İBN HAMEVEYH, Fahreddin - TDV İslâm Ansiklopedisi

İBN HAMEVEYH, Fahreddin

فخر الدّين ابن حمويه
İBN HAMEVEYH, Fahreddin
Müellif: MUHAMMED ABDÜLKĀDİR HUREYSÂT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hameveyh-fahreddin
MUHAMMED ABDÜLKĀDİR HUREYSÂT, "İBN HAMEVEYH, Fahreddin", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hameveyh-fahreddin (30.10.2020).
Kopyalama metni
580 (1184) veya 582’de (1186) Dımaşk’ta doğdu. İlim ve siyasetle uğraşan Benî Hameviyye ailesine mensup olup Şeyhüşşüyûh Sadreddin Muhammed’in oğludur; es-Sâhibü’l-Kebîr ve Melikü’l-ümerâ unvanlarıyla tanınır. Babası ile Şeyh Mansûr b. Ebü’l-Hasan et-Taberî ve Muhammed Yûsuf el-Gaznevî’den hadis ve diğer dinî ilimleri okudu; yakınlarının teşvikiyle iyi bir dil ve edebiyat uzmanı oldu. Ancak daha sonra ilim ve edebiyatla uğraşmayı bırakarak ailesinin diğer fertleri gibi saraya intisap etti ve aynı zamanda süt kardeşi olan el-Melikü’l-Kâmil’in nedimliğine ve ordu başkumandanlığına kadar yükseldi.

Fahreddin İbn Hameveyh’in ilk siyasî görevi, 614’te (1217-18) Sultan el-Melikü’l-Kâmil tarafından Abbâsî Halifesi Nâsır-Lidînillâh’a elçi olarak gönderilmesidir (İbn Nazîf, s. 73, 75). 617’de (1220), Haçlılar’a karşı iş birliği imkânları aramak amacıyla Sincar’da bulunan el-Melikü’l-Kâmil’in kardeşi el-Cezîre hâkimi el-Melikü’l-Eşref Muzafferüddin Mûsâ’ya gönderilmiş, ancak başarılı olamamıştır (İbn Vâsıl, IV, 77). Daha sonra yine el-Melikü’l-Kâmil tarafından, Celâleddin Hârizmşah’a meyleden kardeşi Dımaşk hâkimi el-Melikü’l-Muazzam Îsâ’ya karşı Sicilya-Almanya İmparatoru II. Friedrich’le bir anlaşma yapmak üzere görevlendirilmiştir. Almanlar’la, kendilerine verilen bazı limanlar ve Kudüs şehri karşılığında bir antlaşma imzalayan İbn Hameveyh, imparatorun Akkâ’ya gelişinden sonra antlaşmayı şahsen yürürlüğe koymuş (626/1229) ve onunla dostluk kurarak mektuplaşmış, çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunmuştur (İbn Nazîf, s. 176; İbn Vâsıl, IV, 206, 242, 251; Mekîn, s. 138).

el-Melikü’l-Kâmil, kardeşi el-Melikü’l-Muazzam Îsâ’nın vefatından sonra Dımaşk’ta hüküm süren yeğeni el-Melikü’n-Nâsır Dâvûd’un üzerine yürüdüğünde (625/1228) yerine nâib olarak veliaht seçtiği büyük oğlu el-Melikü’s-Sâlih Eyyûb’u bırakmış ve Fahreddin İbn Hameveyh’i de ona hazineden sorumlu yardımcı tayin etmişti. Ancak İbn Hameveyh, bir süre sonra el-Melikü’s-Sâlih ile anlaşamayarak Dımaşk’a Sultan el-Melikü’l-Kâmil’in yanına gitti. Bu arada Dımaşk’ı yeğeninden alan el-Melikü’l-Kâmil burayı Harran, Urfa, Suruç, Re’sül‘ayn ve Rakka karşılığında kardeşi el-Melikü’l-Eşref Muzafferüddin Mûsâ’ya verdi ve İbn Hameveyh’i bölgeyi el-Melikü’l-Eşref Mûsâ’nın nâiblerinden teslim alması için Harran’a gönderdi (Mekîn, s. 138; İbn Nazîf, s. 176, 178). İbn Hameveyh daha sonra da Yemen ve Hicaz’da hüküm süren el-Melikü’l-Kâmil’in oğlu Atsız lakabıyla meşhur el-Melikü’l-Mes‘ûd Selâhaddin Yûsuf’un ölümünün (626/1229) ardından Hicaz’ı ele geçiren Atsız’ın nâibi Nûreddin Ömer b. Ali b. Resûl’ün üzerine gönderildi (629/1232) ve bölgeyi kısa bir süre için de olsa tekrar kontrol altına aldı (İbn Nazîf, s. 235).

İbn Hameveyh’in Eyyûbî tarihindeki asıl rolü, 635’te (1238) ölen el-Melikü’l-Kâmil’in yerine oğlu el-Melikü’l-Âdil’in getirilmesini ve onun Dımaşk’taki nâibliğine el-Melikü’l-Cevâd’ın tayin edilmesini sağlamasıyla başlar (İbn Vâsıl, V, 198). İbn Hameveyh, el-Melikü’l-Âdil’in kısa süren saltanat döneminin başlarında emîrü’l-ümerâ sıfatıyla nüfuzlu bir şahsiyet olarak öne çıkmış, diğer emîrler ona açıkça muhalefette bulunmaktan çekinmişlerdir. el-Melikü’l-Kâmil’in ölümünden kısa bir süre sonra büyük oğlu ve veliahtı el-Melikü’s-Sâlih’in Dımaşk’ı el-Melikü’l-Cevâd’ın elinden alması üzerine daha önce burayı Kerek ve yöresi karşılığında el-Melikü’l-Kâmil’e veren el-Melikü’n-Nâsır Dâvûd Mısır’a gelerek el-Melikü’l-Âdil ile ağabeyi el-Melikü’s-Sâlih Eyyûb’un aleyhinde anlaştı. Bu sırada el-Melikü’l-Âdil’in davranışlarından memnun olmayan İbn Hameveyh ve diğer emîrler Nablus’ta bulunan el-Melikü’s-Sâlih’i Mısır’a gelmeye teşvik ediyorlardı. Bu durumu haber alan el-Melikü’l-Âdil, İbn Hameveyh’i tutuklatarak Kal‘atülcebel’de hapse attırdı (636/1239). Aynı yıl tahtı el-Melikü’l-Âdil’den alan el-Melikü’s-Sâlih onu serbest bıraktıysa da Benî Hameviyye ailesinin lideri olarak nüfuzunun daha fazla artmasından çekindiği için evinde göz hapsine aldı (İbn Vâsıl, V, 276). Ancak 643 (1245-46) yılında kardeşi vezir ve başkumandan Muînüddin İbn Hameveyh vefat edince hem Eyyûbî emîrlerine, hem de bölgedeki Haçlılar’a karşı verdiği mücadelede kendisinden yararlanmak için onu başkumandanlığa getirdi (Mekîn, s. 150). İbn Hameveyh, el-Melikü’s-Sâlih döneminde başkumandan sıfatıyla pek çok seferi yönetti. Bu göreve tayin edildiği yıl önce el-Melikü’n-Nâsır Dâvûd ile müttefiki Hârizmliler’i yenerek Belkā’yı ele geçirdi; ardından sığındıkları Kerek’i kuşatıp el-Melikü’n-Nâsır Dâvûd’u Hârizmliler’i kendisine teslim etmeye mecbur bıraktı (İbn Vâsıl, V, 363; Mekîn, s. 157). Ertesi yıl Taberiye’yi Haçlılar’dan geri aldı ve surlarını yıktırdı; fakat bundan sonra Busrâ’yı muhasara ettiyse de hastalandığı için Kahire’ye dönmek zorunda kaldı (İbn Vâsıl, V, 215; Mekîn, s. 145). 646’da (1248) Humus’a ve 647’de IX. Louis kumandasında Mısır’a saldıran Haçlılar’a karşı büyük bir mücadele verdi; ancak bu arada hücumlarına daha fazla direnemeyerek Mansûre’ye çekilirken Dimyat’ı boşaltıp onlara bırakmak gibi büyük bir hata yaptı.

