İBN CÂBİR - TDV İslâm Ansiklopedisi

İBN CÂBİR

ابن جابر
Müellif:
İBN CÂBİR
Müellif: HULUSİ KILIÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.09.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-cabir
HULUSİ KILIÇ, "İBN CÂBİR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-cabir (24.09.2021).
Kopyalama metni

698’de (1299) Meriye’de (Almeria) doğdu. Burada Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Ebü’l-Ayş’tan (Yaîş) Kur’ân-ı Kerîm ve nahiv, Ebû Abdullah Muhammed ez-Zevâvî’den hadis, Ebû Abdullah Muhammed b. Saîd er-Rundî’den Mâlikî fıkhı okudu. 738’de (1338) hacca gitmek üzere Endülüs’ten ayrıldı. Yolda hayatının sonuna kadar dost ve arkadaş olarak yaşayacağı âlim, şair ve edip Ebû Ca‘fer er-Ruaynî ile tanıştı. Gittikleri her şehirde aynı hocalardan ders alan İbn Câbir ile Ruaynî, “a‘mâ ve basîr” adıyla anılan bir ikili oluşturdular. Ruaynî, şairin şiirlerini kendisinden dinleyerek rivayet ettiği gibi el-Ḥulletü’s-siyerâ adlı ünlü bedîiyyesini de şerhetti. İbn Câbir, Mısır’da bir süre kalarak Ebû Hayyân el-Endelüsî’den dil ve edebiyat dersleri aldı. Hac dönüşü (741/1340) Dımaşk’a gitti. Burada Yûsuf b. Abdurrahman el-Mizzî, İbn Kâmyâr ve Muhammed b. İbrâhim el-Cezerî’den hadis (İbn Hacer, III, 340), Ba‘lebek’te Fâtıma bint Mûsâ b. Muhammed el-Yûnînî’den kıraate dair eş-Şâṭıbiyye adlı eseri okudu. Hocası Mizzî’nin vefatından sonra 743 (1342) yılında Halep’e geçti ve orada ders vermeye başladı. Gerek öğretim hayatındaki başarısı, gerekse güçlü şiirleri çağdaşı bazı âlim ve ediplerin ilgisini çekti. İbn Fazlullah el-Ömerî, İbn Câbir’le görüşmek istediği halde bir türlü kısmet olmadığını söyler (Mesâlik, XI, 504; Süyûtî, I, 34). Safedî ise Halep’te görüşüp şiirlerini dinlediği İbn Câbir’in güçlü bir şair olduğunu, daha sonra kendisiyle mektuplaştığını bildirir (el-Vâfî, II, 157-158).

İbn Câbir, daha sonra Halep’ten ayrılarak Sümeysât (Samsat) yakınındaki el-Bîre’ye (Birecik) yerleşti ve ömrünün sonuna kadar burada kaldı. Artukoğulları sultanlarıyla ilişki kurdu, onlara kasideler yazdı, kendilerinden büyük maddî destek gördü. 780’de (1378) el-Bîre’de vefat etti. Ġāyetü’n-Nihâye fî ṭabaḳāti’l-ḳurrâʾ adlı eserin müellifi İbnü’l-Cezerî ile Sıbt İbnü’l-Acemî lakabı ile tanınan Burhâneddin el-Halebî gibi ilim adamları onun öğrencileri arasında yer alır.

Eserleri. Şiiri ilmî konuların anlatımında bir vasıta olarak da kullanan ve bu tarzda birçok didaktik manzumesi bulunan İbn Câbir’in hemen tamamı manzum olan eserlerinin başlıcaları şunlardır:

1. el-Ḥulletü’s-siyerâ fî medḥi ḫayri’l-verâ. Hz. Peygamber için yazılmış, edebî sanatlarla örülü eser “bedîiyye” türü kasidelerin ilklerinden olup Bedîʿiyyetü’l-ʿumyân ve el-Bedîʿiyye fî medḥi ḫayri’l-beriyye adlarıyla da anılır. 177 beyitten ibaret olan kasidede şair elli bir bedîî sanat kullanmıştır. Şair tarafından şerhedilen kaside Abdullah Muhlis (Kahire 1348) ve Ali Ebû Zeyd (Beyrut 1405/1985) tarafından neşredilmiştir. Arkadaşı Ebû Ca‘fer er-Ruaynî’nin Ṭırâẓü’l-ḥulle ve şifâʾü’l-ġulle adıyla kaleme aldığı şerhi Recâ es-Seyyid el-Cevherî yayımlamıştır (İskenderiye 1410/1990). Bu şerhi Muhammed b. İbrâhim el-Biştekî el-Münteḳā adıyla ihtisar etmiştir.

2. Ḳaṣîde fî esmâʾi süveri’l-Ḳurʾân. Kādî İyâz’ın sûrelerin isimlerinden tevriye yoluyla söz ettiği uzun bir hutbesinden esinlenilerek nazmedilmiş olan kasidede asıl konu Hz. Peygamber ve aşere-i mübeşşerenin methidir. Makkarî altmış beş beyitlik kasidenin tamamını nakletmiştir (Nefḥu’ṭ-ṭîb, VII, 324-336). Birçok şairin nazîreler yazdığı bu kaside N. Ali – M. Sîret tarafından Kasîde-i Bedîiyye adıyla Türkçe’ye çevrilmiştir (Cevâhirü’z-zevâhir, I, 10-24; II-III, 16-32).

3. Ḳaṣîde fî medḥi’n-nebî. Ahmed b. Abdülmün‘im ed-Demenhûrî’nin (ö. 1192/1778) Sebîlü’r-reşâd ilâ nefʿi’l-ʿibâd adlı eserinin (Kahire 1305) sonunda yayımlanmıştır.

4. Ḥilyetü’l-faṣîḥ fî naẓmi(‘l-Faṣîḥ) mâ câʾe fi’l-Faṣîḥ. Sa‘leb’in lugata dair el-Faṣîḥ adlı eserinin manzum hali olan eser 747 (1346) yılında el-Bîre’de tamamlanmış olup 1680 beyit ihtiva eder.

5. el-Minḥa fi’ḫtiṣâri’l-Mülḥa. Harîrî’nin gramere dair Mülḥatü’l-iʿrâb adlı manzum eserinin yine manzum olarak ihtisarı olup Minḥatü’l-iʿrâb ve sinḥatü’l-âdâb adıyla da anılır (Paris Bibliothèque Nationale Ktp., nr. 329/5). İbn Câbir daha sonra bu manzumesini şerhetmiştir (, II, 15).

6. Vesîletü’l-âbıḳ fî esmâʾi’ṣ-ṣaḥâbe ve’t-tâbiʿîn ʿalâ mâ ẕekerehû Ebû Nuʿaym. Ebû Nuaym el-İsfahânî’nin Ḥilyetü’l-evliyâʾ ve ṭabaḳātü’l-aṣfiyâʾ adlı eserinde zikredilen sahâbe ve tâbiîn isimlerinin manzum hale getirilmiş şeklidir. Bu sebeple eser Naẓmü ricâli Ḥilyeti’l-evliyâʾ adıyla da anılır.

7. Nefâʾisü’l-mülaḥ ve ʿarâʾisü’l-midaḥ (Dîvânü’l-Hevvârî). Hz. Peygamber ve Ehl-i beyt’ine dair kasidelerden oluşur.

8. ʿUmdetü’l-mütelaffıẓ fî naẓmi Kifâyeti’l-müteḥaffıẓ. İbrâhim b. İsmâil İbnü’l-Ecdâbî’nin Kifâyetü’l-müteḥaffıẓ ve nihâyetü’l-mütelaffıẓ adlı lugatının manzum halidir. İbn Câbir’den başka iki âlim daha (Ebû Abdullah Şehâbeddin Muhammed b. Ahmed el-Huveyyî [ö. 693/1294] ve Ebü’l-Fidâ İmâdüddin İsmâil b. Muhammed el-Ba‘lî [ö. 764/1363]) bu eseri nazma çevirdikleri için bazan İbn Câbir’le karıştırılmaktadır (M. Sıddîk Hasan Han, s. 482-483; Ahmed eş-Şerkāvî İkbâl, s. 154, 159).

9. Ḳaṣîde mîmiyye fi’ẓ-ẓâʾ ve’ḍ-ḍâd. Ebû Ca‘fer er-Ruaynî tarafından şerhedilmiştir.

10. Ġāyetü’l-merâm fî tes̱lîs̱i’l-kelâm. Bir harfinin harekesinin değişmesiyle üç türlü okunan ve buna göre farklı anlamlara gelen kelimelere dair 272 beyitlik bir kasidedir.

11. Tuḥfetü’l-aḳrân fîmâ ḳuriʾe bi’t-tes̱lîs̱ min ḥurûfi’l-Ḳurʾân. el-Bîre’de 745’te (1344) nazmedilen kıraate dair bir kasidedir.

12. er-Ravẓü’l-memṭûr fî naẓmi’l-maḳṣûr (el-Maḳṣûr ve’l-memdûd). 296 beyitlik bu kaside muhtemelen Ḳaṣîde fî medḥi’n-nebî ile aynı eserdir.

13. S̱elâs̱ü ḳaṣâʾid. Hz. Peygamber’in methine dair olan bu üç kaside olup şiir hakkında teknik açıklamalar da ihtiva eder.

Bunların dışında şu eserler de İbn Câbir’e aittir: Kitâbü’l-Ġayn fî medḥi seyyidi’l-kevneyn, Ḳaṣîde fî medḥi’l-Medîne (on sekiz beyitlik bir kasidedir), Risâle fi’s-sîre ve mevlidi’n-nebî, el-Maḳṣadü’ṣ-ṣâliḥ fî medḥi’l-Meliki’ṣ-Ṣâliḥ, Manẓûme fi’n-naḥv, el-Kelâm ʿalâ uṣûli’l-ʿilm bi’l-menâm, Ṣarîḥatü’l-ḥaḳ (divanından alınmış bir şiirdir), Şerḥu Elfiyyeti İbn Mâlik (756’da [1355] Mekke’de yazılmıştır), Şerḥu Elfiyyeti İbn Muʿṭî (eserlerinin yazma nüshaları için bk. , I, 445; II, 14-15; Suppl., I, 182, 541, 617; II, 6).

el-Miʿyâr fî naḳdi’l-eşʿâr adlı eser, Abdullah Muhammed Süleyman Hindâvî neşrinde (Kahire 1408/1987) Ebû Abdullah Cemâleddin Muhammed b. Ahmed el-Endelüsî’ye ait olarak gösterilmiştir. Muhammed Zağlûl Sellâm ile M. Rıdvân ed-Dâye’nin anılan eseri İbn Câbir’e nisbetleri isim benzerliğinden kaynaklanmış bir iltibas olmalıdır.


BİBLİYOGRAFYA

İbn Câbir, el-Ḥulletü’s-siyerâ fî medḥi ḫayri’l-verâ (nşr. Ali Ebû Zeyd), Beyrut 1405/1985, neşredenin girişi, s. 9-22.

, XI, 504.

, II, 157-158.

a.mlf., Nektü’l-himyân (nşr. Ahmed Zekî Bek), Kahire 1329/1911, s. 244-246.

, II, 330-331.

Ebû Ca‘fer er-Ruaynî, Ṭırâẓü’l-ḥulle ve şifâʾü’l-ġulle (nşr. Recâ es-Seyyid el-Cevherî), İskenderiye 1410/1990, neşredenin girişi, s. 45-48.

, II, 60.

İbn Hicce, Ḫizânetü’l-edeb, Kahire 1304, s. 12.

, III, 339-340.

, XI, 192.

, I, 34-35.

, I, 195.

, II, 664-675, 680-690; VII, 306-336.

, I, 152, 155, 234, 688; II, 1171, 1273-1274.

, VIII, 462.

N. Ali – M. Sîret, Cevâhirü’z-zevâhir, İstanbul 1310, I, 10-24; II-III, 16-32.

, II, 170.

, I, 60-61.

, I, 445; II, 14-15; Suppl., I, 182, 541, 617; II, 6.

, III, 134.

, VI, 530-537.

, V, 328.

Sıddîk Hasan Han, el-Bulġa fî uṣûli’l-luġa (nşr. Nezîr M. Mektebî), Beyrut 1408/1988, s. 482-483.

Ahmed eş-Şerkāvî İkbâl, Muʿcemü’l-meʿâcim, Beyrut 1993, s. 154-155, 159.

Zehrâ-yı Hüsrevî, “İbn Câbir”, , III, 197-199.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul’da basılan 19. cildinde, 384-385 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER