İBN HÜBEYRE, Ebû Hâlid

أبو خالد ابن هبيرة
Müellif:
İBN HÜBEYRE, Ebû Hâlid
Müellif: NAHİDE BOZKURT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1999
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 03.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hubeyre-ebu-halid
NAHİDE BOZKURT, "İBN HÜBEYRE, Ebû Hâlid", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-hubeyre-ebu-halid (03.07.2020).
Kopyalama metni
87 (706) yılında doğdu; babası Emevîler’in Irak genel valilerinden Ömer b. Hübeyre’dir. Makdisî’nin, adını önce Yezîd b. Ömer şeklinde doğru olarak yazdığı, fakat ardından yanlışlıkla Yûsuf b. Ömer’e çevirdiği görülür (el-Bedʾ ve’t-târîḫ, II/6, s. 55, 65); bu yanlışlık Vadet tarafından da tekrarlanmıştır (EI2 [İng.], III, 802). II. Velîd döneminde (743-744) Kınnesrîn’e vali tayin edilen İbn Hübeyre, daha sonra İbrâhim b. Velîd’e karşı ayaklanan İrmîniye ve Azerbaycan Valisi Mervân b. Muhammed’e (II. Mervân) katıldı ve onun tahtı ele geçirmesinin ardından 128 yılı başlarında (Ekim-Kasım 745) Irak genel valiliğine getirilerek bölgedeki Hâricî isyanlarını bastırmakla görevlendirildi. Dahhâk b. Kays eş-Şeybânî liderliğinde Kûfe ve Vâsıt’ı ele geçirmiş olan Hâricîler’le savaşmak için yola çıktı ve Karkīsiyâ’ya geldiğinde Dahhâk’in Musul’a doğru gittiğini öğrendi. Bunun üzerine Aynüttemr’e hareket etti. Başlarında Müsennâ b. İmrân’ın bulunduğu Hâricîler’i Aynüttemr’de yapılan ve günlerce süren savaşın sonunda yendi. Bozulup Kûfe’ye kaçan ve orada toparlanan Hâricîler yeniden saldırdılarsa da ikinci defa hezimete uğradılar ve İbn Hübeyre 129 Ramazanında (Mayıs-Haziran 747) Kûfe’ye girmeyi başardı. Daha sonra Vâsıt üzerine yürüdü; şehri ele geçirerek II. Mervân’ın kendisini azletmesi yüzünden Hâricîler’le anlaşıp onların valisi sıfatıyla görevini sürdüren Irak eski valisi Abdullah b. Ömer b. Abdülazîz’i esir aldı. Arkasından mevâlî, Abbâsî davetçileri ve bazı Hâricî grupları tarafından desteklenen ve İran’ın önemli bir kısmını eline geçiren Alevî lideri Abdullah b. Muâviye’nin isyanının bastırılmasıyla Irak bölgesinde kontrolü sağladı.

İbn Hübeyre’nin Irak genel valiliği döneminde Emevîler’i tehdit eden diğer önemli bir hareket Abbasoğulları’nın ihtilâl bayrağını açmaları oldu. Ebû Müslim-i Horasânî tarafından başlatılan bu harekete karşı direnen Horasan Valisi Nasr b. Seyyâr, İbn Hübeyre’den destek ve yardım istedi. Ancak İbn Hübeyre, bu sıralarda Irak’ta çıkan karışıklıklarla uğraşmak zorunda kaldığı ve yanındaki askerin kendisine ancak yettiği gerekçesiyle Nasr’a yardım göndermedi (İbnü’l-Esîr, V, 366). Bu konudaki bazı rivayetlerde onun Horasan valisine yardım göndermemesi aralarındaki husumete bağlanmaktadır. Bu rivayetlere göre Nasr b. Seyyâr’ın kazanacağı başarılarla halifenin dikkatini çekmesinden ve sonuçta kendisinin yerine Irak genel valiliğine getirilmesinden korkan İbn Hübeyre ona yardım göndermediği gibi Horasan’daki tehlikeli durumu da hilâfet merkezine bildirmemiştir (Câhiz, II, 265-266). Bunun üzerine Nasr b. Seyyâr doğrudan II. Mervân’a mektup yazarak şikâyette bulundu; halifeden yazılı emir alan İbn Hübeyre de Nübâte b. Hanzale kumandasındaki bir orduyu Cürcân’a göndermek zorunda kaldı. Ancak bu ordu, Abbâsî ihtilâl hareketinin önderlerinden Kahtabe b. Şebîb karşısında mağlûp oldu ve kumandanı öldürüldü (Zilhicce 130 / Ağustos 748). İbn Hübeyre, onun ardından daha kalabalık bir orduyu bölgeye sevkettiyse de Âmir b. Dubâre yönetimindeki bu ordu da aynı âkıbete mâruz kaldı ve yine kumandanı öldürüldü (Receb 131 / Mart 749). Kahtabe kazandığı bu başarılardan sonra Irak’a yöneldi. Oğlu Dâvûd’un da Hulvân’da savaşı kaybettiğini öğrenen İbn Hübeyre düşmanı Celûlâ’da durdurmayı planladı; fakat hendek kazarak orada gerekli tahkimatı yapmasına rağmen bunu başaramadı ve Dicle’yi geçerek Kûfe’ye doğru giden Kahtabe’nin peşine düştü. Ancak 8 Muharrem 132 (27 Ağustos 749) tarihinde Fırat’ın batı yakasında yapılan şiddetli savaşta yenildi. İbn Hübeyre, Kahtabe’nin zaferini kutladığı o gece esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması üzerine yerini alan oğlu Hasan’a karşı da başarı sağlayamadı ve sonunda Vâsıt şehrine çekildi. 12 Rebîülevvel 132’de (29 Ekim 749) Kûfe’de halifeliğini ilân eden Ebü’l-Abbas es-Seffâh’ın gönderdiği kardeşi Ebû Ca‘fer, Hasan b. Kahtabe’nin kuvvetleriyle birleşerek Vâsıt’ı kuşattı, kuşatma on bir ay sürdü. İbn Hübeyre’nin giderek gücü azalıyordu. Askerleri arasında kabilecilik ihtilâfı baş göstermişti. Yemen asıllı askerler, II. Mervân’ın kendilerine karşı olumsuz bir tavır takınmasını bahane ederek çatışmalara isteksiz katılırken kuzeyli Araplar da onlar olmadan savaşmayacaklarını söylüyorlardı (Taberî, VII, 454; İbnü’l-Esîr, V, 440). Bazı tarihçiler, Abbâsî kuşatması altında zor durumda kalan İbn Hübeyre’nin Hz. Ali evlâdından Muhammed b. Abdullah en-Nefsüzzekiyye’ye mektup göndererek kendisine biat etmek istediğini, ancak olumlu bir cevap alamadığını kaydetmektedir (Taberî, VII, 450-457; İbn Hallikân, VI, 318). Bütün olumsuzluklara rağmen savunmasını sürdüren İbn Hübeyre, Halife Mervân’ın ölüm haberinin gelmesi üzerine 133 yılı başlarında (750 sonbaharı) Ebû Ca‘fer’in barış teklifini, vereceği emannâmenin Halife Ebü’l-Abbas es-Seffâh tarafından tasdiki şartıyla kabul etti. Fakat Seffâh ve Abbâsî ihtilâl hareketinin lideri Ebû Müslim onu ortadan kaldırmakta kararlıydılar. Ebû Ca‘fer verdiği emana sadık kalmak istemesine rağmen baskı sonucunda, teslim olan İbn Hübeyre ile iki oğlunu ve yakınlarını öldürtmek zorunda kaldı.

Cesareti, hitabet kabiliyeti ve cömertliğiyle tanınan İbn Hübeyre, İbn Kuteybe’ye göre Kûfe ve Basra şehirlerini birlikte idare eden son genel vali olup (el-Maʿârif, s. 248) kardeşi Abdülvâhid b. Ömer’i Ahvaz, oğlu Müsennâ’yı da Yemâme valiliğine tayin etmişti. Âlimlere ilgi duyduğu söylenmekle birlikte muhaliflerinin tepkisini azaltmak için halkın hürmet gösterdiği âlimleri kendileri istemeseler de resmî memuriyetlere tayin ettiği, buna uymayanları cezalandırdığı bilinmektedir. Meselâ Kûfe kadılığı görevini reddeden Ebû Hanîfe’yi hapse atarak dövdürmüş, ancak hastalanıp durumu ağırlaşınca serbest bırakmıştı.

BİBLİYOGRAFYA
Halîfe b. Hayyât, et-Târîḫ (Ömerî), s. 315, 332-336, 382-387, 396-409; Câhiz, Resâʾil (nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1384/1964, II, 265-266; İbn Kuteybe, ʿUyûnü’l-aḫbâr, I, 35, 128, 226; II, 214, 343; a.mlf., el-Maʿârif (Sâvî), s. 179-248; Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, s. 350, 360, 366-369, 371-374; Aḫbârü’d-devleti’l-ʿAbbâsiyye (nşr. Abdülazîz ed-Dûrî - Abdülcebbâr el-Muttalibî), Beyrut 1971, bk. İndeks; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), VII, 450-457; İbn A‘sem el-Kûfî, el-Fütûḥ, Haydarâbâd, ts. (Dâiretü’l-maârifi’l-Osmâniyye), VIII, 202-204; İbn Düreyd, el-İştiḳāḳ, s. 284; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb, III, 212-213, 257; Makdisî, el-Bedʾ ve’t-târîḫ, II/6, s. 55, 65-71; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, V, 366, 440; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 313-321; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 562; VI, 207-208; İbn Haldûn, el-ʿİber, III, 44-45, 71, 82-83, 85, 172; Ziriklî, el-Aʿlâm, IX, 240; M. A. Shaban, The ʿAbbāsid Revolution, Cambridge 1970, s. 161; Elton L. Daniel, The Political and Social History of Khurasan under Abbasid Rule, Chicago 1979, s. 57, 75, 76, 78, 108, 109; J. C. Vadet, “Ibn Hubayra”, EI2 (İng.), III, 802; Hasan Yûsufî Eşkûrî, “İbn Hübeyre-i Fezârî”, DMBİ, V, 106-108; Mustafa Uzunpostalcı, “Ebû Hanîfe”, DİA, X, 133-134; Abdülkerim Özaydın, “Hâlid b. Abdullah el-Kasrî”, a.e., XV, 281-282.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1999 yılında İstanbul'da basılan 20. cildinde, 81-82 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER