MÂH ŞEREF HAN

ماه شرف خان
Müellif:
MÂH ŞEREF HAN
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mah-seref-han
AHMET ÖZEL, "MÂH ŞEREF HAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mah-seref-han (22.08.2019).
Kopyalama metni
1219 veya 1220 (1805) yılında İran Kürdistanı’nda Erdelân Emirliği’nin merkezi Senendec’de (Sine) doğdu. Baba ve anne tarafından nüfuzlu bir aileye mensuptur. Ailenin nisbet edildiği ataları Kādir, Safevî Şahı Sultan Hüseyin zamanında Hemedan’dan Senendec’e göçmüştü (1120/1708). Dedesi Muhammed Ağa Kādirî, dört Erdelân emîrinin (vali) yönetimi boyunca bölge güvenliğinden sorumlu “nâzır-ı Kürdistân” ve hazineden sorumlu “nâzır-ı Sandukhâne” unvanlarıyla görev yapmıştır. Amcası Teẕkire-i Ḥadîḳa-i Emânullāhî’nin müellifi Mirza Abdullah Revnak-ı Senendecî, amcazadesi Ḥadîḳa-i Nâṣıriyye adlı Kürdistan tarihinin müellifi Mirza Ali Ekber Sâdıkulmülk’tür. Babası Ebü’l-Hasan Bey, aynı zamanda eniştesi olan Erdelân Emîri Emânullah Han’ın oğlu Hüseyin Kulı Han’a mürebbilik yapmıştır. Kızının eğitimi ve yetişmesiyle yakından ilgilenen Ebü’l-Hasan seyahatlerinde onu yanında götürmüş, tarihî yerleri ve eserleri görmesini sağlamıştır.

Sanat ve edebiyata yatkınlığı olan Mâh Şeref, ilk eğitiminin ardından Arapça ve hüsn-i hat öğrendi, dinî ilimler ve edebiyat alanında kendini yetiştirdi. Erdelân Emirliği’nin son güçlü yöneticisi kabul edilen Emânullah Han’dan sonra yerine geçen oğlu Hüsrev Han (Nâkâm), Rus-İran savaşı sırasında Ruslar’a yardım eden ve kendisini görevden almak isteyen bazı ağalarla birlikte Mâh Şeref’in babasını da hapse attırdı. Ancak suçsuz olduğu anlaşılınca 1826’da gönlünü almak için kızı Mâh Şeref’le evlendi. Mâh Şeref emîr ailesi saray ve teşrifattan sorumlu “vezîre-i enderun” unvanıyla görev yaptı ve yolculuklarında kocasının yanında bulundu. Bu konumundan dolayı yazdığı tarih kitabının malzemesini toplamak için önemli bir fırsat elde etti. Hüsrev Han evliliklerinden kısa bir süre sonra daha otuz yaşlarında iken vefat edince (1835) yerine on bir yaşındaki oğlu Rızâ Kulı Han geçti; yönetimi de babasının Mâh Şeref’ten dört yıl önce evlendiği annesi, Kaçar Feth Ali Şah’ın kızı Hüsn-i Cihân Hanım (Vâliye Hanım) eline aldı. Mâh Şeref Han onunla iyi geçindi. Rızâ Kulı Han, Hasan Han Sâlâr’ın başlattığı bir isyan için Kaçar şahının yardım talebine karşılık vermeyince şah da Ermeni asıllı olup Kürtler arasında “Curcî” (Gürcü) lakabıyla tanınan Hüsrev Han’ı bölgeye vali tayin edip onun üzerine gönderdi ve yönetimi bu aileden aldı. Rızâ Kulı Han Tahran’da hapse atıldı. Mâh Şeref Han dahil yaklaşık 2000 kişiden meydana gelen ailesi ve yakınları da bölgedeki Merîvan şehrine sürüldü. Aile 1847 yılında Irak’taki Bâbânlar Emirliği’ne sığındı ve Şehrizor köylerine dağıtıldı. Mâh Şeref Han, amcası Mirza Abdullah Revnak ve halasının oğlu Hüseyin Kulı Han ile birlikte Bâbânlar Emirliği’nin merkezi Süleymaniye’ye yerleşti. Çok geçmeden Hüseyin Kulı Han ve ardından Mâh Şeref Han 1264 Muharrem ayında (Aralık 1847) vebaya yakalanarak öldü ve şehir mezarlığında defnedildi. Suveyrekî’nin Senendec’de vefat edip orada defnedildiğine dair kaydı yanlış olmalıdır.

İlk Kürt kadın tarihçi olması yanında Ortadoğu bölgesinde de ilk kadın tarihçi olan Mâh Şeref, “Mestûre” mahlasıyla Farsça ve Kürtçe şiirler yazmış, devrin meşhur Kürt şairlerinden Molla Abdürrahîm Mevlevî ile tanışmış, Yağmâ-yi Cendakī ve Molla Hızır Nâlî gibi şairlerle irtibat kurmuştur. Nâlî’nin muhtemelen gençlik yıllarında onun hakkında yazdığı cinsel nitelikli gazel bugüne kadar çeşitli tartışmalara ve eleştirilere konu olmuştur. Mâh Şeref de onu bir şiirle hicvetmiştir. Klasik Kürt şiiri ve nesrinde önemli bir yeri olan, Mevlevî gibi meşhur şairler tarafından övülen (Temo, I, 486-487) Mâh Şeref Han’ın özlü, duygu yüklü, tabiat tasvirleri, mûsiki ve edebî sanatlarla süslü, dindar kişiliğini yansıtan şiirleri çok tutulmuştur. Birbirlerine kasideler yazdıkları şair eşi Hüsrev Han’ın ölümü münasebetiyle de mersiyeler yazmıştır.

Eserleri. 1. Dîvân. Kürtçe’nin Sorânî ve Gorânî lehçeleriyle Farsça şiirlerinden oluşan divan amcazadesi Sâdıkulmülk’ün kaydettiğine göre 20.000 beyit ihtiva etmekteydi. Bölgede meydana gelen iç karışıklıklar ve göçler sırasında kaybolan divanın sadece bazı Farsça gazel, kaside, terciibend, mersiye ve mesnevileri içeren yaklaşık 2000 beyitlik bir kısmı Kürdistan Maarif Reisi Hâc Şeyh Yahyâ Ma‘rifet tarafından bulunarak şairin hayatına dair bir mukaddimeyle birlikte yayımlanmıştır (Dîvân-ı Mâh Şeref Ḫânım-ı Kürdistânî, Tahran 1304 hş./1925, 1389 hş.; nşr. Ahmed Keremî, Tahran 1362 hş./1983, 1384 hş.; şairin Sorânî lehçesiyle yazdığı yirmi Kürtçe gazelinin de eklenmesiyle, nşr. Sıddîk Safîzâde Bûrekeyî, Dîvân-ı Mestûre-i Kürdistânî, Tahran 1374 hş., 1377 hş.; nşr. Muhammed Mâcid Merdûh Rûhânî, Erbil 2005; Farsça şiirlerinden bazı örnekler için bk. Rızâ Kulı Han Hidâyet, V, 952-953; Ali Ekber Müşîr Selîmî, II, 177-192; Bâbâ Merdûh Rûhânî, I, 380-384). Hamîd Müsteân, Mâh Şeref’in divanından bir seçme (Gülçînî Dîvânî Mestûre-i Kürdistânî, Senendec 1382 hş.), Pürçehr Hecîr Şîrâzî Nâsırzâde de onun ve diğer bir kadın şairin divanından yaptığı seçmeleri yayımlamıştır (Der Vâdî-yi ʿIşḳ: Gülçînî ez Eşʿâr-ı Dü Şâʿire-i Nâmâver-i Îrân Duktûr Mehînduḫt Muʿtemedî u Mestûre-i Erdelân, Tahran 1378 hş.). 2. Târîḫ-i Erdelân. Kürdistan vilâyetinin VIII. (XIV.) yüzyılda kuruluşundan müellifin zamanına kadar olan tarihine dair Farsça önemli bir kaynaktır (nşr. Nâsır Âzâdpûr, Senendec 1325 hş./1946; Tahran 1379 hş.; nşr. Muhammed Gülher ve Muhammed Raûf Murâdî, Tahran 1385 hş.). Eşi Hüsrev Han’ın vefatından on yıl sonra (1845) telifine başladığı eserin sonunda kendi hastalığından da söz eden Mâh Şeref’in ölümünün ardından amcası Revnak-ı Senendecî esere, “Tetimme-i Kitâb” başlığı altında 1267’den 1281 yılına kadar gelen bir zeyil yazmış olup hakkında bilgi verilen son emîr Rızâ Şah zamanındaki Abbas Han Serdâr Reşîd’dir. Mâh Şeref Han’ın amcazadesi Mirza Ali Ekber Sâdıkulmülk’ün Ḥadîḳa-i Nâṣıriyye’si de başlangıçtan kendi zamanına kadar İran Kürdistanı tarih ve coğrafyasına dair bir eser olmakla birlikte olayları 1892 yılına kadar getirmesi bakımından Târîḫ-i Erdelân’ın zeyli mahiyetindedir. E. I. Vasileva eseri Rusça’ya (Khronika Doma Ardalan: Târikh-i Ardalan, Moskva 1990), Abdurrahman Şerefkendî Hejâr notlar ve ilâvelerle birlikte Kürtçe’ye (Mêjûy-i Erdelân, Hevlîr 2005) çevirmiştir. 3. Muʿcemü’l-üdebâʾ (Senendec 1328 hş.). Mâh Şeref’in Süleymaniye’de özel bir kütüphanede bir nüshasının bulunduğu kaydedilen Mecmaʿu’l-üdebâʾ adlı eserinin (Bâbâ Merdûh Rûhânî, I, 380) bu kitapla aynı olması muhtemeldir. 4. ʿAḳāʾid ve Şerʿiyyât. Şâfiî mezhebine göre İslâm akaidi ve ibadet esasları hakkında Farsça bir risâledir (Akayed, nşr. Abdollah Mardukh Kurdistani, Stockholm 1998; Kürtçe trc. Nüvîd Nakşibendî, Hevlîr 2005).

Mâh Şeref Han’ın 200. doğum yılı dolayısıyla Hevlîr’de (Erbil) bir sempozyum düzenlenmiş (11-15 Aralık 2005), hayatı ve eserlerinin incelendiği Kürtçe, Farsça, Arapça ve İngilizce otuz tebliğ sunulmuş, organizasyon heyeti tarafından eserleri yayımlanmıştır. Bu münasebetle yayımlanan on eser arasında Cemâl Ahmedî Âyîn’in Mestûre-i Erdelân (Erbil 2005), Eyyûb Gâzerânî’nin Mestûre-i Erdelân: Zindegî u Maʿrif-i Âs̱âr-ı Ô (Erbil 2005) sayılabilir. Tahran’da Encümen-i Âsâr u Mefâhir-i Ferhengî adlı kurum, Mâh Şeref Han’la ilgili olarak düzenlediği ilmî bir toplantıda (19 Eylül 2006) yapılan konuşmaları Merâsim-i Yâdbûd-i Şâʿir u Müʾerriḫ-i Nâmdâr-ı Kürd Mestûre-i Kürdistânî adıyla yayımlamış (Tahran 1385 hş.), ayrıca Eyyûb Gâzerânî, Nâdire Celâlî, Münîje Athârî, Muhammed Kâzım Mükemmelî, Keyûmers Felâhî, Burhân Eyâzî, Ahmed Şerîfî ve Ömer Sultânî gibi araştırmacıların şairle ilgili makalelerini Zindegînâme u Ḫidmet-i ʿİlmî u Ferhengî-i Mestûre-i Kürdistânî adlı bir kitapta toplamıştır (nşr. Ümîd Kanberî, Tahran 1385 hş.). Nâmık Safîzâde Bûrekeyî, Nâlî ve Mestûre (Tahran 1389 hş.) ismiyle bir eser kaleme almıştır. Hevlîr’de Şehid Sâmî Abdurrahman Parkı’nda Mâh Şeref Han’ın bir heykeli dikilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA

Mehdî Beyânî, Aḥvâl ü Âs̱âr-ı Ḫoşnüvîsân, Tahran 1363 hş., III, 610; Rızâ Kulı Han Hidâyet, Mecmaʿu’l-fuṣaḥâʾ (nşr. Müzâhir Musaffâ), Tahran 1340 hş., V, 952-953; M. Emîn Zekî, Meşâhîrü’l-Kürd ve Kürdistân fi’d-devri’l-İslâmî, Bağdad 1364/1945, II, 248-249; Ali Ekber Müşîr Selîmî, Zenân-ı Süḫanver, Tahran 1335 hş., II, 175-192; Hânbâbâ, Fihrist, I, 1026-1027; II, 2370; Mirza M. Ali Muallim Habîbâbâdî, Mekârimü’l-âs̱âr, İsfahan, ts. (İdâre-i Kül Ferheng ü Hüneristân), V, 1724; Âgā Büzürg-i Tahrânî, eẕ-Ẕerîʿa ilâ teṣânîfi’ş-Şîʿa, Beyrut, ts. (Dârü’l-edvâ), IX, 1033; Ahmed Dîvân Bîgî Şîrâzî, Ḥadîḳatü’ş-şuʿarâʾ (nşr. Abdülhüseyin Nevâî), Tahran 1366 hş., III, 2194-2197; Abdürrefî‘ Hakīkat, Târîḫ-i Nehḍathâ-yi Fikrî-yi Îrâniyân, Tahran 1368 hş., I, 150-151, 376; Rohat, Kürdoloji Biliminin 200 Yıllık Geçmişi (1787-1987), İstanbul 1991, s. 185-186; Kemal Burkay, Kürtler ve Kürdistan, İstanbul 1992, I, 211; M. Hasan Recebî, Meşâhîr-i Zenân-ı Îrân u Pârsîgûyî: Ez Âġāz tâ Meşrûṭa, Tahran 1374 hş., s. 217-219; Ali Ekber Kürdistânî, el-Ḥadîḳatü’n-Nâṣıriyye (trc. Cân Dost), Erbil 2002, s. 227-228; Shahrzad Mojab, “Politics of Islamic Feminism”, Muslim Feminism and Feminist Movement: Middle-East Asia (ed. Abida Samiuddin – R. Khanam), Delhi 2002, I, 198; a.mlf., “Kurdish Women”, Encyclopedia of Women and Islamic Cultures, Leiden 2005, s. 359; a.mlf., “Theorizing the Politics of Islamic Feminism”, Feminist Review, sy. 69 (2001), s. 125; Bâbâ Merdûh Rûhânî, Târîḫ-i Meşâhîr-i Kürd, Tahran 1382 hş., I, 379-384; III, 272; Benefşe Hicâzî, Teẕkire-i Enderûnî: Şerḥ-i Aḥvâl u Şiʿr-i Şâʿirân-ı Zen der ʿAṣr-ı Ḳācâr tâ Pehlevî-i Evvel, Tahran 1382 hş., s. 202-206; M. Ali Suveyrekî, Muʿcemü aʿlâmi’l-Kürd, Süleymaniye 2006, s. 572-573; Selim Temo, Kürt Şiiri Antolojisi, İstanbul 2007, I, 482-483, 486-487; Nevin Güngör Reşan, Kürt Ünlüleri, İstanbul 2008, s. 50; W. Rehmany, Dictionnaire politique et historique des kurdes, Paris 2014, s. 116.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 172-173 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.