KARA FAZLÎ

Müellif:
KARA FAZLÎ
Müellif: HASAN AKSOY
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2001
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kara-fazli
HASAN AKSOY, "KARA FAZLÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kara-fazli (24.01.2020).
Kopyalama metni
İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mehmed’dir. İstanbullu bir saracın oğludur. Fazlî, mahlası olup esmer oluşundan dolayı Kara Fazlî diye anılmıştır. Bazı kaynaklarda isminin Ali olduğu bildirilmektedir (meselâ bk. Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1506). İlk öğreniminden sonra Arapça ve Üsküplü Riyâzî’den Farsça öğrendi. Bu arada şiire ilgi duyarak zamanın şairlerinin bir mektep kabul ettikleri Zâtî’nin Beyazıt Camii avlusundaki dükkânına devam edip onun talebeleri arasında yer aldı. Zâhirî ilimlerle uğraşırken hocası Üsküplü Riyâzî’nin de etkisiyle tasavvufa meylederek Halvetiyye tarikatının Gülşeniyye kolu şeyhlerinden Hasan Zarîfî Efendi’ye intisap etti.

Şehzade Mehmed’in sünnet düğününde Zâtî tarafından Kanûnî Sultan Süleyman’a takdim edilen Fazlî yazdığı bir kasideyi sultana sunmuştur (936/1530). Bu hadise o zamana kadar sıkıntı içinde yaşayan şair için bir dönüm noktası olmuş ve Şehzade Mehmed’in Manisa sancak beyliği sırasında divan kâtipliğine getirilmiş, onun ölümü üzerine de (950/1543) ünlü mersiyesini yazmıştır. Daha sonra Şehzade Mustafa’nın divan kâtipliğini yapan Fazlî, onun öldürülmesinin (26 Şevval 960 / 6 Ekim 1553) ardından Şehzade Selim’in divan kâtibi olmuş (969/1562), bu arada Şehzade Mustafa için de bir mersiye kaleme almıştır. Son yıllarında, Selim ile Bayezid arasındaki anlaşmazlıkta Bayezid İran’a sığınınca onun İran’dan talep edilmesiyle alâkalı yazışmaları yürütmüştür. Kınalızâde Hasan Çelebi, Fazlî’nin 970 Ramazanında (Mayıs 1563) öldüğünü kaydederken (Tezkire, s. 755) diğer kaynaklar ittifakla 971 Ramazanında (Mayıs 1564) vefat ettiğini bildirmiştir. Ayrıca Âşık Çelebi onun Kütahya’da öldüğünü belirtmektedir (Meşâirü’ş-şuarâ, vr. 198a).

İçe dönük ve duygulu bir şahsiyete sahip bulunan, aynı zamanda derviş mizaçlı ve zeki bir kimse olan Fazlî (Latîfî, s. 264) kendi çağında Türkçe’yi iyi kullanan bir şair ve münşî olarak tanınmış, konuşma diline dayanan deyimlerle süslü üslûbu içinde Arapça-Farsça kelime ve terkipler tabii bir şekilde yer almıştır. Buna rağmen Zâtî ve Bâkî gibi çağının ünlü şairlerinin gölgesinde kalmaktan kurtulamamış, yalnızca Gül ü Bülbül mesnevisiyle tanınmıştır.

960’ta (1553) tamamlanarak Kanûnî Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’ya ithaf edilen Gül ü Bülbül 2450 beyitten oluşan, “feilâtün mefâilün feilün” kalıbıyla yazılmış orijinal bir mesnevidir. Sûfiyâne bir çerçevede nazmedilen eser tamamen temsilî (alegorik) bir tarzda kaleme alınmış olup Türk edebiyatındaki “gül ü bülbül” mesnevilerinin en başarılı örneğidir. İngilizce ve Almanca’ya da çevrilen mesnevi zamanında çok tutulmuştur. Birçok yazma nüshası bulunan (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Âşir Efendi, nr. 314/1; Mihrişah Sultan, nr. 386) eser üzerinde Nezahat Öztekin bir doktora çalışması yapmıştır (bk. bibl.).

Kaynaklarda Fazlî’nin ayrıca bir divanı, Hümâ ve Hümâyun (Hâcû-yi Kirmânî’nin eserinden mülhem 5000 beyitlik mesnevi), Lüccetü’l-esrâr (Lehcetü’l-esrâr, Emîr Hüsrev-i Dihlevî’nin, Nizâmî’nin Maḫzenü’l-esrâr’ına nazîre olarak yazdığı Maṭlaʿu’l-envâr’ı türünde bir mesnevi) ve Nahlistân (Sa‘dî’nin Gülistân’ı tarzında kaleme alınmış mensur hikâye) adlı eserleriyle 1000 kadar rubâîsi olduğu bildirilmekteyse de (meselâ bk. Âşık Çelebi, vr. 198a; Kınalızâde, s. 756) bunların nüshalarına rastlanmamıştır. Fazlî, divan kâtipliği sırasında çok sayıda mektup yazarak zamanın önde gelen münşîleri arasında yer almıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Fazlî, Gül ü Bülbül (haz. Nezahat Öztekin, doktora tezi, 1987), Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Âşık Çelebi, Meşâirü’ş-şuarâ, vr. 197b-198b; Latîfî, Tezkire, s. 264; Kınalızâde, Tezkire, s. 754-758; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1506; Gibb, HOP, III, 108-111; Nihad Sâmi Banarlı, Resimli Türk Edebiyâtı Târihi, İstanbul 1971, I, 597-598; Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara 1973, s. 140; Nezahat Öztekin, “Fazlî’nin Gül ü Bülbülü Üzerine Bir İnceleme”, MÜTAD, sy. 4 (1988), s. 119-134; Mustafa Özkan, “Şair Fazlı ve Gül ü Bülbülü”, İlmî Araştırmalar, sy. 3, İstanbul 1996, s. 81-86; a.mlf., “Gül ü Bülbül”, DİA, XIV, 222-223; M. Fuad Köprülü, “Fazlî”, İA, IV, 533-534; Fahir İz, “Faḍlī”, EI2 (İng.), II, 737-738; “Fazlî (Kara)”, TDEA, III, 171-172; Tahsin Yazıcı, “Fażlī”, EIr., IX, 466.
Bu madde ilk olarak 2001 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 24. cildinde, 360-361 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.