Sultan el-Melikü’s-Sâlih’in vefatının (647/1249) ardından Türk asıllı eşi Şecerüddür, Mısır ordusu başkumandanı İbn Hameveyh ve emîrlerden Cemâleddin Tavâşî bir araya gelerek Haçlı tehlikesinin olduğu bu sırada sultanın ölümünü gizlemeye karar verdiler. Sultanın oğlu Turan Şah Hasankeyf’ten (Hısnıkeyfâ) çağrıldı (İzzeddin el-Askalânî, s. 380). Ancak sultanın ölüm haberi askerler arasında duyulmuştu. Bu esnada yönetim Şecerüddür ve İbn Hameveyh’in elinde idi (Mekîn, s. 159). İbn Hamaveyh’in sultan gibi davranması Memlük emîrlerini kızdırıyordu. Kendisine karşı bir hareket başlatmaları üzerine sultanlıkta gözü olmadığını ve görevi Turan Şah’a bırakacağını söyleyerek onları ikna etti (Sıbt İbnü’l-Cevzî, VIII/1, s. 776; Sübkî, VIII, 363-364).

Haçlılar’ın Mansûre’yi ele geçirmesini önlemeye çalışan İbn Hameveyh, şehri savunduğu sırada 4 Zilkade 647’de (8 Şubat 1250) şehid düştü (Mekîn, s. 159) ve cenazesi Kahire’ye götürülerek orada toprağa verildi. Kaynaklarda akıllı, cesur, cömert ve emirlik vasıflarına sahip bir insan olarak tavsif edilir.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Nazîf, et-Târîḫu’l-Manṣûrî (nşr. Ebü’l-Îd Dûdû), Dımaşk 1401/1981, s. 73, 75, 176, 178, 183, 189, 235, 250; Sıbt İbnü’l-Cevzî, Mirʾâtü’z-zamân, VIII/1, s. 776-778; , s. 184; Mekîn, Aḫbârü’l-Eyyûbiyyîn (BEO içinde, nşr. Cl. Cahen), XV (1955-57), s. 109-184; el-Melikü’l-Eşref er-Resûlî, el-ʿAscedü’l-mesbûk (nşr. Şâkir Mahmûd Abdülmün‘im), Beyrut 1975, s. 571-572; İbn Vâsıl, Müferricü’l-kürûb, IV, 77, 206, 242, 251; V, 169-170, 198, 215, 276-277, 363-364, 378-379; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XXIII, 100-102; a.mlf., el-ʿİber, V, 194-195; Sübkî, Ṭabaḳāt, VI, 97; VIII, 363-364; İbn Kesîr, el-Bidâye, XIII, 178; Makrîzî, es-Sülûk, I, 349, 359, 366, 382, 389, 392, 395, 412, 448; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, VI, 363; İzzeddin el-Askalânî, Şifâʾü’l-ḳulûb fî-menâḳıbi Benî Eyyûb (nşr. Nâzım Reşîd), Bağdad 1978, s. 380; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, V, 238-239; R. S. Humphreys, From Saladin to the Mongols, Albany 1977, s. 167, 246, 290, 293; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), VIII, 248-249; H. L. Gottschalk, “Awlād al-S̲h̲ayk̲h̲”, EI2 (İng.), I, 766; Işın Demirkent, “Haçlılar”, DİA, XIV, 541-542.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 20. cildinde, 22-23 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER