İBN ŞENEBÛZ

ابن شنبوذ
Müellif:
İBN ŞENEBÛZ
Müellif: TAYYAR ALTIKULAÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.05.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-senebuz
TAYYAR ALTIKULAÇ, "İBN ŞENEBÛZ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-senebuz (25.05.2019).
Kopyalama metni
248 (862) yılı civarında doğdu. Üçüncü ceddi Şenebûz’a nisbetle İbn Şenebûz künyesiyle meşhur oldu, ayrıca Şenebûzî nisbesiyle de anıldı. Kıraat ve hadis tahsili için Humus, Dımaşk ve Mısır gibi yerlere seyahatler yaptı (İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 52-53); mücâvir olarak iki yıl Mekke’de kaldı (Yâkūt, XVII, 18). Hârûn b. Mûsâ el-Ahfeş ed-Dımaşkī, Kunbül, İdrîs b. Abdülkerîm, Muhammed b. Şâzân el-Cevherî, Ahmed b. Beşşâr el-Enbârî gibi âlimlerden arz yoluyla kıraat öğrendi. Ebû Müslim İbrâhim b. Abdullah el-Keccî, İshak b. İbrâhim ed-Deberî, Muhammed b. Hüseyin el-Humeynî, Abdurrahman b. Muhammed el-Hârisî gibi âlimlerden hadis dinledi. Kendisinden Ebû Bekir Ahmed b. Nasr eş-Şezâî, Ebü’l-Ferec Muhammed b. Ahmed eş-Şenebûzî, Ali b. Hüseyin el-Gadâirî, Muâfâ en-Nehrevânî kıraat tahsil ederken, Ebû Bekir İbn Şâzân, Ebû Tâhir b. Ebû Hâşim, Ebû Hafs İbn Şâhin ve diğerleri hadis rivayet ettiler.

İbn Şenebûz, Übey b. Kâ‘b ile Abdullah b. Mes‘ûd’a isnad edilen ve Hz. Osman’ın Mushaf’ına aykırı olan okuyuşları yüzünden bir heyet önünde sorgulanması dolayısıyla meşhur olmuştur. Mâide sûresinin 118. âyetinin sonundaki “el-azîzü’l-hakîm” terkibini “el-gafûru’r-rahîm” diye okuması itirazlara yol açmış (Yâkūt, XVII, 173), ayrıca bazı şâz kıraatleri namazda okumaya devam etmesi üzerine Irak şeyhülkurrâsı Ebû Bekir İbn Mücâhid durumu Vezir İbn Mukle’ye bildirmişti (İbn Şenebûz’un okuduğu şâz kıraatler için bk. Ebû Şâme, s. 190-191; İbn Hallikân, III, 427; Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, II, 549-552). İbn Mukle’nin 1 Rebîülâhir 323’te (10 Mart 935) hapse attığı İbn Şenebûz, bir hafta sonra içlerinde Ebû Bekir İbn Mücâhid’in de bulunduğu bir heyet önünde yapılan sorgulaması sırasında (İbn Hallikân, III, 426) önce yaptığı işi savunarak veziri ve İbn Mücâhid’i tahkir edici sözler söyledi, tahsil için Bağdat dışına çıkmadıklarını belirterek orada bulunanları cehaletle suçladı. Fakat İbn Mukle’nin emriyle kamçılanmaya başlanınca bundan böyle şâz kıraatleri okumayacağına dair söz verip tövbe etti; durum bir tutanakla tesbit edilerek orada bulunanlar tarafından imzalandı. Buna göre İbn Şenebûz, Hz. Osman’ın Mushaf’ına muhalefet etmesi halinde kanının emîrü’l-mü’minîne helâl olacağını beyan etmiştir. İbn Mukle, İbn Şenebûz’un serbest bırakılıp evine gönderilmesi halinde halkın saldırısına uğrayabileceği şeklindeki uyarıyı dikkate alarak onu geceleyin gizlice Medâin’e gönderdi (İbn Hallikân, III, 428); Basra’ya gönderildiği de söylenmiştir (Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, II, 552). Öte yandan pek çok kişi İbn Şenebûz’a zulmedildiğini düşünmüş, gerek onun gerekse İbn Miksem’in okuyuşlarının mesnedi bulunduğunu ileri sürmüştür (Ebû Hayyân et-Tevhîdî, VIII, 65). İbnü’l-Enbârî ve diğer bazı müellifler ise İbn Şenebûz’un kıraatleri için reddiyeler yazmışlardır (Yâkūt, XVII, 168). Ebû Saîd es-Sîrâfî, onun dilde ve ilimde yetersiz kabul edildiğini söyledikten sonra dindar, ancak saf bir kişi olduğunu iddia etmiştir (a.g.e., a.y.). Ebû Şâme, İbn Şenebûz’un resm-i hatta aykırı olan kıraatini doğru bulmamakla birlikte kendisine reva görülen muameleyi de onaylamamıştır. Zehebî de onun re’yi ve ictihadı yüzünden kınanıp cezalandırıldığını belirtmiş, ictihadda hata yapmanın normal karşılanması gerektiğine işaret etmiştir. Zehebî ayrıca Muhammed b. Yûsuf el-Hâfız’dan naklen, İbn Şenebûz’un kendisine gelen talebelere Ebû Bekir İbn Mücâhid’den okuyup okumadıklarını sorduğunu ve ondan okuyanlara ders vermediğini zikretmiştir (Târîḫu’l-İslâm, s. 235). Ahmed b. Muhammed el-Kastallânî’ye göre ise şâz kıraatleri okuyanlar kendi haline bırakılmamalı, İbn Şenebûz’un cezalandırıldığı gibi bu konudaki alışkanlıklarını sürdürenler de cezalandırılmalıdır.

İbn Şenebûz 3 Safer 328’de (19 Kasım 939) Bağdat’ta vefat etti. Ebû Bekir es-Sûlî ve İbnü’n-Nedîm onun hapiste öldüğünü yazmışlardır. Ebû Amr ed-Dânî et-Teysîr’inde, Ahvâzî ve diğer bazı müellifler kıraate dair eserlerinde İbn Şenebûz’un rivayetlerine güvenmiş, Zehebî onu “şeyhülmukriîn, sika, sadûk, emin” gibi ifadelerle nitelendirmiştir. İbn Şenebûz’un kaynaklarda Kitâbü Mâ ḫâlefe fîhi İbn Kes̱îr Ebâ ʿAmr, Ḳırâʿatü ʿAlî, İḫtilâfü’l-ḳurrâʾ, Şevâẕẕü’l-ḳırâʿât ve Kitâbü İnfirâdâtih adlı eserleri zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Sûlî, Aḫbârü’r-Râżî-Billâh ve’l-Müttaḳī-Lillâh (nşr. J. Heywarth Dunne), Beyrut 1403/1983, s. 62-63, 84-85, 139; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Şüveymî), s. 154-157; Ebû Hayyân et-Tevhîdî, el-Beṣâʾir ve’ẕ-ẕeḫâʾir (nşr. Vedâd el-Kādî), Beyrut 1408/1988, VIII, 65-66; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, I, 280-281; Sem‘ânî, el-Ensâb (Bârûdî), III, 461; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XIII, 392-393; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XVII, 18, 167-173; İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, II, 211; Ebû Şâme, el-Mürşidü’l-vecîz, s. 186-192; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 426-428; Zehebî, Târîḫu’l-İslâm: sene 321-330, s. 233-235; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XV, 264-266; a.mlf., Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ (Altıkulaç), II, 546-553; Safedî, el-Vâfî, II, 37-38; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, II, 52-56; a.mlf., en-Neşr, I, 122-123; Kastallânî, Leṭâʾifü’l-işârât (nşr. Âmir es-Seyyid Osman - Abdüssabûr Şâhin), Kahire 1392/1972, I, 74; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, II, 313-314; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 34-35; Brockelmann, GAL Suppl., I, 328-329; R. Paret, “Ibn Shanabūdh”, EI2 (İng.), III, 935-936; Ali Ekber Ziyâî, “İbn Şenebûẕ”, DMBİ, IV, 88-89.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 376-377 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.