LEKLER - TDV İslâm Ansiklopedisi

LEKLER

Müellif:
LEKLER
Müellif: MUSTAFA AYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/lekler
MUSTAFA AYDIN, "LEKLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/lekler (22.10.2020).
Kopyalama metni
Dağıstan’ın orta kesiminde, Dulti dağının güney ve güneybatı kısımlarında Sulak nehrinin dört kolu (Koysu) arasındaki bölgede bulunan Lekler genellikle kaynaklarda Kazı / Gazi-Kumuk adıyla anılır. VIII. yüzyılda Ebû Müslim kumandasındaki orduya boyun eğerek Dağıstan içinde Kumuk kasabası ve civar köylerinde İslâmiyet’i kabul eden ilk topluluklardan biridir. İslâmiyet’in yayılmasında gösterdikleri çabalar dolayısıyla kendilerine Araplar’ca “Gazi” unvanının verildiği zikredilir.

Lekler’in idarecileri İslâmiyet’i kabul etmeden önce Şavkal unvanıyla anılıyordu. Bu isim daha sonra Şamhal’a dönüştü. Şamhal’ın nasıl ortaya çıktığı tartışmalı olmakla birlikte Lek / Gazi Kumuk hâkimleri Şamhal olarak adlandırıldı. Şamhallar VIII. yüzyıldan XVI. yüzyıl sonlarına kadar yönetimlerini sürdürdüler. Şamhal Çoban’ın 1578’de ölümünün ardından hanlık dört oğlu arasında paylaşıldı ve eski gücünü kaybetmeye başladı. Daha sonra Tarku ve Buynak idarecisi olan büyük oğlunun hâkimiyeti diğerleri tarafından tanındı, Şamhallar ikametgâhlarını ovada bulunan Tarku’ya taşıdılar. 1639’da Surhay Han Mirza’nın ölümü üzerine mirasçıları Kumuk’u tamamen terkedince (Grigoriantz, s. 192) dağlarda yaşayan Gazi-Kumuklar, Şamhal neslinden gelenlerden olmak üzere Arapça “halk” ve Lekçe “lavai” (yüce, ulvi) kelimelerinden türetilen “Halklavai” adını verdikleri reisleri iş başına getirdiler.

XVI. yüzyılın son çeyreğinde Kafkaslar’da Osmanlı Devleti ile İran arasındaki nüfuz mücadelesi Gazi-Kumuklar’ı da etkiledi ve bunlar 1578’de Osmanlı hâkimiyetine girdiler. Bununla birlikte Gürcü ve Kabartaylar’la verdikleri mücadeleyi sürdürdüler. 1586’da Gürcü Kahetya kralı ittifak halinde bulunduğu Ruslar’dan yardım istedi. Astarhan’dan sonra dikkatini bu bölgeye yönelten Ruslar, Boyar Hvorstin’in kumanda ettiği bir kuvveti Lekler üzerine gönderdiler. Bu kuvvetler Tarku’yu alıp Koysu ve Sulak’ta birer kale inşa etti. Fakat arkasından ağır bir yenilgiye uğratıldılar ve buradan çekilmek zorunda kaldılar.

Çar Gudonov’un Kafkaslar’da yer edinmek ve daha önceki mağlûbiyetin öcünü almak üzere 1604’te biri Buturlin kumandasında Kazan’dan, diğeri Pleşçev kumandasında Astarhan’dan gönderdiği birlikler Tarku’yu yeniden işgal ettilerse de bir yıl sonra Çolak Surhay’ın iki oğlu Sultan Buta ve Âdil Giray tarafından yenilgiye uğratıldılar. Bu iki mağlûbiyet, Ruslar’ın Kafkaslar’daki ilerleyişini I. Petro dönemine (1689-1725) kadar durdurdu. Ruslar’a karşı kazanılan zaferin ardından Surhay Han diğer Dağıstan hanlarıyla birlikte İran’a karşı ayaklandı. Bu esnada Kuba ve Şeki’yi İranlılar’ın elinden kurtardıkları gibi Şemâhî’nin (Şamahı) zaptı esnasında 3000 Rus tüccarının öldürülmesi, 1722 Afgan-İran savaşında Rusya’ya İran’a yardım bahanesiyle buralara müdahale etme fırsatı verdi. Kafkaslar’a Rus müdahalesi olmadan önce Gazi-Kumuk Han’ı Şamhal Âdil Giray 1718’de Büyük Petro’ya sadakatini sunmuş ve Ruslar’ın Kafkaslar’a ayak bastığı 1722 yılında onlara yardımcı olmuştu. Ancak bir yıl sonra çarla anlaşmazlığa düşerek Ruslar tarafından yakalanmış ve Beyaz deniz kıyısındaki Arhangelsk’e sürgün edilmiştir. Bu olayın hemen arkasından Şamhallık Ruslar tarafından ortadan kaldırılmış, fakat Petro’nun ölümü üzerine yerine geçen Çariçe Anna Ivananovna’nın İran’la 1732 ve 1735 yıllarında yaptığı antlaşmaların ardından Kafkaslar’dan çekilmesinden sonra Nâdir Şah Şamhallığı yeniden ihdas ederek bu unvanı Âdil Giray’ın oğluna vermiştir.

1768-1774 Osmanlı-Rus savaşının ardından imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kabartay Rus toprağı olarak kabul edilince Şamhal Murtaza Ali 1776’da Rus hâkimiyetine girdi (a.g.e., s. 193). Ruslar’ın İran’la 1804-1813 yılları arasında yaptıkları savaşta Rusya’ya bağlı bir han iken isyan eden II. Surhay Han, 1811’de General Hatunsev tarafından mağlûbiyete uğratıldıktan sonra yardım temini maksadıyla Tebriz’e gitti. Bu arada Ruslar 1812’de, onun hâkimiyetinde bulunan Kura’yı Rus yandaşı ve kendi can düşmanı olan Arslan Han’a vererek Kürin Hanlığı’nı meydana getirdi. Bir ara Gazi-Kumuk, Surhay Han’ın eline geçmişse de İran’ın Ruslar’la yaptığı Gülistan Antlaşması’nın (1813) ardından Surhay Han Ruslar’a boyun eğdi. Bu arada Osmanlı-Rus savaşı sırasında (1806-1812) Osmanlı Devleti’nin diğer Dağıstan hanları yanında Gazi-Kumuk Hanı Surhay Han’a da savaşa katılması için hükümler gönderdiği tesbit edilmektedir (BA, HH, nr. 44645-B, K; BA, Nâme-i Hümâyun Defteri, nr. X/I, s. 131). 5000 ruble maaş ve tuğgenerallik rütbesiyle Ruslar’a bağlı olan Gazi-Kumuk Hanı Surhay, bölgedeki diğer hanlar gibi Ruslar’ın 1817’den itibaren Dağıstan’a yönelik hareketinin tam bir hâkimiyet kurma amacı taşıdığını farkedince isyan etti (BA, HH, nr. 44627). 1820’de Çırak’ı kuşattıysa da başarılı olamadı ve İran’a kaçtı. Fakat mücadelesini 1826-1828 İran-Rus savaşında da sürdürdü (BA, HH, nr. 21863-U, K).

Kafkaslar’da Osmanlı Devleti ve İran gibi iki gücün çekilmesinin ardından Ruslar’a karşı verilen mücadele mahallî unsurlara dayanan Mürîdiyye hareketleriyle devam etti. 1859 yılına kadar süren bu savaşlar esnasında Kumuk bölgesi 1842’de Şeyh Şâmil tarafından ele geçirildi, fakat daha sonra Ruslar tarafından işgal edildi. Şeyh Şâmil’in 1842’deki başarısının hemen ardından 1844’te pek çok Lek, Andi dağ silsilesinin eteklerine yerleştirildi, bugün de burası Novo Lakskiy (yeni Lek) adıyla anılır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı esnasında Çarlık rejimine karşı tekrar isyan eden Lekler, 20 Eylül 1877’de Kumuk Kalesi’ni ele geçirdilerse de Ruslar’a mağlûp oldular (Erckert, s. 255-256). 1917 Rus İhtilâli sonrasında da Ruslar’a karşı mücadele ettiler, ancak 1920’de bu hareketleri son buldu.

