HACI İLBEY - TDV İslâm Ansiklopedisi

HACI İLBEY

HACI İLBEY
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1996
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/haci-ilbey
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "HACI İLBEY", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/haci-ilbey (22.09.2020).
Kopyalama metni

Asıl adı bilinmemekte, Hacı İlbey’in ise (bazı kaynaklarda Hacı İlbeyi) unvanı olduğu sanılmaktadır. Hakkındaki bilgiler XV ve XVI. yüzyıl kaynaklarına dayanmaktadır. Karesioğulları’nın nüfuzlu emîrlerinden ve Dursun Bey’in veziri iken (Neşrî, I, 165) Orhan Gazi zamanında bu beyliğin kısmen Osmanlı topraklarına katılması sırasında Osmanlı hizmetine girdi. Karesi sancak beyliğine getirilen Şehzade Süleyman Paşa’yı Rumeli yakasına geçmeye teşvik ettiği gibi Gelibolu ve Trakya’daki fetihlerde önemli hizmetlerde bulundu. Birkaç koldan yapılan fetih harekâtında bu kollardan birinin kumandanlığını üstlendi. Gelibolu’nun kuzeydoğusunda ve Tekirdağ ilinin Şarköy kaza merkezi civarında eski bir kale olan Konurhisar’ın zaptından sonra buranın muhafızı oldu.

Konurhisar bölgesini kendine üs yapan Hacı İlbey Malkara ve İpsala’nın fethinde önemli rol oynadı. Dimetoka, Hayrabolu ve Çorlu taraflarına sürekli akınlar düzenledi. Süleyman Paşa’nın ölümünün (ö. 758/1357) ardından Orhan Bey’in Bizans İmparatorluğu ile barış yapmasından sonra başlayan gevşeme sırasında Lala Şâhin Paşa ve Evrenos Bey ile birlikte gerilemeyi önleyen beylerden biri de Hacı İlbey’dir. Edirne’nin muhasarası sırasında Meriç nehri üzerinde çok ileri bir noktada bulunan Pythion’u (Burgos veya İlbey Burgosu) fethetti. Dimetoka ve Edirne’yi sıkıştırmaya devam etti; 1359 yılında Dimetoka’yı alarak Edirne’ye güneyden, deniz yoluyla Enez üzerinden gelebilecek yardımı kesti. Daha sonra Murad Hudâvendigâr, Lala Şâhin Paşa ve Evrenos Bey’le birlikte Edirne’yi sıkıştırmayı sürdürdü. Osmanlı kuvvetlerinin sol koluna kumanda eden Hacı İlbey, emrindeki öncü kuvvetlerle Edirne üzerine yürüyerek şehrin teslim olmasını sağladı.

Osmanlı kroniklerine göre Hacı İlbey, müttefik Haçlı kuvvetlerini Sırp Sındığı adı verilen savaşta mağlûp etmişti. Söz konusu kaynaklarda 765 (1364) veya 766 (1365) yılında Macar Kralı I. Layoş’un kumandasındaki müttefik Haçlı kuvvetlerinin Edirne’yi geri almak üzere harekete geçtikleri, Edirne’de beylerbeyi olan Lala Şâhin Paşa’nın bu durum karşısında telâşa kapılarak bir yandan Bursa’daki Osmanlı padişahını durumdan haberdar ederken bir yandan da Hacı İlbey’i 8-10.000 kişiden oluşan bir kuvvetle düşman üzerine gönderdiği; Hacı İlbey’in çok hızlı hareket eden Haçlı kuvvetlerine Çirmen civarında Meriç nehrini geçmelerinden sonra yetişebildiği ve bir gece karanlıktan da faydalanarak Haçlı kuvvetlerine saldırdığı, büyük bir paniğe kapılan Haçlılar’ın bozguna uğradığı ve çoğunun öldürüldüğü kaydedilir. Ancak Osmanlı tarihlerinde “Sırplar’ın mağlûp edildiği yer” anlamına Sırp Sındığı denilen savaşla ilgili olarak Batı kaynaklarında herhangi bir bilgi bulunmamakta, sadece 1371’deki Çirmen Savaşı’ndan bahsedilmektedir. Muhtemelen Osmanlı kaynaklarında bu iki savaş birbiriyle karıştırılmıştır. Dolayısıyla Hacı İlbey’in bu savaşta oynadığı rol şüpheli görünmekte, 1371’deki Çirmen Savaşı’na katılıp katılmadığı da bilinmemektedir. Fakat her şeye rağmen Hacı İlbey, efsanevî kimliğiyle Osmanlı tarih geleneğinde Rumeli’yi fetheden Osmanlı uç beyleri arasında önemli bir yere sahip olmuştur.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 50, 53, 55.

, II, 110, 162, 176, 198.

, s. 22-23.

, I, 165, 185, 193-195, 199.

Lutfî Paşa, Târih (nşr. Âlî Bey), İstanbul 1341, s. 28, 30, 32, 34-35.

, I, 57, 70-72, 78-80.

Hüseyin, Bedâyiu’l-vekāyi‘ (nşr. A. S. Tveritinovoy), Moskva 1961, vr. 47b-48b, 51b, 53b, 62a-63a, 64a.

, s. 22, 24-25, 29-32.

, I, 191, 195, 212-214.

, I, 124, 157, 159, 167-168, 568-570.

a.mlf., “Karasi-oğulları”, , VI, 333-334.

, I, 27, 39, 42-43.

Halil İnalcık, “Hacı İlbeyi”, , XVIII, 279.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1996 yılında İstanbul'da basılan 14. cildinde, 482 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER