MUS‘AB b. ZÜBEYR

مصعب بن الزبير
Müellif:
MUS‘AB b. ZÜBEYR
Müellif: İRFAN AYCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/musab-b-zubeyr
İRFAN AYCAN, "MUS‘AB b. ZÜBEYR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/musab-b-zubeyr (14.10.2019).
Kopyalama metni
27-37 (647-657) yılları arasında Medine’de doğdu. Kureyş kabilesinin Esed b. Abdüluzzâ koluna mensuptur. Babası aşere-i mübeşşereden Zübeyr b. Avvâm, annesi Rebâb bint Üneyf el-Kelbiyye’dir. Hakkındaki bilgilerin tamamına yakını, ağabeyi Abdullah b. Zübeyr’in 64 (683) yılında Hicaz’da halifeliğini ilân etmesinden sonraki yıllara aittir. Bu tarihten itibaren kumandanlık ve valilik görevlerinde bulundu. Filistin üzerine gönderildiği ilk seferinde Emevî kumandanı Amr b. Saîd el-Eşdak’a yenildiyse de kısa bir süre sonra yardımcı birliklerin kumandanı olarak katıldığı Rebeze Savaşı’nın kazanılmasında büyük rol oynadı.

Mus‘ab, 65 (684-85) yılında kardeşi Ubeyde b. Zübeyr’in yerine Medine valiliğine getirildi. Bu görevi yürüttüğü iki yıl içinde Abdullah b. Zübeyr’in hâkimiyetinde bulunan, Hâricî isyanlarının devam ettiği Irak bölgesinde durum iyice karıştı. Kûfe’de kontrolü eline geçiren Muhtâr es-Sekafî (66/685), Irak’ın büyük bir kısmının ve şark vilâyetlerinin kendisine katılması ve Emevî ordusuna karşı Hâzir zaferini kazanmasıyla (67/686) şöhretini daha da arttırdı. Bu gelişmeler karşısında Abdullah b. Zübeyr, Mus‘ab’ı Irak bölgesinde elinde tutabildiği tek merkez olan Basra’nın valiliğine tayin etti (67/687). Buradaki ilk konuşmasında kendisine “cezzâr” (kasap) lakabını verdiğini söyleyerek sert bir politika izleyeceğini açıklayan Mus‘ab, genelde Emevîler’i hedef gösterdiyse de ardından Kûfe eşrafının teşvikiyle Muhtâr meselesini öne aldı ve Fars Valisi Mühelleb b. Ebû Sufre’nin kuvvetlerine katılmasından sonra Muhtâr’ın üzerine yürüyerek onu önce Mezar adı verilen yerde, ardından Kûfe yakınlarındaki Harûrâ’da ağır bir hezimete uğratıp öldürdü ve şehri ele geçirdi (14 Ramazan 67 / 3 Nisan 687). Böylece Kûfe’nin tekrar Abdullah b. Zübeyr’in idaresi altına girmesinin ardından, Suriye başta olmak üzere batıya doğru fethedeceği yerlerin valiliğinin kendisine verileceği vaadiyle Muhtâr’ın önemli kumandanı İbrâhim b. Eşter’i yanına çekmeyi başaran Mus‘ab, Mühelleb b. Ebû Sufre’yi Emevî Halifesi Abdülmelik b. Mervân ile aralarında engel oluşturması için Musul, el-Cezîre, İrmîniye ve Azerbaycan valiliğine tayin etti. Bir süre sonra da onu isyanları bir türlü bastırılamayan Hâricîler’e karşı yollayarak yerine İbrâhim b. Eşter’i getirdi (68/688). Ancak bu arada Abdullah b. Zübeyr, Mus‘ab’ı görevinden alıp valiliği kendi oğlu Hamza’ya verdi. Hamza’nın başarısızlığı yüzünden gittikçe artan şikâyetler karşısında aynı yıl içerisinde görevine iade edilen Mus‘ab hemen Suriye bölgesini Emevîler’in elinden almak için hazırlıklara başladı. Fakat aynı emeli Irak için taşıyan Abdülmelik b. Mervân, Basra ve Kûfe eşrafından, Mus‘ab’ın yakın adamlarından bazılarına mektup göndererek çeşitli vaadlerle onları yanına çekmeye çalışıyordu. Nihayet 72 (691) yılında Irak istikametinde önündeki en önemli engel olan Karkīsiyâ’yı barış yoluyla aldıktan sonra Mus‘ab’ın üzerine yürüdü. İki ordu Deyrülcâselik mevkiinde, sonraları bir süre Hırbetü Mus‘ab adıyla anılan (Belâzürî, Ensâb, V, 337) çöllük alanda karşılaştı. Abdülmelik, bir yandan da Mus‘ab’ın kumandanlarını yanına çekme gayretlerini sürdürüyordu. İbrâhim b. Eşter, Emevî halifesinden aldığı, onun tarafına geçtiği takdirde Irak valiliğinin kendisine verileceğine dair mektubu Mus‘ab’a götürerek diğer kumandanlara da benzeri mektupların gönderildiğini söyledi ve onu uyardı. Buna rağmen Mus‘ab onların görevlerinde herhangi bir değişiklik yapmadı. Savaşın ilk safhasında İbrâhim b. Eşter öldürüldü ve bu Mus‘ab için ağır bir darbe oldu. Askerlerinin bir kısmı karşı tarafa geçince yanında sadece çok yakın adamları ve az sayıdaki akrabası kalan, ancak yine de Abdülmelik’in emanla teslim olması teklifini reddeden Mus‘ab çarpışmaya devam ederken öldürüldü ve başı kesildi (Cemâziyelevvel 72 / Ekim 691, bu hadisenin 71 [690] yılında meydana geldiği de rivayet edilir). Gövdesi öldürüldüğü yerde toprağa verilmiş ve sonraları üzerine inşa edilen türbe ziyaretgâh haline gelmiştir; başı ise Dımaşk’ta defnedilmiştir.

Irak valiliği sırasında bölge halkının memnuniyetini kazanan Mus‘ab b. Zübeyr gelirlerin artmasını sağlamıştır. Rivayete göre Abdullah b. Zübeyr’in emriyle 70 (689-90) yılında Basra’da az miktarda dirhem darbettirmiştir. Kaynaklarda iyi bir hatip ve zamanının en yakışıklı genci olduğu belirtilen Mus‘ab aynı zamanda güzelliğiyle tanınmış hanımlarla evlilik yapmasıyla meşhurdu. Araplar’ın en cömertlerinden ve en cesurlarından biri kabul edilirdi; Abdülmelik’in onu “en kahraman Arap” diye tanımlayarak ölümüne ağladığı rivayet edilir. Ölümü edip ve şairleri etkilemiş, Ebû Mihnef Maḳtelü Muṣʿab b. Zübeyr adıyla bir eser yazmıştır (Sezgin, s. 42). Mus‘ab babası Zübeyr b. Avvâm, Sa‘d b. Ebû Vakkās, Ebû Saîd el-Hudrî ve Ebû Hüreyre’den hadis rivayet etmiş, kendisinden Hakem b. Uyeyne, Amr b. Dînâr el-Cumahî ve İsmâil b. Ebû Hâlid rivayette bulunmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kelbî, Cemhere (Abdüssettâr), s. 127; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, V, 183; Mus‘ab b. Abdullah ez-Zübeyrî, Nesebü Ḳureyş (nşr. E. Lévi-Provençal), Kahire 1982, s. 249-250; Zübeyr b. Bekkâr, Cemheretü nesebi Ḳureyş ve aḫbâruhâ (nşr. Mahmûd M. Şâkir), Kahire 1381, I, 249-250, 313; Belâzürî, Ensâb, V, 151-152, 256, 258, 271, 332, 337; a.mlf., Fütûḥ (Rıdvân), s. 452-453; Taberî, Târîḫ (de Goeje), bk. İndeks; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdülhamîd), III, 106, 119; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XIII, 105-107; İbn Asâkir, Târîḫu Dımaşḳ (Amrî), LVIII, 210-252; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, bk. İndeks; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 140-144; Ursula Sezgin, Abū Miḥnaf, Leiden 1971, s. 42; Mâcid Lahhâm, ʿAbdullah b. ez-Zübeyr, Dımaşk 1995, s. 171-173, 178-182; Shimizu Kazuhiro, “Visits to the Tomb of Mus‘ab b. al-Zubayr: Sectarian Disturbances During the Buwayhid Dynasty”, Acta Asiatica, sy. 86, Tokyo 2004, s. 22-37; H. Lammens - [Ch. Pellat], “Muṣʿab b. al-Zubayr”, EI2 (İng.), VII, 649-650; Abdülazîz ed-Dûrî, “Deyrülcâselik”, DİA, IX, 270.

İrfan Aycan
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 31. cildinde, 227 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.