KATÎF

القطيف
Müellif:
KATÎF
Müellif: MUSTAFA L. BİLGE
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/katif
MUSTAFA L. BİLGE, "KATÎF", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/katif (18.11.2019).
Kopyalama metni
Basra körfezi kıyısında bulunan Katîf koyunun orta kesiminde yer alır. Tarih boyunca bölgenin en önemli ticaret merkezi iken son dönemlerde kuzeyindeki Re’s Tennûre ile güneyindeki Demmâm’ın gölgesinde kalmıştır. Katîfliler çoğunlukla Şiî olup Ca‘ferî mezhebine mensuptur. Bahreynliler’le aynı gruba giren bölge halkı Eskiçağ’lardan beri İran’ın tesiri altında kalmıştır. IV. yüzyılda buraya yerleşen İranlılar sebebiyle Bahreyn adasının hinterlandı sayılmış ve zamanla körfezin batı kıyılarının tamamına Bahreyn bölgesi denilmiştir. Bundan dolayı Yâkūt Katîf’ten Bahreyn’de bir şehir diye bahseder (Muʿcemü’l-büldân, IV, 378).

İslâmiyet’ten önce Bahreyn bölgesi Abdülkays kabilesinin elindeydi; Hz. Peygamber, buraya önce elçi olarak gönderdiği Alâ b. Hadramî’yi (8/629-30) daha sonra vali olarak tayin etti. 11 yılında (632-33) bölgede çıkan ridde* hareketleri sırasında irtidad eden Bekir b. Vâil ve Rebîa kabileleri, Hutam b. Dubey‘a kumandasında Katîf’i işgal ettilerse de ertesi yıl Alâ b. Hadramî şehri geri aldı ve Hutam öldürüldü. 67’de (686-87) Hâricîler’in eline geçen Katîf dahil bütün bölge, iki yüzyıl sonra kanlı savaşların ardından birkaç defa el değiştirerek Ebû Saîd el-Cennâbî idaresindeki Karmatîler tarafından zaptedildi (286/899). 598 (1201-1202) yılında İran’daki Fars Atabegleri’nden (Salgurlular) Ebû Bekir b. Sa‘d, Katîf ve Ahsâ’yı ele geçirdi. 731’de (1330) Hürmüz Sultanı Kutbüddin Tehemten’in Katîf’i aldığı söylenir; ancak bir yıl sonra burayı ziyaret eden İbn Battûta şehrin Ukaylîler’in elinde olduğunu belirtmektedir. XV. yüzyılda Cebrîler Ahsâ bölgesinde hâkim güç haline geldiler. 1507’de Portekizli Albuquerque’in Hürmüz’ü kuşatmasının ardından Cebrîler, Katîf’teki ticareti bir süre daha kontrol ettilerse de Basralı Şeyh Râşid b. Megāmis hâkimiyetlerine 931’de (1524-25) son verdi.

Kanûnî Sultan Süleyman’ın 941’de (1534) Bağdat’ı ele geçirmesiyle Katîf de Osmanlı Devleti’ne bağlanmış oldu; ancak Osmanlılar burayla 1550’den itibaren ilgilenmeye başladılar ve ilk önce sahile hâkim bir noktaya güçlü bir kale yaptırdılar. Katîf 1555’te yeni kurulan Lahsâ (Ahsâ) eyaletine bağlandı. Tapu tahrir defterlerinde, iki nahiye ile bazı adaların bağlı olduğu Katîf livâsıyla ilgili çeşitli bilgiler bulunmaktadır. Meselâ bu kayıtlardan, Katîf’teki bir mahallenin “mahalle-i sâdât” olduğu ve buradaki seyyidlerin vergiden muaf tutulduğu öğrenilmektedir. Önceleri Arabistan yarımadasında bulunması dolayısıyla Mekke şeriflerine bağlı olan Katîf bölgenin diğer kesimleri gibi sonradan Basra ve Bağdat’a bağlandı.

1792 yılında Suûdî ailesinden Suûd b. Abdülazîz Katîf’e hücum ederek 400 kişiyi öldürdü ve bölgeye hâkim oldu. Bâbıâli tarafından Vehhâbî meselesini halletmekle görevlendirilen Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’nın gönderdiği oğlu İbrâhim Paşa, 1818’de Hicaz’da emniyeti sağladıktan sonra bütün Bahreyn bölgesine hâkim oldu ve idaresini Benî Hâlid emîrlerine bıraktı. İbrâhim Paşa’nın bölgeye getirdiği idarî taksimata göre Katîf Medine’ye bağlandı. Fakat Suûdîler, 1830’da Hüfûf ve Katîf’i ele geçirerek halktan yine vergi toplamaya başladılar. 1838 yılında Mehmed Ali Paşa ikinci defa bölgede asayişin sağlanmasıyla görevlendirildi ve Mısır kuvvetleri Lahsâ ve Katîf’i yeniden Osmanlılar’a bağladılar (1840). Ancak Suûdîler iki yıl geçmeden bölgeye tekrar hâkim oldular. Nihayet 5 Haziran 1871’de Osmanlı kuvvetleri Suûdî Emîri Suûd b. Faysal’ı itaat altına aldı. Önceleri Basra’ya bağlanan Katîf 1875’te kaza merkezi haline getirildi ve Necid sancağına bağlandı. Fakat 1913’ten sonra Katîf dahil bütün bölge Suûd idaresine geçti. 1940 yılına kadar doğu eyaletinin (şarkiye) merkezi olan Katîf, 1992’de düzenlenen yeni bölgesel sistem içerisinde aynı adlı idarî birimin merkezi oldu. Katîf’in 1974’te 25.510 olan nüfusu 1992’de 98.000’e, 2001’de de 125.000’e ulaştı. Şiîler’in yoğun olduğu Katîf bölgesinin nüfusu ise 300.000 civarındadır.

BİBLİYOGRAFYA
BA, Ruus Defteri, nr. 209, Tarih 957 H/1550 M., s. 71; BA, Tapu Tahrir Defteri, nr. 282, s. 292; Nâsır-ı Hüsrev, Sefernâme (trc. Yahyâ el-Haşşâb), Beyrut 1983, s. 145; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, IV, 378; İbn Battûta, er-Riḥle, İstanbul 1322, I, 172; Ahsâî, Tuḥfetü’l-müstefîd bi-târîḫi’l-Aḥsâ fi’l-ḳadîm ve’l-cedîd (nşr. Muhammed Abdülkadir el-Ensârî), Riyad 1960, s. 13-15, 27, 84-90; Cemâleddin Zekeriyyâ Kāsım, el-Ḫalîcü’l-ʿArabî (1840-1914), Kahire 1966, s. 323-350; Salih Özbaran, “The Importance of the Turkish Archives for the History of Arabia in the XVIth Century (With Particular Reference to the Beylerbeyliks of Yemen and Lahsa)”, Studies in the History of Arabia, Riyad 1979, I/2, s. 105-112; G. R. D. King, The Historical Mosques of Saudi Arabia, London 1986, s. 180-182; Zekeriya Kurşun, Necid ve Ahsa’da Osmanlı Hakimiyeti, Ankara 1998, tür.yer.; Mehmed Mehdi İlhan, “The Katîf District (Liva) during the first few Years of Ottoman Rule”, TTK Belleten, LI/200 (1987), s. 781-800; Abdülfettâh Ebû Aliyye, “el-İdâretü’l-ʿOs̱mâniyye fî Necd ḥattâ istiḳlâli Muḥammed ʿAlî”, el-Mecelletü’t-târîḫiyyetü’l-ʿArabiyye li’d-dirâsâti’l-ʿOs̱mâniyye, sy. 5-6, Zağvân 1992, s. 21-51; Besim Darkot - Adolf Grohmann, “Katîf”, İA, VI, 439-442; G. Rentz, “al-Ḳaṭīf”, EI2 (İng.), IV, 763-765.
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 25. cildinde, 44-45 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.