Dağıstan coğrafyasında çeşitli etnik gruplardan biri olan Gazi-Kumuklar’ın nüfusu 1891’de 23.824, 1926’da 40.384, 1931’de 51.000, 1959’da 63.529, 1970’te 85.822 idi (bunların 72.240’ı [% 84,2’si] Dağıstan’da yaşamaktadır). 1989 sayımına göre toplam Dağıstan nüfusu içinde % 6’yı oluşturan Lekler’in nüfusu 108.000’i aşmış olup günümüzde 120.000’in üzerinde olmalıdır.

Gazi-Kumuklar’ın yerleştiği alan dağlık olması sebebiyle arazisi genelde küçük baş hayvan yetiştiriciliğine uygundur. Bu da Gazi-Kumuk halkının Dağıstan’daki göçmen işçiler içinde en yüksek oranı teşkil etmesine yol açmıştır. Ayrıca bölgede küçük çaplı da olsa deri, dokuma ve çömlek imalâthanesi mevcut olup altın ve maden işlemeciliği gelişmiştir. Kuzey Dağıstan’da oluşturulan yeni Lek bölgesinde bahçecilik, tarım, bağcılık ve ipek böceği yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Dağıstan’daki Lekler’den başka İran’ın güneyinde Lurlar’la karışık olarak yaşayan bir kürt kabilesi de Lek adıyla anılır. Bunların adları Farsça’da “yüz bin” anlamındaki “lek”ten gelir. Şerefnâme’ye göre bunlar Zendler’in yanında İran’a bağlı ikinci derecede bir kabiledir. Şah Abbas’ın emriyle Luristan’a yerleştirildikleri belirtilir.

BİBLİYOGRAFYA
BA, HH, nr. 21863-U, K; 44627; 44645-B, K; BA, Nâme-i Hümâyun Defteri, nr. X/1, s. 131; Kefeli İbrahim Efendi, Tevârîh-i Tatar Han ve Dağıstan ve Moskov ve Dest-i Kıpçak Ülkelerinindir, Pazarcık 1933, s. 48-49; Mehmed Efendi, Risâle-i Ahvâl-i Dağıstan ve Moskov ve Ahvâl-i Mülûk-i Sâire, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3905, vr. 6a-8a; R. von Erckert, Der Kaukasus und seine Völker, Leipzig 1881, s. 248, 255-256; İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi (Ankara 1959), Ankara 1995, IV/I, s. 175-195; Şerafettin Erel, Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul 1961, s. 39, 99-102; Fahrettin Kırzıoğlu, Osmanlılar’ın Kafkas-Elleri’ni Fethi (1451-1590), Ankara 1976, s. 309, 310, 314; V. A. Potto, Kavkazskaya Voyna, Stavropol 1994, II, 189; J. F. Baddeley, Rusların Kafkasya’yı İstilası ve Şeyh Şamil (trc. Sedat Özden), İstanbul 1995, s. 41; Alexandre Grigoriantz, Kafkasya Halkları (trc. Doğan Yurdakul), İstanbul 1999, s. 191-193; J. Marquart, “Beiträge zur Geschichte und age von Eran”, ZDMG, XLIX (1895), s. 628-672; İsmail Özsoy, “Diller ve Milletler Ülkesi Dağıstan”, Avrasya Etüdleri, sy. 4, Ankara 1996-97, s. 41-64; Ramazan Özey, “Kafkasya ve Kafkas Ülkeleri”, a.e., sy. 17, Ankara 2000, s. 21-40; Kāmûsü’l-a‘lâm, VI, 3770; Mirza Bala, “Kazı-Kumuk”, İA, VI, 523-525; W. Barthold - [David K. Kermani], “Ḳumuḳ”, EI2 (İng.), V, 381-384; V. Minorsky, “Lak”, a.e., V, 616-617; R. Wixman, “Laḳ”, a.e., V, 617-618; “Laki”, BSE, XXXV, 677-678; N. Kuznetsov, “Dagestan”, Entsiklo-pediçeskiy Slovar, XIX, 27-32; “Laki”, a.e., XXXIII, 258.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara'da basılan 27. cildinde, 131-133 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER