KUDÂME b. CA‘FER

قدامة بن جعفر
Müellif:
KUDÂME b. CA‘FER
Müellif: CENGİZ KALLEK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2002
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kudame-b-cafer
CENGİZ KALLEK, "KUDÂME b. CA‘FER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kudame-b-cafer (13.11.2019).
Kopyalama metni
Hıristiyan asıllı olup muhtemelen Bağdat’ta doğdu. İbn Kuteybe’nin talebesi olduğu kabul edilirse 260 (874) yılı civarında doğduğu söylenebilir. Dedesi kabul edilen Kudâme b. Ziyâd en-Nasrânî, Türk asıllı Abbâsî kumandanı İnak’ın kâtibi iken 235’te (849) onunla birlikte tutuklandı ve bu olaylar sürecinde Müslümanlığını ilân etti (Taberî, IX, 169; İbn Kesîr, X, 313). Hatîb el-Bağdâdî’ye göre kâtiplik görevinde bulunmuş ve kitâbetle ilgili eserler vermiş olan Ebü’l-Kāsım Ca‘fer b. Kudâme’nin ediplik ve şairlik yönü vardı. Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî’sinde Ca‘fer’den büyük kısmı mûsikiyle ilgili birçok nakilde bulunmaktadır. İbnü’n-Nedîm’in genellikle onun tefekkür ve ilim sahibi olmadığı şeklinde anlaşılan ifadesinin bağlamdan hareketle “mantık ilminde” diye kayıtlanması daha tutarlı görünmektedir. Çünkü el-Fihrist’in bir başka yerinde (s. 194) ve diğer kaynaklardaki (meselâ bk. Hatîb, VII, 205; Yâkūt, VII, 178-179) ifadeler bu bilgiyle çelişmektedir. İncelenen eserlerde Ca‘fer’in müslüman olmadığını ihsas ettirecek bir kayıt yoktur.

İbnü’n-Nedîm’e göre Kudâme b. Ca‘fer, Abbâsî Halifesi Müktefî-Billâh devrinde (902-908) ihtida etmiştir (el-Fihrist’in bazı nüshalarında halifenin adının boş bırakılması dede ile torunun birbirine karıştırıldığı ihtimalini düşündürmektedir). Hatîb el-Bağdâdî’nin ve Târîḫu Baġdâd’a zeyil yazan İbnü’n-Neccâr’ın Kudâme b. Ca‘fer’in biyografisine yer vermemesi onunla babasının aynı kişi olarak algılandığı izlenimi doğurmaktadır. Kudâme, 297 (910) yılına kadar Bağdat’taki ed-Dîvânü’l-kebîr’in bazı dairelerinde memuriyetlerde bulunduktan sonra Dîvânü’l-meşrik’a bağlı Meclisü’z-zimâm’da kâtiplik görevi aldı; buradaki başarılı hizmetleri neticesinde devlet gelirlerinde artış sağlandı. Kitâbü’l-Ḫarâc’ındaki eşine pek rastlanmayan teknik ayrıntılar ve dokümanter bilgiler, çeşitli devlet dairelerinde uzun yıllar süren hizmetleri sırasında edindiği idarî-meslekî tecrübenin bir yansımasıdır.

Eserlerinin muhtevasından Kudâme’nin tarih, coğrafya, edebiyat, matematik, mantık, felsefe ve fıkıh sahalarında belli bir birikim kazandığı, Grek, Fars ve Hint kültürlerini etkilerinde kalacak kadar tanıdığı anlaşılmaktadır. Özellikle edebiyatçılık ve kamu yönetimi uzmanlığı yönleriyle dikkat çeker. Felsefede Aristo’nun es-Semâʿu’ṭ-ṭabîʿî adlı eserinin birinci makalesini kısmen şerhedecek kadar (İbnü’n-Nedîm, s. 311; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1003) derinliğe ulaşmış olmalıdır. Arap edebiyatında şiir ve şiir tenkidi alanlarında ilmî çalışmaların yoğunlaştığı bir dönemde yetişmiş ve muhtemelen Sa‘leb, Müberred ve İbn Kuteybe’den feyiz almıştır. Ayrıca hattatlığı ile ünlü Abbâsî Veziri İbn Mukle’den hat sanatını öğrendiği ileri sürülmekte (Müstakimzâde, s. 367) ve buna göre er-Risâle fî Ebî ʿAlî b. Muḳle adlı eserini hocasını övmek için yazmış olduğu düşünülmektedir. Mutarrizî onu belâgatta örnek kişi sayarken Harîrî de belâgatını Bedîüzzaman el-Hemedânî’ninkinden üstün tutar. İbn Ebü’l-İsba‘, İbnü’l-Mu‘tez ile Kudâme’yi bedî‘ ilminin usulünü ortaya koyan ilk edebiyatçılar olarak niteler. Ali b. Hüseyin el-Mes‘ûdî de onun edebî gücünü över ve bunu anlamak için Zehrü’r-rebîʿ ve Kitâbü’l-Ḫarâc’a bakılmasının yeterli olduğunu söyler. Kudâme ayrıca, aruzu sisteme kavuşturan ünlü dil ve edebiyat âlimi Halîl b. Ahmed ile de kıyaslanmıştır (Ebû Hayyân et-Tevhîdî, el-İmtâʿ ve’l-muʾânese, II, 145-146).

Kitâbü’l-Ḫarâc’ını 320 (932) yılında Vezir Ali b. Îsâ’ya sunduğu ve aynı yıl Sîrâfî ve Mettâ b. Yûnus’un vezir İbnü’l-Furât’ın huzurunda yaptıkları münazaraya katıldığı bilinen (a.g.e., II, 145-146) Kudâme’nin ölüm tarihine ilişkin olarak 337 (948), 328 (940) ve 310 (922) yılları verilmektedir. Eğer Büveyhî sultanlarından Muizzüddevle’ye kâtiplik yaptığına dair rivayet doğru ise birinci tarih, aksi takdirde ikinci tarih isabetli görünmektedir. Çünkü Büveyhîler’in Bağdat’ı zaptı 334 (946) yılında olmuştur.

Eserleri. 1. Naḳdü’ş-şiʿr. Şiir tenkidi hakkında olup üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde şiirin tarifi ve unsurlarının (lafız, mâna, vezin, kafiye) açıklaması yapılmakta, ikinci ve üçüncü bölümlerde bu unsurların güzel ve bozuk yanları değerlendirilmektedir. Eserde şiir tenkidinin yanı sıra düzgün ve yerinde söz söyleme sanatının usul ve kaidelerini inceleyen ve o dönemde henüz istiklâlini kazanamamış olan belâgat ilmine dair konular da işlenmiştir. Kendisinden sonraki müellifleri en az İbnü’l-Mu‘tez kadar etkileyen Kudâme, şiir tenkidine bir sistem getirdiği bu eserinde bedî‘ terimini kullanmamakla beraber beyân ve bedî‘ ilimlerinin konularıyla meselelerini birlikte inceler, yeni edebî sanatlar ortaya koyar ve çeşitli teknik terimler üretip bunların tanımını vermek suretiyle Arap edebiyatının gelişimine katkıda bulunur. Ancak nazım kuralları üzerinde aşırı hassasiyet göstererek şiirin ruhuna ilişkin değerlendirmeleri ikinci plana itmiştir (Ömer Ferruh, II, 434). Şiiri “mânaya delâlet eden vezinli ve kafiyeli söz” olarak tanımlaması ve mânanın güzelliğini maksuda müteveccih olmasında görmesi, Kudâme’nin Aristo mantık ve felsefesinden etkilendiğinin göstergelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Eflâtun’un zikrettiği dört ana fazileti (akıl, adalet, cesaret ve iffet) esas alan methiyenin güzel, diğerlerinin hatalı olduğunu söylemesi de böyledir. Yine fazileti itidalde görmesi, buna karşılık şiirde ifrat ve tefrite sapan aşırılığı tasvip ederken Yunan felsefesinde bunun onaylandığını söylemesi de aynı bağlamdadır. Kudâme bu son noktada, Hasan b. Bişr el-Âmidî ve Ebü’l-Hasan İbn Tabâtabâ’nın savunduğu doğruluk ilkesine muhalefet etmektedir (bu husustaki değerlendirmeler için bk. Bonebakker, The Kitāb Naqd, s. 36-44; Bedevî Tabâne, s. 145-149; İhsan Abbas, s. 196 vd.). Kudâme kendine has görüşleriyle Abdülkāhir el-Cürcânî, Sekkâkî ve İbn Ebü’l-İsba‘ gibi önemli şahsiyetleri etkilemiş, kitabının çeşitli yerleri Merzübânî’nin el-Müveşşaḥ’ı ve İbn Reşîḳ el-Kayrevânî’nin el-ʿUmde’si gibi bu alanla ilgili birçok eserde iktibas edilmiştir. Naḳdü’ş-şiʿr üzerine Abdüllatîf el-Bağdâdî bir şerh hazırlamış, Arap dili ve edebiyatı münekkitlerinden Hasan b. Bişr el-Âmidî Tebyînü ġalaṭı Ḳudâme b. Caʿfer fî Kitâbi Naḳdi’ş-şiʿr ve Endülüslü şair, edip, tenkitçi İbn Reşîḳ el-Kayrevânî de Tezyîfü Naḳdi Ḳudâme adıyla birer tenkit yazmışlardır. İbn Ebü’l-İsba‘, başta Âmidî ve Ziyâeddin İbnü’l-Esîr olmak üzere ediplerin Kudâme’ye yönelttikleri eleştirilere cevap mahiyetinde el-Mîzân fi’t-tercîḥ beyne kelâmi Ḳudâme ve ḫuṣûmih adlı bir kitap kaleme almıştır (İbn Ebü’l-İsba‘, s. 88, 406). İlk baskısı İstanbul’da yapılan (1302) Naḳdü’ş-şiʿr Muhammed Îsâ Mennûn (Kahire 1343, 1352/1934), S. A. Bonebakker (Leiden 1956), Kemâl Mustafa (Kahire 1367/1948, 1963, 1979), Îsâ Mîhâîl Sâbâ (Harîsâ 1958) ve Muhammed Abdülmün‘im Hafâcî (Beyrut, ts.) tarafından tahkikli olarak yayımlanmıştır. 2. Cevâhirü’l-elfâẓ (nşr. Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd, Kahire 1350/1932; Beyrut 1399/1979, 1405/1985). Özellikle kâtipler ve edebiyat öğrencileri için hazırlanmış olan eser, 372 ana bölüm altında düzenlenmiş bir eş anlamlı kelimeler ve deyimler sözlüğüdür. 3. Naḳdü’n-nes̱r. Beyan ilmine dairdir. İlk muhakkiklerinden Abdülhamîd el-Abbâdî’nin Kudâme’ye nisbet ettiği eserin (Naḳdü’n-nes̱r, neşredenlerin girişleri, s. 39-49) aslında Ebü’l-Hüseyin İshak b. İbrâhim b. Vehb el-Kâtib’in el-Burhân fî vücûhi’l-beyân’ı (Bağdat 1387/1967) olduğu yönündeki görüş ağırlık kazanmıştır (nşr. Tâhâ Hüseyin – Abdülhamîd el-Abbâdî, Kahire 1933, 1938, 1939, 1940; Beyrut 1980, 1982, 1995). 4. Kitâbü’l-Ḫarâc* ve ṣınâʿat(ṣanʿat)i’l-kitâbe. Kudâme’nin en ünlü eseri olup kâtiplik sanatı ve kamu maliyesi hakkındadır. Çeşitli bölümlerinin neşir ve tercümelerinden sonra Muhammed Hüseyin ez-Zebîdî kitabın bugüne ulaşan kısımlarını bütün olarak yayımlamış (Bağdat 1981), Fuat Sezgin de eserin tek yazmasının tıpkıbasımını yapmıştır (Frankfurt 1407/1986).

Kudâme’nin kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: er-Red ʿalâ İbni’l-Muʿtez fîmâ ʿâbe bih Ebâ Temmâm, Ṣâbûnü’l-ġam (Ṣâbûnü’l-fem), Ṣarfü’l-hem, Cilâʾü’l-ḥüzn, Diryâḳu’l-fikr, Ḥaşvu ḥişâʾi’l-celîs, Ṣınâʿatü’l-cedel, Nüzhetü’l-ḳulûb ve zâdü’l-müsâfir, Sırrü’l-belâġa fi’l-kitâbe (Kitâbü’l-Ḫarâc’ın üçüncü menzilesi olması muhtemeldir), el-Ḥayevânât, Zehrü’r-rebîʿ, er-Risâle fî Ebî ʿAlî b. Muḳle (en-Necmü’s̱-s̱âḳıb), Kitâbü’l-Büldân ve Kitâbü’s-Siyâse (son iki eser Kitâbü’l-Ḫarâc’ın altıncı ve sekizinci menzileleri olsa gerektir).

Kudâme ve eserleri üzerine A. Mekkî (Qudāma b. Ga’far et son oeuvre, doktora tezi, Paris 1955) ve Gāzî Yemût (Naẓariyyetü’ş-şiʿr ʿinde Ḳudâme b. Caʿfer fî kitâbih Naḳdi’ş-şiʿr, Beyrut 1992) tarafından birer araştırma yapılmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Kudâme b. Ca‘fer, el-Menziletü’l-ḫâmise min Kitâbi’l-Ḫarâc ve ṣınâʿati’l-kitâbe (nşr. Talâl Cemîl Rifâî), Mekke 1407/1987, neşredenin girişi, s. 25-125; a.mlf., Naḳdü’n-nes̱r (nşr. Tâhâ Hüseyin – Abdülhamîd el-Abbâdî), Beyrut 1402/1982, neşredenlerin girişleri, s. 19, 33-49; a.mlf., Naḳdü’ş-şiʿr (nşr. Kemâl Mustafa), Kahire 1979, neşredenin girişi, s. 9-13; a.e. (nşr. M. Abdülmün‘im Hafâcî), Beyrut, ts. (Dârü’l-kütübi’l-ilmiyye), neşredenin girişi, s. 47-58; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), IX, 169; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdülhamîd), I, 16; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, tür.yer.; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 144, 194, 311; Ebû Hayyân et-Tevhîdî, el-İmtâʿ ve’l-muʾânese (nşr. Ahmed Emîn – Ahmed ez-Zeyn), Beyrut 1373/1953, I, 108; II, 145-146; a.mlf., el-Beṣâʾir ve’ẕ-ẕeḫâʾir (nşr. Vedâd el-Kādî), Beyrut 1408/1988, I, 5; İbn Reşîḳ el-Kayrevânî, el-ʿUmde (nşr. Muhammed Karkazân), Beyrut 1408/1988, tür.yer.; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, VII, 205; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XIV, 73; Ahmed b. Abdülmü’min eş-Şerîşî, Şerḥu Maḳāmâti’l-Ḥarîrî (nşr. M. Ebü’l-Fazl), Beyrut 1413/1992, I, 33; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, VII, 177-182; XVII, 12-15; İbn Ebü’l-İsba‘, Taḥrîrü’t-Taḥbîr (nşr. Hifnî M. Şeref), Kahire 1383, s. 83, 87, 88, 406; Zehebî, Târîḫu’l-İslâm: sene 301-320, s. 231, 324-325; Safedî, el-Vâfî, XXIV, 20-206; Kütübî, Fevâtü’l-Vefeyât, I, 289-290; İbn Kesîr, el-Bidâye, X, 313; XI, 220-221; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, III, 297-298; Süyûtî, Târîḫu’l-ḫulefâʾ (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1389/1969, s. 386; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 233, 402, 592; II, 946, 959, 986, 1002, 1003, 1068, 1078, 1415, 1945, 1973; Müstakimzâde, Tuhfe, s. 367; Brockelmann, GAL, I, 262; Suppl., I, 406-407; S. A. Bonebakker, The Kitāb Naqd al-ši’r of Qudāma b. Ğa’far al-Kātib al-Baġdādī, Leiden 1956, s. 1-80; a.mlf., “Ḥamza al-Iṣfahānī’s Recension of the Kitāb Naqd ash-Shi’r of Qudāma b. Ja’far”, RSO, LI (1977), s. 99-111; a.mlf., “Ḳudāma”, EI2 (İng.), V, 318-320; Bedevî Tabâne, Ḳudâme b. Caʿfer ve’n-naḳdü’l-edebî, Kahire 1378/1958; Sezgin, GAS, II, 105-106; VIII, 228; Müneccid, Muʿcem, II, 106-107; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, II, 434-436; İhsan Abbas, Târîḫu’n-naḳdi’l-edebî ʿinde’l-ʿArab, Amman 1986, s. 189-214; Mansour Ajami, The Alchemy of Glory, Washington 1988, s. 19-29; M. G. de Slane, “Notice sur Codema et ses écrits”, JA, XX (1862), s. 155-181; Mustafa Hiyari, “Qudāma b. Ğaʿfars Behandlung der Politik: Das Kapitel As-siyāsa aus seinem Vademecum für Sekretäre Kitāb al-ḫarāg wa-ṣanāʿat al-kitāba”, Isl., LX (1983), s. 91-103; Vaqar Ahmed Rizvi, “Qudāmah b. Jaʿfar, the Scribe of Baghdād”, IS, XXVII/1 (1988), s. 13-22.
Bu madde ilk olarak 2002 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 26. cildinde, 311-312 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.