ÎKĀ‘

الإيقاع
ÎKĀ‘
Müellif: İSMAİL HAKKI ÖZKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ika
İSMAİL HAKKI ÖZKAN, "ÎKĀ‘", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ika (13.11.2019).
Kopyalama metni
Sözlükte “yapma, yaptırma, meydana getirme, oluşturma” anlamlarına gelen kelime, bir mûsiki terimi olarak batı müziğindeki “ritim” karşılığında kullanılmıştır. Türk mûsikisinin nağmeyle (melodi) beraber iki ana unsurunu teşkil eder. Günümüz Türk mûsikisi terminolojisinde genellikle düzüm yanında az da olsa tartım kelimesiyle de ifade edilmektedir. “Zaman içinde uygunluk” olarak özetlenebilen îkā‘, “zamanın muntazam nisbetler içinde müddetlere ayrılması” veya “zamanın muntazam nisbetli müddetlerinden düzenlenmiş vuruş takımları” diye tanımlanabilir.

Klasik nazariyat kitaplarının hemen hepsinde îkā‘ konusu ayrı bir bölüm olarak ele alınmıştır. Fârâbî, Kitâbü İḥṣâʾi’l-îḳāʿât adlı eserinde îkāı “nağmelerin belli zaman süreleri içerisinde nakledilmesi”, Safiyyüddin Abdülmü’min el-Urmevî Kitâbü’l-Edvâr’da ve Abdülkādir-i Merâgī Maḳāṣıdü’l-elḥân’da “aralarında kalıplaşmış çeşitli zaman dilimleri bulunan vuruşların toplamı” şeklinde tarif etmişlerdir. Bu durumda îkā‘, ölçünün iç bölümlenişiyle ilgili bir özellik olup bir usulü meydana getiren çeşitli zaman parçalarının birbirine uygun ve düzenli bir tarzda, fakat muhtelif şekillerde bölünmesiyle oluşan tertiplerdir. Bu sebeple bir mûsiki eserinde usul hiç değiştirilmeden çeşitli îkā‘lar yapılabilir. Meselâ bir ikilik nota kıymetini, olduğu gibi bırakmak veya iki dörtlüğe, yahut bir dörtlük ve iki sekizliğe ayırmak ya da bunun tam aksini yaparak bu bölünmeyi daha pek çok şekillerde oluşturmak mümkündür. Böylece aynı süre içinde çok çeşitli îkā‘lar meydana getirilmiş olacaktır. Eski nazariyat kitaplarında îkā‘ konusu anlatılırken kullanılan “devir” kelimesinin günümüzdeki “ölçü”nün karşılığı olduğunu da belirtmek gerekir.

Îkāın zaman zaman “usul” anlamında kullanılması doğru değildir. Zira îkā‘ ve usul birbiriyle ilgili olmakla beraber ayrı ayrı mefhumlardır. Gerek îkā‘ gerekse usul zaman yönünden aynı esaslara dayanırsa da aralarında önemli farklar mevcuttur. Usul muhtelif îkā‘ların oluşturduğu, birbirine eşit veya eşit olmayan, fakat mutlaka kuvvetli, yarı kuvvetli ve zayıf zamanları ihtiva eden, kalıp halinde tesbit edilmiş ve mûsiki eseri boyunca aynen tekrar edilen vuruşlar grubudur. Diğer bir ifadeyle usul bir mûsiki eserinin eşit süreli ve belli vuruşlu bölümleridir. Eserin bütününü eşit sürelere ayıran bu bölümler, başka bir usule geçki yapılmadığı takdirde o eserin sonuna kadar geçerli olup hiç değişmez. Buradaki “eşit süreli bölüm” ifadesinden usulün yapısı değil eserin bütünü kastedilmektedir. Îkāın ise eşit süreli olması şart değildir. Eserin her ölçüsünde farklı bir veya daha çok îkā‘ oluşabildiği gibi bir ölçünün yarısında, tamamında, bir buçuk veya iki ölçüde yahut karışık bir şekilde meydana gelebilir. Ayrıca usul, her zaman bir ölçüde başlayıp bitme özelliğinde ve zorunluluğunda olduğu gibi usulün kuvvetli, yarı kuvvetli ve hafif zamanları daima aynı vuruşlardadır. Îkā‘da ise îkāın tertip şekline göre bunlar değişebilir. Aralarındaki bu farklılıklara rağmen îkā‘ ile usul bir noktada birleşir. Bir eserde melodik yapı o eserin usulünün vuruş kıymetlerini aynen resmediyorsa orada usul aynı zamanda îkā‘ durumundadır. Fakat böyle bir durum da nağmeye kısıtlayıcılık ve monotonluk getireceğinden genellikle sadece bir iki ölçü devam edebilir.

Îkā‘ en güzel şekilleriyle kâr, beste, semâi gibi büyük formların terennüm bölümlerinde takip edilir. Daha çok büyük usullerle ölçülmüş bu tür eserlerin terennümlerinde bestekârlar, usul içerisinde oluşturdukları çeşitli îkā‘larla zarif melodi örgüleri meydana getirmişlerdir.

BİBLİYOGRAFYA
Fârâbî, Kitâbü İḥṣâʾi’l-îḳāʿât, Manisa İl Halk Ktp., nr. 1705, vr. 60a; Safiyyüddin el-Urmevî, Kitâbü’l-Edvâr, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3653/I, vr. 37a; Abdülkādir-i Merâgī, Maḳāṣıdü’l-elḥân (nşr. Takī Bîniş), Tahran 1977, s. 89; Hızır b. Abdullah, Kitâbü’l-Edvâr, TSMK, Revan Köşkü, nr. 1728, vr. 36a; Ali Şah b. Hacı Büke, Muḳaddimetü’l-uṣûl, Süleymaniye Ktp., Hâlis Efendi, nr. 2463, vr. 31b, 76a; Suphi Ezgi, Nazarî-Amelî Türk Musikisi, İstanbul 1935, II, 1-5; Mahmut Ragıp Gazimihal, Musıki Sözlüğü, İstanbul 1961, s. 215; M. Ekrem Karadeniz, Türk Mûsikîsinin Nazariye ve Esasları, Ankara 1983, s. 30; Özkan, TMNU, s. 561; Hüseyin Sâdeddin Arel, Türk Mûsıkîsi Nazariyatı Dersleri (haz. Onur Akdoğu), Ankara 1991, s. 65-72.
Bu madde ilk olarak 2000 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 22. cildinde, 13 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.