NEV‘Î

نوعي
NEV‘Î
Müellif: NEJAT SEFERCİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nevi--divan-sairi
NEJAT SEFERCİOĞLU, "NEV‘Î", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nevi--divan-sairi (21.11.2019).
Kopyalama metni
940 (1533-34) yılında Malkara’da doğdu. Adı Yahyâ’dır. Babası Pîr Ali, Ankara’dan gelip Malkara’ya yerleşmiş olan Nasuh Halife’nin oğludur. Annesi, Muhammediyye müellifi Yazıcıoğlu Mehmed’in soyundan gelir. Bir Halvetî şeyhi olan Pîr Ali önce Şeyh Bâyezîd-i Rûmî’ye, ardından İbrâhim Gülşenî’ye intisap etmiş, Malkara’da Turhan Bey Camii imamlığı ve sıbyan mektebi muallimliği yapmış, 952 (1545) yılında vefat edince ders verdiği mektebin hazîresine gömülmüştür (Nev‘îzâde Atâî, s. 68). İlk eğitimini tasavvuf konusunda yetişkin bir zat olan babasından alan Nev‘î, 957’de (1550) İstanbul’a giderek “Ahaveyn” diye bilinen iki kardeşten Karamanî Ahîzâde Ahmed Efendi’nin Dâvud Paşa Medresesi’nde ve Mehmed Efendi’nin Sahn’daki derslerine devam etti. Bu sırada Hoca Sâdeddin, Bâkî, Remzîzâde, Hüsrevzâde, Üsküplü Vâlihî, Edirneli Mehmed Mecdî, Cevrî ve Camcızâde gibi geleceğin önemli simaları olacak şairlerle arkadaşlık kurdu (a.g.e., s. 419). Ahîzâde Mehmed Efendi’ye büyük saygı ve bağlılık gösteren Nev‘î hocasının Edirne’deki Beyazıt Medresesi’ne tayini üzerine onunla beraber gitti (962/1555), yine hocasının Süleymaniye Medresesi’ne tayiniyle İstanbul’a dönerek mülâzım oldu (970/1563). Gelibolu’daki Balaban Paşa ve Mesih Paşa medreseleri müderrisliğine gönderilen Nev‘î (973/1566) 980’de (1572) İstanbul’da Şahkulu, ardından Murad Paşa, Câfer Ağa, bir yıl sonra da Mihrimah Sultan medreselerinde müderrislik yaptı. 993’te (1585) evlendi. İki yıl sonra tayin edildiği Çınarlı Medresesi’ndeki müderrisliği 998’e (1590) kadar sürdü. Aynı yıl Bağdat kadılığına gönderilmişse de hiç istemediği bu göreve gitmeden III. Murad tarafından Şehzade Mustafa’nın hocalığına getirildi. Bâyezid, Osman ve Abdullah adlı şehzadelerin de katıldığı bu dersler (a.g.e., s. 419) şehzadelerin öldürüldüğü 1003 (1595) yılına kadar devam etti. Daha sonra almakta olduğu maaşa ilâveten kendisine kazasker emekli maaşı bağlandı, ayrıca kayınpederi Nişancı Mehmed Bey’in kurduğu medresenin 50 akçelik yevmiyesi de verildi. 30 Zilkade 1007 (24 Haziran 1599) tarihinde vefat edince Şeyh Vefâ Camii hazîresinde Şeyh Şâban Efendi’nin yanına defnedildi (a.g.e., s. 421). Yüksek seviyede tasavvuf terbiyesi almış bir şair olan Nev‘î, III. Murad’ın yakın ilgisini görmüş, sultandan başka hiç kimseden armağan kabul etmemiş, dünya nimetlerine değer vermediği için eline geçen bütün servetini ihtiyaç sahiplerine dağıtmış, öldüğünde hiçbir varlığı çıkmadığı için cenaze masrafları padişah tarafından karşılanmıştır (a.g.e., s. 422).

Kaynaklar Nev‘înin ilim ve fazilet sahibi bir şair olduğu konusunda birleşir ve onun rind edalı, dervişmeşrep, tasavvufa, zühd ve takvâya mütemayil bir zat olduğunu ifade eder (Âşık Çelebi, vr. 140b; Ahdî, vr. 189b; Kınalızâde, II, 1008-1009). Daha on yaşında iken babasının telkiniyle zikre başlamış, önce Sarhoş Bâlî Efendi’ye intisap etmiş, ardından Kurt Mehmed Efendi’ye mürid olmuş, daha sonra da Şeyh Şâban Efendi’den feyiz almıştır. Tasavvuf terbiyesinin izleri şiirlerinde görülen Nev‘î, Arapça ve Farsça’ya hâkim, atasözü ve deyimleri şiirlerinde ustalıkla kullanan bir şairdir. Kendisinin de ifade ettiği gibi sanat göstermeye düşkün değildir. Özellikle gazellerinde sade bir dil ve külfetsiz, akıcı bir söyleyiş görülür. Kasidelerinin nesîb bölümleri renkli hayal ve benzetmelerle örülmüştür. Şehzade Mehmed’in sünnet düğünü münasebetiyle yazdığı “Sûriyye”si de çok meşhur olmuştur (Olgun, s. 3-12; ayrıca bk. tür.yer.). Samimi ve aşk dolu bir şair olan Nev‘î, divan şiirinin zirveye ulaştığı ve İran şiirini taklitten kurtularak kendi benliğine kavuştuğu XVI. yüzyılın ihmal edilemeyecek önemli şairlerindendir.

Eserleri. A) Manzum Eserleri. 1. Divan. İstanbul kütüphanelerinde bulunan bazı nüshaları (Nuruosmaniye Ktp., nr. 4957; Süleymaniye Ktp., Lala İsmâil, nr. 447; Divan Edebiyatı Müzesi, nr. 157; TSMK, Revan Köşkü, nr. 780, 1966; İÜ Ktp., TY, nr. 1532, 9812, İbnülemin, nr. 2606) ve Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu nüshası ile İstanbul kütüphanelerindeki şiir mecmualarında Nev‘î’ye ait şiirler karşılaştırılarak Mertol Tulum ve M. Ali Tanyeri tarafından tenkitli metni yayımlanmıştır (bk. bibl.). Bu basımda altısı ıydiyye olmak üzere elli sekiz kaside, bir tarih, bir mesnevi, dört terkibibend, dört terciibend, bir müsemmen, iki müseddes, bir tesdîs, iki tahmîs, bir muhammes, dört murabba, 559 gazel, seksen iki mukatta‘, on bir rubâî ve on yedi müfred yer alır. İki kaside ile bir tahmîs ve iki gazel Farsça’dır. Nev‘î divanıyla ilgili olarak dört lisans, üç yüksek lisans (Rıdvan Uzel, Nev’î Divanı’nda Bitkiler, Ankara 1981, Hacettepe Üniversitesi) ve üç doktora tezi (M. Nejat Sefercioğlu, Nev’î Divanı’nın Tahlili, Ankara 1984; Sabahat Deniz, Onaltıncı Yüzyıl Şairlerinden Bakî, Fuzûlî, Hayalî, Nev’î ve Yahya Divanları’nda Kozmik Unsurlar, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1992; Nuray Şimşek [Kartal], XVI. Yüzyıl Bazı Dîvan Şairlerinin Türkçe Divanlarında Bitkiler: Baki, Fuzulî, Hayali Beğ, Nev’î, İstanbul 1994) hazırlanmıştır. 2. Tercüme-i Hadîs-i Erbaîn. Nev‘î’nin Gelibolu’da Mesih Paşa müderrisi iken 977 (1569) yılında kaleme aldığı kırk hadis tercümesidir. Bir kısmı Molla Câmî’den alınan, bir kısmı da yaygın olarak bilinen hadisler konularına göre dört bölümde toplanarak kıta şeklinde tercüme edilmiştir. Bilinen tek nüshası Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nde kayıtlı olan (Kemankeş, nr. 50, vr. 5a-10a) eser üzerine iki yüksek lisans tezi hazırlanmıştır (Gülçin Aras, Nev’î’nin Nevâ-yı Uşşak ve Tercüme-i Hadîs-i Erbaîn Adlı Eserleri, 1997, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü; Semra Köse, Nev’î’nin Nevâ-yı Uşşâk, Tercüme-i Hadîs-i Erbaîn ve Faslün fî Fazîleti’l-Işk Adlı Eserleri, 2001, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü). 