KAHTABE b. ŞEBÎB - TDV İslâm Ansiklopedisi

KAHTABE b. ŞEBÎB

قحطبة بن شبيب
KAHTABE b. ŞEBÎB
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kahtabe-b-sebib
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "KAHTABE b. ŞEBÎB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kahtabe-b-sebib (19.09.2020).
Kopyalama metni
Asıl adı Ziyâd olup Kahtabe lakabıyla meşhurdur. Horasan’da Abbâsîler adına propaganda faaliyetinde bulunduğu dönemden önceki hayatı hakkında bilgi yoktur. Dedesi Hâlid b. Ma‘dân, Cemel Vak‘ası’nda Hz. Ali’nin yanında yer almış ve kabilesi Benî Amr b. Sâbit’in sancağını taşımış, ertesi yıl da Nehrevan’da Hâricîler’le savaşan Hz. Ali’nin kuvvetlerine kumanda etmişti. Ailesinin Hz. Ali zamanında Kûfe’ye yerleştiği ve Kahtabe’nin gençlik yıllarında Ali evlâdı ile yakın ilişki içinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Horasan’daki Emevî aleyhtarı faaliyetlerin içinde aktif olarak görev alan Kahtabe, daha sonra Abbâsîler adına daveti organize eden on iki nakib arasında yer aldı.

Horasan’daki nakibler, İmam Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Abbas’ın Zilhicce 125’te (Ekim 743) ölümü üzerine yerine geçen oğlu İmam İbrâhim’den (İbrâhim el-İmâm) Horasan’da kendisini temsil etmek üzere ailesinden birini görevlendirmesini istediler. Abbâsî ihtilâlinin hazırlayıcısı olan İbrâhim bu görevi önce Süleyman b. Kesîr el-Huzâî’ye, o kabul etmeyince Kahtabe’ye teklif etti; ancak önceleri Kahtabe de bu teklifi kabul etmek istemedi. Daha sonra Mâlik b. Heysem el-Huzâî ve Süleyman b. Kesîr el-Huzâî adlı iki nakible birlikte Horasan’daki Şiîler adına İbrâhim’e biat etmek için hac mevsiminde Mekke’ye gitti. Burada Horasan Şiîleri ile İmam İbrâhim arasında irtibatı sağlamayı kabul etti.

Ebû Müslim-i Horasânî, Emevîler’e karşı yürütülen faaliyetleri sevk ve idare etmek üzere Horasan’a gönderilince Kahtabe, Ebû Müslim’in emrindeki kuvvetlerin başına getirildi (128/745-46). Ertesi yıl Ebû Müslim’e katılan Kahtabe onunla birlikte Batı Horasan’daki davet merkezlerini dolaştı ve yapılan hazırlıkları gözden geçirdi (Cemâziyelâhir 129 / Mart 747). Kūmis’e vardıkları sırada Ebû Müslim Merv’e dönerken Kahtabe İmam İbrâhim ile görüşmek üzere Mekke’ye gitti ve ona isyan hazırlıkları hakkında bilgi verdi. Bu sırada Horasan’daki orduların başkumandanlığına tayin edildi. Ebû Müslim, Rebîülâhir 130’da (Aralık 747) Merv’e girip Emevîler’in Horasan valisi Nasr b. Seyyâr’ı oradan uzaklaştırdı. Bu olaydan kısa bir müddet sonra Horasan’a dönen Kahtabe, Serahs üzerine yürüyerek (Şâban 130 / Nisan 748) şehri ele geçirdi. Temîm b. Nasr b. Seyyâr’ı mağlûp ederek öldürdükten sonra Tûs’u ve Nîşâbur’u da zaptetti. Bu sırada Emevî Halifesi II. Mervân’ın emriyle Nübâte b. Hanzale el-Kilâbî kumandasında Cürcân’a gönderilen güçlü bir Emevî ordusu da Kahtabe karşısında yenilgiye uğradı (1 Zilhicce 130 / 1 Ağustos 748). Ardından Kahtabe Kūmis’i ele geçirdi. Âmir b. Dubâre el-Mürrî kumandasındaki büyük bir Emevî ordusu da Câbalk denilen yerde bozguna uğratılarak Abbâsî ihtilâli için önemli bir zafer kazanıldı (23 Receb 131 / 18 Mart 749). Emevî ordusunun artıklarının toplandığı Nihâvend Kahtabe’nin oğlu Hasan tarafından kuşatıldı. Şehirde Suriyeli askerlerin yanı sıra Abbâsîler’e muhalif Horasanlı askerler de bulunuyordu. Kahtabe, şehri savunan Mâlik b. Edhem el-Bâhilî ile anlaşarak Suriyeliler’e eman verdikten sonra Horasanlılar’ı kılıçtan geçirdi.

Kahtabe daha sonra oğlu Hasan’ı Irak’a gönderip kendisi de onun arkasından gitti. Bu sırada Emevîler’in Irak valisi Ebû Hâlid İbn Hübeyre güçlü bir orduyla Abbâsîler’e karşı harekete geçti ve Celûlâ’da konakladı. Kahtabe, Hânikīn’den Medâin’e giderken yolu İbn Hübeyre tarafından kesildi, ancak askerî maharetiyle Dicle’yi aşıp Kûfe’ye ulaşmayı başardı. İleri harekâta devam edip Fırat’ı geçen İbn Hübeyre’nin karşısına karargâh kuran Kahtabe, 8 Muharrem 132 (27 Ağustos 749) gecesi küçük bir askerî birlikle İbn Hübeyre’nin ordusuna saldırdı. Fırat’ın batı yakasında yapılan şiddetli savaşta mağlûp olan İbn Hübeyre gece Vâsıt’a çekildi. Kahtabe bu savaş sırasında esrarengiz bir şekilde öldürüldü. Ölümü üzerine oğlu Hasan kumandayı ele alıp Kûfe’ye girdi (10 Muharrem 132 / 29 Ağustos 749).

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Ensâb, III, 81, 115, 116, 118-120, 124, 135-139, 148, 171, 230; Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, s. 337, 339, 342, 359, 363-364, 369; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 327, 332, 343-345, 353; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), VI, 562; VII, 175, 198, 227, 329, 339, 355, 362-363, 379, 388-392, 401-409, 412-417, 432, 450; VIII, 372; J. Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu (trc. Fikret Işıltan), Ankara 1963, s. 243, 247, 255-257, 259, 261; M. A. Shaban, The ʿAbbāsid Revolution, Cambridge 1970, s. 154, 160-161; Aḫbârü’d-devleti’l-ʿAbbâsiyye (nşr. Abdülazîz ed-Dûrî - Abdülcebbâr el-Muttalibî), Beyrut 1971, bk. İndeks; E. L. Daniel, The Political and Social History of Khurasan under Abbasid Rule: 747-820, Chicago 1979, s. 39-40, 73-77, 81, 106, 178; H. Kennedy, The Early Abbasid Caliphate, London 1981, s. 43-44, 46, 49, 78, 79, 84; Abdülazîz ed-Dûrî, el-ʿAṣrü’l-ʿAbbâsiyyü’l-evvel, Beyrut 1988, s. 27, 30-34, 42-46, 122, 204; K. V. Zetterstéen, “Kahtabe”, İA, VI, 91-92; M. Sharon, “Ḳaḥṭaba”, EI2 (İng.), IV, 445-447.

Abdülkerim Özaydın
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2001 yılında İstanbul'da basılan 24. cildinde, 201 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER