İBRÂHİM b. EŞTER - TDV İslâm Ansiklopedisi

İBRÂHİM b. EŞTER

إبراهيم بن الأشتر
Müellif:
İBRÂHİM b. EŞTER
Müellif: HASAN ONAT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-b-ester
HASAN ONAT, "İBRÂHİM b. EŞTER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-b-ester (26.11.2020).
Kopyalama metni
Neha‘ kabilesine bağlı Cisroğulları’na mensup olup Hz. Ali’nin kumandanlarından Mâlik b. Hâris el-Eşter’in oğludur. Bazı eserlerde, genç yaşta babasıyla birlikte Hz. Ali’nin tarafında Sıffîn Savaşı’na katıldığı kaydedilmektedir. İbrâhim b. Eşter’e kaynaklarda, Kerbelâ’nın intikamını almak isteyen Muhtâr es-Sekafî’nin faaliyetleriyle ilişkisi dolayısıyla yer verilmiştir. Muhtâr es-Sekafî Kûfe’de planlar yaparken bölge eşrafı ona cesareti ve zekâsı ile tanınan İbrâhim b. Eşter’i saflarına alması gerektiğini söylediler. Muhtâr es-Sekafî de İbrâhim’e haber göndererek kendisine katılmasını teklif ettiyse de İbrâhim işin idaresini bizzat üzerine almak istediğini bildirince davet sonuçsuz kaldı. Daha sonra Muhtâr bir heyetle birlikte İbrâhim’in evine giderek kendisine Hz. Ali’nin oğlu Muhammed b. Hanefiyye’den bir mektup getirdiğini söyledi. Bazı kaynaklara göre “Muhammed el-Mehdî’den İbrâhim el-Eşter’e” (meselâ bk. Taberî, II, 611), bazılarına göre ise “Muhammed b. Ali’den İbrâhim b. Eşter’e” (meselâ bk. Dîneverî, s. 289) diye başlayan mektupta Ehl-i beyt’in kanını dava etmek ve intikamını almak üzere gönderilen Muhtâr’a yardım etmesi isteniyordu. İlk rivayeti doğru kabul edenler İbrâhim’in, daha önce Muhammed b. Hanefiyye ile mektuplaştığını, ancak hiçbir zaman onun kendisini mehdî olarak takdim etmediğini söyleyerek, ikinci rivayeti benimseyenler de başka karinelerden yola çıkarak mektubun ona ait olup olmadığı konusunda tereddüt gösterdiği görüşündedir. Âmir eş-Şa‘bî hariç orada bulunanların hepsi mektubun Muhammed b. Hanefiyye tarafından yazıldığına şahitlik ettiği, İbrâhim’in bunların isimlerini bir kâğıda yazarak kendilerine imzalattıktan sonra Muhtâr es-Sekafî’nin saflarına katıldığı belirtilmektedir. Muhtâr es-Sekafî ile İbrâhim b. Eşter, 14 Rebîülevvel 66 (19 Ekim 685) tarihinde Hz. Hüseyin’in intikamını almak ve Kûfe’yi ele geçirmek üzere ayaklanmaya karar verdiler. Ancak İbrâhim’in karşılaştığı bir olay yüzünden bir kişiyi öldürmek zorunda kalması üzerine bir gün önce başlayan, bu arada halktan da büyük destek gören isyan başarıyla sonuçlandı ve Kûfe ele geçirildi.

Muhtâr es-Sekafî Kûfe’de hâkimiyetini güçlendirmeye çalışırken onun Musul valisi olan Abdurrahman b. Saîd, Emevî kumandanlarından Ubeydullah b. Ziyâd’ın bölgeye geldiğini, bu yüzden Tikrît’e çekilmek zorunda kaldığını bildirdi. Ubeydullah, Muhtâr es-Sekafî’nin Yezîd b. Enes kumandasında Musul’a gönderdiği kuvvetleri bozguna uğratınca (10-11 Zilhicce 66 / 8-9 Temmuz 686) Muhtâr es-Sekafî, İbrâhim b. Eşter kumandasında bir orduyu Ubeydullah b. Ziyâd’ın üzerine gönderdi. Ancak onun şehirden ayrılmasını fırsat bilen Kûfeliler ayaklanma girişiminde bulunduğundan İbrâhim’i geri çağırdı. İbrâhim isyanı bastırdıktan (24 Zilhicce 66 / 22 Temmuz 686) sonra tekrar Ubeydullah’ın üzerine yürüdü. Hâzir ırmağı kıyısında geçen çetin savaşta İbrâhim’in mahareti sayesinde kesin bir zafere ulaşıldı; başta Ubeydullah b. Ziyâd ve Husayn b. Nümeyr olmak üzere birçok kişi öldürüldü (9 Muharrem 67 / 5 Ağustos 686). Bu başarılardan sonra Muhtâr es-Sekafî giderek kendi başına hareket etmeye başlayınca İbrâhim’in ondan ayrılarak Cezîre’deki bazı bölgeleri hükmü altına aldığı rivayet edilmektedir. Ramazan 67’de (Nisan 687) Muhtâr es-Sekafî’yi öldüren Abdullah b. Zübeyir’in kardeşi Mus‘ab İbrâhim’e, idaresi altına girdiği takdirde başta Suriye olmak üzere fethedeceği yerlere bizzat sahip olacağını bildirdi. Öte yandan Halife Abdülmelik de ona bir mektup göndererek kendisine biat etmesi durumunda Irak’ı tamamen ona vereceğini söyledi. Ancak İbrâhim, Mus‘ab’ın saflarına katıldı. Daha sonra Mus‘ab b. Zübeyr’in Basra’daki Hâricîler’e (Ezrakīler) karşı harekete geçmesiyle onların Kûfe taraflarında katliama kalkışmaları üzerine İbrâhim b. Eşter, Mus‘ab’dan Ezrakīler’le mücadeleye memur edilmesini istedi; fakat diğer kabile reislerinin muhalefetiyle karşılaştı. Mus‘ab da bu görevi Musul’a gönderdiği Mühelleb b. Ebû Sufre’ye verdi; İbrâhim’i de onun yerine Musul’a tayin etti. Ardından beraberindeki kuvvetlerle birlikte Emevîler’e karşı mücadeleye başlayan İbrâhim Halife Abdülmelik’in ordusu ile karşılaştı. Deyrülcâselik civarında cereyan eden savaşta İbrâhim’in daha savaşın başında öldürülmesi (Cemâziyelevvel 72 / Ekim 691) Mus‘ab b. Zübeyr’in mağlûbiyetini hazırladı. İbrâhim b. Eşter, bazı kaynaklarda Kûfeli muhaddis ve fakih Ebû İmrân İbrâhim b. Yezîd b. Kays en-Nehaî ile karıştırılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, V, 99-226; Belâzürî, Ensâb, V, 247-252; Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, s. 288-289; Müberred, el-Kâmil (nşr. M. Ahmed ed-Dâlî), Beyrut 1413, s. 579, 1194-1196; Taberî, Târîḫ (de Goeje), II, 607-749; Mes‘ûdî, et-Tenbîh, s. 286; a.mlf., Mürûcü’ẕ-ẕeheb, III, 105-106; Bağdâdî, el-Farḳ (Abdülhamîd), s. 43-46; Şehristânî, el-Milel ve’n-niḥal, Beyrut 1993, s. 145; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IV, 214-240, 257-266; Zehebî, el-ʿİber, I, 73; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 35; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, I, 74, 79; J. Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu (trc. Fikret Işıltan), Ankara 1963, s. 88, 93; a.mlf., İslamiyetin İlk Devrinde Dinî-Siyasî Muhalefet Partileri (trc. Fikret Işıltan), Ankara 1989, s. 55-58, 125-128, 134-138, 141, 152; E. Ruhi Fığlalı, İmâmiyye Şîası, Ankara 1984, s. 135-140; Hasan Onat, Emevîler Devri Şiî Hareketleri ve Günümüz Şiîliği, Ankara 1993, s. 99-109; “Ibrāhīm b. al-As̲h̲tar”, EI2 (İng.), III, 987; Abdülemîr Abd Diksun, “İbrâhîm b. el-Eşter”, Mevsûʿatü’l-ḥaḍâreti’l-İslâmiyye, Amman 1993, s. 71-72; Muhammed Hüseyin el-Hâirî, Dâʾiretü’l-maʿârifi’ş-Şîʿiyyeti’l-âmme, Beyrut 1413/1993, II, 130-134.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2000 yılında İstanbul'da basılan 21. cildinde, 301 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER