerḥu’l-ʿAşmâvî, Bulak 1287; Kahire 1291); Hâşim b. Şehhât eş-Şerkāvî (Şerḥu’ş-Şerḳāvî, Kahire 1326); Ebü’l-Abbas Ahmed b. Ahmed es-Sûdânî (Şerḥu’s-Sûdânî, Fas, ts.). Bunlardan Ezherî şerhinin beş, Kefrâvî şerhinin basılmış dört hâşiyesi vardır (İbn Âcurrûm, neşredenlerin girişi, s. III, VIII; Brockelmann, GAL, II, 308-310; Suppl., II, 332-335; Abdullah Kennûn, Mevsûʿatü meşâhîri ricâli’l-Maġrib, II, 21-22; Ömer Ferruh, VI, 397-399). Eser çağdaş âlimlerden Mustafa es-Sekkā (Şerḥu’l-Âcurrûmiyye, Kahire 1979), Muhammed Abdülmün‘im Hafâcî (Tehẕîbü’l-Âcurrûmiyye fî ʿilmi ḳavâʿidi’l-ʿArabiyye, Kahire 1371/1951) ve Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd (et-Tuḥfetü’s-seniyye bi-şerḥi’l-Muḳaddimeti’l-Âcurrûmiyye, Kahire 1353) tarafından da şerhedilmiştir.

el-Âcurrûmiyye’yi nazmeden başlıca âlimler ve eserleri de şu şekilde sıralanabilir: Şerefeddin Yahyâ el-İmrîtî, ed-Dürretü’l-behiyye fî naẓmi’l-Âcurrûmiyye (Hindistan 1263/1846; Kahire 1290, 1302, 1369; Beyrut 1416/1996); Rifâa Râfi‘ et-Tahtâvî, Cemâlü’l-Âcurrûmiyye (Bulak 1280); Abdüsselâm en-Neberâvî, el-Kevâkibü’l-celiyye fî-naẓmi’l-Âcurrûmiyye (Bulak 1298; Muhammed b. Ömer en-Nevevî el-Câvî’nin Fetḥu Ġāfiri’l-ḫaṭıyye ʿale’l-Kevâkibi’l-celiyye fî-naẓmi’l-Âcurrûmiyye adlı şerhinin kenarında); Ali es-Senî el-Meserrâtî, el-Manẓûmetü’s-seniyye limâ-yüsemmâ metne’l-Âcurrûmiyye (Kahire 1307); Alâeddin Ali b. Nu‘mân el-Âlûsî, Naẓmü’l-Âcurrûmiyye (Beyrut 1318); Abdullah b. Hac eş-Şinkītî, “Naẓmü metni’l-Âcurrûmiyye” (nşr. Halîfe Büdeyrî, Mecelletü Külliyyeti’d-daʿveti’l-İslâmiyye, Trablus 1398/1989, VI, 269-279).

el-Âcurrûmiyye’yi Thomas Erpenius (Grammatica Arabica dicta Gjarumia, Leidae 1617; Palermo 1796; Paris 1844), R. P. Thomas Obicini (Grammatica Arabica, Roma 1631), P. Kirsten (Grammatices Arabicae, Breslau 1610) ve Chr. Schnabel (Particula prima Agrumiae, Amstelaedami 1755) Latince’ye; L. Vaucelle (l’Adjroumieh, Paris 1833), E. Combarel (la Djaroumiya, Paris 1844), L. J. Bresnier (Djaroumiya: Grammair arabe élémentaire, Cezair 1846,1866) ve M. Brein (Al-Adjroumiieh, Cezayir 1866) Fransızca’ya; J. J. S. Perowne (Al-Adjrumiieh, Cambridge 1832, 1852) İngilizce’ye; E. Trummpp (Ajrumiyah des Muhammed b. Daud, Munih 1876) ve R. E. Brünnow (Kitabu’l-agurumijja, Chrestomathie aus arabischen Prososchriftstellern içinde, Berlin 1895, s. 138-151) Almanca’ya; Adolf Grohmann (Kitāb al-Adschurrumıyyah, Roma 1911) İtalyanca’ya tercüme etmişlerdir (el-Acûrrûmiyye’nin şerh, hâşiye, ta‘lik, nazım ve tercümeleri için bk. İbn Âcurrûm, neşredenlerin girişi, s. III-VIII; Sarton, III/1, s. 1010; Brockelmann, GAL, II, 308-310; Suppl., II, 332-335; Ömer Ferruh, VI, 396-399; Abdülhâdî el-Fazlî, s. 19-20, 115-116; Demir, s. 49-61; DMİ, I, 85-87).

İbn Âcurrûm’un ayrıca, Kāsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî’nin (ö. 590/1194) eş-Şâṭıbiyye adıyla bilinen Kur’an kıraatine dair didaktik manzumesine Ferâʾidü’l-meʿânî fî şerḥi Ḥırzi’l-emânî adıyla yazdığı bir şerhi (Rabat Millî Ktp., Evkaf, nr. 146) ve İmam Nâfi‘ kıraatiyle ilgili “el-Bâri‘” adlı bir manzumesi (urcûze) vardır.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Âcurrûm, el-Muḳaddimetü’l-Âcurrûmiyye fî ḳavâʿidi ʿilmi’l-ʿArabiyye (nşr. M. Sadi Çöğenli - Kenan Demirayak), Erzurum 1997, neşredenlerin girişi, s. I-VIII; Sehâvî, eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, IX, 82; Süyûtî, Buġyetü’l-vuʿât, I, 238-239; İbnü’l-Kādî, Ceẕvetü’l-iḳtibâs, Rabat 1972, I, 221-222; Makkarî, Nefḥu’ṭ-ṭîb, VII, 128; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1296; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, VI, 62; Hânsârî, Ravżâtü’l-cennât, IV, 135-136; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 145; Muhammed b. Ca‘fer el-Kettânî, Selvetü’l-enfâs, Fas 1316, II, 112; Serkîs, Muʿcem, I, 25-26; Brockelmann, GAL, II, 308-310; Suppl., II, 332-335; C. Zeydân, Âdâb (Dayf), III, 156-157; Sarton, Introduction, III/1, s. 1009-1010; G. Troupau, “Trois traductions latines de la Muqaddima d’Ibn Āğurrūm”, Etudes d’orientalisme dédiées à la mémoire de Lévi-Provençal, Paris 1962, I, 359-365; a.mlf., “Ibn Ādjurrūm”, EI2 (İng.), III, 697; Abdullah Kennûn, en-Nübûġu’l-Maġribî, Beyrut 1395/1975, I, 220; a.mlf., Mevsûʿatü meşâhîri ricâli’l-Maġrib: İbn Âcurrûm, Beyrut, ts., II, tür.yer.; E. Van Dyck, İktifâʾü’l-ḳanûʿ, Kum 1409, s. 304-305; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, VI, 393-399; Abdülhâdî el-Fazlî, Fihristü’l-kütübi’n-naḥviyyeti’l-maṭbûʿa, Zerkā 1407/1986, s. 19-20, 115-116; ayrıca bk. tür.yer.; Abdullah el-İmrânî, “İbn Âcurrûm”, Maʿlemetü’l-Maġrib, Rabat 1410/1989, I, 145; Sâlihiyye, el-Muʿcemü’ş-şâmil, I, 4-5; Ekrem Demir, İbn Âcurrûm ve el-Mukaddimetü’l-Âcurrûmiyyesi (yüksek lisans tezi, 1997), UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, tür.yer.; Halîfe Büdeyrî, “Naẓmü metni’l-Âcurrûmiyye”, Mecelletü Külliyeti’d-daʿveti’l-İslâmiyye, VI, Trablus 1398/1989, s. 262-279; Recep Dikici, “İbn Âcurrûm ve el-Âcurrûmiyyesi”, TDA, sy. 98 (1995), s. 93-95; Moh. Ben Cheneb, “İbn Âcurrûm”, İA, V/2, s. 696-697; a.mlf., “İbn Âcurrûm”, DMİ, I, 84-87; Âzertâş Âzeryûm, “İbn Âcurrûm”, DMBİ, I, 118; II, 413.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 19. cildinde, 295-296 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER