LALA ŞÂHİN PAŞA

LALA ŞÂHİN PAŞA
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/lala-sahin-pasa
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "LALA ŞÂHİN PAŞA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/lala-sahin-pasa (15.12.2019).
Kopyalama metni
Bazı kaynaklarda Şâhin Lala diye anılır. Vakfiyesinde babasının adının Abdülmuîn olarak geçmesi onun sonradan müslüman olup devlet hizmetine girdiğine işaret eder. Belgradî Hâkî Efendi’nin Hadâiku’r-reyhân adlı Şeḳāʾiḳ tercümesinde Orhan Gazi’nin âzatlı kölelerinden olduğu belirtilir (vr. 4b vd.). Kirmasti’de (bugünkü Mustafakemalpaşa) cami ve külliyesinin bulunması ise bu kasabadan olduğu kanaatini vermektedir.

Şâhin Paşa’nın hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Osmanlı kaynaklarında Rumeli’deki faaliyetleriyle ilgili olarak verilen bilgilerde yer yer karışıklık vardır. Bilinen ilk görevi Orhan Bey’in oğlu Murad’ın (I.) lalası olmasıdır. Bu sebeple kaynaklarda Lala unvanıyla anılmıştır. Şehzade Murad’ın yanında İzmit ve Bursa’da bulunduğu anlaşılan Lala Şâhin, büyük şehzade Süleyman’ın âni ölümü üzerine (758/1357) Rumeli yakasındaki fetihleri sürdürmek amacıyla Orhan Bey tarafından küçük yaştaki Şehzade Murad ile birlikte Gelibolu’ya gönderildi (760/1359). Murad’ın yanında Çorlu, Lüleburgaz ve civar kalelerin fethinde önemli rol oynadı. Ardından 762 (1361) yılında Edirne’nin fethini sağladı. Orhan Gazi’nin 1362’de ölmesi ve Şehzade Murad’ın Bursa’ya gelmesi üzerine Rumeli’deki kuvvetlerin idaresi beylerbeyi sıfatıyla ona verildi. Hacı İlbey ve Evrenos Bey’le birlikte Rumeli’de fetihleri hızlandırdı. Yeni ve Eski Zağra ile Filibe’yi aldı, Sofya’ya doğru ilerledi. Bu arada Rumeli fütuhatına karşı teşkil edilen bir Haçlı ordusunu Meriç kıyısında Hacı İlbey ile birlikte âni bir baskın sonucu bozguna uğrattığına dair Osmanlı kaynaklarında yer alan bilgiler şüphelidir. 772 (1370-71) yılında İhtiman ve Samakov’u alan Lala Şâhin Paşa’nın bu faaliyetleri Köstendil’de bulunan Bulgar kralının Osmanlılar’a yakınlaşmasına yol açtı. 1371’de Sırp müşterek kuvvetlerinin Çirmen’de bozguna uğratılmasında önemli rol oynadı. Bunun ardından Vezîriâzam Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa’nın maiyetinde Makedonya fütuhatına katıldı; Kabaağaç, Kavala, Drama, Zihne ve Serez’in alınmasını sağladı (Edirneli Oruç Beğ, s. 46) ve muhtemelen Niş fethinden hemen sonra 788 (1386) baharındaki Karaman seferinden önce vefat etti. Kirmasti’deki türbesinde medfundur. Neşrî onun Bosna seferi sonrasında (Cihannümâ, I, 239, 241), Hadîdî avlanırken (Tevârîh-i Âl-i Osmân, s. 101), Solakzâde Sofya’nın zaptı arefesinde (Târih, I, 52) öldüğünü kaydeder; Hoca Sâdeddin ise 1389 Kosova Savaşı’na katıldığını belirtir (Tâcü’t-tevârîh, I, 121). Lala Şahin, bazı Osmanlı kaynaklarında ve araştırmalarda Bosna ve Arnavutluk yöresinde 1380’lerde faaliyette bulunan Kefalya / Kavala Şâhin ile karıştırılmıştır.

Filibe fethinden sonra bölgenin çeltik ziraatına açılmasını sağlayan ve aldığı esirlere, ordunun geçmesi için düzenli yollar ve Meriç nehri üzerine kâgir bir köprü yaptıran Lala Şâhin Paşa’nın Bursa’da hanı (Bezir Han), mektep ve medresesiyle bir mahallesi vardır. Rivayete göre Şâhin Paşa, Hisar içinde Balıkpazarı kapısı civarında bulunan bu medreseyi İznik’in fethi sırasında mahsur kalanlara yardıma gelen Bizans kuvvetlerini yenerek elde ettiği ganimetle 740’lı (1339) yıllarda inşa ettirmiştir. Medresesi için 749’da (1348) düzenlediği vakfiyesi mevcuttur. Medrese 1515, 1778, 1818, 1844 ve 1968 yıllarında onarım görmüş olup halen çocuk kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. Mustafakemalpaşa’da Kirmasti çayının yanında mescid, medrese, tekke, hamam, imaret ve türbeden oluşan külliyesi türbe dışında harap haldedir. Tekkesinin 1860’lı yıllarda faal olduğu bilinmektedir (bk. LALA ŞÂHİN PAŞA KÜLLİYESİ). Mescid ve tekkesinin kuzeyinde bulunan medresenin yerinde ilkokul bulunmaktadır. 1948’de onarılan türbesi belediye tarafından depo olarak kullanılmaktadır. Vakıf mütevelliliği kendisinden sonra büyük oğlu Mehmed, ondan da torunları Bâlî ve Hamzazâdeler’e intikal etmiştir. Lala Şâhin Paşa, bu eserleri için Kirmasti kasabasındaki yirmi sekiz dükkânla Orhan Gazi zamanında mülk edindiği köy ve meraların tamamı olan sekiz köyü vakfetmiştir. Günümüzde Edirne’nin Lalapaşa ilçesine adını veren Şâhin Paşa’nın soyundan gelen Bâlî ve Züfer beylerin camileriyle Hamza Bey’in türbesi de Kirmasti’dedir.

BİBLİYOGRAFYA
Lala Şâhin Paşa Vakfiyesi, VGMA, Defter, nr. 732, s. 74 vd.; Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 4471, s. 299-305; Anonim Osmanlı Kroniği (haz. Necdet Öztürk), İstanbul 2000, s. 27-32; Âşıkpaşazâde, Târih (Atsız), s. 126, 127-128, 129, 132, 133; Edirneli Oruç Beğ, Oruç Beğ Tarihi (nşr. Atsız), İstanbul, ts., 39-46; Neşrî, Cihannümâ (Unat), I, 193, 195 vd., 239-241; Hadîdî, Tevârîh-i Âl-i Osmân (haz. Necdet Öztürk), İstanbul 1991, s. 82-85, 88-91, 98-101; Belgradî Hâkî Efendi, Hadâiku’r-reyhân, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3234, vr. 4b vd.; Hoca Sâdeddin, Tâcü’t-tevârîh, İstanbul 1280, I, 69, 72-79, 84-92, 102, 109-110, 114, 121; Solakzâde, Târih (haz. Vahid Çabuk), Ankara 1989, I, 40-52; Hammer (Atâ Bey), I, 207, 209, 212, 217, 219, 220, 222, 224; Ahmed Refik, Meşhur Osmanlı Kumandanları, İstanbul 1318, s. 56-68; Ayverdi, Osmanlı Mi‘mârîsi I, s. 92 vd.; Halil İnalcık, “Edirne’nin Fethi (1361)”, Edirne: Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü Armağan Kitabı, Ankara 1965, s. 144-148, 156; Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, Ankara 1983, III, 315-316; Mustafa Bilge, İlk Osmanlı Medreseleri, İstanbul 1984, s. 23, 24, 27, 39, 91-94, 191, 299-305; S. Yıldız Ötüken v.dğr., Türkiye’de Vakıf Abideleri ve Eski Eserler, Ankara 1986, IV, 525-529; Stephen W. Reinert, “Niş’ten Kosova’ya: I. Murad’ın Son Yıllarına İlişkin Düşünceler”, Osmanlı Beyliği: 1300-1389 (trc. Gül Çağalı Güven v.dğr.), İstanbul 1997, s. 186, 227-228; İsmet Parmaksızoğlu, “Lala Şahin Paşa”, TA, XXII, 458; Elizabeth A. Zachariadou, “S̲h̲āhīn, Lala”, EI2 (İng.), IX, 211.
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 27. cildinde, 77-78 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.