MEDÂİNÎ

المدائني
Müellif:
MEDÂİNÎ
Müellif: CENGİZ KALLEK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2003
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/medaini
CENGİZ KALLEK, "MEDÂİNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/medaini (12.11.2019).
Kopyalama metni
Kendisine dayanan bir rivayete göre 135’te (752-53) Basra’da doğdu (İbnü’n-Nedîm, s. 453) ve burada yetişti. Kureyşli Abdurrahman b. Semüre’nin mevlâsı olduğundan Kureşî nisbesiyle anıldı. Muhtemelen 153 (770) yılından sonra Medâin’e giderek bir müddet orada yaşadığı için Medâinî nisbesiyle de tanındı. Ardından Bağdat’a geçerek İshak el-Mevsılî’nin öğrencisi oldu; ayrıca Ebû Mihnef, Mufaddal ed-Dabbî, Kurre b. Hâlid, Avâne b. Hakem, İbn Ebû Zi’b, Hammâd b. Seleme gibi şahsiyetlerden ders aldı veya rivayette bulundu. İbn İshak, Vâkıdî gibi seleflerinin eserlerinden faydalandı. Mu‘tezile kelâmcısı Muammer b. Abbâd es-Sülemî’nin ders halkasına katıldı. İsmi Kûfe Kaderîleri arasında sayılmaktadır (Kādî Abdülcebbâr, s. 344; İbnü’l-Murtazâ, s. 54, 140). Vâsıl b. Atâ’nın hutbelerini derleyen Kitâbü Ḫuṭbeti (Ḫuṭabi) Vâṣıl adlı bir eser hazırlamış olması bu görüşü desteklemektedir. Medâinî’den Zübeyr b. Bekkâr, İbn Sa‘d, İbn Ebû Hayseme, İbnü’n-Nettâh, Hâris b. Ebû Üsâme, Halîfe b. Hayyât, İbn Şebbe gibi şahıslar ilim almıştır. Medâinî’yi Yahyâ b. Maîn “sika”, Ebû Hayseme Züheyr b. Harb “sadûk sika”, Hatîb el-Bağdâdî “sadûk” olarak nitelemiştir. Özellikle Arap tarihi, ensâb ve şiir rivayeti konularında sadûk kabul edilmiştir. Ancak sika olmayan râvilerden nakillerde bulunmakla da suçlanmış, muhtemelen aynı sebeple İbn Adî onun hadiste “kavî” olmadığını söylemiştir. Câhiz ise Medâinî’yi Şiîlik’le (Kitâbü’l-Biġāl, II, 226) ve çelişkili haberler arasında ayırım gözetmemekle (el-Beyân ve’t-tebyîn, III, 366) itham etmektedir. Buna karşılık Şiî tarihçisi Ebû Ca‘fer et-Tûsî (el-Fihrist, s. 125) ve Hasan b. Ali b. Dâvûd el-Hillî (er-Ricâl, s. 262) Medâinî’nin güzel eseri bulunan bir Sünnî olduğu kanaatindedir. Medâinî kaynakların çoğuna göre 225 (840) yılında vefat etti. İbnü’n-Nedîm ise ölüm tarihini 215 (830), Rabaî ve Yâfiî Zilkade 224 (Eylül 839), Taberî 228 (843), İbn Tağrîberdî 231 (845-46) olarak vermektedir. Yâkūt el-Hamevî’nin Kays adlı beldenin 226 yılı vergi gelirlerine ilişkin olarak Medâinî’den yaptığı alıntı (Muʿcemü’l-büldân, IV, 422) doğru ise Taberî’nin verdiği 228 yılı tercihe şayan görünmektedir. Medâinî’nin Aḫbârü’l-ḫulefâʾi’l-kebîr adlı eserinin Hz. Ebû Bekir’den Mu‘tasım-Billâh’a (833-842) kadarki dönemi kapsaması da bu ihtimali kuvvetlendirmektedir.

Medâinî, Câhiliye döneminden III. (IX.) yüzyıla kadarki Arap tarihinin siyasî, edebî, içtimaî ve kültürel yönlerini kucaklayan geniş kapsamlı ve uzun dönemli bazı çalışmalarıyla Ebû Mihnef, Avâne b. Hakem, Seyf b. Ömer gibi şahsiyetlerin oluşturduğu ahbârîler çizgisinin (bk. AHBÂR) en büyük halkasını teşkil etmiştir. Diğer ahbârîlerin hadis ilmindeki tenkitçi gelişmelerden kısmen yararlanmalarına rağmen bazı savaşlarla ilgili nakillerinde Câhiliye döneminin eyyâmü’l-Arab rivayet geleneğinin yansımalarını hâlâ taşımalarına karşılık Medâinî, Irak mektebine mensup olmakla birlikte Medine ekolünün tenkit usulünü kullanarak büyük güven kazanmış, Sa‘leb tarafından devrinin en gözde tarihçisi olarak nitelenmiştir. Aynı habere ilişkin farklı ve ihtilâflı rivayetleri aktararak daha titiz ve tarafsız bir tarihçilik geleneğinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Onun bir başka özelliği de olayları titizlikle tarihlemesidir. Ancak 202 (817-18) yılında Hasan b. Sehl’in Vâsıt yakınlarındaki Femüssılh’ta mevzilenen ordugâhında bulunduğuna dair rivayet dışında (Ebü’ş-Şeyh, I, 299) Basra’dan ayrıldıktan sonra Medâin ve Bağdat’tan başka yerlere gittiğine dair bir bilgiye rastlanmaması, Medâinî’nin hadisçilerin başlattığı rihle geleneğine henüz uyamadığı izlenimini vermektedir. Bir davet üzerine Halife Me’mûn’la görüşmesi dışında iktidar sahiplerine yakınlık göstermeyen ve İshak el-Mevsılî’nin maddî desteğine muhtaç bir halde yaşayan Medâinî’nin dünyalık peşinde koşmamış olmasının da kendisine duyulan güveni arttırdığı düşünülebilir.

İslâm’ın ilk devirlerindeki velûd ve çok yönlü müelliflerin başında gelen Medâinî tarihî vak‘alar üzerine kısa monografiler yazma geleneğinin öncüsüdür (Rosenthal, s. 69). Sayıları 240’ı aşan eserlerinden en önemlisi ve en kapsamlısı Aḫbârü’l-ḫulefâʾi’l-kebîr’dir. Medâinî, ilk dönem İslâm tarihiyle ilgili araştırmalar yapan sonraki tarihçiler için birinci elden başvuru kaynağı olan eserlerinde tarihî ve edebî çalışmaların bir sentezini yapmaya çalışmıştır. Buna rağmen bir nesil sonraki tarihçilerin çok daha sistematik ve kapsamlı kitapları onun çoğu derleme mahiyetindeki çalışmalarını gölgede bırakmıştır. Ayrıca Medâinî’nin derlediği malzemenin hemen hemen tamamının haleflerinin kitaplarına aktarılması onun eserlerinin ihmal edilmesine yol açmıştır. Halîfe b. Hayyât, Câhiz, Belâzürî, Müberred, Ya‘kūbî, Vekî‘, Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Ali b. Hüseyin el-Mes‘ûdî, Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, Hatîb el-Bağdâdî, Yâkūt el-Hamevî, İbn Abdürabbih, İbn Hacer el-Askalânî, Abdülkādir el-Bağdâdî gibi birçok tarihçi Medâinî’nin rivayetlerini nakletmiş, eserlerinden faydalanmış, kaynak göstererek ya da göstermeden iktibasta bulunmuştur.

Medâinî’nin çoğu monografi özelliğindeki yazılarının konuları şu ana başlıklar altında toplanabilir: Hz. Peygamber’in şemâili dahil sîreti, medeniyet tarihi (Basra ve Medine kadıları, Medine ve Mekke kâtipleri, sikke darbı ve mübadelesi, vergi bölgeleri, vergi tahsili vb.), eyyâmü’l-Arab (kabile savaşları, atlar, yarışlar, Kâbe’nin inşası vb.), bazı halifelerin siyasî tarihi, İslâmî dönemdeki çeşitli olaylar (Hâricî ayaklanmaları, ridde savaşları, Cemel, Sıffîn ve Nehrevan vak‘aları vb.), fetihler, çeşitli şahsiyetlerin biyografileri, Kureyş’in nesebine ilişkin risâleler, kültür tarihi, soyluların evlilik hikâyeleri ve kadınlar, meşhur veya garip evlilikler, şiir ve tarihi.

Medâinî’nin günümüze ulaştığı tesbit edilebilen eserleri şunlardır: 1. et-Teʿâzî. İbtisâm Merhûn es-Saffâr ve Bedrî Muhammed Fehd tarafından neşredilmiştir (Necef 1971). 2. el-Mürdifât min Ḳureyş. Birden fazla evlilik yapan Kureyşli kadınların evlilik ve boşanma hikâyelerini anlatan eseri Abdüsselâm Muhammed Hârûn yayımlamıştır (Nevâdirü’l-maḫṭûṭât, I, 57-80 içinde, Kahire 1371/1951, 1392/1972).

M. Îsâ Sâlihiyye (el-Muʿcemü’ş-şâmil, V, 61) tarafından Medâinî’ye ʿİlmü’l-ḫavâṣ ([nşr. Sâmî Mekkî el-Ânî] MMMA [Küveyt], XXVI/1 [1402/1982], s. 289-336) adlı bir eser nisbet edilmekteyse de içinde Ebû Bekir Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî’ye (ö. 313/925) atıfta bulunulmuş olması (s. 308, 312, 321, 322) kitabın ona aidiyetini imkânsız kılmaktadır. Bu eserin müellifi yazma nüshasında Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Şuayb el-Medâinî olarak kaydedilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Câhiz, el-Beyân ve’t-tebyîn, III, 366; a.mlf., Kitâbü’l-Biġāl (Resâʾilü’l-Câḥiẓ içinde, nşr. Abdüsselâm M. Hârûn), Kahire 1384/1964, II, 226; Belâzürî, Ensâb, neşredenin girişi, V, 14-15; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), IX, 124; ayrıca bk. İndeks; Ebü’ş-Şeyh, Ṭabaḳātü’l-muḥaddis̱în bi-İṣbahân (nşr. Abdülgafûr Abdülhak Hüseyin el-Belûşî), Beyrut 1407/1987, I, 299; Rabaî, Târîḫu mevlidi’l-ʿulemâʾ ve vefeyâtihim (nşr. Abdullah b. Ahmed b. Süleyman el-Hamd), Riyad 1410, II, 495; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Şüveymî), s. 453-467; Kādî Abdülcebbâr, Fażlü’l-iʿtizâl ve Ṭabaḳātü’l-Muʿtezile (nşr. Fuâd Seyyid), Tunus 1393/1974, s. 344; Ebû Ca‘fer et-Tûsî, el-Fihrist, Beyrut 1403/1983, s. 125; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XII, 54-55; Yâkût, Muʿcemü’l-üdebâʾ, XIV, 124-139; a.mlf., Muʿcemü’l-büldân, IV, 422; Hasan b. Ali b. Dâvûd el-Hillî, er-Ricâl (nşr. M. Sâdık Âl-i Bahrülulûm), Necef 1392/1972, s. 262; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, X, 400-402; a.mlf., Mîzânü’l-iʿtidâl, III, 153; a.mlf., Dîvânü’ḍ-ḍuʿâfâʾ ve’l-metrûkîn, Beyrut 1408/1988, II, 175; Yağmûrî, Nûrü’l-ḳabes el-Muḫtaṣar mine’l-Muḳtebes (nşr. R. Sellheim), Wiesbaden 1384/1964, s. 182-184; Safedî, el-Vâfî, XXII, 41-47; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân (Cübûrî), II, 83; İbnü’l-Murtazâ, Ṭabaḳātü’l-Muʿtezile, s. 54, 140; İbn Hacer, Lisânü’l-Mîzân, IV, 253-254; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, II, 259; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb (Bulak), I, 10, 408, 479-480; II, 109; Brockelmann, GAL, I, 146; Suppl., I, 214-215; a.mlf., “Medâinî”, İA, VII, 456-457; Ch. Pellat, Le milieu baṣrien et le formation de Ğaḥiẓ, Paris 1953, bk. İndeks; Sezgin, GAS, I, 314 -315; F. Rosenthal, A History of Muslim Historiography, Leiden 1968, s. 69-70; Muhammed Fehd, Şeyḫu’l-aḫbâriyyîn: Ebü’l-Ḥasan el-Medâʾinî, Necef 1975; W. Werkmeister, Quellenuntersuchungen zum Kitāb al-ʿIqd al-Farīd des Andalusiers Ibn ʿAbdrabbih, Berlin 1983, s. 152-159, 397-406; Sâlihiyye, el-Muʿcemü’ş-şâmil, V, 61; A. Wiener, “Die Farağ ba’d aš-Šidda-Literatur. Von Madā’inī († 225 H) bis Tanūḫī († 384 H). Ein Beitrag zur arabischen Literaturgeschichte”, Isl., V/4 (1913), s. 274-279; Hâlid el-Aselî, “el-Medâʾinî”, Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb, VI, Bağdad 1963, s. 473-498; G. Rotter, “Zur Überlieferung einiger Historischer Werke Madāʾinīs in Tabarīs Annalen”, Oriens, XXIII-XXIV (1974), s. 103-133; L. I. Conrad, “Arabic Plague Chronologies and Treatises: Social and Historical Factors in the Formation of a Literary Genre”, St.I, LIV (1981), s. 61-65; Ursula Sezgin, “al-Madāʾinī”, EI2 (İng.), V, 946-948.

Cengiz Kallek
Bu madde ilk olarak 2003 senesinde Ankara'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 28. cildinde, 291-292 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.