NÎSÂBÛRÎ, Selmân b. Nâsır

سلمان بن ناصر النيسابوري
Müellif:
NÎSÂBÛRÎ, Selmân b. Nâsır
Müellif: İLYAS ÇELEBİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nisaburi-selman-b-nasir
İLYAS ÇELEBİ, "NÎSÂBÛRÎ, Selmân b. Nâsır", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nisaburi-selman-b-nasir (17.09.2019).
Kopyalama metni
Nîşâbur’da doğdu. Tabakat müelliflerinden Yâfiî ve Musannif adını Süleyman olarak kaydeder (Mirʾâtü’l-cenân, III, 203; Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, vr. 22a). Ergıyân’a nisbeti dolayısıyla Ergıyânî diye de anılır (Ziriklî, III, 170-171). Abdülgāfir el-Fârisî onu üçüncü tabaka Şâfiî âlimleri arasında göstermekte, sûfî, zâhid ve döneminin değerli bir şahsiyeti olduğunu, evini irşad yurdu haline getirdiğini belirtir (Târîḫu Nîsâbûr, s. 386-387). Nîsâbûrî bir müddet Nîşâbur’da Abdülkerîm b. Hevâzin el-Kuşeyrî’den ders okuduktan sonra Hicaz’a gitti. Orada Abdülgāfir el-Fârisî ve Ebû Abdurrahman Tâhir eş-Şahhâmî gibi ikinci tabakaya mensup Şâfiî âlimlerinden ders aldı ve rivayette bulundu. Hicaz’dan Bağdat’a döndü, ardından Dımaşk’a geçti. Abdülgāfir el-Fârisî onun Dımaşk’ta iken (457/1065) Muhammed b. Mekkî el-Ezdî’den ders okuduğunu ve semâ yoluyla rivayette bulunduğunu kaydetmektedir (a.g.e., s. 386-387). Daha sonra tekrar Nîşâbur’a dönerek İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî’den usûlü’d-dîn ve fıkıh dersleri aldı. Bir müddet Horasan’da kalan Nîsâbûrî, Fazlullah b. Ahmed el-Mihyenî (Mihenî), Kerîme el-Merrûziyye ve Ebû Sâlih el-Müezzin gibi âlimlerden faydalandı ve hadis rivayet etti. Kendisinden de Ebü’l-Muzaffer İbnü’s-Sem‘ânî gibi âlimler rivayette bulunmak üzere icâzet aldı. Kaynaklarda Nîsâbûrî’nin tefsir ve usul ilimlerinin ileri gelenlerinden sayılması yanında döneminin seçkin bir şahsiyeti olduğu, ince tefekküre ve yumuşak bir üslûba sahip bulunduğu, ifade tarzındaki eksikliklere rağmen anlaşılması zor konulara kolayca nüfuz ettiği, önde gelen kelâm âlimlerinin usul yöntemlerine vukuf kesbettiği, mânevî hayatının maddî yaşantısından daha zengin olduğu, dinî salâbetine güvenilerek Nîşâbur Nizâmiyesi’ndeki kütüphanede kalmasına izin verildiği kaydedilir (a.g.e., a.y.; Bedrân, VI, 213-214). Tabakat kitapları Nîsâbûrî’yi “sûfî fakih” ve “sûfî mütekellim” diye nitelemektedir. Muhtemelen bu telakkinin bir yansıması olarak bazı kaynaklarda onun cinlerle konuştuğu, onlara vaaz ve nasihatlerde bulunduğu şeklindeki bilgilere rastlanmaktadır (Sübkî, VII, 96-99). Nîsâbûrî, Şâfiî fıkhı ve Eş‘arî kelâmında temayüz etmiş kişilerdendi (Abdülgāfir el-Fârisî, s. 386-387). Ebû Muhammed İbn Asâkir, Bağdat’ta Ebû Bekir Muhammed b. Abdullah b. Habîb el-Âmirî’den Nîsâbûrî hakkında övgü dolu sözler dinlediğini ve kendisinden bir hadis rivayet ettiğini kaydetmektedir. Nîsâbûrî Nîşâbur’da vefat etti (Dâvûdî, I, 193-194).

İbn Kādî Şühbe’nin nakline göre Râfiî, onun Ebû İshak el-İsferâyînî’nin aynı anda değişik iki yerde iki devlet başkanının olabileceği şeklindeki görüşünü el-Ġunye adlı eserinde benimsediğini kaydetmektedir (Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 283-284). Sübkî ve İbnü’l-İmâd ise Nîsâbûrî’nin Şerḥu’l-İrşâd’da, her türlü günahtan tövbe etmenin gerekli olduğunu söyleyen Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî ile bütün günahlardan değil sadece büyüklerinden tövbe etmenin vâcip olduğunu savunan Ebû Hâşim el-Cübbâî arasındaki ihtilâfta Eş‘arî’yi desteklediğini ve Ebû Hâşim’in bu hususta icmâa aykırı hareket ettiği yolunda görüş belirttiğini söylemektedir (Ṭabaḳāt, VII, 96-99; Şeẕerât, IV, 34).

Eserleri. Kaynaklarda Nîsâbûrî’nin kelâm, tefsir ve fıkıh ilimlerinde eser telif ettiği belirtilmekle birlikte bunlardan sadece ikisi günümüze ulaşmıştır. 1. el-Ġunye fi’l-kelâm. Bilinen tek nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan (III. Ahmed, nr. 1916) ve otuz altı fasıldan (kavil) oluşan kitabın muhtevasını beş bölüm halinde incelemek mümkündür. Yirmi beş faslı içeren birinci bölümde bilgi konusundan başlamak üzere genelde Mâtürîdî’den itibaren klasik kelâm eserlerinde görülen bahisler işlenmiş, rü’yetullah ve kader konularına da burada yer verilmiştir. Dört fasılda nübüvvet, otuzuncu fasılda da sem‘iyyât meseleleri anlatılmıştır. Ardından gelen dört fasılda ruh, va‘d ve vaîd, sevap ve ikāb, esmâ ve ahkâm konuları ele alınmış, son iki fasılda imâmet meselesi incelenmiştir. Nîsâbûrî’nin bu eserinde, kelâm kitaplarında çok az görülen insan ve onunla ilgili meselelerle tövbe ve ruh gibi konulara yer vermesi, bazı konuları genişçe işlemesi (illet-ma‘lûl konusuna yirmi bir fasıl ayırmıştır) dikkati çekmektedir. Eserde atıfta bulunulan şahıslar arasında Ehl-i sünnet’e dair konularda İbn Küllâb el-Basrî, Ebü’l-Abbas el-Kalânisî, Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî (Şeyhunâ), Ebû İshak el-İsferâyînî (Üstâz) ve Bâkıllânî; Mu‘tezile’ye dair konularda Nazzâm, Ebü’l-Kāsım el-Belhî (Kâ‘bî), Ebû Ali el-Cübbâî ve Ebû Hâşim el-Cübbâî; dille ilgili konularda ise Sîbeveyhi göze çarpmaktadır. 2. Şerḥu’l-İrşâd. Hocası Cüveynî’nin el-İrşâd’ına yazdığı şerh olup iki cüzden oluşmaktadır. İkinci cüzün bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlıdır (Lâleli, nr. 2247). Bu nüsha el-İrşâd’ın “Ef‘âl-i ibâd” (el-Kavl fî halkı’l-a‘mâl) bölümü ile başlamakta, “Bâbü’l-iâde” bölümünde son bulmakta ve asıl kitabın yarısına yakın bir kısmını oluşturmaktadır. Müellif ele aldığı konuları sadece Ehl-i sünnet açısından değil diğer mezhepler, felsefî akımlar ve dinler açısından da incelemekte, Havâric, Mu‘tezile, Müşebbihe ve Kerrâmiyye gibi ekollerin, ashâb-ı heyûlâ, tabâiiyye, müneccime gibi felsefî akımların, Hıristiyanlık, Seneviyye, Mecûsîlik gibi dinlerin görüşlerine yer vermekte ve eleştirilerde bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Abdülgāfir el-Fârisî, Târîḫu Nîsâbûr: el-Münteḫab mine’s-Siyâḳ (nşr. M. Kâzım el-Mahmûdî), Kum 1362 hş., s. 386-387; İbn Asâkir, Tebyînü keẕibi’l-müfterî, s. 307; Safedî, el-Vâfî, XV, 314; Yâfiî, Mirʾâtü’l-cenân, III, 203; Sübkî, Ṭabaḳāt (Tanâhî), VII, 96-99; İbn Kādî Şühbe, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 283-284; Süyûtî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn (nşr. Ali Muhammed Ömer), Kahire 1396/1976, s. 52; Dâvûdî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn, I, 193-194; Musannif, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, İSAM Ktp., nr. 83296, vr. 22a; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, IV, 34; Bedrân, Tehẕîbü Târîḫi Dımaşḳ, VI, 213-214; Ziriklî, el-Aʿlâm, III, 170-171; Nüveyhiz, Muʿcemü’l-müfessirîn, s. 213.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 33. cildinde, 141-142 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.