İBNÜ’l-BURHÂN

ابن البرهان
Müellif:
İBNÜ’l-BURHÂN
Müellif: EBUBEKİR SİFİL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 23.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-burhan
EBUBEKİR SİFİL, "İBNÜ’l-BURHÂN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibnul-burhan (23.01.2020).
Kopyalama metni
Rebîülevvel 754’te (Nisan 1353) eski Kahire ile (Mısr) Kahire arasındaki bir mahallede doğdu ve Kahire’de büyüdü. İbnü’l-Burhân lakabını, babasının mahkemede üstlendiği bir nevi noterlik görevi (adl) sebebiyle almış olması muhtemeldir. Şâfiî mezhebine göre fıkıh tahsili yaparken bir yandan da hadis meclislerine devam etti ve hadis ilmine karşı özel bir ilgi duydu. Bu sırada Zâhirî mezhebine mensup Saîd es-Suhûlî adlı bir kişiyle arkadaş oldu, onun etkisinde kalarak İbn Hazm’ın eserlerini okudu ve Zâhirî mezhebine meyletti. Bir müddet sonra da eserlerini okumaya başladığı İbn Teymiyye’nin görüşlerinden etkilendi. Zâhirî temayülü sebebiyle halifenin Kureyş’ten olması gerektiğini savunduğundan el-Melikü’z-Zâhir Berkuk, Mısır’da Çerkez Memlükleri’nin hâkimiyetini sağlayıp idareyi ele geçirdiği zaman (784/1382) ona karşı tavır aldı. 785 (1383) yılında Şam ve Irak’ı dolaşan İbnü’l-Burhân insanları Allah’ın kitabına, resulünün sünnetine sarılmaya çağırdı ve idarenin Kureyş kabilesine mensup bir kimsede bulunması gerektiği düşüncesini ısrarla yaymaya çalıştı. Bu amaçla Halep’e kadar gitti. Ardından tekrar Şam’a döndü ve çabaları sonunda çok sayıda insanın kendi düşüncesini kabul etmesini sağladı. Özellikle Horasan civarından gelen birçok kişi onun etrafında toplandı. Bunda o dönemde haksızlık, rüşvet ve yolsuzlukların toplumda bir hayli yaygınlaşmış olmasının da rolü vardır. Şam’da Ahmed ez-Zâhirî olarak tanınan İbnü’l-Burhân, buradaki yöneticilerle arası açılınca çok geçmeden faaliyetleri el-Melikü’z-Zâhir Berkuk’a ulaştırıldı. Berkuk onu yakalatıp Kahire’ye getirterek iddialarını bizzat kendisinden dinledi. İbnü’l-Burhân, Berkuk’un huzurunda Kureyş kabilesine mensup olmayan bir kişinin ve dolayısıyla kendisinin idareciliğinin câiz sayılmadığını belirtti ve ayrıca meşrû olmayan bazı uygulamalarından söz ederek onu eleştirdi. Bunun üzerine Berkuk, İbnü’l-Burhân’a dayak attırdı ve onu hapis cezasına çarptırdı (788/1386). Birkaç yıl hapis yattıktan sonra 791’de (1389) hapisten çıktı; 26 Cemâziyelevvel 808 (19 Kasım 1405) tarihinde vefat edinceye kadar Kahire’de yalnızlık ve yoksulluk içinde yaşadı.

Tabakat müellifleri ve özellikle biyografisine geniş yer veren dostu Takıyyüddin el-Makrîzî İbnü’l-Burhân’ı şahsiyetli, hoşsohbet, zühd ve takvâ sahibi, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, savunduğu görüşlere taassup derecesinde bağlı bir âlim olarak tanıtır. Çağdaşı İbn Hacer ise onun yöneticilikte gözü olduğunu fakat buna imkân bulamadığını, Sehâvî de Berkuk’a ve diğer yöneticilere karşı tavır almasında bu arzusunun etkisinin bulunduğunu söylerse de faaliyetleri ve yaşadığı hayat tarzı bu konuda şahsî arzusundan çok fikirlerinin etkili olduğunu göstermektedir. Mezheplerin delillerine vâkıf, hâfızası kuvvetli ve geniş tarih bilgisine sahip bir âlim olan İbnü’l-Burhân, özellikle Zâhirîler’in diğer mezheplere muhalefet ettiği konuları iyi bilir ve bu mezhebi onlara karşı savunurdu. Şam, Bağdat ve Halep’te bulunduğu sırada bazı âlimlerden hadis dinlemekle birlikte hadis rivayetiyle meşgul olmamıştır. Kaynaklarda, İbnü’l-Burhân’ın hapiste iken ezberinden Mesʾeletü refʿi’l-yedeyn fi’s-sücûd, Vaḍʿu’l-yümnâ ʿale’l-yüsrâ fi’ṣ-ṣalât ve Risâle fi’l-imâme adlı eserleri yazdırdığı belirtilir.

BİBLİYOGRAFYA
Makrîzî, Dürerü’l-ʿuḳūdi’l-ferîde (nşr. Adnân Dervîş - Muhammed el-Mısrî), Dımaşk 1995, II, 44-55; a.mlf., es-Sülûk, VIII, 554; X, 23; İbn Kādî Şühbe, Târîḫ (nşr. Adnân Dervîş), Dımaşk 1977, I, 186-188, 191, 229, 268; İbn Hacer, İnbâʾü’l-ġumr, V, 316-318; a.mlf., Ẕeylü’d-Düreri’l-kâmine (nşr. Adnân Dervîş), Kahire 1412/1992, s. 167-170; a.mlf., el-Mecmaʿu’l-müʾesses (nşr. Yûsuf Abdurrahman el-Mar‘aşlî), Beyrut 1994, III, 73-74; Takıyyüddin İbn Fehd, Laḥẓü’l-elḥâẓ (Ẕeylü Teẕkireti’l-ḥuffâẓ li’ẕ-Ẕehebî içinde, nşr. M. Zâhid el-Kevserî), Dımaşk 1347, s. 174-175, 328-329; İbn Tağrîberdî, el-Menhelü’ṣ-ṣâfî, II, 87-89; a.mlf., ed-Delîlü’ş-Şâfî ʿale’l-Menheli’ṣ-ṣâfî (nşr. Fehîm Muhammed Şeltût), Kahire, ts., I, 74; Sehâvî, eḍ-Ḍavʾü’l-lâmiʿ, II, 96-98; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât (Arnaût), IX, 110-111; Şevkânî, el-Bedrü’ṭ-ṭâliʿ, I, 99-101; Hayreddin Karaman, İslâm Hukuk Tarihi, İstanbul 1975, s. 158; I. Goldziher, Zâhirîler (trc. Cihad Tunç), Ankara 1982, s. 155.
Bu madde ilk olarak 1999 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 20. cildinde, 536 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.