İBN ÂDİL

ابن عادل
Müellif:
İBN ÂDİL
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-adil
AHMET ÖZEL, "İBN ÂDİL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-adil (14.11.2019).
Kopyalama metni
Hayatına dair yeterli bilgi yoktur. Kaynakların çoğunda vefat tarihi zikredilmediği gibi çoğu müteahhir eserlerde kaydedilen tarihler de birbirinden farklıdır. Muhtemelen tefsirinin Süleymaniye Kütüphanesi nüshasını (Cârullah Efendi, nr. 55) gören Bağdatlı İsmâil Paşa onun eserini 879 Ramazanında (Ocak 1475) tamamladığını kaydeder, Kehhâle de bu bilgiyi ondan aktarır. Muhammed Tâhir Bencbîrî 880’de (Neylü’s-sâʾirîn, s. 299; Muhammed b. Abdurrahman eş-Şâyi‘, sy. 17 [1417/1996], s. 16), Ziriklî ise 880 yılından sonra vefat ettiğini söyler. Bu müellifler de söz konusu tefsirin bir nüshasında Tâhâ sûresinin sonunda bitiş tarihi olarak yazılan 15 Ramazan 880 (12 Ocak 1476) kaydına dayanmış olmalıdır (Fihristü’l-Kütübḫâneti’l-Ḫidîviyye, I, 196; M. Râgıb et-Tabbâh, XX [1396/1976], s. 383).

Hanbelî tabakat müellifi İbn Humeyd en-Necdî, Hâfız Nûreddin el-Heysemî ile (ö. 807/1405) Takıyyüddin el-Fâsî’nin (ö. 832/1429) İbn Âdil’den rivayette bulunduklarını kaydeder (es-Süḥubü’l-vâbile, II, 793); Heysemî’nin kendisi de Taberânî’nin el-Muʿcemü’l-kebîr’inden bir bölümü İbn Âdil’den okuduğunu belirtir (Mecmaʿu’z-zevâʾid, I, 12). Ayrıca İbn Hacer el-Askalânî, Mâlikî kadısı Cemâleddin Hâlid b. Yûsuf el-Bisâtî’nin (ö. 829/1426) İbn Âdil’den Arapça ve hesap öğrendiğini zikreder (Refʿu’l-iṣr, s. 475). Bu âlimlerin vefat tarihleri dikkate alındığında İbn Âdil’in VIII. (XIV.) yüzyılda (muhtemelen IX. [XV.] yüzyılın başlarına kadar) yaşadığı, vefat tarihi konusunda bazı çağdaş müelliflerin esas aldığı el-Lübâb’a ait nüshalardaki ferâğ kaydının gerçekte telif değil istinsah kaydı olduğu anlaşılmaktadır (ayrıca bk. Muhammed b. Abdurrahman eş-Şâyi‘, sy. 17 [1417/1996], s. 17-18). Nitekim el-Lübâb’ın Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlı nüshasındaki (Cârullah Efendi, nr. 55) 879 tarihi de müellif nüshasından yapılan istinsah tarihidir. Yine kitabın Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nde bulunan (Nurbânû Sultan, nr. 27) III. cildi 881 (1476), başka bir hatla yazılan I. cildi (Hacı Selim Ağa Ktp., nr. 59) 884 (1479), II. cildi ise (nr. 60) 886 tarihini taşımakta, bu tarihlerin telifle ilgili olduğuna dair herhangi bir işaret bulunmamakta, nüsha ve hatların farklılığı bu tarihlerin istinsahla ilişkili bulunduğunu göstermektedir. Esasen Takıyyüddin el-Fâsî, İbn Âdil’in Haccâr ile Vezîre’den hadis dinlediğini kaydeder (Ẕeylü’t-Taḳyîd, II, 248). Burada sözü edilen Vezîre bint Ömer ed-Dımaşkıyye (Sittülvüzerâ) 716’da (1316) (a.g.e., II, 396-397), İbnü’ş-Şıhne es-Sâlihî diye tanınan muhaddis Ahmed b. Ebû Tâlib el-Haccâr da 733’te (1333) vefat ettiğine göre (Kettânî, I, 340-341) İbn Âdil’in VIII. (XIV.) yüzyıl âlimlerinden olduğu kesinlik kazanmaktadır.

İbn Âdil’in “Nu‘mânî” nisbesi konusunda da farklı görüşler ileri sürülmüş olup el-Lübâb’ın nâşirleri nisbenin Bağdat ile Vâsıt arasındaki Nu‘mâniyye adlı beldeyle (el-Lübâb, neşredenin girişi, I, 21), M. Münir Abdülfettâh el-Hâyik, Maarretünnu‘mân şehriyle ilişkili olduğunu söylemiştir (Tefsîrü’l-Lübâb, I, 6-7). Ancak Irak’taki Nu‘mâniyye’nin İbn Âdil’in yaşadığı Suriye’ye (Şam) uzak bulunması Maarretünnu‘mân’ın nisbe şeklinin de “Maarrî” olması dolayısıyla muhtemelen her iki görüş de yanlıştır. Söz konusu nisbenin, İbn Âdil’e ait Dımaşkī nisbesi de dikkate alındığında Şam bölgesinde Rahbe’ye yakın bir mevkide Fırat havzasındaki Nu‘mân vadisiyle yahut ashaptan Nu‘mân b. Beşîr ile ilişkilendirilmesi daha mâkul görünmekteyse de tefsirine ait bazı yazmalarda Nu‘mânî nisbesinden sonra “menşeen”, bazılarında “neseben” kaydı bulunması bu nisbenin de adı geçen yer veya sahâbî ile ilişkisi konusunda tereddüt uyandırmaktadır. Kaynaklarda İbn Âdil’den övgüyle söz edilmiş, İbn Humeyd en-Necdî onun hakkında eşi ve benzeri bulunmayan tefsirin müellifi, Ali b. Evcelî, Ebü’l-Vefâ Muhammed b. Ömer el-Urzî’yi methettiği kasidesinde, “Tefsirde yetenekli ki İbn Âdil’le yarışır” (Muhibbî, Nefḥatü’r-Reyḥâne, V, 10), Muhibbî de Muhammed el-Kevâkibî’yi övdüğü kasidesinde, “İbn Âdil gibi ondan vazgeçmediler” ifadesini kullanmıştır (Ẕeylü Nefḥati’r-Reyḥâne, s. 347).

İbn Âdil’in günümüze ulaşan tek eseri el-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb’dır. Eser özellikle kelimelerin anlamı, i‘rabı, şiirlerden şahitler, kıraat vecihleri, âyetlerin tefsir ve delâletiyle ilgili müfessirlerin görüşleri; kelâm, fıkıh, öğüt vb. açılardan âyetlerin yorumu gibi birçok konuyu içeren bir ansiklopedi niteliğine sahiptir. Müellif daha çok Fahreddin er-Râzî’nin Mefâtîḥu’l-ġayb’ı ile Semîn el-Halebî’nin ed-Dürrü’l-maṣûn adlı eserlerine dayanmış, Râzî’nin sözlerini özetlemiş, yalnız ona ait görüş, tercih vb. bir durum söz konusu olduğunda kendisine atıfta bulunmuş, Semîn’in eserini ise hemen hemen aynen iktibas etmiştir. Bu sebeple el-Lübâb’ın ed-Dürrü’l-maṣûn’u neredeyse tamamen ihtiva ettiğini söylemek mümkündür. Ayrıca faydalandığı birçok tefsir arasında Kurtubî’nin el-Câmiʿ li-aḥkâmi’l-Ḳurʾân’ı ve Hâzin’in Lübâbü’t-teʾvîl’i başta olmak üzere Cessâs’ın Aḥkâmü’l-Ḳurʾân, Begavî’nin Meʿâlimü’t-tenzîl, Zemahşerî’nin el-Keşşâf, Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’nin Aḥkâmü’l-Ḳurʾân, İbn Atıyye’nin el-Muḥarrerü’l-vecîz adlı eserleri öncelikle anılabilir. İbn Âdil fıkıh konusunda çeşitli mezheplerin görüşlerini ve delillerini kısaca zikreder. Kendisi Hanbelî olmakla birlikte tefsirinde bu temayülü pek hissedilmez (Muhammed b. Abdurrahman eş-Şâyi‘, sy. 17 [1417/1996], s. 35), hatta bazı araştırmacılar onun mezhep değiştirmiş olabileceğini ileri sürer (Abdullah b. Umeyr b. Abdullah el-Husayn, s. 12). Tefsirinde önemli ölçüde dayandığı Fahreddin er-Râzî ise Şâfiî olup fıkıhla ilgili ahkâmı büyük ölçüde yine ondan nakletmekte, çoğu zaman kendi mezhebinin delillerini niçin zikretmediği bilinmemektedir (el-Lübâb, I, 53). Şâfiî âlimi Hatîb eş-Şirbînî’nin es-Sirâcü’l-münîr adlı tefsirinin kaynakları arasında yer alan el-Lübâb’a Şevkânî ve Âlûsî gibi âlimler tefsirlerinde, Hanbelî fakihi Buhûtî Keşşâfü’l-ḳınâʿ adlı fıkıh kitabında az da olsa atıflarda bulunmuştur. el-Lübâb’ın tam ve eksik yazma nüshaları İslâm dünyasının çeşitli kütüphanelerinde bulunmaktadır (el-Fihrisü’ş-şâmil, I, 490-497). Türkiye kütüphanelerinde eserin birçok tam nüshası mevcuttur (meselâ Beyazıt Devlet Ktp., Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, nr. 40, 8 cilt, Veliyyüddin Efendi, nr. 87-93, 7 cilt; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1-6, 254-259, 6 cilt, Hekimoğlu Ali Paşa, nr. 135-140, 6 cilt, Yûsuf Ağa, nr. 8, 7 cilt; Nuruosmaniye Ktp., nr. 157-163, 7 cilt).

el-Lübâb, Âdil Ahmed Abdülmevcûd ve Ali Muhammed Muavvaz tarafından neşredilmiş olup (I-XX, Beyrut 1419/1998) Muhammed Sa‘d Ramazan Hasan, Meryem sûresinin 59. âyetinden Kasas sûresinin ve Muhammed Mütevellî ed-Desûkī, Ankebût sûresinden Kamer sûresinin sonuna kadar hazırladıkları doktora tezleriyle bu neşre katılmışlardır. Söz konusu neşir, Sudan’da Ümmüdürmân Üniversitesi’nde yirmi beş kadar öğrencinin, eseri yüksek lisans tezi olarak neşre hazırladıkları sırada gerçekleşmiştir. Aynı gruptaki araştırmacılardan Muhammed Münîr Abdülfettâh el-Hâyik kendi tezini Tefsîrü’l-Lübâb min ʿulûmi’l-Kitâb: Sûretü’l-Baḳara min 189 ilâ 224 adıyla yayımlamıştır (I-II, Câmiatü Ümmüdürmân, 1419/1998). Mennâ‘ b. Muhammed el-Karanî, İmam Muhammed b. Suûd Üniversitesi’nde Menhecü İbn ʿÂdil fî tefsîrihî ve taḥḳīḳu sûreti’l-Fâtiḥa (1415), İsmâil Abbas Hüseyin el-Kâ‘bî, Müstansıriyye Üniversitesi’nde ed-Dirâsâtü’l-luġaviyye fî tefsîri’l-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb (1423/2003), Abdullah b. Umeyr b. Abdullah el-Husayn, Ümmülkurâ Üniversitesi’nde İḫtiyârâtü İbn ʿÂdil en-naḥviyye fî kitâbihi’l-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb min evveli sûreti’l-Fâtiḥa ilâ nihâyeti sûreti’n-Nisâʾ (1430), Mahmûdülhasan Mevlânâ Şemsülhak, Ümmülkurâ Üniversitesi’nde el-İştiḳāḳ ʿinde İbn ʿÂdil ed-Dımaşḳī fî tefsîrihi’l-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb (1433) adıyla doktora tezi hazırlamışlardır. Kaynaklarda İbn Âdil’in Mecdüddin İbn Teymiyye’ye ait el-Muḥarrer üzerine bir hâşiye yazdığı da belirtilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA

İbn Âdil, el-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb (nşr. Âdil Ahmed Abdülmevcûd v.dğr.), Beyrut 1419/1998, neşredenlerin girişi, I, 20-23, 66, 70-72; Heysemî, Mecmaʿu’z-zevâʾid, I, 12; Takıyyüddin el-Fâsî, Ẕeylü’t-Taḳyîd fî ruvâti’s-sünen ve’l-mesânîd (nşr. Kemâl Yûsuf el-Hût), Beyrut 1410/1990, II, 248, 396-397; İbn Hacer el-Askalânî, Refʿu’l-iṣr ʿan ḳuḍâti Mıṣr (nşr. Ali M. Ömer), Kahire 1418/1998, s. 475; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 438; II, 1543; Muhibbî, Nefḥatü’r-Reyḥâne, V, 10; a.mlf., Ẕeylü Nefḥati’r-Reyḥâne, s. 347; İbn Humeyd, es-Süḥubü’l-vâbile ʿalâ ḍarâʾiḥi’l-Ḥanâbile (nşr. Bekir b. Abdullah Ebû Zeyd – Abdurrahman b. Süleyman el-Useymîn), Beyrut 1416/1996, II, 793; Fihristü’l-Kütübḫâneti’l-Ḫidîviyye, I, 196-197; Brockelmann, GAL, II, 138; Suppl., II, 140; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 794; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, I, 340-341; Nüveyhiz, Muʿcemü’l-müfessirîn, s. 389; Salâh M. el-Hıyemî, Fihrisü maḫṭûṭâti Dâri’l-kütübi’ẓ-Ẓâhiriyye: ʿUlûmü’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm, Dımaşk 1405/1984, III, 385-391; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), V, 58; Suûd b. Abdullah el-Fenîsân, Âs̱ârü’l-Ḥanâbile fî ʿulûmi’l-Ḳurʾân, İskenderiye 1409, s. 152-153; el-Fihrisü’ş-şâmil: ʿUlûmü’l-Ḳurʾân, maḫṭûṭâtü’t-tefsîr ve ʿulûmüh (nşr. el-Mecmau’l-melekî), Amman 1989, I, 490-497; Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, Beyrut 1414/1993, II, 568; M. Münîr Abdülfettâh el-Hâyik, Tefsîrü’l-Lübâb min ʿulûmi’l-Kitâb, [baskı yeri yok] 1419/1998, Câmiatü Ümmüdürmân el-İslâmiyye, I-II, İSAM Ktp., nr. 88957-88958; M. Tâhir Bencbîrî, Neylü’s-sâʾirîn fî ṭabaḳāti’l-müfessirîn, Bencbîr / Pakistan 1421/2000, s. 299-300; Abdullah b. Muhammed b. Ahmed et-Tarîkī, Muʿcemü muṣannefâti’l-Ḥanâbile, Riyad 1422/2001, IV, 366-367; Bekir b. Abdullah Ebû Zeyd, ʿUlemâʾü’l-Ḥanâbile, Demmâm 1422, s. 348; Muʿcemü’l-maḫṭûṭâti’l-mevcûde fî mektebâti İstânbûl ve Ânâṭûlî, [baskı yeri ve tarihi yok] (haz. Ali Rıza Karabulut), II, 1021; Abdullah b. Umeyr b. Abdullah el-Husayn, İḫtiyârâtü İbn ʿÂdil en-naḥviyye fî kitâbihi’l-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb min evveli sûreti’l-Fâtiḥa ilâ nihâyeti sûreti’n-Nisâʾ (doktora tezi, 1430), Câmiatü Ümmi’l-kurâ; M. Râgıb et-Tabbâh, “Terceme mefḳūde”, MMİADm., XX (1396/1976), s. 381-383; Muhammed b. Abdurrahman eş-Şâyi‘, “İbn ʿÂdil ve tefsîrühü’l-Lübâb fî ʿulûmi’l-Kitâb”, Mecelletü Câmiʿati’l-İmâm Muḥammed b. Suʿûd el-İslâmiyye, sy. 17, Riyad 1417/1996, s. 13-42; Ahmet Özel, “İbn ʿÂdil”, Mv.AU, XX, 65-69.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 583-585 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.