MÜEYYİDÜLMÜLK

مؤيّد الملك
MÜEYYİDÜLMÜLK
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mueyyidulmulk
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "MÜEYYİDÜLMÜLK", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mueyyidulmulk (24.08.2019).
Kopyalama metni
444 (1052) yılı civarında doğdu. Nizâmülmülk’ün muhtemelen ikinci oğludur. Babasıyla beraber Belh Emîri Yâhur’un (Yâhız, Tâcir, Bâcir) hizmetinde bulundu. Daha sonra babası ve ağabeyi Fahrülmülk Ali ile birlikte Çağrı Bey’in yanına Merv’e gitti. Sultan Melikşah’ın Selçuklu tahtına geçişinin ardından devlet işleriyle ilgilenmeye başladı (466/1073-74). Aynı yıl Sultan Melikşah ve Nizâmülmülk tarafından idarî bir görevle Bağdat’a gönderildi. Burada kısa sürede idarecilik kabiliyetiyle temayüz ederek Irak ve el-Cezîre’nin yönetiminde söz sahibi oldu. 467’de (1075) Muktedî-Biemrillâh’ın hilâfet makamına geçmesi münasebetiyle düzenlenen biat merasiminde ileri gelen devlet adamlarıyla birlikte Muktedî’ye ilk biat edenler arasında yer aldı (İbnü’l-Esîr, X, 90).

470’te (1077-78) emrinde askerî birlikler olduğu halde tekrar Bağdat’a gittiğinde Sûkulmedrese ile Sûkussülâsâ’da yaşayan halk arasında olaylar çıktı. Müeyyidülmülk, amîd ve şahneyi çağırıp olayların hemen durdurulmasını istediyse de karışıklıklar önlenemedi. Bunun üzerine babasından yardım istemek zorunda kaldı. 473’te (1080-81) Tikrît Kalesi hâkimi Mihrbât’a karşı yürüyüp kaleyi teslim alan Müeyyidülmülk Tikrît’ten İsfahan’a, oradan Bağdat’a geçti (Cemâziyelevvel 475 / Ekim 1082). Bağdat’ta halifenin veziri Amîdüddevle b. Cehîr kendisini törenle karşıladı.

476 (1083) yılında Sultan Melikşah tarafından Dîvân-ı İnşâ ve Tuğrâ’ya başkan tayin edildi. Ancak bir süre sonra görevinden ayrıldı. Ertesi yıl Ukaylî Emîri Şerefüddevle Müslim b. Kureyş’in Sultan Melikşah’a itaat etmesini sağlayan Müeyyidülmülk’ün 477-487 (1084-1094) yıllarındaki faaliyetleri hakkında bilgi yoktur. 487’de (1094) Arslan Argun ile Böri Bars arasındaki mücadele sırasında Horasan’da bulunduğu bilinen Müeyyidülmülk buradaki karışıklıklardan rahatsız olup İsfahan’a gitti. Aynı yıl Sultan Berkyaruk tarafından vezir tayin edildi (Zilhicce 487 / Aralık 1094). Müeyyidülmülk, Irak ve Horasan emîrlerine mektup göndererek onları Berkyaruk’un saflarına çekmeyi başardı. Ardından Sultan Berkyaruk’un en güçlü rakiplerinden olan amcası Tâcüddevle Tutuş’la Rey civarında yaptığı savaşta büyük yararlıklar gösterdi ve Tutuş mağlûp edilerek öldürüldü (488/1095). Sultan Berkyaruk’un savaştan sonra annesi Zübeyde Hatun’u yanına getirmek istemesine karşı çıktı. Zübeyde Hatun durumu öğrenince ona kin beslemeye başladı. Dîvân-ı İstîfâ’nın başkanı Mecdülmülk Ebü’l-Fazl ile babalarından kalan miras sebebiyle araları açık olan ağabeyi Fahrülmülk de Zübeyde Hatun’u ona karşı kışkırttı. Fahrülmülk, Zübeyde Hatun’un Müeyyidülmülk’e çok öfkelendiğini duyunca büyük meblağlar verip Berkyaruk’tan vezirlik talebinde bulundu. Sultan bu isteği kabul ederek Müeyyidülmülk’ü azledip hapse koydu, yerine Fahrülmülk’ü vezir tayin etti (Safer 488 / Şubat 1095).

Bir müddet sonra hapisten kurtulan Müeyyidülmülk, Bağdat’a gidip babasından kalan ev ve emlâk ile uğraşmaya başladı. Fakat Mecdülmülk ve Zübeyde Hatun’a karşı beslediği intikam duyguları onu rahat bırakmadı. Hille’de Emîr Seyfüddevle Sadaka b. Mansûr’u Berkyaruk’a karşı tahrik etti. Bir sonuç alamayınca o sırada İsfahan’da Bâtınîler’le mücadele etmekte olan yeni Irak valisi Emîr Üner’le görüşmek üzere İsfahan’a geçti. Onun teşvikiyle Sultan Berkyaruk’a isyan eden Emîr Üner bir süre sonra bir gulâmı tarafından öldürüldü. Berkyaruk aleyhine çalışmalarına devam eden Müeyyidülmülk askerleri kışkırtarak Mecdülmülk’ü katlettirmeyi başardı. Ardından Gence Meliki Muhammed Tapar’ı sultanlığını ilân etmesi için tahrik etti. Muhammed Tapar da kendini sultan ilân edip Müeyyidülmülk’ü vezirliğe getirdi (Şevval 492 / Eylül 1099).

Muhammed Tapar, 2 Zilkade 492’de (20 Eylül 1099) Rey şehrine geldiğinde Zübeyde Hatun da oradaydı. Müeyyidülmülk onu önce hapsetti, daha sonra da öldürttü. Ancak bu davranışı Muhammed Tapar’ın aleyhine oldu. Berkyaruk’tan ayrılan emîrler tekrar onun safına geçti. Sultan Berkyaruk ile Muhammed Tapar arasında cereyan eden ilk savaşta Berkyaruk’un ordusu mağlûp oldu, veziri Ebü’l-Mehâsin esir düştü. Müeyyidülmülk ona iyi davrandı ve Bağdat’a gönderip hutbenin Muhammed Tapar adına okunmasını sağladı (14 Receb 493 / 25 Mayıs 1100). Ayrıca halifenin veziri Amîdüddevle İbn Cehîr’in azledilmesini istedi ve bu isteği de yerine getirildi (Ramazan 493 / Temmuz 1100).

Sultan Berkyaruk ile Muhammed Tapar arasında meydana gelen ikinci savaş Muhammed Tapar’ın mağlûbiyetiyle sonuçlandı (3 Cemâziyelâhir 494 / 5 Nisan 1101). Müeyyidülmülk esir alınıp Sultan Berkyaruk’un huzuruna götürüldü. Müeyyidülmülk sultandan 100.000 dinar karşılığında serbest bırakılmasını ve nezâret makamına getirilmesini istedi ve bu isteği kabul edildi. Berkyaruk ertesi gün taştdârın, bu hareketinden dolayı kendisini eleştirdiğini duyunca çok sinirlendi ve Müeyyidülmülk’ü çağırıp hakarette bulundu ve onu bizzat öldürdü (Cemâziyelâhir 494 / Nisan 1101). Emîr Ayaz, birkaç gün boyunca öldürüldüğü yerde kalan Müeyyidülmülk’ün cesedini sultandan izin alıp İsfahan’a gönderdi ve orada babası Nizâmülmülk’ün yanına defnedildi. Selçuklu Veziri Enûşirvân b. Hâlid, Müeyyidülmülk’ü devrinde eşi olmayan bir vezir olarak tanıtır. Katledilmesinden dolayı çok büyük bir üzüntü duyduğunu ve bu üzüntüye dayanamayıp Basra’ya giderek üç yıl orada kaldığını söyler (Bündârî, s. 91).

İdarî kabiliyetiyle temayüz eden Müeyyidülmülk Berkyaruk ve Muhammed Tapar’a yaptığı vezirlik döneminde devlet işlerini yoluna koyup otoriteyi sağlamıştır. Farsça ve Arapça şiirler yazdığı (Avfî ondan üç rubâî nakleder, bk. Lübâbü’l-elbâb, s. 66-68), âlim, edip ve şairleri himaye ettiği kaydedilmektedir. Emîrü’ş-Şuarâ Muizzî, Kadı Nâsıhuddîn-i Errecânî, Ebü’l-Muzaffer el-Ebîverdî, Ebû İsmâil et-Tuğraî onun için kasideler yazmışlardır (bazı örnekler için bk. Abbas İkbâl, s. 134-147). Müeyyidülmülk babasının nâibi sıfatıyla Nizâmiye Medresesi ile de ilgilenmiş, şeyh Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin ölümü üzerine Ebû Sa‘d Abdurrahman b. Me’mûn el-Mütevellî’yi Nizâmiye’ye müderris tayin etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
 Azimî Tarihi: Selçuklular Dönemiyle İlgili Bölümler: H.430-538 (nşr. ve trc. Ali Sevim), Ankara 1988, bk. İndeks; Beyhakī, Târîḫ (Hüseynî), s. 127-128; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, IX, 109-112, 123-124, 129, 142; Râvendî, Râhatü’s-sudûr (Ateş), I, 135, 139, 141-142, 144-145, 148, 155, 176; Ahbârü’d-devleti’s-Selcûkıyye (Lugal), s. 53, 58, 61; Avfî, Lübâbü’l-elbâb, Tahran 1336 hş., s. 66-68; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, bk. İndeks; Bündârî, Zübdetü’n-Nusra (Burslan), s. 50-53, 61, 72-74, 76, 78, 82, 86-92; Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Ahmed Ateş), Ankara 1960, I, 52-59, 61, 62, 64-65, 67; Hindûşah es-Sâhibî, Tecâribü’s-selef (nşr. Abbas İkbâl), Tahran 1357 hş., bk. İndeks; Şebânkâreyî, Mecmaʿu’l-ensâb (nşr. Mîr Hâşim-i Muhaddis), Tahran 1363 hş., s. 106-107; Hândmîr, Düstûrü’l-vüzerâʾ (nşr. Saîd-i Nefîsî), Tahran 2535 şş.; Browne, LHP, bk. İndeks; Abbas İkbâl, Vezâret der ʿAhd-i Selâṭîn-i Büzürg-i Selcūḳī (nşr. M. Takī Dânişpejûh), Tahran 1338 hş., s. 124-147, ayrıca bk. İndeks; C. L. Clausner, The Seljuk Vezirate: A Study of Civil Administration 1055-1194, Cambridge 1973, s. 43, 46, 47, 105, 106, 121, 126-127, 132-133; A. K. S. Lambton, “The Internal Structure of the Saljuq Empire”, CHIr., V, 203-282; Abdülkerim Özaydın, Sultan Muhammed Tapar Devri Selçuklu Tarihi (498-511/1105-1118), Ankara 1990, s. 12-15, 17-20, 22-24; a.mlf., Sultan Berkyaruk Devri Selçuklu Tarihi (485-498/1092-1104), İstanbul 2001, s. 43, 55-67, 149-150, ayrıca bk. İndeks.

Abdülkerim Özaydın
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 31. cildinde, 490-491 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.