3. Hasb-i Hâl. Tasavvuf konusunda yazılmış 800 beyit civarında bir mesnevidir. Nüshaları nâdir bulunan eser (İÜ Ktp., TY, nr. 2992; TSMK, Revan Köşkü, nr. 818, vr. 76b-112b; Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, nr. 1104, 1105, 1106) Nev‘î’nin şeyhi Bâlî Efendi’nin işaretiyle yazılmış ve III. Murad’a takdim edilmiştir (Nev‘îzâde Atâî, s. 423). Tasavvufun belli başlı esaslarının otuz altı başlık altında anlatıldığı eser üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır (Hande Özer, Nev’î’nin Hasb-i Hâl’i, 1995, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Kaynaklarda bunlardan başka Nev‘î’nin Gevher-i Râz, Leylâ ve Mecnûn, Terceme-i Kıssa-i Mûsâ ve Hızır, Münâzara-i Tûtî bâ-Zâğ adlı mesnevilerinin bulunduğundan bahsedilmektedir. Agâh Sırrı Levend’in Millet Kütüphanesi’nde (nr. 1104) bulunduğunu bildirdiği (Türk Edebiyatı Tarihi, I, 142) Gevher-i Râz Nev‘î’nin Hasb-i Hâl adlı eseridir. Aynı kütüphanede kayıtlı olan (nr. 1105, 1106) kitaplar da Hasb-i Hâl nüshalarıdır. Fehmi Ethem Karatay’ın Nev‘î’ye nisbet ettiği (Türkçe Yazmalar, I, 129) Leylâ vü Mecnûn ise Fuzûlî’ye aittir. Ancak bu yazmanın 75b-112b yaprakları arasında Nev‘î’nin Hasb-i Hâl adlı mesnevisi yer almaktadır.

B) Mensur Eserleri. 1. Keşfü’l-hicâb min vechi’l-kitâb. Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin Fuṣûṣü’l-ḥikem’inin tercümesidir. Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar yirmi yedi peygamber adına yirmi yedi “fass”a ayrılan eserde tasavvufun en ihtilâflı ve karmaşık meseleleri açık bir dille anlatılmış ve yer yer güzel şiirlerle süslenmiştir. Nev‘î bu tercümesini III. Murad’ın ve onun yakınlarından Zeyrek Ağa’nın teşviki ve Şeyh Şâban Efendi’nin himmetiyle 1002 (1593) yılında tamamlamıştır. Eserde Cendî, Dâvûd-i Kayserî ve Molla Câmî’nin şerhlerinden yararlanılmıştır (Nev‘îzâde Atâî, s. 423). Kütüphanelerde birçok nüshası bulunan eserin (Süleymaniye Ktp., Hâlet Efendi, nr. 208, Kılıç Ali Paşa, nr. 582; Köprülü Ktp., nr. I/715; TSMK, Emanet Hazinesi, nr. 1252, Revan Köşkü, nr. 488; Hacı Selim Ağa Ktp., nr. 476) hacmi nüshalara göre 250-300 varak arasında değişmektedir. 2. Netâyicü’l-fünûn ve mehâsinü’l-mütûn. Nev‘î’nin hemen her kütüphanede nüshaları bulunan ve tarih, hikmet, hey’et, kelâm ve usûl-i fıkıh, hilâf, tefsir, tasavvuf, rüya, remil, efsun ve tıp, felâhat-nücûm, fal ve zîc gibi on iki fenni içine alan küçük hacimli ansiklopedik bir çalışmadır (İÜ Ktp., TY, nr. 3805, 4329, 4330, 4332, 4333, 4334, 5001/2; TSMK Revan Köşkü, nr. 1077, 2046/5; British Museum, Add, nr. 7898; Bibliothek Nationale, AF, nr. 44, Suppl., nr. 197; Süleymaniye Ktp., Serez, nr. 3825/I, Tırnovalı, nr. 1865/I; Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emîr Hoca, nr. 535). III. Murad’a takdim edilen eser üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır (Nadir İlhan, Nev’î Efendi: Netâyicü’l-fünûn ve Mehâsinü’l-mütûn: Giriş-Metin-Dizinler, 1992, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü). Eser ayrıca Ömer Tolgay tarafından İlimlerin Özü adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 1995). 3. Nevâ-yı Uşşâk. Nev‘î’nin küçük fakat önemli çalışmalarından biridir. Bir kıtayla başlayan bu münâcât Sinan Paşa’nın Tazarrunâme’si üslûbunda yazılmıştır (İÜ Ktp., TY, nr. 3958; Süleymaniye Ktp., Nâfiz Paşa, nr. 2058/5, Hasan Hüsnü Paşa, nr. 795, Hacı Mahmud Efendi, nr. 2839/1). Gülçin Aras ve Semra Köse eser üzerinde birer yüksek lisans tezi hazırlamıştır (yk.bk.). 4. Faslun fî fazîleti’l-ışk. Aşkın mahiyeti ve âşıkların çektiklerini anlatan küçük hikâye ve şiirlerle süslenmiş on üç sayfalık bu risâlenin Nevâ-yı Uşşak’ın (İÜ Ktp., TY, nr. 3958) sonunda yer alan bir nüshası bilinmektedir (Diriöz, VII [1977], s. 91). Eser üzerinde Semra Köse yüksek lisans çalışması yapmıştır (yk.bk.). 5. Fezâilü’l-vüzerâ ve hasâilü’l-ümerâ. Devlet idaresinde vezirin önemini anlatan on dört sayfalık bir risâledir (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2893). Mukaddimeden sonra “adâlet” redifli bir kaside yer alır (a.g.e., VII [1977], s. 91). 6. Risâle-i Şikâyet-i Rûzigâr. Fezâilü’l-füzalâ ve hasâilü’l-ümerâ’nın sonunda yer alan bu dört sayfalık risâle de tahminen Sinan Paşa için yazılmıştır (a.g.e., VII [1977], s. 91). 7. Sinan Paşa’ya Mektup. Sadrazam Sinan Paşa’nın, “Şair ehl-i ilm olmaz” sözü üzerine yazılan ve şiirin bir ilim sayıldığı, gerçek şairlerin aynı zamanda ilim sahibi olduklarını, Hz. Peygamber’in şiiri ve şairleri sevdiğini anlatan mektubun metni Nev‘î’nin oğlu Atâî’nin eserinde yer almaktadır (Nev‘îzâde Atâî, s. 324-325). 8. Tercüme-i Münşeât-ı Hâce-i Cihân. Bilinen tek nüshası British Museum’dadır (Or. nr. 7701; bk. İA, IX, 225). 9. Gül-i Sadberg. Şairin divanında da yer alan dinî-tasavvufî hikmet ve öğütlerle dolu bu kaside ayrı bir eser hüviyetinde görünmektedir (bk. DİA, XIV, 225).

Nev‘î’nin Muḥaṣṣılü’l-kelâm (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2352), Şerḥ-i Risâle-i Ḳudsiyye, Şerḥu Heyâkilü’n-nûr, Risâle-i Manṭıḳ (İÜ Ktp., TY, nr. 1725), Risâletü’l-kelâmiyye (Süleymaniye Ktp., İbrâhim Efendi, nr. 860/22) gibi Arapça kitapları da vardır. Nev‘îzâde Atâî babasının tefsir, kelâm, tasavvuf, akaid, mantık vb. konularda otuzdan fazla eserinin bulunduğunu kaydederse de (Zeyl-i Şakāik, s. 421) bunların çoğu henüz ele geçmemiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Nev’î, Divan (haz. Mertol Tulum – M. Ali Tanyeri), İstanbul 1977, hazırlayanların girişi, s. VII-XIII; a.mlf., İlimlerin Özü (nşr. Ömer Tolgay), İstanbul 1995, s. 18; Âşık Çelebi, Meşâirü’ş-şuarâ, vr. 140b-141a; Ahdî, Gülşen-i Şuarâ, Millet Ktp., Ali Emîrî, Tarih, nr. 774, vr. 189b; Beyânî, Tezkire, İÜ Ktp., TY, nr. 2568, vr. 95a-96a; Kınalızâde, Tezkire, II, 1008-1011; Kafzâde Fâizî, Zübdetü’l-eş‘âr, İÜ Ktp., TY, nr. 3289, vr. 74b-79a; Riyâzî, Riyâzü’ş-şuarâ, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3724, vr. 143a-b; Kâtib Çelebi, Fezleke, I, 120 vd.; Rızâ, Tezkire, İstanbul 1326, s. 96; Hammer, GOD, III, 108; Nev‘îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik, İstanbul 1268, s. 68, 324-325, 418-427; Muallim Nâci, Esâmî, İstanbul 1308, s. 329 vd.; Gibb, HOP, III, 173; Sicill-i Osmânî, IV, 634; Osmanlı Müellifleri, II, 437-439; Fâik Reşâd, Eslâf, İstanbul 1311, I, 29-31; İbrahim Necmi [Dilmen], Târîh-i Edebiyyât Dersleri, İstanbul 1338, I, 112 vd.; Sadettin Nüzhet [Ergun], Tanzimat’a Kadar Muhtasar Türk Edebiyatı Tarihi ve Nümuneleri, İstanbul 1931, s. 229-230; Tâhir Olgun, Şâir Nev’î ve Sûriyye Kasidesi, İstanbul 1937, s. 3-12; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 531; Mehmet Nail Tuman, Tuhfe-i Nâilî, Millî Ktp., nr. 611, II, 1113-1114; Karatay, Türkçe Yazmalar, I, 129; Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara 1973, I, 142, 166, 285, 294, 298, 300; Mustafa Nejat Sefercioğlu, Nev’î Dîvânı’nın Tahlîli, Ankara 1990, s. 1-19; Nadir İlhan, “Nev’î Efendi: Netâyicü’l-Fünûn ve Mehâsinü’l-Mütûn”, Tuncer Gülensoy Armağanı (haz. Ahmet Buran), Kayseri, ts. (Bizim Gençlik Yayınları), s. 254-259; Fahri Unan, “XVI. Yüzyıl Ulemâsından Nev’î Efendi’ye Göre Osmanlılarda İlim ve Âlim Anlayışı”, Uluslararası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi, Bildiriler (haz. Alâaddin Aköz v.dğr.), Konya 2000, s. 257-266; Muʿcemü’l-maḫṭûṭâti’l-mevcûde fî Mektebâti İstânbûl ve Anâtûlî (haz. Ali Rıza Karabulut), [baskı yeri ve tarihi yok], III, 1653-1654; Meserret Diriöz, “Nev’î”, TD, VII (1977), s. 83-102; Harun Tolasa, “Divan Şairlerinin Kendi Şiirleri Üzerindeki Düşünce ve Değerlendirmeleri”, TDEAD, sy. 1, İzmir 1982, s. 15-47; Cemal Kurnaz, “Necâtî Beğ, Ahmed Paşa, Hayalî Beğ ve Nev’î Divanlarındaki Teşbih ve Mecaz Unsurları”, TKA, XXV/1 (1987), s. 127-173; Tunca Kortantamer, “Nev’î Efendi’nin Sadrazam Sinan Paşa’ya Ders Veren Bir Mektubu”, Osm.Ar., sy. 11 (1991), s. 215-228; İ. Hakkı Aksoyak, “Nev‘î’nin Bilinmeyen Şiirleri”, Erciyes, XX/229, Kayseri 1997, s. 17-18; İ. Çetin Derdiyok, “Nev’î’nin Gül-i Sad-berg’i”, TK, XXXVIII/449 (2000), s. 524-533; Abdülkadir Erkol, “Divan Edebiyatı’nda Hazaniyye ve Nev’î’nin ‘Hazaniyye-i Latîfe’, İsimli Kasidesi”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, sy. 18, Erzurum 2001, s. 107-152; Erol Çöm, “Nev’î Divanında Günlük Hayat”, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, sy. 11, Konya 2002, s. 201-222; Hasibe Mazıoğlu, “Nev’î’nin Hayatı ve Kişiliği”, JTS, XXVIII/1 (2004), s. 137-167; Abdülkadir Karahan, “Nev’î”, İA, IX, 224-226; a.mlf., “Nev’î”, TA, XXV, 214-215; F. Babinger, “Newʿī”, EI2 (İng.), VIII, 8-9; “Nev’î”, TDEA, VII, 42-43.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 33. cildinde, 52-54 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.