İBN MÜFERRİĞ

ابن مفرّغ
Müellif:
İBN MÜFERRİĞ
Müellif: KENAN DEMİRAYAK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-muferrig
KENAN DEMİRAYAK, "İBN MÜFERRİĞ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-muferrig (21.11.2019).
Kopyalama metni
Basra’da doğdu ve orada büyüdü. Aslen Yemenli Yahsub kabilesine mensuptur. Farsça şiirler de yazması, soyunun İslâm’dan önce Yemen’e göç etmiş olan İranlılar’la ilgisi olabileceğini düşündürmektedir (Şevkī Dayf, II, 235). Bu sebeple muhadram şairlerden olması da muhtemeldir (Cezzâr, III, 1584). Dedesi veya babası, tutuştuğu bahiste bir tulum sütü bir defada içip bitirdiği için “Müferriğ” (boşaltan, bitiren) lakabı ile anılmıştır. Nesebi Yezîd b. Ziyâd b. Rebîa b. Müferriğ el-Himyerî (İbn Hallikân, VI, 342) ve Yezîd b. Rebîa b. Müferriğ el-Himyerî olmak üzere iki şekilde geçer (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XVIII, 254). Meşhur şair Seyyid el-Himyerî onun torunudur.

İbn Müferriğ’in, Sicistan Valisi İbn Ebû Bekre (671-673) ve Horasan Valisi Saîd b. Osman b. Affân’la dostluk kurduğu döneme kadarki hayatı hakkında yeterli bilgi yoktur. İbn Ebû Bekre tarafından Sicistan’a davet edilen İbn Müferriğ onun için bazı kasideler yazmıştır. Saîd b. Osman Horasan valisi olunca ondan kendisiyle beraber gelmesini istemiş, ancak İbn Müferriğ, İbn Ebû Bekre’den sonra Sicistan’a vali tayin edilen Abbâd b. Ziyâd b. Ebîh ile kalmayı tercih etmişti. İbn Hallikân (VI, 344), Saîd b. Osman’ın İbn Müferriğ’i Abbâd b. Ziyâd konusunda uyardığını ve istediği zaman Horasan’a gelebileceğini söylediğini kaydeder.

İbn Müferriğ, Abbâd b. Ziyâd ile beraber Sicistan’a gitmiş, bir süre onunla birlikte kalmış, bu sırada kendisinden pek hoşlanmayan Abbâd’ın kardeşi Ubeydullah ile aralarında bir sürtüşme meydana gelmiştir. Bu olay, daha sonraki yıllarda şairin Ubeydullah’ı ağır bir dille hicvetmesine sebep olmuştur. İbn Müferriğ, Abbâd’dan Saîd b. Osman’ın yanına gitmek için izin istemiş, Abbâd’ın izin vermemesi üzerine hicivlerinin dozunu arttırınca Abbâd onu hapsetmiş, köle, câriye, at ve silâhı ile eşyalarını sattırıp parasını alacaklılarına dağıttırmıştır. İbn Müferriğ, çok sevdiği köle ve câriyesinin satılmasından dolayı duyduğu üzüntüyü bir şiirinde dile getirmiştir (Dîvân, s. 95-97).

Hapiste iken Abbâd’ı hicvetmenin kendisine yarar sağlamayacağını anlayan İbn Müferriğ onun hakkında iyi şeyler söylemeye başlayınca serbest bırakıldı. Önce Basra’ya, daha sonra Dımaşk’a giden şair, burada da Abbâd’ı ve babası Ziyâd b. Ebîh’i hicvetmeye devam etti (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XVIII, 186). Ubeydullah b. Ziyâd, İbn Müferriğ’in kendisi ve ailesi hakkındaki hicivleri Basra’da halkın diline düşünce onu hapsetti. Akrabası Münzir b. Cârûd’un aracılığına rağmen onu öldürmek için Muâviye’den izin istedi ve hicivlerinin Muâviye’ye kadar uzandığını, Muâviye’ye zina isnat edip oğlu Yezîd’e de küfrettiğini (Dîvân, s. 230-232) bildirdi. Ancak İbn Müferriğ’in kabilesi Yezîd taraftarı olduğundan başka bir yolla cezalandırılması istendi. Ubeydullah da onu bir müshil içirdikten sonra eşeğe bindirip Basra sokaklarında dolaştırdı. Şair bu durumda bile onu eleştirmeye devam etti. Söylediği Farsça bir beyitte (Câhiz, I, 143) Ziyâd’ın annesi Sümeyye’ye dil uzatmaktan geri kalmadı. Ubeydullah’a, “Senin bana yaptığını su temizler, fakat benim senin hakkındaki sözlerim çürük kemiklerine kadar işleyecektir” deyince Ubeydullah onu tekrar hapse attırdı (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XVIII, 264; İbn Hallikân, V, 392). Şair, Ubeydullah’ın kendisine yaptığı kötü muameleleri bir şiirinde dile getirmiştir (Dîvân, s. 53-59). İbn Müferriğ hapiste de Ziyâd ailesini hicvetmeye devam edince Ubeydullah onu Sicistan’da bulunan kardeşi Abbâd’a gönderdi. Abbâd da evlerin ve dükkânların duvarlarına yazdığı hicivleri tırnaklarıyla kazıtıp sildirdikten sonra onu hapsetti.

İbn Müferriğ’in bir cuma günü Dımaşk’ta mescidin merdivenlerinde bir adamına okuttuğu şiir Yemenliler’in dikkatini çekti. Onlar da Muâviye’ye giderek serbest bırakılmasını sağladılar. Onun, Kureyşliler ve Yemenliler’in Yezîd b. Muâviye nezdindeki girişimleri sonucu hapisten kurtulduğu da rivayet edilir (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XVIII, 274-278). İbn Müferriğ hapisten çıkınca Muâviye’den, hakkındaki bazı hicivlerin Abdurrahman b. Hakem tarafından söylenip kendisine nisbet edildiğini belirterek özür diledi. Affedildikten sonra Musul’a yerleşti. Ardından Ahvaz’a gitti. Daha sonra Basra’ya gelerek Ubeydullah’dan özür dileyince Ubeydullah kendisini affetti. İbn Müferriğ bir süre Basra’da kalıp Kirman’a gitti. Ubeydullah, Abdullah b. Zübeyr’e yenilip Basra’dan kaçtıktan sonra tekrar Basra’ya döndü ve Ziyâd ailesini yeniden hicvetmeye başladı (a.g.e., XVIII, 280, 282). Şair, Ubeydullah’ın Muhtâr es-Sekafî’nin adamları tarafından öldürülüşünden sonra bile onu hicvetmiştir. İbn Müferriğ hayatının son iki yılını Basra’da geçirdi ve burada öldü.

Asmaî, İbn Müferriğ’i Basra’nın Arap olmayan (müvelled) şairlerinden biri olarak tanımlar. İbn Müferriğ’in şiirleri çoğunlukla hiciv olmak üzere gazel, medih ve hamâse türlerinden oluşur. Gazellerinin çoğu, kazandığı bütün malları kendisine verecek kadar âşık olduğu Ahvazlı Enahîd hakkındadır. Ancak onun şöhreti Ziyâd ailesi hakkındaki hicivlerine dayanır. Ubeydullah b. Ziyâd, onun iki beytine işaret ederek kendisinin bundan daha kötü hicvedilmediğini söylemiştir (a.g.e., XVIII, 285). Muâviye’yi hicvettiği şiirinde Hassân b. Sâbit’in Muâviye’nin babası Ebû Süfyân hakkındaki hicvinden iktibas yapmaktadır (İbn Hallikân, VI, 350-351). Hz. Hüseyin, Muâviye ölüp yerine oğlu Yezîd’i halef bıraktığı zaman İbn Müferriğ’in Ubeydullah’ı hicveden bir şiirinin iki beytiyle (İbn Kuteybe, I, 362-363) bu olaya temas etmiştir. Yemen Himyer hükümdarlarından Tübba‘ b. Hassân’ın sîreti ve şiirlerinin İbn Müferriğ tarafından uydurulduğu Asmaî’den nakledilir (Yâkūt, XX, 43; Sezgin, II, 325). İbn Müferriğ’in, “Köle sopa ile dövülür, hür kimseye ise kınama yeter” (Cumahî, II, 679) anlamındaki beyti meşhurdur.

İbn Müferriğ’in şiirlerinin ne zaman ve nasıl rivayet edildiği bilinmemektedir. Fuat Sezgin’in verdiği bilgiye göre divanı kaybolmuştur (GAS, II, 325-326). Onun şiirlerinin bir kısmı Charles Pellat tarafından “Le poète Ibn Müferriğ et son oeuvre” adıyla yayımlanmıştır (bk. bibl.). Dâvûd Sellûm’un Şiʿru Yezîd b. Müferriġ el-Ḥimyerî (Bağdad 1968) adlı eserinde de bazı şiirleri yer almaktadır. Abdülkuddûs Ebû Sâlih, İbn Müferriğ’in çeşitli kaynaklardaki şiirlerini bir araya getirerek Dîvânü Yezîd b. Müferriġ el-Ḥimyerî adıyla yayımlamıştır (Beyrut 1395/1975, 1402/1982). Bazı Farsça şiirleri ise Charles Rempis ve G. Lazard tarafından incelenmiştir (Sezgin, II, 326).

BİBLİYOGRAFYA
İbn Müferriğ, Dîvân (nşr. Abdülkuddûs Ebû Sâlih), Beyrut 1402/1982, neşredenin girişi, s. 7-48; Asmaî, Fuḥûletü’ş-şuʿarâʾ (nşr. C. Torrey), Beyrut 1389/1970, s. 17; Cumahî, Fuḥûlü’ş-şuʿarâʾ, II, 679, 686-693; Câhiz, el-Beyân ve’t-tebyîn, I, 143; III, 37; İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿa-râʾ, I, 360-364; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), V, 317-321; VII, 192; Zeccâcî, Emâlî (nşr. Abdüsselâm Hârûn), Kahire 1382, s. 41-43; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, XVIII, 186, 254-298; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XX, 43-46; İbn Hallikân, Vefeyât, V, 392; VI, 342-367; İbn Manzûr, Muḫtaṣaru Târîḫi Dımaşḳ, XXVII, 340-351; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 522-523; Brockelmann, GAL, I, 57; Suppl., I, 92; Ch. Pellat, “Le Poète Ibn Müferriğ et son oeuvre”, Mélanges Loui Massignon, Damas 1957, III, 195-205; a.mlf., “Ibn Müferrig̲h̲”, EI2 (İng.), III, 881-882; C. Zeydân, Âdâb (Dayf), I, 243-244; Sezgin, GAS, II, 324-326; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, II, 235-237; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, I, 427-430; Abbas el-Kummî, el-Künâ ve’l-elḳāb, Beyrut 1983, s. 418-421; Âzertâş Âzernûş, “İbn Müferriġ”, DMBİ, IV, 648-654.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 215-216 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.