İBN SEVDEKÎN

ابن سودكين
Müellif:
İBN SEVDEKÎN
Müellif: ERCAN ALKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-sevdekin
ERCAN ALKAN, "İBN SEVDEKÎN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-sevdekin (24.08.2019).
Kopyalama metni
579 (1183) yılı civarında Kahire’de dünyaya geldi. Ermeni asıllı olduğu öne sürülmüştür. Ancak o dönemde Nûreddin Zengî’nin memlükleri için kullanılan “Nûrî” nisbesinden de anlaşılacağı üzere babası çoğunluğu Türk asıllı olan memlüklerdendi. Bu durum kökenine ilişkin iddiayı zayıflatmaktadır. İbn Sevdekîn çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Kahire’de geçirdi, daha sonra Halep’e gitti. Babasının üst düzey bir yönetici olmasına bakılarak iyi bir eğitim aldığı tahmin edilebilir. Kahire’de bulunduğu yıllarda Ebü’l-Fazl Muhammed b. Yûsuf el-Gaznevî ve Ebû Abdullah Muhammed b. Hamd el-Ensârî el-Ertâhî’den hadis dinledi. Hadise olan ilgisini Halep’te de sürdürdü. Burada İbrâhim b. Osman b. Derbâs el-Mâzânî, Ebû Hâşim Abdülmuttalib b. Fazl b. Abdülmuttalib el-Hâşimî, Ebû Muhammed Abdurrahman b. Abdullah b. Ulvân el-Esedî ve Ebû Gānim Muhammed b. Hibetullah b. Ebû Cerâde gibi muhaddislerin derslerine katıldı. Bununla beraber Kureşî onu Hanefî fakihleri arasında sayar. Kaynaklarda şiirlerinden bazı örnekler yer almaktaysa da bunların derlenip bir divan oluşturulduğuna dair bilgi yoktur.

Adı Abdullah Bedr el-Habeşî ve Sadreddin Konevî gibi Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin ilk talebeleri arasında anılan İbn Sevdekîn İbnü’l-Arabî ile yirmili yaşlarında karşılaştı. İbnü’l-Arabî’nin Rûḥu’l-ḳuds adlı eserine ait 19 Şâban 603 (21 Mart 1207) tarihli semâ kaydından öğrenildiğine göre İbn Sevdekîn, Kahire’de İbnü’l-Arabî ile aynı mecliste bulunmuş, tasavvufî telif tarihi açısından büyük değeri olan bu birliktelik onun vefatına kadar sürmüştür. İbnü’l-Arabî, Abdullah Bedr el-Habeşî ve İbn Sevdekîn’in isteği üzerine Tercümânü’l-eşvâḳ’ın şerhi olan Ẕeḫâʾirü’l-aʿlâḳ’ı 611 (1214-15) yılında Halep’te yazdı. Ayrıca onu “azîz oğul”, “ârif” gibi vasıflarla zikrederek (el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye, IV, 464) güzel ahlâklı oluşunu bir şiirine konu etti (Dîvân, s. 517); Allah’ı bilme hususunda onun sorusuna cevaben bir risâle kaleme aldı. Buna karşılık İbn Sevdekîn, İbnü’l-Arabî’ye sorular sorarak bizzat onun gözetiminde üç eserine şerh yazıp Ekberî tasavvuf geleneğinin geleceğe intikaline katkıda bulundu ve İbnü’l-Arabî’nin vefatından sonra eserlerinin yayılmasına zemin hazırlayan icâzetler verdi. Ayrıca ferâğ kayıtlarından anlaşıldığı üzere Cüneyd-i Bağdâdî’nin mektuplarıyla Ebû Saîd el-Harrâz’ın Kitâbü’ṣ-Ṣıdḳ’ının günümüze ulaşan yegâne nüshasının müstensihi İbn Sevdekîn’dir. Bu çalışmaları dışında onun döneminin çeşitli sûfî mahfillerinde bulunduğu, meselâ semâ ve raks meclislerine katıldığı belirtilmektedir. İbn Sevdekîn, Beytülmakdis’i ziyaretinin ardından 23 Safer 646 (17 Haziran 1248) tarihinde Halep’te vefat etti ve Bâbünnasr dışında inşa ettirdiği türbesine defnedildi.

İbn Sevdekîn, Sadreddin Konevî ve Afîfüddin et-Tilimsânî hariç İbnü’l-Arabî’nin talebeleri arasında Ekberî tasavvuf geleneğini yazılı olarak nakleden ender kişilerden biridir. Ancak eserleri genellikle müstakil birer telif niteliği taşımamaktadır. Aslında ilgili literatürdeki değerleri de bu özelliklerinden dolayıdır. Çünkü onun eserleri, büyük oranda İbnü’l-Arabî’nin sohbetlerinde dile getirdiği fikirlerin ya da İbn Sevdekîn tarafından İbnü’l-Arabî’ye sorulan sorulara onun verdiği cevapların derlenmesinden ibarettir. İbnü’l-Arabî’ye ait zor ve muğlak ibarelerin yine kendisi tarafından açıklığa kavuşturulması yönüyle bu eserler önem arzetmekle beraber bazan cümlelerin kime ait olduğunu tesbit etmek güçtür. Nitekim bu yüzden olsa gerek kütüphane kayıtlarında İbn Sevdekîn’e ait gösterilen bazı eserleri Osman Yahyâ, İbnü’l-Arabî’nin olarak zikretmektedir.

Eserleri. 1. Vesâʾilü’s-sâʾil. İbn Sevdekîn’in tasavvufun yaratma, tecellî, ilâhî hazret, ilâhî isimler, tevhid gibi teorik veya seyrüsülûk, zikir, ibadet, muhabbet, riyâzet, havâtır ve evrad tertibi gibi pratik konularına dair sorularına İbnü’l-Arabî’nin verdiği cevapları yahut bu meselelerde İbnü’l-Arabî’den duyduğu rivayetleri derlediği bir risâle olup (Süleymaniye Ktp., İzmirli İsmail Hakkı, nr. 3690/6) Manfred Profitlich’in inceleme ve Almanca çevirisiyle birlikte yayımlanmış (Freiburg 1973), ancak Osman Yahyâ tarafından İbnü’l-Arabî’ye ait bir eser olarak kaydedilmiştir. 2. el-Faṣṣü’l-İdrîsî. Eserde İdrîs peygamberin mi‘racının daha çok seyrüsülûkle irtibatlı yönleri üzerinde durulmuş, el-Fütûḥât (78, 79 ve 559. bablardan bir bölüm) ve Netâʾicü’l-eẕkâr’dan bazı bölümlerle (Allah ve lâ ilâhe illallah zikriyle ilgili bölüm) İbnü’l-Arabî’nin Fahreddin er-Râzî’ye yazdığı mektup eserin muhtevası ile uyumundan dolayı iktibas edilmiştir. İktibaslar dışarıda bırakıldığında risâlenin İbn Sevdekîn’e ait kısmı oldukça muhtasar bir hale gelir. Eser Veysel Akkaya tarafından tahkik edilerek (İstanbul 2009) Türkçe’ye çevrilmiştir (İdrîs Fassı, İstanbul 2013). 3. Şerḥu’t-Tecelliyyât. 610 (1213) yılında Halep’te dost zannettiği bir kişi İbn Sevdekîn’e İbnü’l-Arabî’nin Tecelliyyât adlı eserine dair olumsuz kanaatler ileri sürmüş, bunun üzerine İbnü’l-Arabî eserin muğlak kalan noktalarına dair şifahî açıklamalarda bulunmuş, İbn Sevdekîn de bunları ve kısmî değerlendirmeleri bir araya getirmiştir. Osman Yahyâ’ya göre eser şerhten ziyade Tecelliyyât’ın çeşitli kısımlarına müellifi tarafından düşülmüş bir ta‘lîkāt mahiyetindedir. Eser Osman Yahyâ (Tahran 1988) ve Muhammed İdrîs el-Adlûnî (Dârülbeyzâ 2009) tarafından neşredilmiştir. 4. Kitâbü’n-Necât min ḥucubi’l-iştibâh fî şerḥi müşkili’l-fevâʾid min Kitâbi’l-İsrâ ve’l-meşâhid. İbnü’l-Arabî’nin muhtevaları birbiriyle örtüşen Kitâbü’l-İsrâ ve Meşâhidü esrâri’l-ḳudsiyye adlı eserlerinin şerhidir. İbn Sevdekîn, iki metnin birbirinden bağımsız olarak düşünülemeyeceğinden hareketle şerhini bir başlık altında toplamıştır. Yazımı İbnü’l-Arabî’nin gözetiminde gerçekleştirilen şerh, büyük oranda onun İbn Sevdekîn’e yaptığı açıklamaların yazıya geçirilmesinden ibarettir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 5322, vr. 169b-214a; Beyazıt Devlet Ktp., nr. 9358/1). 5. Levâḳıḥu’l-esrâr ve levâʾiḥu’l-envâr. Yazma nüshasına ulaşılamayan bu risâle Kâtib Çelebi’nin verdiği bilgiye göre ilâhî nisbetler, hakāik ve âriflerin mertebeleri, ruhların hayatı, nebîler ve velîlere vârit olan ilâhî tenezzüller, amelleri bozma, nefis, rü’yet ve şühûd, ilim, ihata ve esmâ başlıklı yedi bölümden oluşur. Kutbüddin el-Bekrî, Levâḳıḥu’l-envâr ve levâmiḥu’l-esrâr adıyla bu kitaptan iktibasta bulunmuştur. Ona göre eser İbn Sevdekîn’in İbnü’l-Arabî’nin sözlerinden derlediği bir risâledir. Osman Yahyâ ise eseri İbnü’l-Arabî’ye ait olarak kaydetmiştir. Ayrıca kaynaklarda Naḳşü’l-Fuṣûṣ, Tuḥfetü’t-tedbîr li-ehli’t-tabṣîr, Şerḫu ʿUmdeti’l-ʿaḳāʾid li’n-Nesefî, Kâfî ve Kitâbü’ṣ-Ṣalât gibi eserler İbn Sevdekîn’e nisbet edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA

İbn Sevdekîn, İdrîs Fassı (trc. Veysel Akkaya), İstanbul 2013; Ebû Saîd el-Harrâz, Kitāb as-Sıdq: The Book of Truthfulness (nşr. A.J. Arberry), London 1937, neşredenin girişi, s. vii; Muhyiddin İbnü’l-Arabî, el-Fütûḥâtü’l-Mekkiyye (nşr. Ahmed Şemseddin), Beyrut 1999, IV, 464; a.mlf., Risâle fî suʾâli İsmâʿîl b. Sevdekîn (Resâʾilü İbn ʿArabî içinde), Beyrut 1997, s. 236-238; a.mlf., Dîvân (nşr. Nevâf el-Cerrâh), Beyrut 1999, s. 137, 517; a.mlf., Ẕeḫâʾirü’l-aʿlâḳ (nşr. Halîl İmrân el-Mansûr), Beyrut 2000, s. 9; İbnü’l-Adîm, Buġyetü’ṭ-ṭaleb (Zekkâr), IV, 1645-1648; İbnü’s-Sâbûnî, Tekmiletü İkmâli’l-İkmâl, Beyrut, ts., s. 31; Cendî, Şerḥu Fuṣûṣi’l-ḥikem (nşr. Seyyid Celâleddin Âştiyânî), Kum 2003, s. 123-124; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, III, 437; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, I, 409; IV, 330, 431; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1168, 1379, 1433, 1566; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 212; Ali Hassan Abdel-Kader, The Life, Personality and Writings of al-Junayd, London 1962, s. xvii; Osman Yahya, Histoire et classification de l’œuvre d’Ibn Arabī, Damas 1964, I, 201-231, 242, 270; II, 343, 449, 450; M. Profitlich, Die Terminologie Ibn ‘Arabis im “Kitāb wasā’il as-sā’il” des Ibn Saudakīn, Freiburg 1973, s. 1-20; M. Chodkiewicz, Sahilsiz Bir Umman (trc. Atila Ataman), İstanbul 2003, s. 105-111; Claude Addas, İbn Arabî: Kibrît-i Ahmer’in Peşinde (trc. Atila Ataman), İstanbul 2003, s. 56, 140, 145, 231, 233, 234, 276; Mustafa b. Kemâleddin el-Bekrî, er-Ravżâtü’l-ʿarşiyye fi’l-kelâm ʿalâ ṣalavâti’l-Meşîşiyye, Beyrut 2008, s. 357; Veysel Akkaya, Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’de İdrîs Peygamber (doktora tezi, 2009), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 289-354; a.mlf., “Bir İbn Arabî Takipçisi: Şemsüddîn-i İsmail b. Sevdekîn”, Tasavvuf, sy. 25, İstanbul 2010, s. 251-259.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 599-601 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.