KİLÂB b. REBÎA (Benî Kilâb b. Rebîa)

بنو كلاب بن ربيعة
KİLÂB b. REBÎA (Benî Kilâb b. Rebîa)
Müellif: MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kilab-b-rebia-beni-kilab-b-rebia
MUSTAFA SABRİ KÜÇÜKAŞCI, "KİLÂB b. REBÎA (Benî Kilâb b. Rebîa)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kilab-b-rebia-beni-kilab-b-rebia (14.12.2019).
Kopyalama metni
Âmir b. Sa‘saa’nın ana kollarından biri olan Benî Kilâb’ın adını taşıdığı Kilâb b. Rebîa’nın soyu Adnân’a dayanır. Çeşitli alt kollarıyla birlikte genellikle bedevî hayat tarzını benimseyen Benî Kilâblılar, Basra-Mekke yolu üzerindeki Dâriye ve Rebeze koruluklarının Medine taraflarında, Kasîm, Avâlî ve Fedek çevresinde yayılmış durumdaydılar. Kabilenin Câhiliye dönemi hakkında fazla bilgi yoktur; sadece yetiştirdiği büyük şair Lebîd b. Rebîa’nın sözlerinden Ficâr savaşlarında yer aldığı anlaşılmaktadır (İbn Hişâm, I, 209-210).

Hicretin 6. yılında (627) Benî Kilâb’ın bir kolu olan Kuratâlar üzerine Muhammed b. Mesleme kumandasında bir seriyye gönderildi (bk. KURATÂ SERİYYESİ); ertesi yıl da Medine’ye muhtemel bir saldırıyı önlemek amacıyla Hz. Ebû Bekir kumandasında Necid bölgesine giden seriyye ile Dâriye’deki Benî Kilâb mensupları yola getirildi (Vâkıdî, II, 722; İbn Sa‘d, II, 90). Mekke’nin fethi sırasında müslümanlara karşı bir harekete hazırlanan Hevâzinliler’in kendilerine katılma teklifini kabul etmeyen kabileler arasında Benî Kilâb da bulunuyordu (Vâkıdî, II, 805). Hz. Peygamber fetihten sonra bütün kabileleri İslâm’a davet ederken Kilâb b. Rebîa’nın Benî Kuratâ koluna da bir mektup yolladı; fakat mektubu götüren elçi ağır hakaretlere uğradı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem, Kilâb b. Rebîa’ya mensup Dahhâk b. Süfyân’ı Kuratâlılar’ı tekrar İslâm’a davetle ve reddetmeleri halinde cezalandırmakla görevlendirdi. Dahhâk kendi adıyla anılan veya İkinci Kuratâ Seriyyesi denilen bu harekâtın sonunda davete karşı çıkan Kuratâlılar’ı Dâriye’nin Sammân-Züccülâve (Lâvezüc) mevkiinde bozguna uğrattı. Mekke’nin fethi üzerine müellefe-i kulûbdan sayılan Kilâb b. Rebîa’nın çeşitli kollarına mensup bir heyet Medine’ye geldi ve kabileleri adına İslâm’ı kabul etti. Bu arada Hz. Peygamber’in Dahhâk b. Süfyân’ın kızı Fâtıma’yı veya adı verilmeyen baldızını nikâhına aldığı, fakat gerdeğe girmeden boşadığı rivayet edilmektedir. Resûlullah’ın vefatından sonra veya daha önce (DİA, II, 468) irtidad eden Benî Kilâb reislerinden Alkame b. Ulâse kabilesini devlete karşı teşkilâtlandırma faaliyetlerine girişti. Ancak Hz. Ebû Bekir’in gönderdiği askerî birlik karşısında mağlûp olarak Suriye’ye kaçmak zorunda kaldı.

İlk İslâm fetihlerinin ardından bir bölümü Kûfe ve Basra’ya, bir kısmı da Yukarı Mısır’daki Feyyûm bölgesine iskân edilen Benî Kilâblılar daha sonraları Halep ve özellikle Dımaşk çevresinde yoğunlaştılar. İhşîdîler zamanında Benî Kilâb reisi Ahmed b. Saîd Halep’e vali tayin edildi. Benî Kilâb’dan bir kısmının İrmîniye fetihlerine katıldığı Sîsecan’daki bir kalenin onlara nisbet edilmesinden anlaşılmaktadır. Endülüs’ün fethi üzerine bazı Benî Kilâb mensuplarının Gırnata’ya yerleştiği bilinmektedir (Makkarî, I, 292). Bedevî hayat tarzını İslâm’dan sonra da sürdüren Kilâboğulları 231’den (846) itibaren isyanlarda aktif rol oynamışlar ve zaman zaman mecburi göçe tâbi tutulmuşlardır. 415’te (1024) Halep’te Mirdâsîler hânedanını kurarak Fâtımîler, Bizanslılar ve Türkler’le mücadele ettiler.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Kelbî, Cemhere (Nâcî), s. 314 vd.; Vâkıdî, el-Meġāzî, II, 534-535, 722, 805; III, 973, 982; İbn Hişâm, es-Sîre (nşr. Ömer Abdüsselâm Tedmürî), Kahire 1987, I, 209-210; Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, en-Neseb (nşr. Meryem M. Hayrüddir‘), Beyrut 1410/1989, s. 259-263; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt (nşr. Abdülkādir Atâ), Beyrut 1410/1990, I, 123, 228; II, 60, 90; VI, 107, 250; İbn Şebbe, Târîḫu’l-Medîneti’l-münevvere, II, 597-599; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 279, 300, 507; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 166, 262; IX, 134, 150; ayrıca bk. İndeks; İbn Hazm, Cemhere, s. 282, 469, 482; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, II, 475, 742; III, 1018, 1088, 1200, 1279, 1335, 1358; IV, 1534; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VIII, 588; XI, 334-335; a.mlf., Üsdü’l-ġābe, I, 302-303; II, 466-467; III, 279, 554-556; İbnü’l-Adîm, Zübdetü’l-ḥaleb, I, 119; II, 760-761; III, 1299, 1349; VIII, 3678; IX, 4078-4083; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, II, 338-340; Makkarî, Nefḥu’ṭ-ṭîb, I, 292; II, 74; Hamîdullah, İslâm Peygamberi, I, 488-490; M. Ahmed Abdülmevlâ, Benû Mirdâs el-Kilâbiyyûn fî Ḥaleb ve şimâli’ş-Şâm, İskenderiye 1985; F. Krenkow, “Kilâb”, İA, VI, 805-806; W. M. Watt, “Kilāb b. Rabīʿa”, EI2 (İng.), V, 101; Ahmet Önkal, “Alkame b. Ulâse”, DİA, II, 468.

Mustafa Sabri Küçükaşcı
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 25. cildinde, 567-568 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.