NÂSIRÜDDİN ŞAH

ناصر الدين شاه
NÂSIRÜDDİN ŞAH
Müellif: SUÂD PÎRÂ, OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nasiruddin-sah
SUÂD PÎRÂ, OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ, "NÂSIRÜDDİN ŞAH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nasiruddin-sah (24.01.2020).
Kopyalama metni
17 Temmuz 1831’de Tebriz yakınlarındaki Kuhnemîr’de doğdu. Babası Kaçar hânedanının üçüncü hükümdarı Muhammed Mirza Şah, annesi yine Kaçar hânedanına mensup Melik Cihan (Mehd-i Ulyâ) Hatun’dur. Beş yaşında veliaht tayin edilen Nâsırüddin Şah 1847’de amcasının yerine Azerbaycan valisi oldu. Babasının vefatının ardından Mirza Takī Han’ın desteğiyle Tebriz’de hükümdar ilân edildi (13 Eylül 1848). Ekim 1848’de Tebriz’den başşehir Tahran’a giden Nâsırüddin Şah’ın ilk icraatı Mirza Takī Han’ı atabek-i a‘zam unvanıyla sadâret makamına getirmek oldu. Takī Han’ın isyan ve karışıklıklar içinde çalkalanan ülkede merkezî otoriteyi hâkim kılmayı başararak hükümdarın gücünü arttırması, siyasî ve ekonomik menfaatleri zarar gören bazı saray mensuplarıyla Rusya ve İngiltere’yi rahatsız etti. Takī Han, Rusya ve İngiltere’nin desteğiyle bir komplo sonucu önce görevinden azledildi, ardından öldürüldü (1851). Nâsırüddin Şah onun yerine Mirza Akā Han Nûrî’yi (İ‘timâdüddevle) tayin etti. Bâbîler (Bahâîler) Bâb Mirza Ali Muhammed’in Nâsırüddin Şah’ın emriyle Tebriz’de kurşuna dizilmesinin (1850) intikamını almak amacıyla 15 Ağustos 1852’de Nîyâverân’da şaha karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir suikast girişiminde bulundular. Bu olayın ardından ülkede başta Bâbîler olmak üzere birçok kişi tutuklanıp öldürüldü. Bahâîliğin kurucusu Mirza Hüseyin Ali Nûrî ve baba bir kardeşi Subh-i Ezel Mirza Yahyâ en-Nûrî 1852 (veya 1853) yılında Bağdat’a, ulemânın şikâyeti üzerine 1863’te İstanbul’a, ertesi yıl da Edirne’ye sürgün edildi.

Mirza Akā Han’ın dış siyasette genişleme eğilimine bağlı olarak Merv ve Hîve Hanlığı’na karşı gerçekleştirdiği seferlerde kazandığı başarılardan sonra Nâsırüddin Şah kendini Nâdir Şah, Napolyon ve Deli Petro gibi büyük hükümdarlarla aynı seviyede görmeye başladı. Ancak Herat’ın ele geçirilmesine yönelik askerî harekâtın, sömürgesi Hindistan ile İran ve Rusya arasında tampon bir ülke oluşturmak isteyen İngiltere tarafından engellenmesi Nâsırüddin Şah’ı güç durumda bıraktı. Bûşehr İngilizler’in eline geçti (Aralık 1856). Şah, İngiltere ile 4 Mart 1857’de yapılan Paris Barış Antlaşması ile Afganistan’ı tanımayı ve Herat üzerindeki haklarından vazgeçmeyi kabul etti.

1858’de Mirza Akā Han’ı sadrazamlıktan azleden Nâsırüddin Şah, bu tarihten itibaren devlet işlerini bizzat üzerine alarak önemli idarî reformlar gerçekleştirdi. Bir yıl sonra, altı bakandan oluşan bakanlar kurulu ile (Meclis-i Şûrâ-yı Vüzerâ) önemli devlet işlerini yürütmek için on bir üyeli yeni bir kurul (Meclis-i Şûrâ-yı Devletî) oluşturuldu. Ayrıca ülkenin kalkınmasını sağlamak üzere Îsâ Han İ‘timâdüddevle başkanlığında Maslahathâne teşkil edildi. 1874 yılında halkın şikâyetlerinin toplandığı “adalet sandığı” denilen sandıklar ve daha sonra Vezâret-i Umûr-i Kişver ve Vezâret-i Umûr-i Leşker adıyla iki yeni bakanlık kuruldu (1877).

1867’de Horasan, 1869’da Gîlân ve 1870’te Bağdat’a giden şah, yakın çevresi ve şehzadelerin teşvikiyle 1873 yılı ilkbaharında Avrupa seyahatine çıktı. Moskova, Saint Petersburg, Varşova, Berlin, Bürüksel, Paris, Londra, Milano, Viyana ve İstanbul gibi önemli şehirleri ziyaret etti. Yaklaşık beş ay süren bu seyahati sırasında İran’la İngiltere arasındaki ilişkileri yeniden canlandırma imkânı buldu. Sîstan’la ilgili sınır meselesini çözdü. Ekonomik alanda İngiliz-İran yakınlaşmasına zemin hazırladı. İran’ın Avrupa karşısında geri kalmışlığına bizzat şahit olarak ülkesine döndüğünde modernleşme yolunda ilk ciddi teşebbüsleri başlattı. Nâsırüddin Şah 1878 ve 1889 yıllarında iki defa daha Avrupa’ya gitti. Bu seyahatlerin sağladığı yakınlaşma İran ile Rusya ve İngiltere arasında bazı ticarî anlaşmaların yapılmasına katkıda bulundu. Kârûn nehrinde gemi işletmesi, tütün anlaşması, Tahran-Rey demiryolu, Bank-i Şâhenşâhî-yi Îrân’ın kurulması, Aşkābâd-Meşhed ve Hürremşehr-Tahran yolları imtiyazı bunlar arasında zikredilebilir. Nâsırüddin Şah’ın bilhassa üçüncü Avrupa seyahati esnasında İngilizler’e verdiği tütün imtiyazı ülkede ciddi bir rahatsızlık meydana getirdi. Ulemânın başını çektiği muhalefetin tepkisi sonucu şah geri adım atarak imtiyazı kaldırmak zorunda kaldı.

İktidarının ellinci yılı kutlamalarına hazırlandığı bir sırada Nâsırüddin Şah, 1 Mayıs 1896 tarihinde Rey yakınlarındaki Şah Abdülazîm Türbesi’nde Mirza Rızâ-yi Kirmânî tarafından gerçekleştirilen bir suikast neticesinde öldürüldü ve aynı yere defnedildi.

Edebiyata karşı özel ilgi duyan Nâsırüddin Şah şiirle de meşgul olmuştur. Mirza Ebü’l-Kāsım b. Ali Ekber Râcî-yi İsfahânî Ḥaḳāyıḳ-ı Nâṣırî adıyla da bilinen Ḥaḳāyıḳu’n-nebeviyye ve’l-ʿAleviyye adlı manzum eserini (Tahran 1279, 1286) Nâsırüddin Şah’a takdim etmiştir.

Nâsırüddin Şah döneminde İran ile Avrupa devletleri arasında siyasî, ticarî ve kültürel alanda yakın ilişkiler kurulması Avrupa devletlerinin İran üzerindeki etki, nüfuz ve imtiyazlarının artmasına sebep olmuş, bu durum yabancı nüfuzuna ve monarşiye bir tepki şeklinde ülkede özgürlükçü hareketlerin doğmasına ve İran Meşrutiyet Hareketi’ne zemin hazırlamıştır. İran’da ilk üniversite Nâsırüddin Şah devrinde açılmış, telgrafhâne ve bazı fabrikalar da yine bu dönemde kurulmuştur. Avusturyalı öğretmen ve Rus subaylarının katkısıyla ordunun yeniden yapılandırılması da bu devirde gerçekleştirilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Rûznâme-yi Ḫâṭırât-ı Nâṣırüddîn Şâh be-ʿAtebât-i ʿÂliyât (nşr. M. Rızâ Abbâsî – Pervîz Bedîî), Tahran 1372/1993, tür.yer.; Rûznâme-yi Ḫâṭırât-ı Nâṣırüddîn Şâh der Sefer-i Düvvüm-i Firengistân (nşr. Fâtıma Kāzîhâ), Tahran 1373/1994, tür.yer.; Rûznâme-yi Ḫâṭırât-ı Nâṣırüddîn Şâh der Sefer-i Sivvüm-i Firengistân (nşr. M. İsmâil Rızvânî – Fâtıma Kāzîhâ), Tahran 1373/1994, I-III, tür.yer.; Rûznâme-yi Ḫâṭırât-ı Nâṣırüddîn Şâh der Sefer-i Evvel-i Firengistân (nşr. Fâtıma Kāzîhâ), Tahran 1377/1998, tür.yer.; J. E. Polak, Sefernâme-i Pûlâk: Îrân ve Îrâniyân (trc. Keykâvûs Cihândârî), Tahran 1368/1989, s. 74-299; Süleyman Nazif, Nâsırüddin Şah ve Bâbîler, İstanbul 1342/1923, tür.yer.; Mehdî Bâmdâd, Şerḥ-i Ḥâl-i Ricâl-i Îrân, Tahran 1357/1978, IV, 246-329, 363-379; Shaul Bakhash, Iran: Monarchy, Bureaucracy and Reform under the Qajar: 1858-1896, London 1978, s. 261-293, 305-358; M. Ca‘fer Hûrmûcî, Ḥaḳāʾiḳu’l-aḫbâr-i Nâṣırî Târîḫ-i Ḳācâr (nşr. Seyyid Hüseyin Hidîvcem), Tahran 1363/1984, tür.yer.; Hamid Algar, Dîn u Devlet der Îrân (trc. Ebü’l-Kāsım Sırrî), [baskı yeri yok] 1369 hş. (İntişârât-ı Tûs), s. 195-328; Heinz-Georg Migeod, Die Persische Gesellschaft unter Nāṣiru’d-Dīn Sāh (1848-1896), Berlin 1990; M. Reza Nasiri, Nâsıreddin Şah Zamanında Osmanlı-İran Münasebetleri (1848-1896), Tokyo 1991, tür.yer.; Abdullah Müstevfî, Şerḥ-i Zindegânî-yi Men Yâ Târîḫ-i İctimâʿî ve İdârî-yi Devre-i Ḳācâriyye, Tahran 1371 hş., I-III, tür.yer.; A. J. Abraham, The Awakening of Persia: The Reign of Nasr al-Din Shah (1848-1896), Berrien Springs 1992; Abbas Amanat, Pivot of the Universe: Nasir al-Din Shah Qajar and the Iranian Monarchy (1831-1896), Berkeley 1997; a.mlf., “Nāṣir al-Dīn S̲h̲āh”, EI2 (İng.), VII, 1003-1006; a.mlf., “Eʿtemād al-Dawla”, EIr., VIII, 658-662.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 405-406 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.