İBRÂNÎLER

العبرانيّون
İBRÂNÎLER
Müellif: SALİME LEYLA GÜRKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibraniler
SALİME LEYLA GÜRKAN, "İBRÂNÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibraniler (15.11.2019).
Kopyalama metni
Sözlüklerde ‘Ubr/‘Abr ve Benî ‘İbr/‘Abr isimli kabilelerden ve Nûh’un oğlu Sâm’ın torunlarından olan ‘Âber (Eber) adlı bir kişiden bahsedilmekte, ‘ibrî veya ‘ibrânî ise “yahudilerin dili / İbrânîce (İbrâniyye)” şeklinde açıklanmaktadır (Lisânü’l-ʿArab, “ʿabr” md.; Tâcü’l-ʿarûs, “ʿabr” md.; ayrıca bk. Buhârî, “Vaḥiy”, 3; “İʿtiṣâm”, 25). Kelimenin İbrânîce biçimi olan ‘ibrî (‘ivrî) Tevrat’ta ilk defa Hz. İbrâhim hakkında kullanılmıştır (Tekvîn, 14/13; Ya‘kūb’un oğlu Yûsuf ve kardeşlerine yönelik kullanım için bk. Tekvîn, 39/14; 43/32). Tekvîn’in bu pasajına yapılan Midraş yorumunda İbrâhim’in “İbrânî” şeklinde nitelenmesinin sebebi farklı biçimlerde açıklanmıştır (Genesis Rabba, XLII, 8). Bir görüşte kelime “öteki taraf” mânasındaki İbrânîce ‘eberle (‘ever) ilişkilendirilmiş ve muhtemelen İbrâhim’in monoteist oluşuna vurgu yapılmak suretiyle kelimeye “bütün dünya bir yana, İbrâhim bir yana” anlamı verilmiştir. Diğer bir görüş, “bir nehri geçmek” mânasındaki aynı fiil kökünden (‘abar/‘avar; krş. Ar. ‘a-b-r) hareketle kelimeyi İbrâhim’in nehrin diğer tarafından gelişine bağlamış (ayrıca bk. Hamişa Humşe Tora im Peruş Raşi, s. 118) ve İbrâhim’in nehrin öteki yakasında meskûn olanların dilini konuştuğuna işaret edilmiştir. Üçüncü bir görüşe göre ise kelime İbrâhim’in Nûh’un torunlarından ‘Eber’in (‘Ever) soyundan geldiğini ifade etmektedir (ayrıca bk. Josephus, s. 42-43 [“Antiquities of the Jews”, I:146]). Antik yahudi filozofu Filon, kelimeyi (ebraios) ilk yoruma benzer biçimde mânevî anlamıyla “aşma, zâhirî duyguları bırakıp aklî duygulara yönelme” şeklinde açıklamıştır (The Works of Philo [“On the Migration of Abraham”, IV.20]; Hacer’in soy bakımından Mısırlı, fakat mânevî yönelişi bakımından İbrânî olduğu yorumuyla ilgili olarak ayrıca bk. The Works of Philo [“On Abraham”, XLIII.251]). İbrâhim’in konuştuğu dil ile ‘Eber arasında bağlantı kuran Ortaçağ yahudi filozofu Yehuda Halevi ise İbrâhim’in, lisanların farklılaşması sırasında atası ‘Eber’in lisanını sürdürdüğünden, İbrânî diye anıldığını ileri sürmüştür (Sefer ha-Kuzari, s. 14).

İbrânî (‘ibri) kelimesi modern araştırmacılar tarafından Ürdün veya Fırat’ın öte yakasında (doğusunda) yer alan bölge ve bu bölgeye ait topluluk ismi olarak anlaşılmıştır (bölge adı olarak kullanımı için bk. Harvey, s. 106; İsrâil’in atalarının [Terah] nehrin öteki tarafında [‘eber ha-nahar] yaşadığıyla ilgili olarak bk. Yeşu, 24/2). Ayrıca kelimenin başlangıçta sadece İsrâiloğulları’nı değil Ürdün nehrinin ötesindeki bütün toplulukları (Ammonlular, Moablılar, Edomlular vb.) ifade etmiş olabileceği ve bu isimle anılan topluluğun Tel El-Amarna Mektupları’nda (m.ö. XIV. yüzyıl) Hapiru (Habiru/Apiru) şeklinde bahsi geçen ve Ken‘ân’ı istilâ ettikleri söylenen grubu belirtebileceği ileri sürülmüştür. Fakat Hapiru adlandırmasının, belli bir etnik gruptan ziyade Eski Yakındoğu’da işçi ve asker olarak istihdam edilmiş yarı yerleşik, düşük statüdeki topluluklar için yaygın biçimde kullanımından hareketle Hapiru = İbrânî eşleştirmesi kimi araştırmacılar tarafından kabul görmemiştir (Kaiser, s. 110; her iki kelimenin “tozlu” mânasına geldiği görüşüyle -İbrânîler’in göçebe çoban oluşuna atıfla- ilgili olarak ayrıca bk. s. 65). Bu eşleştirmeye yönelik alternatif görüşe göre Hapiru, esasen Batı Sâmî kökenli bir kelime olup göçmen durumuna gelmiş kişi veya gruplar için kullanılmış, Amoriler (Amurrular) yoluyla bölgeye girmiştir. Başlangıçta bu isme İbrânî ataları için de sosyal statüyle bağlantılı biçimde yer verilmiş, daha sonra İsrâil kavmiyle bağlantılı etnik bir terime dönüşmüştür (bazı araştırmacılara göre ‘Eber ismi de buradan gelmiştir). Bu yoruma bağlı olarak Eski Ahid’de, kelimenin daha ziyade yabancılar tarafından yahut yabancılarla (Mısırlılar, Filistîler vb.) konuşurken İsrâil kavmine mensup olanları ifade etmek için kullanıldığına ve düşük statüyle (köleler) ilişkili bir anlam içerdiğine dikkat çekilmiştir (Tekvîn, 39/14, 17; 41/12; 43/32; Çıkış, 1/15; 2/11; 3/18; 5/3; 21/2; I. Samuel, 4/6; 13/3; 13/19; Yeremya, 34/9; Yûnus, 1/9). İbrânî kelimesinin kökenine yönelik bir diğer görüş ise kelimeyi Arapça’da yer aldığı şekliyle (‘ibr) “nehir kenarı” mânasıyla ilişkilendirmiş, bununla, nehir bölgesinde meskûn topluluk veya toplulukların kastedilmiş olabileceği ileri sürülmüştür (JE, VI, 304-305; Arapça’da ‘ibrân nehrin her iki yakasını ifade eder).

Kelimenin yahudi literatürü ve yahudi dışı literatürdeki kullanımı ile etimolojisine yönelik olarak ortaya konan bütün bu açıklamalardan hareketle İbrânî ismiyle kastedilen topluluğun mahiyeti konusunda, a) millî bir topluluk, b) esas mânasıyla sosyal bir grup, ikincil mânasıyla millî bir topluluk, c) Bâbil sürgünü öncesinde İsrâil cemaatine mensup olan düşük statüye sahip üye, d) İsrâiloğulları’nın bağlı olduğu etnik bir grup gibi farklı görüşler ileri sürülmüştür (Koehler – Baumgartner, II, 782-783). İbrânîler’in Ârâmîler’le akraba bir grup ya da Ârâmîler’den bir grup olduğu, önceleri Ârâmî lehçesiyle konuşurken Ken‘ân’a geldikten sonra oradaki Sâmî grupların lehçelerini benimsediği, böylece İbrânîce’nin ortaya çıktığı da ifade edilmiştir (Günaltay, s. 6).

Antik yahudi tarihçisi Yosefus’un eserinde İbrânî ismi (ebraious) özellikle Yûsuf ve Mûsâ dönemleri, kısmen de krallık dönemi anlatılırken İsrâiloğulları yerine sıkça kullanılmakta; sürgünden sonraki dönemden bahsedilirken nâdiren yer almaktadır; yine Filon’un yazılarında genel olarak İsrâiloğulları ve yahudi isimleri yerine geçmekle birlikte ağırlıklı biçimde Mısır dönemiyle ilgili bölümlerde zikredilmektedir. Buradan hareketle bu ismin, Yosefus ve Filon zamanında daha ziyade etnik olarak İsrâiloğulları’nı/yahudileri nitelemek için kullanıldığı anlaşılmaktadır (Filon’dan İbrânî filozofu şeklinde bahsedilmesi ve İbrânîler’in Araplar, Asurlular, Medyenliler gibi milletlere paralel kullanımı için bk. The Works of Philo, “On Providence [Fragment I]”; “On the Virtues”, [VII.34]; krş. Korintoslular’a İkinci Mektup, 11/22; Filibeliler’e Mektup, 3/5; Resullerin İşleri, 6/1).

Bîrûnî de el-Âs̱ârü’l-bâḳıye’de, İbrânî ismini (‘ibrâniyyûn) yahudi (yehûd) ve İsrâiloğulları (Benî İsrâîl) isimleriyle birlikte kullanmıştır: “İbrânîler, yahudiler ve İsrâiloğulları” (s. 11) yahut “İbrânîler ve yahudilerden Mûsâ’ya tâbi olanlar” (s. 52; ayrıca bk. s. 37). Sachau tarafından işaret edildiği üzere (The Chronology of Ancient Nations, s. 370-371), Bîrûnî’nin yahudi ve İsrâiloğulları’ndan ayrı olarak zikrettiği İbrânîler’le, yahudilerin ataları, Sâmirîler ve diğer akraba milletleri de kapsayacak şekilde etnik bir topluluğu kastetmiş olması mümkündür. Sachau ayrıca Arapça ‘ibrânî kelimesinin yehûddan farklı olarak sadece âlimler tarafından bilinip kullanıldığını ve bununla, eski dönemlerde Mûsâ şeriatı altında Suriye bölgesinde yaşayan ve İbrânîce konuşan topluluğun kastedildiğini belirtmektedir ki bunlar -Bîrûnî’nin dönemi itibariyle- hâlâ Mûsâ şeriatına bağlı olsalar da dünyanın her yanına dağılmış olan ve artık İbrânîce konuşmayan yahudilerin atalarına karşılık gelmektedir (a.g.e., s. 385-386). Zeitlin’in verdiği (s. 370), Grek-Roma döneminde Yehuda’da yaşayanların yahudi ismini, Suriye ve Antakya’daki dindaşlarının ise İbrânî ve İsrâil isimlerini kullandıkları bilgisi de bu açıklamayı desteklemektedir. Yehuda Halevi ise Sefer ha-Kuzari’de ‘ibrâniyye kelimesini İbrânîlik/Yahudilik mânasında kullanmıştır (s. 43; İbrânîce tercümesinde kelimeye “İbrânîler = ‘İvriyyîm” anlamı verilmiştir). İbrânî kelimesinin Batı dillerindeki karşılığı (Alm. Hebräer; Fr. Hébreu; İng. Hebrew) modern dönemde revaç bulmuş, bilhassa Aydınlanmacı Avrupa yahudileri, bu kullanımı dinî ve küçümseyici anlam içeren yahudi kelimesinin yerine bir seküler-etnik kimlik ifadesi olarak ikame etmeye çalışmışlardır.

BİBLİYOGRAFYA

Bîrûnî, el-Âs̱âru’l-bâḳıye (nşr. E. Sachau), Leipzig 1923, s. 11, 37, 52; a.e.: The Chronology of Ancient Nations (nşr. ve trc. E. Sachau), London 1879, s. 370-371, 385-386; Yehuda Halevi, Sefer ha-Kuzari: Makor ve-Targum (trc. Y. Kafah), Kiryat Ono 5765/2005, s. 43; Hamişa Humşe Tora im Peruş Raşi-The Pentateuch and Rashi’s Commentary: A Linear Translation into English (haz. R. Abraham ben Isaiah – R. Benjamin Sharfman), Brooklyn 1949, s. 118; F. Josephus, The Complete Works (trc. W. Whiston), Nashville 1998, s. 42-43 (“Antiquities of the Jews”, I:146); The Works of Philo: Complete and Unabridged (trc. C. D. Yonge), Peabody / Massachusetts 1993, s. 254, 432, 439, 642, 747 (“On Providence [Fragment I]”; “On the Migration of Abraham”, IV.20; “On Abraham”, XLIII.251; “On Joseph”, IX.42; “On the Virtues”, VII.34 – Opera Omnia, 1828, II, 296; IV, 53, 69); M. Şemsettin Günaltay, İbrânîler, İstanbul 1936; S. W. Baron, A Social and Religions History of the Jews, New York 1937, I, 47; D. A. Knight, “Hebrews”, The Oxford Companion of the Bible (ed. B. M. Metzger – M. D. Coogan), New York 1993, s. 273-274; L. Koehler – W. Baumgartner, The Hebrew and Aramaic Lexicon of the Old Testament (trc. M. E. J. Richardson), Leiden 1996, II, 782-783; G. Harvey, True Israel: Uses of the Names Jew, Hebrew and Israel in Ancient Jewish and Early Christian Literature, Leiden 1996, s. 106; S. Zeitlin, “The Names Hebrew, Jew and Israel: A Historical Survey”, The Jewish Quarterly Review, XLIII/4, Philadelphia 1953, s. 370; W. C. Kaiser, A History of Israel: From the Bronze Age Through the Jewish Wars, Nashville 1998, s. 65, 110; E. G. Hirsch – J. P. Peters, “Hebrew”, JE, VI, 304-305; J. H. Tigay, “Eber”, Encyclopaedia Judaica, Detroit 2007, VI, 85.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 626-627 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.