İBN SÛDE, Abdüsselâm b. Abdülkādir - TDV İslâm Ansiklopedisi

İBN SÛDE, Abdüsselâm b. Abdülkādir

عبد السلام بن عبد القادر ابن سودة
Müellif:
İBN SÛDE, Abdüsselâm b. Abdülkādir
Müellif: İSMAİL YİĞİT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 03.12.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-sude-abdusselam-b-abdulkadir
İSMAİL YİĞİT, "İBN SÛDE, Abdüsselâm b. Abdülkādir", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-sude-abdusselam-b-abdulkadir (03.12.2020).
Kopyalama metni
II. (VIII.) yüzyılın başlarında Belc b. Bişr el-Kuşeyrî ile birlikte Endülüs’e giderek Gırnata’ya yerleşen Arap asıllı bir aileye mensup olan Ebü’l-Kāsım Muhammed b. Muhammed b. Ali İbn Sûde’nin neslindendir. Merînî Hükümdarı Ebû İnân el-Merînî (1348-1358) tarafından kâtip olarak görevlendirilmek üzere davet edilince Endülüs’ten Merînîler’in başşehri Fas’a gelen Ebü’l-Kāsım İbn Sûde’nin ailesi kadılık, hatiplik, fetva ve telif alanında yetişen önemli şahsiyetleriyle tanınır.

İbn Sûde, Sellü’n-niṣâl’in sonunda yazdığı biyografisine göre Fas şehrinde doğdu. Kadı olan babası ve amcalarının yanı sıra özellikle anne tarafından dedesi muhaddis Muhammed Âbid İbn Sûde’nin himayesinde büyüdü. Tek oğlunu kaybeden dedesi onun bakımını üstlendi ve yanından hiç ayırmadı. 1907’de kadılığa tayin edildiği Cedîde şehrine torununu da götürdü. Beş yıl sonra kadılıktan istifa edince torunuyla birlikte Fas’a döndü. Torunundaki ilmî merakı görünce onu 1919’da Karaviyyîn Medresesi’ne gönderdi. İbn Sûde orada Mehdî el-Vezzânî, Ebû Şuayb ed-Dükkālî, Abdülhafîz el-Fâsî, Muhammed b. İdrîs el-Kādirî gibi âlimlerin öğrencisi oldu. Medreseyi bitirdikten sonra 1922’de Fas’ta Lamtiyyîn Medresesi’ne müderris tayin edildi. 1925’te bu görevinden ayrıldı. 1931’de getirilen yeni uygulamaya göre 1932’de Karaviyyîn’de öğretmenlik imtihanına girdi. Başarılı olmasına rağmen bu karar, milliyetçilerden olduğu gerekçesiyle diğer bazı arkadaşlarının dosyalarıyla birlikte üst makam tarafından onaylanmayınca iki yıl II. İdrîs Türbesi’ndeki hatiplik görevini yürütmekten âciz düşen dedesi Muhammed Âbid’e nâiblik etti. Bu yıllarda ilgi duyduğu eserleri okumaya başladı. Özellikle tarih ve ensâb kitaplarına yöneldi. Nâdir yazmalara sahip Ahmediye Kütüphanesi’nde, “hayatımın gayesi haline gelecek” dediği okuma arzusunu gerçekleştirecek eserler buldu. Bu sırada adlî sicillerle de ilgilenmeye başladı. Fas’ın âlim ve ediplerinin çoğuyla irtibat kurdu, her birinden faydalanmaya çalıştı (Sellü’n-niṣâl’inde hal tercümelerini verdiği 264 hocasının listesi için bk. Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî, I, 715-722).

1940 yılı sonlarında Mevlây II. İdrîs Türbesi’nde hatiplik görevine getirildi. 1950’de onu çekemeyenlerin şikâyetleri yüzünden görevinden alındı. Bu görevi yürüttüğü yıllarda tarihe olan merakının giderek arttığını, adlî konular üzerine yoğunlaşarak pek çok belge topladığını söyler. 1953’te Evkaf Bakanlığı tarafından Karaviyyîn Kütüphanesi’nde araştırma yapmak ve kitapları tasnif etmekle görevlendirildi. Bu görev de onun yetişmesinde etkili oldu. Kütüphanede Mağrib tarihine dair nâdir eserlere ulaştı. Bazılarını kendisi için istinsah etti. Bu eserleri okuyup genelde Mağrib, özelde Fas şehrinin düşünce ve sosyal hayatına dair bol miktarda bilgi topladı. Tabakat, terâcim, tarih, fihristler, şehir ve bölge tarihleriyle seyahatnâmeleri inceledi. Mağribli ve Endülüslü âlimlerin asırlar boyu yazdığı terâcim kitaplarının çoğunu okudu. Özellikle Mağribli biyografi yazarlarından İbnü’l-Kādî el-Miknâsî ve Muhammed b. Tayyib el-Kādirî’den etkilendi, onların Mağrib-i Aksâ ricâline dair eserlerini kendisine örnek aldı. Bu kitapları tamamlayıcı eserler yazmaya karar verdi ve neticede Mağrib’de temayüz eden üç biyografi âliminden biri oldu.

Fas’ın bağımsızlığına kavuştuğu 1956 yılında da Karaviyyîn Kütüphanesi’ndeki görevine devam eden İbn Sûde daha sonra kız enstitüsünün kütüphanesini düzenlemekle görevlendirildi. Ardından kraliyet sarayındaki resmî belgeleri gözden geçirmek üzere Rabat’a çağrıldı. Bu görevini tamamlayınca Ma‘hedü’l-ulûmi’l-ictimâiyye’ye öğretim üyesi sıfatıyla tayin edildi. Son olarak da Millî Kütüphane’de görevlendirildi ve buradan emekliye ayrıldı. Fas şehrine dönerek evine kapandı, ölümüne yakın günlere kadar okuma ve telifle meşgul oldu. 10 Eylül 1980 tarihinde Selâ’nın kenar mahallesi Bû Kanâdil’de vefat etti, Kitâbü’l-İstiḳṣâ müellifi Ahmed b. Hâlid es-Selâvî’nin mezarının yakınında defnedildi.

Eserleri. 1. Delîlü müʾerriḫi’l-Maġribi’l-Aḳṣâ. Mağrib-i Aksâ’nın şehir ve bölge tarihleri, ensâb ve kabileleri hakkında yazılan eserler, hânedan ve sultanlara dair özel tarihler, biyografi ve terâcimler, fihristler, seyahatnâmeler ve bölgenin tarihine ışık tutan manzum eserlerin kısaca tanıtıldığı kitap bu alanda yazılan ilk eserdir. Kitapta 2300’den fazla eser hakkında bilgi verilmektedir. Önce tek cilt (Tıtvân 1369/1950), daha sonra ilâve ve düzeltmelerle birlikte iki cilt halinde yayımlanmıştır (Dârülbeyzâ, I, 1960; II, 1965; Beyrut 1418/1997). 2. İtḥâfü’l-müṭâliʿ bi-vefeyâti aʿlâmi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer ve’r-râbiʿ: 1171-1400/1756-1980 (nşr. Muhammed Haccî, I-II, Beyrut 1417/1997; Mevsûʿatü aʿlâmi’l-Maġrib içinde, Sellü’n-niṣâl ile birlikte, IX. cilt, Beyrut 1417/1996). Henüz yayımlanmayan Zübdetü’l-es̱er’inin muhtasarı mahiyetindeki İtḥâfü’l-müṭâliʿ adını verdiği, 1171-1371 (1757-1951) arasında vefat eden kişilerin tanıtıldığı kitabı ile bu kitabına otuz yıl içinde yazdığı üç zeyilden oluşmaktadır. eẕ-Ẕeylü’t-tâbiʿ li-itḥâfi’l-müṭâliʿ adını taşıyan 1371-1376 (1951-1956) yılları arasında vefat edenlerin yer aldığı birinci zeyilde Fas’ın himaye döneminin sonlarında yaşanan sıkıntılar ve bağımsızlık öncesinde cereyan eden olumlu gelişmelerden de bahsedilmektedir. Bu arada pek çok resmî metin ve belgeye yer verilmiştir. İbn Sûde bu eserini Vefeyâtü’ẕ-ẕeyli’t-tâbiʿ adıyla ihtisar etmiştir. Müellifin İtḥâf’ına yazdığı ikinci zeyil, 1377-1397 (1957-1977), üçüncü zeyil 1398-1400 (1978-1980) yılları arasında vefat eden meşhur Mağribliler hakkındadır. İbn Sûde, son yıllarında İtḥâfü’l-müṭâliʿi ve zeyillerini yeniden gözden geçirip bunları Kādirî’nin İltiḳāṭü’d-dürer’inin zeyli olarak tek kitap haline getirmiştir. 3. Sellü’n-niṣâl li’n-niḍâl bi’l-eşyâḫ ve ehli’l-kemâl: Fihrisü’ş-şüyûḫ (nşr. Muhammed Haccî, Beyrut 1417/1997; İtḥâfü’l-müṭâliʿ ile birlikte Mevsûʿatü aʿlâmi’l-Maġrib içinde, IX. cilt, Beyrut 1417/1996). Bu eserinde 263 hocası, onlardan okuduğu kitaplar, aldığı icâzetlerle ilgili bilgi veren müellif kitabının sonuna (s. 228-232) kendi biyografisini de eklemiştir. 4. Ḳuḍâtü Fâs min Devleti’l-eşrâfi’l-Edârise ilâ Devleti’ş-şürefâʾi’l-ʿAleviyyîn: 172-1389/789-1969 (nşr. Abdülazîz Tîlânî, Rabat 2009). Eserde, kuruluşundan 1969 yılına kadar Fas şehrinde görev yapan 3000’den fazla kadı ve kadı nâibi kronolojik sırayla tanıtılmıştır. Eserin ekinde kadılara ait çok sayıda tevkī‘ de yer alır.

Müellifin henüz yayımlanmamış, daktilo ile yazılmış nüshaları özel kütüphanesinde veya diğer kütüphanelerde bulunan eserleri de şunlardır. 1. ed-Dürûsü’n-naḥviyye. İlkokul öğretmenliği sırasında yeni metoda göre hazırlanan bir kitaptır. 2. ez-Zehr min ekmâmihî fi’ş-şaṭranc ve aḥkâmih. 3. Zübdetü’l-es̱er mimmâ meḍâ mine’l-ḫaber fi’l-ḳarni’s̱-s̱âlis̱ ve’r-râbiʿ ʿaşer. Muhammed b. Tayyib el-Kādirî’nin Neşrü’l-mes̱ânî’sine zeyil olarak yazılan eserde 1171-1371 (1757-1951) arasında vefat eden Fas ricâli tanıtılmış, hal tercümelerinin yanı sıra dönemin siyasî ve içtimaî olaylarına da yer yerilmiştir. 4. İzâletü’l-iltibâs ʿan ʿâʾilâti sükkâni medîneti Fâs. Eserde Fas’ta yaşayan 4000’den fazla aile alfabetik sırayla tanıtılır; bu ailelere mensup âlimler ve makam sahipleri hakkında bilgi verilir (iki ciltlik daktilo nüshası, Fas Kraliyet Kütüphanesi, nr. 10652). Bu eserini Ḳaṭfü ezhâri’l-âs min ravżi izâleti’l-iltibâs adıyla ihtisar eden İbn Sûde, muhtasarını Karaviyyîn Üniversitesi’nin 1100. yıl kutlamalarında üniversite kütüphanesine hediye etmiştir. Bir bölümü el-Kitâbü’z-Zehebî Câmiʿatü’l-Ḳaraviyyîn’de yayımlanan eser (Fas 1960, s. 173-179) İbn Sûde’ye 1970’te II. Hasan ödülünü kazandırmıştır. 5. Ems̱âlü ehli Fâs ve mâ ileyhâ. Fas halkının kullandığı 15.000’e yakın meseli içerir (Fas Kraliyet Ktp., nr. 10653). 6. Muʿcemü teʾâlîfi ricâli’l-Maġribi’l-Aḳṣâ. Başlangıçtan müellifin zamanına kadar Mağribli âlimler tarafından yazılmış 10.000’den fazla kitap ve müelliflerinin hayatı hakkında kısa bilgiler içerir. 7. Türâs̱üne’l-Maġribî ḥavle nüzûli’l-Ḳurʾâni’l-Kerîm. 8. Mecmûʿa min ḫıṭaṭı Fâsi’l-ḳadîme ve’l-cedîde ve mâ ileyhâ. 9. Lübbü’l-ġaybe ilâ Mekke ve Ṭaybe. 1963’te ifa ettiği hacla ilgili yolculuğuna dair bir eserdir. 10. Riḥle Ḥicâziyye. 1970 yılı hac yolculuğuyla ilgili kitapta hac ibadeti hakkında da bilgi verilmiştir. 11. Ḳıṣṣatü Bâhedrâz. Fasih Arapça ile birlikte halk Arapça’sından ifadelerin de kullanıldığı eser Fas halkını her yönüyle yansıttığı söylenen bir romandır. İbn Sûde çeşitli makaleleri dışında, Ebû Abdullah Muhammed b. Ahmed el-Kânûnî’nin (ö. 1938) Târîḫu’ṭ-ṭıbbi’l-ʿArabî fî ʿuṣûri düveli’l-Maġribi’l-Aḳṣâ adlı eserini müsveddesinden yeniden düzenlemek suretiyle daktilo etmiş, Ebû Hafs Ömer b. Abdullah el-Fâsî el-Fihrî’nin (ö. 1774) çeşitli kaynaklardan derlediği şiirlerini Dîvânü Ebî Ḥafṣ el-Fâsî adıyla bir araya getirmiştir.

BİBLİYOGRAFYA :

Abdüsselâm b. Abdülkādir İbn Sûde, Sellü’n-niṣâl li’n-niḍâl bi’l-eşyâḫ ve ehli’l-kemâl: Fihrisü’ş-şüyûḫ (nşr. Muhammed Haccî), Beyrut 1417/1997, s. 228-232; Cirârî, et-Teʾlîf ve nehḍatühû bi’l-Maġrib fi’l-ḳarni’l-ʿişrîn min 1900 ilâ 1972, Rabat 1406/1985, s. 355-357; İdrîs b. Mâhî el-Kaytûnî, Muʿcemü’l-maṭbûʿâti’l-Maġribiyye, Selâ 1988, s. 167; Muhammed Haccî, Cevelât târîḫiyye, Beyrut 1995, I, 445-450; a.mlf., “İbn Sûde, ʿAbdüsselâm b. ʿAbdilḳādir”, Maʿlemetü’l-Maġrib, Rabat 1423/2002, XV, 5157-5159; Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî, Nes̱rü’l-cevâhir ve’d-dürer fî ʿulemâʾi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer, Beyrut 1427/2006, I, 712-722; Muhammed el-Menûnî, “Ṣadâḳatü erbaʿîne sene maʿa müʾerriḫi Fâs ʿAbdisselâm İbn Sûde”, Menâhil, sy. 20, Rabat 1980, s. 195-205.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-1. cildinde, 601-602 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER