MA‘N b. ZÂİDE

معن بن زائدة
Müellif:
MA‘N b. ZÂİDE
Müellif: MAHMUT KELPETİN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/man-b-zaide
MAHMUT KELPETİN, "MA‘N b. ZÂİDE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/man-b-zaide (13.07.2020).
Kopyalama metni
Bekir b. Vâil kabilesinin önemli kollarından Benî Şeybân’a mensuptur. Emevîler’in son dönemiyle Abbâsîler’in ilk döneminde yaşamıştır. Hakkındaki ilk bilgi, Emevîler’in son Irak genel valisi Ebû Hâlid İbn Hübeyre’nin ordularında savaşlara katılmasıyla ilgilidir. 129 (746-47) yılında Kûfe Şiîleri’nin teşvikiyle isyan eden Abdullah b. Muâviye üzerine gönderilen ve onu Horasan’a kaçmak zorunda bırakan Âmir b. Dubâre’nin ordusunda savaştığı bildirilmektedir. 132’de (749) yine İbn Hübeyre’nin ordusunda, Abbâsî ihtilâl hareketinin önderlerinden Kahtabe b. Şebîb ve oğlu Hasan’ın kumandasındaki Abbâsî ordusuyla Fırat’ın batı yakasında yapılan, Emevî ordusunun yenilgiye uğradığı şiddetli savaşa katıldı ve kahramanca çarpıştı. Hatta zaferini kutladığı gece esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan Kahtabe’yi onun öldürdüğü de söylenmektedir. Savaşın ardından Vâsıt’a çekilmek zorunda kalan İbn Hübeyre’nin şehri kuşatan Abbâsî ordusuna karşı on bir ay sürdürdüğü savunma sırasında da Ma‘n büyük kahramanlık gösterdi. Bu başarısından dolayı muhasara ordusunun kumandanı veliaht Ebû Ca‘fer’in düşmanlığını üzerine çekti.

Bütün olumsuzluklara rağmen savunmasını sürdüren İbn Hübeyre, Halife II. Mervân’ın ölüm haberini alınca kendisine verilen emannâme üzerine Ebû Ca‘fer’in barış teklifini kabul ederek teslim oldu. Fakat Ebû Ca‘fer, verdiği emana sadık kalmak istediği halde Seffâh ve Ebû Müslim-i Horasânî’nin baskıları sonucunda İbn Hübeyre’yi iki oğlu ve yakınlarıyla birlikte öldürttü. Bu sırada öldürülmekten korkan ve başına büyük mükâfat konduğu söylenen Ma‘n b. Zâide izini kaybettirip dokuz yıl kadar gizlenmek zorunda kaldı. Onun, İbn Hübeyre’nin biat ettiğini ilk Abbâsî Halifesi Ebü’l-Abbas es-Seffâh’a bildirmek amacıyla Kûfe’ye gönderildiği ve o sırada Kûfe’de bulunduğu için öldürülmediği ve idam edilmeyen nâdir yöneticilerden biri olduğu da söylenmektedir.

Son günlerde kendisi için Halife Ebû Ca‘fer el-Mansûr’dan eman dileyeceğini vaad eden Hâcib Merzûk Ebü’l-Husayb’ın yanında gizlenen Ma‘n, 141 (758) yılında hâcibin teşvikiyle halifenin huzuruna çıkıp ondan af dilemeye karar verdi. Ebû Ca‘fer el-Mansûr’un, Hâşimiyye’deki sarayını kuşatan isyancı Râvendiyye taifesi karşısında az sayıdaki askeriyle öldürülme tehlikesine mâruz kaldığı sırada yüzü örtülü bir şekilde halifeyi koruyan muhafızların arasına katıldı, halifenin önünde çarpışarak onu âsilerin elinden kurtarmayı başardı. Halife sarayından çıkarken onun yanına gittiği ve atının dizginlerini tutarak önünde yaya yürüyüp canını tehlikeye attığı da rivayet edilmektedir. Kendisini korumak için tehlikeye atılan bu meçhul askeri merak eden Mansûr onun Ma‘n b. Zâide olduğunu öğrenince kendisini affetti ve takdirlerini ifade etti. Bu tarihten itibaren Ma‘n’ın ikbal günleri yeniden başladı ve halifenin yakınları arasına girdi. 142 (759) yılında Mansûr güçlü bir kabileden gelmiş olmasını da dikkate alarak Ma‘n’ı Yemen valiliğine tayin etti (Taberî, VII, 506-508). Onun, yönetimi sırasında kabileci bir anlayışla hareket edip mensup olduğu Benî Rebîa dışındaki Yemenliler’e karşı son derece sert davrandığı nakledilmektedir. Ancak Yemen’de sükûneti ve istikrarı sağlamayı başardı. Ma‘n’ın, Hadramut’ta isyan çıkaran Hâricîler’in üzerine bazı rivayetlere göre mevcudu 40.000’e ulaşan bir ordu sevkettiği, çatışmalarda 15.000 Hâricî’nin öldürüldüğü zikredilmektedir.

Ma‘n b. Zâide, 151’de (768) Halife Mansûr tarafından Yemen valiliğinden alınarak sık sık karışıklıkların çıktığı Sîstan (Sicistan) valiliğine tayin edildi. Bu arada bir müddet Azerbaycan valiliği yaptığını bildiren rivayetler de vardır. Halife Mansûr’un mahallî hükümdarlara karşı aldığı sert tedbirlere rağmen vergilerin düzenli biçimde tahsil edilemediği Sîstan’a giden Ma‘n ilk olarak bu meseleyi ele aldı. Vergi tahsilâtı için âmillerini çeşitli bölgelere gönderirken Türk Hükümdarı Rutbîl’e mektup yazarak ondan Haccâc b. Yûsuf zamanında ödemeyi taahhüt ettiği vergiyi yollamasını istedi. Ancak Rutbîl’in daha az miktarda vergi göndermesi üzerine ordusuyla ülkesine karşı sefere çıktı. Rutbîl’in yaz mevsimini geçirmek için Zâbülistan’da bulunduğu sırada ülkesini fethedip çok sayıda esir ve bol miktarda ganimet ele geçirdi. Ardından kış mevsiminin ağır şartları dolayısıyla Büst şehrine gitti. Burada iken kendisine suikast düzenleyen bir grup Zerencli Hâricî tarafından öldürüldü. Onun genellikle 151 (768) yılında katledildiği bildirilmekle beraber 152’de (769) öldürüldüğü de söylenir (Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, XIII, 425).

Bir asker olmanın yanı sıra cömertliği ve şairleri himaye etmesiyle de tanınan Ma‘n b. Zâide, Arap darbımesellerinde cömertliğiyle anılan kişilerden biridir. Şairlerden Mervân b. Ebû Hafsa onun hakkında yazdığı methiyeler sayesinde aldığı ödüllerle büyük servet edinmiş, ölümü üzerine de mersiyeler kaleme almıştır. Hatta Ma‘n hakkındaki bir övgüsünü aşırı bulan Abbâsî halifeleri Mansûr ile Mehdî-Billâh’ın Mervân’ı bir yıl saray meclislerine kabul etmedikleri rivayet edilir. Ma‘n b. Zâide’nin oğullarından Zâide b. Ma‘n, Mehdî-Billâh döneminde zındıklıkla suçlananlar arasında bulunuyordu. V. (XI.) yüzyılda Yemen’de hüküm süren Suleyhîler devrinde Hadramut 455-476 (1063-1083) yıllarında Ma‘n b. Zâide’nin soyundan gelen bir aile tarafından yönetilmiştir. Tarihçi, muhaddis ve hâfız-ı kütüb İbnü’l-Fuvatî de (ö. 723/1323) Ma‘n b. Zâide’nin soyundandır.

BİBLİYOGRAFYA :

Halîfe b. Hayyât, et-Târîḫ (Ömerî), s. 420, 425, 431; Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 582-583, 677-678; a.mlf., Ensâb, IV, 138, 145-146, 235-236, 238; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 389-400, 448, 462-463; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), VII, 373, 415, 452-453, 505-508; VIII, 40-41, 64-66, 69; Hatîb el-Bağdâdî, Târîḫu Baġdâd (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Beyrut 1422/2001, XV, 316-325; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), VII, 293; VIII, 30, 149-150, 160-164; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil (nşr. Ömer Abdüsselâm Tedmürî), Beyrut 1417/1997, IV, 370, 397; V, 30, 86-87, 173, 174, 200; İbn Hallikân, Vefeyât, V, 190-191, 244-254; VI, 314, 318-319; Zehebî, Târîḫu’l-İslâm: sene 141-160, s. 6, 7, 352, 630-636; a.mlf., Aʿlâmü’n-nübelâʾ, VII, 97-98; Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye (nşr. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî), Cîze 1413/1998, XIII, 245, 336-337, 423-425, 546, 615; K. V. Zetterstéen, “Ma’n”, İA, VII, 273; H. Kennedy, “Maʿn b. Zāʾida”, EI2 (İng.), VI, 345.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 191-192 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER