İTFAİYE

اطفائيّة
Müellif:
İTFAİYE
Müellif: KEMALETTİN KUZUCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/itfaiye
KEMALETTİN KUZUCU, "İTFAİYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/itfaiye (17.02.2020).
Kopyalama metni
Arapça’da itfâ’ “söndürme, yangını bastırma” anlamına gelir. İtfâiyye ise yangın söndürmeye mahsus ekip ve teçhizatın tamamı için kullanılan bir terim olup Osmanlı Devleti’nde yangın söndürme hizmetleri bu ad altında XIX. yüzyıldan itibaren teşkilâtlandırılmıştır. Yangınlarla mücadele amacıyla düzenli ilk teşkilâtın Romalılar tarafından kurulduğu bilinmektedir. Daha sonra çeşitli devletlerde yangın söndürme işi için özel teşkilâtlar oluşturulmuş ve farklı yöntemler geliştirilmiştir. Osmanlılar’da örgütlü itfaiyeciliğin kuruluşu XVIII. yüzyıla kadar uzanır. Sadrazam Nevşehirli İbrâhim Paşa, tulumbanın mûcidi Gerçek Dâvud’u 1720’de Tulumbacı Ocağı’nı kurmakla görevlendirdi, kurulan maaşlı birliğe de tulumbacı denildi. Patrona Halil İsyanı’nın ardından I. Mahmud zamanında, Topkapı Sarayı’nda çıkacak yangınlara müdahale için Yalı Köşkü civarında bostancıbaşına bağlı özel bir tulumbacı birimi teşkil edildi. XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren topçu, top arabacı ve cebeci ocaklarıyla tersane gibi kurumlar kendi tulumbacı birliklerini oluşturdular. Su sıkıntısını gidermek amacıyla 1794-1795’te Beyazıt, Süleymaniye, Osmaniye, Lâleli ve Vâlide camileri avlularına havuz yaptırıldığı gibi özellikle sahilde çıkan yangınlara zamanında müdahale edebilme düşüncesiyle deniz taşıtları da ayrıldı. “Ateş kayığı” denilen araçlarla hem tulumbaların hem neccâr ve dülger gibi görevlilerin sevkiyatı yapılmaya başlandı (bk. TULUMBACI).

Vak‘a-i Hayriyye ile tulumbacıların lağvından sonra II. Mahmud, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye bünyesinde örgütü yeniden canlandırdı. Ancak geçmişi hatırlatmaması için bunlara “yangıncı” adı verildi. 1846’da zaptiye ve 1855’te şehremanetinin kurulmasıyla başlayan yeniden yapılanma sürecinde kamu binalarıyla bazı önemli tesislere tulumba konuldu veya mevcutların sayısı arttırıldı. Fakat söndürme konusunda istenen başarı elde edilemedi. Nihayet 1870 tarihli Beyoğlu yangını itfaiye sorununu iyice ortaya çıkarınca hükümet Macaristan’dan itfaiye uzmanı getirtti. 1874’ten 1922 yılındaki ölümüne kadar İstanbul itfaiyesini yöneten Kont Ödön Seçenyi (Széchenyi) Paşa itfaiyeyi askerî esaslara göre düzenledi. İkisi İstanbul Suriçi, biri Beyoğlu, diğeri Üsküdar’da olmak üzere dört itfaiye taburu kuruldu. Nişantaşı ve Teşvikiye karakollarında küçük çaplı itfaiye birimleri oluşturuldu. Yıldız’daki istihkâm bölüğü yangın söndürme araçlarıyla donatıldı. Almanya, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden buharlı ve arabalı tulumbalar ithal edildi. Yangın gözetleme işinde kullanılan Galata, Beyazıt ve İcadiye kuleleri işlevsel yeniliklere kavuşturuldu. Sahilde çıkacak yangınlara müdahale etmek için Bahriye İtfaiye Taburu teşkil edildi. Masraflarını II. Abdülhamid’in özel bütçesinden karşıladığı, teçhizatı Avrupa’dan getirtilen deniz itfaiyesi XX. yüzyılın başında beş bölük halinde örgütlenmiş durumdaydı.

II. Meşrutiyet’ten sonra itfaiyecilerden yaşlı olanların emekliye ayrılması, diğerlerinin de savaşmak için cepheye gitmesiyle boşalan kadrolara yeni eleman alınamaması yüzünden itfaiye hizmetleri önemli ölçüde aksadı. Çırağan Sarayı ve Bâbıâli binalarının ardarda yanması üzerine resmî dairelerde koruyucu tedbirler arttırıldı. Odacı ve hademeler eğitildi. Daireler arasında telefon şebekesi kuruldu. Giderek artan siyasal ve ekonomik krizler dolayısıyla istenilen hedeflere ulaşılamamakla birlikte motorlu tulumba, tulumba taşıyan otomobil ve ambulans gibi çağdaş vasıtalar teşkilâta kazandırıldı.

Modernleşme sürecinde taşra yerleşmeleri de birçok yeniliğe kavuşmuştu. İstanbul’dan sonra yangınların en fazla görüldüğü Selânik, İzmir, Bursa gibi şehirlerde XIX. yüzyılın başlarında yangın söndürme işi geleneksel yöntemlerle ve esnaf, memur, ahalinin katılımıyla gerçekleştirilmekteydi. Tanzimat’tan sonra hükümet taşra idarelerine itfaiye hizmetleri götürdü. Meselâ 1850 yılında Trabzon’da iki yangın tulumbasıyla bunlardan sorumlu maaşlı müdür ve personeli bulunuyordu. Yine Trabzon’da 1876’da belediyeye bağlı tulumbacıbaşı Mehmed Efendi’nin emrinde on üç tulumbacı görev yapmaktaydı. Adana’da itfaiye örgütü 1870’lerde, Ankara’da 1882’de kuruldu. Bununla birlikte gelişmiş şehirlerde yangına karşı daha gerçekçi ve çağdaş tedbirler alınmaktaydı. Selânik’te 1889’da dükkânların yüzde doksanı yangına karşı sigortalanmıştı. İzmir Belediyesi’nin itfaiye teşkilâtı oluşturma konusundaki malî imkânsızlığı yabancı yatırımcıları harekete geçirdi, Royal ve Sen adlı iki sigorta şirketi 1897’de kendi itfaiyelerini kurdu. Bandırma’da daha 1857’de demirci, çivici, bakırcı ve çilingir gibi ateşe dayalı üretim yapan imalâthaneler için şehir dışında bir site yapıldı ve bunların şehir merkezindeki faaliyetleri yasaklandı. Nihayet 1890’da bütün imparatorluğu kapsayan Men‘-i Harîk Tedâbirini Hâvî Nizamnâme yayımlandı. Sekiz maddelik nizamnâme ile İstanbul ve taşra belediyelerinin itfaiye tertibatının tamamlanması, personel açığının giderilmesi, belediyelerin soba boruları ve baca temizliğini denetlemesi istenmekteydi. Yangınla mücadelede koruyucu tedbirleri sistemleştiren nizamnâmede göze çarpan en önemli özellik cezalandırma yöntemiyle caydırıcılık faktörünün de devreye sokulmuş olmasıydı. Ağustos 1894’teki Uşak yangınının ağır sonuçları üzerine kazalarda itfaiye şubeleri oluşturulması, köylere tulumba, balta ve kanca dağıtılması, büyük şehirlerde yangın kuleleri inşa edilmesi kararlaştırıldı. Özellikle Meşrutiyet’ten sonra taşraya yüklü miktarda itfaiye aleti gönderildi.

XX. yüzyılda itfaiyenin askeriyeden ayrılarak şehremanetine bağlanması yönündeki görüşler yoğunluk kazandı. Cemil Paşa (Topuzlu) ikinci şehreminliği sırasında 1918 harikzedeleri için toplanan, İtilâf devletlerinin el koyduğu 250.000 lira yardım parasının 50.000 lirasını İngiliz Generali Füller’in aracılığıyla alarak sadece itfaiyenin ıslahına sarfedilmesi için Osmanlı Bankası’na yatırdı. Ankara hükümeti bu parayı 1923’te İstanbul vali ve şehreminliğine tayin edilen Haydar Bey’in kullanımına verdi. Motorlu tulumbalar ve başka araçlar satın alındı. 25 Eylül 1923 tarihinde itfaiye şehremanetine bağlandı, başına Vedî Bey getirildi. 1936’da biri İstinye’deki deniz müfrezesi olmak üzere İstanbul’da on müfreze görev yapmaktaydı. Bu tarihte itfaiye on bir kılavuz tulumbası, yirmi dört motopomp, on iki motopomp çekme kamyoneti, üç merdivenli otomobil, bir motorbot, altı pompa, iki nakliye kamyoneti, beş tahrip kamyoneti ve bir üç tekerlekli kamyonete sahipti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti 1922 yılında Ankara’da bir itfaiye bölüğü kurdu. 1930 tarihli ve 1580 sayılı kanunla her belediyenin itfaiye teşkilâtı oluşturması kararlaştırıldı. 1937’de İstanbul Saraçhane’de İtfaiye Okulu açıldı. Türkiye’nin her tarafından gelen itfaiye personeli, dokuz ay süresince söndürme ve kurtarmaya yönelik teknik bilgilerin yanında genel kültür konusunda eğitildi. Cumhuriyet devrinde yeniden kurulan, Millî Savunma Bakanlığı’na bağlı deniz itfaiyesi 1939’da İstanbul Belediyesi’ne devredildi. Yerli malını teşvik kapsamında bazı itfaiye gereçlerinin ülke içinde üretilmesi kararlaştırıldı. 1958 tarihli Sivil Müdafaa Kanunu ile doğal âfetlere karşı halkın can ve mal kaybının korunması sorumluluğu da itfaiyeye yüklendi.

BİBLİYOGRAFYA :

BA, C.BEL, nr. 3319, 4318, 7395; BA, DH.MTV, nr. 31/9; BA, İrade-Dahiliye, nr. 76117; BA, İrade-Hususiye, nr. 1312 RA/71; BA, Nizâmât Defterleri, nr. 4, s. 279-280; BA, Y.MTV, nr. 220/47; BA, Y.PRK.TKM, nr. 8/13; Salnâme-i Vilâyet-i Trabzon, Trabzon 1294, nr. 9, s. 48; İtfaiye: 1868-1936, İstanbul 1936; Gönül Taşman, 1719/1720-1839 Yılları Arasında İstanbul İtfaiye Teşkilatı (mezuniyet tezi, 1963), İÜ Ed.Fak. Tarih bölümü; Reşat Ekrem Koçu, İstanbul Tulumbacıları: Yangın Var, İstanbul 1981; İhsan, “İstanbul İtfaiyesi”, İstanbul Belediye Mecmuası, sy. 87/15, İstanbul 1931, s. 82-87; Murat Baskıcı, “Ondokuzuncu Yüzyılda İstanbul’un Eski ve Yeni İtfaiye Teşkilatları ve Bir Yabancının Gözlemleri”, Mülkiye, XXVI/233 (2002), s. 175-189; Erkan Tural, “Türkiye, Hollanda, İngiltere ve Amerika’da Modern İtfaiye Teşkilatının Kuruluşu ve Harik (Yangın) Nizamnameleri”, Çağdaş Yerel Yönetimler, XIII/1, Ankara 2004, s. 67-91; Kemalettin Kuzucu, “Széchenyi Paşa ve Osmanlı İtfaiyesinin Modernleştirilmesi (1874-1922)”, Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, sy. 14, İstanbul 2006, s. 31-52; “İtfaiye”, TA, XX, 445.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-1. cildinde, 678-679 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.