İBN ÂSIM, Ebû Yahyâ

أبو يحيى ابن عاصم
Müellif:
İBN ÂSIM, Ebû Yahyâ
Müellif: CENGİZ KALLEK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 03.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-asim-ebu-yahya
CENGİZ KALLEK, "İBN ÂSIM, Ebû Yahyâ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-asim-ebu-yahya (03.07.2020).
Kopyalama metni
Büyük dedelerinden Âsım’a nisbetle İbn Âsım diye tanınmıştır. Babası Ebû Bekir İbn Âsım’ın hapse atıldığı sırada (814/1411) genç yaşta olmasından hareketle (Cennetü’r-rıżâʾ, II, 203-204) VIII. (XIV.) yüzyılın sonlarında doğduğu söylenebilir. Babası ve amcası (veya babasının amcasının oğlu) Ebû Yahyâ İbn Âsım’dan başka Ebü’l-Hasan İbn Sem‘a, Ebû Abdullah el-Mintûrî, Ebü’l-Kāsım İbnü’s-Serrâc, Ebû Abdullah el-Beyyânî, Ebû Ca‘fer İbn Ebü’l-Kāsım es-Sebtî gibi âlimlerden ders aldı. Yetiştirdiği talebeler arasında Ebû Abdullah İbnü’l-Ezrak el-Gırnâtî, Muhammed b. Yûsuf el-Mevvâk, Ebû Abdullah İbnü’l-Haddâd el-Vâdîâşî gibi âlimler bulunmaktadır.

Nasrîler Sultanı Gālib-Billâh IX. Muhammed’in teveccühüne mazhar olan İbn Âsım babasının ölümünün ardından divan kâtipliğine getirildi (829/1426). Daha sonra sır kâtipliği yaptı, 838 (1434-35) yılında kādılkudâtlığa tayin edildi. Gırnata’daki iç karışıklıklar sebebiyle birkaç defa tahttan uzaklaştırılan Gālib-Billâh’ın diğer yakın adamlarıyla birlikte İbn Âsım da çeşitli sıkıntılara uğradı. Nitekim 849’da (1445) kız kardeşinin oğlu Ebü’l-Haccâc Yûsuf b. Ahmed ile yaptığı mücadelede mağlûp olarak tahtını tekrar kaybeden Gālib-Billâh ile birlikte Mâleka’ya kaçmak zorunda kaldı. Ancak kısa bir süre sonra aralarında bir anlaşma sağlamak üzere yeni sultana elçi sıfatı ile gönderildi. Adını bir yerde Ebü’l-Haccâc (Cennetü’r-rıżâʾ, I, 180), başka bir yerde Müstain-Billâh (a.g.e., II, 65) olarak verdiği bu sultanla Mağrib hükümdarı arasında da elçilik yapan İbn Âsım, iki yıl sonra tekrar tahta geçen Gālib-Billâh’ın hizmetinde önemli görevlerde bulundu. 852’de (1448) İspanyollar’a karşı kazanılan zafer münasebetiyle kaleme aldığı, içinde bulunulan olumsuz şartları ve bunların sebeplerini açıklayarak cihad ve birliğin önemini vurguladığı beyannâme de bu mevkiini göstermektedir (a.g.e., II, 289-311). Safer 857 (Şubat 1453) tarihli bir menşurla (Makkarî, Ezhârü’r-riyâż, I, 172-179) kādılkudâtlık görevi yanında öğretim ve imam-hatiplikle ilgili işlerin yönetimi de kendisine verilen İbn Âsım’ın, aynı yılın sonunda tahtı ele geçiren Nasrî Hükümdarı Ebû Nasr Sa‘d el-Müstain-Billâh’ın emriyle sultan Gālib-Billâh ve diğer yakınlarıyla birlikte öldürüldüğü tahmin edilmektedir.

Kaynaklarda İbn Âsım’ın çeşitli unvanlar yanında vezirlik rütbesi de elde ettiği belirtilmektedir. Tayin edildiği görevler içinde vezirlik açıkça anılmasa da bazı devletlerde sır kâtipliğinin vezirlikle aynı anlamda kullanıldığı ve hayatı boyunca Gālib-Billâh’ın en yakın adamı ve geniş yetkilere sahip bir yönetici olduğu göz önüne alınırsa bu bilgi doğru kabul edilebilir. İbn Âsım, kadılık görevinde Lisânüddin İbnü’l-Hatîb’in halefi olması, ilmî çalışmalarında onun izinden gitmesi, genelde Endülüs ve özellikle de Gırnata tarihinin kaleme alınmasına selefi gibi önemli katkılarda bulunması sebebiyle İbnü’l-Hatîb es-Sânî lakabıyla anılmıştır.

Bir fıkıh âlimi ve dirayetli bir yönetici olan İbn Âsım aynı zamanda babası gibi edip ve şairdi. Makkarî’nin naklettiği bir kasidesinde lafzî ve mânevî sanatlardan örnekler sergilemektedir. Bu kasidede kırmızı ve yeşil mürekkeple tefrik ettiği kelimeler ayrı ayrı yan yana getirildiğinde iki müstakil kaside ortaya çıkmaktadır. Bu ikisinde de bazı kelimeler yine farklı renklerle ayrılmış olup bunlar ardarda sıralandığında birer müveşşah* çıkmaktadır (bunlar ve şiirlerinden diğer bazı örnekler için bk. Cennetü’r-rıżâʾ, I, 143-155; Makkarî, Ezhârü’r-riyâż, I, 147-157, 179-185; III, 323).

Eserleri. 1. Şerḥu Tuḥfeti’l-ḥükkâm (yazma nüshaları için bk. GAL, II, 341; Suppl., II, 375; Muhammed Âbid el-Fâsî, I, 451-455). Babasının fıkha dair eserinin şerhi olup nazarî bilgilerden başka Gırnata ulemâsının o günkü içtimaî ve iktisadî hayatı yansıtan fetvalarına da yer vermesi bakımından önem taşımaktadır (bazı örnekler ve eserin bu açıdan bir değerlendirmesi için bk. Muhammed Benşerîfe, s. 227-236). Daha sonraki âlimler de İbn Âsım’ın ve ondan naklen diğer âlimlerin fetvalarına eserlerinde yer vermişlerdir (meselâ bk. Venşerîsî, III, 25, 28, 138, 220, 224; V, 200). 2. Cennetü’r-rıżâʾ fi’t-teslîm limâ ḳadderallāhu ve ḳażâʾ. Endülüs’ün İslâm hâkimiyetinden çıkmaya başladığı bir dönemde müslümanların mâruz kaldığı musibetlerin sebeplerini, bu güçlükleri aşmanın yollarını ve ilâhî takdire rızâ göstermenin önemini konu alan eser, Gırnata’da hüküm süren Nasrîler’in siyasî tarihi için ilk elden bir kaynak olduğu gibi o günkü içtimaî, iktisadî ve kültürel hayatı yansıtması bakımından da büyük öneme sahiptir (bir değerlendirme için bk. Sa‘d Abdullah el-Bişrî, XVII/6 [1417/1996], s. 485-498). Eser Salâh Cerrâr tarafından neşredilmiştir (I-III, Amman 1410/1989). 3. er-Ravżü’l-erîż fî terâcimi ẕevi’s-süyûf ve’l-aḳlâm ve’l-ḳarîż. Nasrîler döneminin yönetici, ulemâ, şair ve ediplerinin biyografisine dair olup Lisânüddin İbnü’l-Hatîb’in el-İḥâṭa fî aḫbâri Ġırnâṭa adlı eserinin zeyli mahiyetindedir. Makkarî’nin Nefḥu’ṭ-ṭîb ve Ezhârü’r-riyâż’ında nakilde bulunduğu eserden bir varak Escurial Library’de kayıtlı bir mecmuada (nr. 1879/5) mevcuttur.

BİBLİYOGRAFYA
Ebû Yahyâ İbn Âsım, Cennetü’r-rıżâʾ fi’t-teslîm limâ ḳaddera’llāhu ve ḳażâʾ (nşr. Salâh Cerrâr), Amman 1410/1989, I, 143-155, 180; II, 65, 203-204, 289-311, ayrıca bk. neşredenin girişi, I, 35-85; Venşerîsî, el-Miʿyârü’l-muʿrib, Fas 1315, III, 25, 28, 138, 220, 224; V, 200; Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî, Neylü’l-ibtihâc, Trablus 1398/1989, II, 537; Makkarî, Nefḥu’ṭ-ṭîb, IV, 507-510; VI, 146-162; a.mlf., Ezhârü’r-riyâż (nşr. Mustafa es-Sekkā v.dğr.), Kahire 1358/1939, I, 50-60, 116, 145-186; III, 310-312, 320-322, 323; Mahlûf, Şeceretü’n-nûr, I, 248-249; Brockelmann, GAL, II, 341; Suppl., II, 375; Îżâḥu’l-meknûn, I, 369; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 199-200; Ziriklî, el-Aʿlâm, VII, 277; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, XI, 293; a.mlf., Muʿcemü muṣannifi’l-kütübi’l-ʿArabiyye, Beyrut 1406/1986, s. 580; Abdülazîz Binabdullah, Maʿlemetü’l-fıḳhi’l-Mâlikî, Beyrut 1983, s. 86; Muhammed Âbid el-Fâsî, Fihrisü maḫṭûṭâti Ḫizâneti’l-Ḳaraviyyîn, Dârülbeyzâ 1399/1979, I, 451-455; Muhammed Benşerîfe, “Nevâzilü Ġırnâtiyye li’bn ʿÂṣımi’l-İbn”, et-Türâs̱ü’l-ḥaḍariyyü’l-müşterek beyne İsbânyâ ve’l-Maġrib, Rabat 1993, s. 215-236; Mustafa el-Gadîrî, “Cennetü’r-rıżâʾ fi’t-teslîm li-mâ ḳaddera’llāhu ve ḳażâʾ”, ʿÂlemü’l-kütüb, XV/1, Riyad 1414/1994, s. 74-77; Sa‘d Abdullah el-Bişrî, “Kitâbü Cenneti’r-rıżâʾ fi’t-teslîm li-mâ ḳaddera’llāhu ve ḳażâʾ”, a.e., XVII/6 (1417/1996), s. 483-501; Kāmûsü’l-a‘lâm, I, 768; el-Ḳāmûsü’l-İslâmî, V, 23; Abbas Hüccet Celâlî, “İbn ʿÂṣım, Ebû Yahyâ”, DMBİ, IV, 172-173.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 19. cildinde, 327-328 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER