MUZTARİB - TDV İslâm Ansiklopedisi

MUZTARİB

المضطرب
Müellif:
MUZTARİB
Müellif: AHMET YÜCEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2020
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.05.2022
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muztarib
AHMET YÜCEL, "MUZTARİB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muztarib (26.05.2022).
Kopyalama metni

Sözlükte “çarpışmak, durmaksızın hareket etmek ve nizamın/düzenin bozulması” gibi anlamlara gelen ıztırâb masdarından ism-i fâil olan muztarib, terim olarak “içlerinden birini tercihe imkân veren bir sebep veya karîne olmaksızın farklı (ihtilâflı) sened ve metinlerle rivayet edilmiş hadis” demektir. Iztırâb denilen ve bir çözüme bağlanamayan bu ihtilâflar, hadisin aynı râviden gelen farklı rivayetleri arasında olabileceği gibi bir hadisi aynı hocadan nakleden iki veya daha fazla sayıdaki râvinin rivayetleri arasında da olabilir. Muztarib olarak nitelenen bir hadisin farklı rivayetlerinin arasını cem‘ (te’lîf) etmek ya da bu rivayetlerden birini, râvisinin hâfıza yönünden üstünlüğü veya hocasına olan yakınlığı gibi bir tercih sebebine dayanarak diğerine tercih etmek mümkün olursa ıztırâb ortadan kalkar ve hadis duruma göre mahfûz, ma‘rûf, şâz veya münker olarak adlandırılır.

Iztırâb çoğunlukla hadislerin senedinde, bazan da metninde veya her ikisinde birlikte olur. Seneddeki ıztırâb hadisin rivayetlerinden birinin mevsûl diğerinin mürsel olması, hem merfû‘ hem de mevkuf olarak nakledilmesi, bir rivayeti muttasıl iken diğerinin munkatı‘ olması, râvisi tarafından aynı sahabîden farklı zamanlarda farklı tâbiîler vasıtasıyla nakledilmesi, isnadlarından birinin fazla râvi içermesi, sika mı yoksa zayıf mı olduğu tam olarak tesbit edilemeyen bir râvisinin isminde ya da künyesinde ihtilâf edilmesi gibi suretlerde olur (İbn Hacer el-Askalânî, s. 576-577).

Metindeki ıztırâb, hadis metninin birbiriyle çelişen hükümler çıkarılmasına sebep olacak şekilde farklı rivayet edilmesiyle ortaya çıkar. Anlam ve hüküm bakımından çelişki oluşturmayan lafız farklılıkları ıztırâb kabul edilmemiş, mâna ile rivayet olarak değerlendirilmiştir. İlk anda muztarib olduğu düşünülen bazı metinler, lafızları ve sahâbî râvileri tamamen farklı olduğu için iki ayrı hadis kabul edilmiştir. Bazan da mecaza hamledilerek ya da umum-husus, ıtlak-takyid, icmal-tefsir vb. açılardan aradaki farklılığa işaret edilerek hadis metinlerindeki ıztırâb derecesine ulaşmayan ihtilâflar giderilmiştir (İbn Hacer el-Askalânî, s. 595-596). Muhaddisler çoğunlukla seneddeki ıztırâb üzerinde durmuş ve nâdiren bir hadisin metninde ıztırâb olduğuna hükmetmişler, bu işi daha ziyade fakihlere bırakmışlardır (, I, 315).

Iztırâb râvinin ilmî yönden yeterliliğini ifade eden zabt vasfındaki birtakım eksikliklerden kaynaklandığı için muztarib hadis genel olarak zayıf kabul edilir. Muztarib hadisin hadis usulü eserlerinde çoğunlukla bir zayıf hadis çeşidi olan muallel hadisten hemen sonra, kimi müellifler tarafından da muallel hadis ile birlikte ele alınması, ayrıca hadislerin sıhhatini zedeleyen kusurları (illet) ortaya koymak üzere yazılmış eserlerde (ilel) çok sayıda muztarib hadis örneğine rastlanması, ıztırâb ile hadis rivayetlerinde görülen illetler arasındaki yakınlık ve iç içeliği göstermektedir. Ancak bazı ıztırâb türleri hadisi zaafa uğratmamış, dolayısıyla muztarib olduğu söylenen bazı hadislerin aynı zamanda sahih veya hasen olarak kalabildiği de tesbit edilmiştir (Şemseddin es-Sehâvî, II, 73-74).

Rivayetle ilgili bir kavram olan muztarib, muhaddisler tarafından râvinin niteliğini belirlemek amacıyla yapılan cerh ve ta‘dîl değerlendirmesinde bir cerh lafzı olarak da kullanılmıştır. Nitekim zabt yönünden zayıf olduğu için rivayetlerinde ıztırâb bulunan râvi “muztaribü’l-hadîs” sözüyle tenkit (cerh) edilmiştir. Cerhin mertebelerinden ikincisinde yer alan bu lafız ile tenkit edilmiş bir râvinin hadisleri zayıf kabul edilse de aynı hadisin farklı yollardan rivayet edilip edilmediğini araştırmak amacıyla (i‘tibar) hadis kitaplarında kaydedilir.


BİBLİYOGRAFYA

, s. 93-95.

İbn Hacer el-Askalânî, en-Nüket ʿalâ Kitâbi İbni’ṣ-Ṣalâḥ ve Nüketi’l-ʿIrâḳī (nşr. Mâhir Yâsin el-Fahl), Riyad 1434/2013, s. 571-603.

Şemseddin es-Sehâvî, Fetḥu’l-muġīs̱ (nşr. Abdülkerîm b. Abdullah el-Hudayr ̶ Muhammed b. Abdullah Âlü Füheyd), Riyad 1436, II, 70-80.

Süyûtî, Tedrîbü’r-râvî (nşr. Muhammed Avvâme), Medine-Cidde 1437/2016, III, 384-403.

Ali el-Kārî, Şerḥu Şerḥi Nuḫbeti’l-fiker (nşr. M. Nizâr Temîm ̶ Heysem Nizâr Temîm), Beyrut, ts. (Dârü’l-Erkam), s. 481-485.

, Mukaddime, I, 312-317.

Ahmed b. Ömer b. Sâlim Bâzmûl, el-Muḳterib fî beyâni’l-mużṭarib, Cidde-Beyrut 1422/2001, s. 35-64.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2020 yılında Ankara’da basılan 31. cildinde, 422 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER