KEŞMÎRÎ

كشميري
KEŞMÎRÎ
Müellif: KHALID ZAFARULLAH DAUDI, ABDULHAMİT BİRIŞIK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kesmiri
KHALID ZAFARULLAH DAUDI, ABDULHAMİT BİRIŞIK, "KEŞMÎRÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kesmiri (22.10.2019).
Kopyalama metni
26 Kasım 1875’te Keşmir’in Vodvân kasabasında doğdu. Ataları Bağdat’tan Hindistan’a göç etmiş, Mültan ve Lahor’da bir süre ikamet ettikten sonra Keşmir’e yerleşmiştir. Babası Muazzam Şah, Sühreverdiyye tarikatı şeyhiydi (M. Yûsuf Bennûrî, s. 1, 299). Keşmîrî ilk eğitimini babasından aldı. Mevlânâ Gulâm Muhammed’den sarf, nahiv, fıkıh ve usûl-i fıkha dair Arapça ve Farsça kitaplar okudu. 1888’de tahsil için Keşmir yakınında Hezâre bölgesine gitti. Burada kaldığı üç yıl içerisinde usûl-i fıkıh, fıkıh, ilm-i felek (astronomi), mantık ve felsefe dersleri aldı. 1891’de Diyûbend’e geçti. Dârülulûm-i Diyûbend’de başmüderris Şeyhülhind Mahmud Hasan Diyûbendî, Muhammed İshak Keşmîrî ve Halîl Ahmed Sehârenpûrî’den temel hadis kitaplarını okudu. 1896’da buradan mezun oldu. Ayrıca Reşîd Ahmed Gengûhî’den hadis senedi ve tasavvuf dersleri aldı. Hâkim Vâsıl Han’dan geleneksel tıp öğrendi.

Delhi’deki Medrese-i Abdürrab’da ilk hocalığını yaparken Medrese-i Emîniyye’yi kurdu ve buranın yöneticisi oldu; hadis, tefsir ve fıkıh gibi dersler okuttu. 1901’de Keşmir’e gitti, ıslah ve eğitim çalışmaları için Medrese-i Feyz-i Âm’ı tesis etti. 1905’te hac görevini yerine getirdi. Birkaç ay Mekke’de kaldıktan sonra Medine’de Şeyhülislâm Ârif Hikmet ve Mahmûdiye kütüphanelerinde el yazmaları üzerinde çalıştı. Hüseyin el-Cisr et-Trablusî’den hadis icâzeti aldı (a.g.e., s. 10, 296). Keşmîrî, Hicaz’dan dönünce iki yıl kadar Medrese-i Feyz-i Âm’da öğretim faaliyetine devam ettiyse de ilgisizlik yüzünden Medine’ye yerleşmeye karar verdi. Ancak hocası Şeyhülhind’in Dârülulûm-i Diyûbend’de ders okutmasını istemesi üzerine bu kararından vazgeçerek Diyûbend’de hocalığa başladı; başmüderrislik ve şeyhü’l-hadîslik makamına kadar yükseldi. Şeyhülhind Mahmud Hasan’ın İngiliz yönetimine karşı verilen mücadele çerçevesinde ülkeden ayrılmasından (1915) sonra Dârülulûm-i Diyûbend’in yönetimi tamamen Keşmîrî’ye kaldı.

Dârülulûm-i Diyûbend’i daha aktif ve yeni ilimlere açık bir yapıya kavuşturmak isteyen Keşmîrî burada ıslah çalışmaları yapmak istiyordu. Ancak diğer yöneticilerle arasında anlaşmazlık çıkınca bazı hocalar ve bir kısım öğrenciyle birlikte 1927 yılı sonunda medreseden ayrıldı; çalışmalarına Sûret’e bağlı Dabil’deki Câmia-i İslâmiyye’de devam etti ve hizmetlerini 1931 yılına kadar sürdürdü. Ayrıca telif ve neşriyat için bir ilim meclisi kurdu. Fakat sağlığının bozulması üzerine Diyûbend’e geri döndü; 28 Mayıs 1933’te burada vefat etti.

Bölgenin önde gelen muhaddisleri arasında sayılan ve güçlü hâfızasıyla tanınan Keşmîrî’nin belli başlı talebeleri arasında Menâzir Ahsen Geylânî, Bedr-i Âlem Mir’âtî, Muhammed İdrîs Kandehlevî, Muhammed Şefî‘ ve Muhammed Yûsuf Bennûrî gibi şahsiyetleri zikretmek mümkündür (Abdürreşîd Erşed, s. 297-298).

Keşmîrî fıkıh ilmine de ilgi duymuş, Hanefî fıkhının belli başlı eserlerini ve İmam Şâfiî’nin el-Üm adlı kitabını incelemiş, bölgenin geleneğine uyarak Hanefî fıkhına bağlılık göstermiştir. Abdülfettâh Ebû Gudde, İslâm âleminin XX. yüzyıldaki altı büyük fakihini tanıttığı eserinde ilk olarak Keşmîrî’ye yer vermiştir. Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, Keşmîrî’nin Ḍarbü’l-ḫâtem ʿalâ ḥudûs̱i’l-ʿâlem adlı risâlesini Sadreddîn-i Şîrâzî’nin el-Esfârü’l-erbaʿa’sına tercih ettiğini söylemiş, M. Zâhid Kevserî ondan övgü ile söz etmiş (M. Yûsuf Bennûrî, s. 305), Muhammed İkbal müşkil aklî ve felsefî konularda kendisine başvurmuştur (Muhammed Ezher Şah, s. 163-166; Seyyid Mahbûb Rizvî, II, 75). Keşmîrî tasavvufî hayattan hiç ayrılmamıştır. Babasından başka Reşîd Ahmed Gengûhî ve Mahmûd Hasan Diyûbendî’den de icâzet almıştı. Müridlerinin durumuna göre Çiştiyye, Sühreverdiyye ve Nakşibendiyye’nin ezkârını öğretirdi. Şiir ve edebiyatla da ilgilenmiş, 15.000 beyitten fazla şiiri olduğu belirtilmiştir (M. Yûsuf Bennûrî, s. 176-194).

Gulâm Ahmed Kādiyânî’nin başlattığı hareketi yakından takip eden Keşmîrî bu harekete şiddetle karşı çıkmıştır (Abdülhay el-Hasenî, VIII, 82). Hayatının son dönemlerini Kādiyânîliğin reddi konusuna ayırmış, Kādiyânîlik’le ilgili on kadar eser telif etmiştir. 25 Ağustos 1932’de meşhur Bahâvelpûr davasında (Mukaddime-i Bahâvelpûr) raportör sıfatıyla Kādiyânîliğin İslâm dışı bir hareket olduğunu ispat için beş gün boyunca konuşma yapmıştır (mahkeme zabıtları, Muḳaddime-i Mirzâʾiye Bahâvalpûr Rôdâd-ı 1926-1935 adıyla üç cilt halinde bir araya getirilmiştir [haz. Hâkim Muhammed Ekber, Lahor 1988]). Cem‘iyyet-i Ulemâ-i Hind’in Peşâver’deki toplantısında İngiliz siyasetini açıkça eleştirmiş, İngilizler’e karşı kurtuluş savaşı başlatan Mustafa Kemal’in başarı haberleri üzerine 1922’de onu öven Arapça bir kaside yazmıştır (M. Yûsuf Bennûrî, s. 188-190). Keşmîrî, Diyûbendî ekolü içinde itidali temsil etmiş, değişik fikirlere hoşgörüyle bakmıştır. Onun İbn Teymiyye, İbn Hacer el-Askalânî ve Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye hayranlık duyduğu belirtilmektedir (Abdülhay el-Hasenî, VIII, 82).

Eserleri. 1. Feyżü’l-bârî ʿalâ Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî (I-IV, Kahire 1357). Müellifin Ṣaḥîḥ-i Buḫârî derslerindeki takrirlerinin öğrencilerinden Bedr-i Âlem Mir’âtî ve Muhammed Yûsuf Bennûrî tarafından kaleme alınması ile oluşturulmuş bir eserdir. 2. Maʿârifü’s-Sünen: Şerḥu Süneni’t-Tirmiẕî (nşr. Muhammed Yûsuf el-Bennûrî, Karaçi, ts. [el-Mektebetü’l-Bennûriyye]). 3. el-ʿArfü’ş-şeẕî ʿalâ Câmiʿi’t-Tirmiẕî (nşr. Muhammed Çerâğ, Diyûbend, ts.). 4. Muḳaddimetü Envâri’l-bârî (I-II, Gucrânvâlâ 1981). 5. Envârü’l-bârî Urdu şerḥu Ṣaḥîḥi’l-Buḫârî (I-II, Gucrânvâlâ 1988; bu iki eser, Keşmîrî’nin verdiği derslerin Ahmed Rızâ Bicnôri tarafından kitap haline getirilmiş şeklidir). 6. Daʿvet-i Ḥıfż-i Îmân (I. Bölüm, Kanpûr 1351; II. Bölüm, Bicnûr 1351). 7. en-Nûrü’l-fâʾiz ʿalâ nâẓımi’l-ferâʾiż (baskı yeri yok, 1355). 8. Felsefetü’l-İzdivâc (Peşâver 1360). 9. Ḫâtemü’n-nebiyyîn (trc. Muhammed Yûsuf Ludhyânevî, Mültan 1398). 10. ʿAḳīdetü’l-İslâm fî ḥayâti ʿÎsâ ʿaleyhi’s-selâm (Dabil 1961). Hz. Îsâ’nın halen yaşayıp yaşamadığı konusuyla ilgili olarak Kur’an’da ve hadis kaynaklarında yer alan bilgilerle ulemânın görüşlerini ihtiva etmektedir. Eser, önce bazı açıklamalar ve yeni konular ilâve edilerek Taḥiyyetü’l-İslâm ḥâşiyetü ʿAḳīdeti’l-İslâm adıyla neşredilmiştir (Dabil 1932). 11. Müşkilâtü’l-Ḳurʾân (Delhi 1938; Mültan, ts. [İdâre-i Te’lîfât-ı Eşrefiyye]). Kırk sekiz sûrede yer alan 190 müşkil âyetin açıklandığı eser Muhammed Yûsuf Bennûrî tarafından neşredilmiş olup nâşir eserin başına bir giriş ve Yetîmetü’l-beyân li-müşkilâti’l-Ḳurʾân adıyla bir risâle eklemiştir (tanıtımı için bk. Muhyiddin el-Elvâî, XXXVIII/9-10 [1967], s. 978-981). 12. İkfârü’l-mülḥidîn fî żarûriyyâti’d-dîn (Dabil 1931). İslâm’ın temel inanç konularını reddeden veya te’vile yönelenlere karşı yazılmıştır. 13. Faṣlü’l-ḫiṭâb fî mesʾeleti Ümmi’l-kitâb (Dabil 1931). Namazda Fâtiha sûresinin okunmasına dairdir. 14. Neylü’l-ferḳadeyn fî refʿi’l-yedeyn (Dabil 1931). Namazda ellerin kaldırılmasıyla ilgili olup hâşiyesi Besṭu’l-yedeyn li-Neyli’l-ferḳadeyn ile birlikte de basılmıştır (Dabil 1932). 15. Mirḳātü’ṭ-ṭârem li-ḥudûs̱i’l-ʿâlem (Dabil 1932). 16. Ḍarbü’l-ḫâtem ʿalâ ḥudûs̱i’l-ʿâlem (Dabil 1935). 17. Înâs bi-ityân-i İlyâs (Dabil 1961). Yahudilerin Hz. İlyâs’ın yeniden dünyaya geleceğine dair iddialarına cevap niteliğindedir. 18. et-Taṣrîḥ bimâ tevâtere fî nüzûli’l-Mesîḥ. Muhammed Şefî‘in tertibiyle Abdülfettâh Ebû Gudde tarafından neşredilmiştir (Halep 1965; 2. bs., Halep-Beyrut 1982). 19. Keşfü’s-sitr ʿan mesʾeleti’l-vitr (Dabil 1934). Son on eser bir arada Mecmûʿatü Resâʾili’l-Keşmîrî adıyla da basılmıştır (I-IV, Karaçi 1416/1996).

Keşmîrî’nin diğer eserleri de şunlardır: Ḫâtimetü’l-ḫiṭâb fî Fâtiḥati’l-Kitâb; el-İtḥâf li-meẕhebi’l-aḥnâf (Zahîr Ahsen en-Nîmevî el-Bihârî’nin Âs̱ârü’s-sünen adlı eseri üzerine yapılan hâşiye ve ta‘lîkāttan oluşan kitap el-Meclisü’l-ilmî tarafından yayımlanmıştır); Sehmü’l-ġayb fî kebidi ehli’r-rayb; Emâlî ʿalâ Süneni Ebî Dâvûd (Abdülfettâh Ebû Gudde, s. 49-50); Kitâb fi’ẕ-ẕebbi ʿân Ḳurreti’l-ʿayneyn (Şah Veliyyullah ed-Dihlevî’nin Ḳurretü’l-ʿayneyn fî tafḍîli’ş-şeyḫayn adlı kitabını savunmak amacıyla Farsça olarak yazılmıştır; bk. M. Yûsuf Bennûrî, s. 128); Emâlî ʿalâ Ṣaḥîḥ-i Müslim (a.g.e., s. 291); Ḥâşiye ʿalâ Sünen-i İbn Mâce (kaybolmuştur). Keşmîrî’nin çeşitli konularda henüz yayımlanmamış kitap, ta‘lîkāt, hâşiye ve risâleleri de bulunmaktadır (Tâceddin Medenî, s. 152).

BİBLİYOGRAFYA
Keşmîrî, et-Taṣrîḥ bimâ tevâtere fî nüzûli’l-Mesîḥ (nşr. Abdülfettâh Ebû Gudde), Kahire 1402/1982, neşredenin girişi, s. 32; Abdülhay el-Hasenî, Nüzhetü’l-ḫavâṭır, VIII, 82; Muhammed Ezher Şah, Ḥayât-ı Enver, Delhi 1955, s. 163-166; M. Yûsuf Bennûrî, Nefḥatü’l-ʿanber fî ḥayâti imâmi’l-ʿaṣr eş-Şeyḫ Enver, Karaçi 1389/1969, s. 1-6, 10, 48-93, 128, 130-132, 135, 176-207, 291, 296, 299, 305-313; M. Habîbullah Muhtâr, el-Muḳaddimâtü’l-Bennûriyye, Karaçi 1400/1980, s. 135-136; Seyyid Süleyman Nedvî, Yâd-ı Reftegân, Karaçi 1983, s. 146; Enzâr Şah Mes‘ûdî, Naḳş-ı Devâm, Lahor 1989, s. 207-274; Abdürreşîd Erşed, Bîs Barey Müselmân, Lahor 1990, s. 297-298; Tâceddin Medenî, ʿAllâme Enver Şâh Keşmîrî aôr unki ʿİlmî Ḫidmât, Kerek 1991, s. 43-51, 80-82, 91-122, 152; Abdülfettâh Ebû Gudde, Terâcimü sittetin min fuḳahâʾi’l-ʿâlemi’l-İslâmî fi’l-ḳarni’r-râbiʿ ʿaşer ve âs̱âruhümü’l-fıḳhiyye, Halep-Beyrut 1417/1997, s. 13-81; Seyyid Mahbûb Rizvî, Mükemmel Târîḫ-i Dârü’l-ʿulûm-i Diyûbend, Karaçi, ts. (Mîr Muhammed Kütübhâne-i Merkez-i İlm ü Edeb), II, 75; Bedrü’l-Hasan el-Kāsımî, İmâmü’l-ʿaṣr eş-Şeyḫ Muḥammed Enver Şâh el-Keşmîrî, Diyûbend, ts.; Ahmed Rızâ Bicnôrî, Melfûẓât-ı Muḥaddis̱ Keşmîrî, Lahor, ts.; Muhyiddin el-Elvâî, “el-Müʾellefâtü’l-ʿArabiyye li-ʿulemâʾi’l-Hindi’l-müslimîn”, ME, XXXVIII/9-10 (1967), s. 976, 978-981; “Muḥammed Enver Şâh”, UDMİ, XIX, 376.

Abdülhamit Birışık - Khalid Zafarullah Daudi
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 25. cildinde, 327-329 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.