İBRÂHÎM-i LÛDÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

İBRÂHÎM-i LÛDÎ

إبراهيم لودي
İBRÂHÎM-i LÛDÎ
Müellif: A. S. BAZMEE ANSARI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-i-ludi
A. S. BAZMEE ANSARI, "İBRÂHÎM-i LÛDÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibrahim-i-ludi (25.11.2020).
Kopyalama metni
Sultan İskender-i Lûdî’nin büyük oğludur. Babasının ölümü üzerine 8 Zilkade 923’te (22 Kasım 1517) tahta geçti. Hükümdarlığını kabul etmeyen muhalifleri, kardeşi Celâl Han’ın etrafında toplanıp onu Cavnpûr hükümdarı yaparak ülkeyi ikiye bölmek istediler. İbrâhîm-i Lûdî hemen kardeşinin üzerine bir ordu sevketti. Mağlûp olan Celâl Han, Sihler’in elindeki Gevâliyâr’a sığındı. İbrâhim Gevâliyâr’ı da kuşattı ve Celâl Han’ı ele geçirerek adamlarıyla beraber hapse attı. Celâl Han bir müddet sonra hapiste öldü.

İbrâhim daha sonra, devlet ricâlinin kendisine karşı sadık davranmadığı gerekçesiyle sert bir idare tarzı benimsedi ve birçok ileri gelen kişiyi baskıya mâruz bırakarak kendisinden soğuttu. Hatta babasının iki önemli yöneticisini ölüme mahkûm ettirince diğer devlet adamları kendi güvenliklerini sağlamak için İbrâhim’e karşı ayaklandılar. Bu sırada Pencap Valisi Devlet Han Lûdî de baş kaldırdı. Durumu öğrenen sultan, Devlet Han Lûdî’nin Delhi’ye gelmesini emretti, fakat şüphelenen Devlet Han oğlu Dilâver Han’ı gönderdi. Delhi’ye gelen Dilâver Han, bir müddet için hapse atıldıktan sonra geri gönderildiğinde sultanlığın merkezindeki baskı ve zulümleri babasına anlattı. İbrâhîm-i Lûdî’nin tahtta kaldığı müddetçe kendi âkıbetini hiç iyi görmeyen Devlet Han, o sırada Kâbil’de bulunan Bâbür’ü davet ederek Hindistan’a girmesini istedi. Bunun üzerine Bâbür Hindistan’a yönelince İbrâhîm-i Lûdî 1000 kadar filin de yer aldığı çok kalabalık bir orduyla onu durdurmak için yola çıktı ve iki ordu 1526’da Pânîpet’te karşılaştı. Osmanlı savaş düzenini uygulayan ve ateşli silâhlar kullanan Bâbür karşısında tutunamayan İbrâhîm-i Lûdî’nin ordusu dağıldı ve İbrâhim savaş alanında öldü (8 Receb 932/20 Nisan 1526). Bâbür, İbrâhim’in cesedini törenle defnettirdi ve öldüğü yere bir türbe yaptırdı. Bu türbe zamanla ziyaretgâh haline gelmiştir. İbrâhîm-i Lûdî’nin annesi Bâbür’ü zehirletmek istemiş, fakat başarılı olamamıştır. Durumun ortaya çıkması üzerine suç ortakları öldürülmüş ve kendisi de Kâbil’e gönderilmiş, ancak yolda intihar etmiştir.

Sultan İbrâhim ferâset sahibi ve cesur bir hükümdardı. Soyluları kontrol altında tutmak için baskıcı bir politika uygulamışsa da zalim bir hükümdar olmamıştır. Hükümdarlık kavramının gelişmesine katkıda bulunmuş, âdil bir siyaset takip etmiş ve Lûdîler Devleti’nin bir imparatorluk haline gelmesi için çalışmıştır. Bazı tasarruflarından dolayı hânedanın yıkılışına sebep olmakla suçlanırsa da asıl sorumluluğun asilzadelere ait olduğu kabul edilmektedir. Pânîpet Savaşı Hindistan tarihi için önemli bir dönüm noktası olmuştur. İbrâhîm-i Lûdî’nin ölümüyle Lûdî hânedanı yıkılmış, Bâbür bu savaştan sonra Delhi ve Agra’yı da ele geçirerek Bâbürlüler hânedanını kurmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
Bâbür, Bāburnāma (trc. A. S. Beveridge), London 1922, II, 478, 541; ayrıca bk. İndeks; Nizâmeddin Ahmed Herevî, Ṭabaḳāt-ı Ekberî, I, 341; Abdülkādir el-Bedâûnî, Muntak̲h̲abu-t-tawārīk̲h̲ (trc. G. S. A. Ranking), Delhi 1986, I, 430-451; Firişte, Gülşen-i İbrâhîmî (nşr. Newal Kishore), Leknev 1867, I, 347; Ahmed Yâdigâr, Târîḫ-i Şâhî, Kalküta 1358/1939, s. 65-112; Abdullah, Târîḫ-i Dâvûdî, Aligarh 1954, s. 85-107; Ni‘metullah, Târîḫ-i Ḫân-ı Cihânî (nşr. S. M. İmâmüddin), Dakka 1960, s. 229-259; Abdul Halim, History of the Lodi Sultans of Delhi and Agra, Dacca 1961, s. 132-198; K. A. Nizami, “The Lodis”, CHIn., V, 702-709; Gāzī Mukhtar Ahmad, “Ibrahim Lodi’s Responsibility for the Downfall of the Lodi Empire”, IC, XIX (1945), s. 361-375; C. C. Davies – [C. E. Bosworth], “Pānīpat”, EI2 (İng.), VIII, 258-259.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2000 yılında İstanbul'da basılan 21. cildinde, 320 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER