NİZAMŞÂHÎLER

NİZAMŞÂHÎLER
Müellif: IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 02.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nizamsahiler
IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI, "NİZAMŞÂHÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nizamsahiler (02.06.2020).
Kopyalama metni
Behmenî Sultanı Mahmud Şehâbeddin’in vekili Hasan Nizâmülmülk Bahrî’nin oğlu Melik Ahmed tarafından kurulmuştur. Melik Ahmed, 1489 yılında Mahmud Şehâbeddin’in tahrikleri sonucu babasının öldürülmesi yüzünden ayaklanarak Maharaştra’da babasının iktâı olan Junnar ve civarını ele geçirdi. Üzerine gönderilen Behmenî ordusunu Nikepûr’da bozguna uğratıp başkumandan Cihangir Han ve diğer komutanları öldürttü. Bu zaferin ardından Nizamşah Bahrî unvanıyla adına hutbe okutarak bağımsızlığını ilân etti (895/1490).

Melik Ahmed bir süre sonra Nizamşah Bahrî unvanını kullanmamayı uygun buldu. Bu durum Behmenî Sultanı Mahmud Şehâbeddin’i memnun etti ve ondan isyan eden Konkan Valisi Bahadır Gîlânî’ye karşı destek istedi. İsyanın bastırılması üzerine Konkan topraklarının büyük kısmı Ahmed Şah’a verildi. Melik Ahmed 900 (1495) yılında kurduğu Ahmednagar şehrini başkent yaptı. 905’te (1500) Devletâbâd’ı ele geçirmesiyle birlikte hükümranlığı bugünkü Maharaştra bölgesinin ötesine geçerek kuzeyde Handeş önlerinden güneydeki Poona, Çakran ve Şolapûr’a, batıda Konan kıyılarından doğudaki Ravendana sahillerine kadar büyük bir alana yayıldı.

Melik Ahmed’in ölümünün (915/1510) ardından yedi yaşındaki oğlu Burhan, Nizâmülmülk unvanıyla tahta geçti. Mükemmel Han da ona nâib tayin edildi. Bu dönemde Bîcâpûr’da Âdilşâhîler, Berâr’da İmâdşâhîler ve Gûlkünde’de Kutubşâhîler, Behmenîler’den ayrılıp bağımsız hale geldiler. Sultan Mahmud Şehâbeddin ise Bîder’deki nâibleri Kāsım Berîd ve oğlu Ali Berîd tarafından yönetilen zayıf bir şahsiyet durumuna düştü.

Bîcâpûr’da hüküm süren Âdilşah ve Berâr’da hüküm süren İmâdşah, Burhan Nizamşah’ın saltanatının başlarında Ahmednagar şehrine göz diktiler. Şehrin civarındaki bazı kaleleri Âdilşâhîler zaptetti. Büyüyünce devlet işlerini bizzat eline alan Burhan Nizamşah, zaman zaman ciddi sıkıntılarla karşılaşmakla birlikte yirmi yıl boyunca topraklarını korumayı başardı. Gucerât Sultanı Bahadır Şah 1531’de büyük bir ordu ile Nizamşah’ın topraklarına girdi. Kendisini savunamayan Nizamşah, Bahadır Şah’ın hükümdarlığını tanımak zorunda kaldı. Makamında bırakılan ve 1537’de İran’dan göç eden Şiî âlimi Şah Tâhir’den etkilenen Burhan Nizamşah Şiîliği benimsedi. Şiîliğe karşı çıkan Sünnî ulemâsı şiddetli baskı altına alındı. Ahmednagar ve Safevî sarayları arasında dostane ilişkiler kuruldu ve karşılıklı elçilik heyetleri gönderildi. Burhan Nizamşah ayrıca Bîcâpûr’daki Âdilşah ve Gûlkünde’deki Vicayanagar racasıyla yakın ilişkiler geliştirdi.

Burhan Nizamşah ölünce (961/1554) yerine oğlu Hüseyin Nizamşah geçti. Hüseyin Nizamşah’ın kardeşlerinden bazıları kendisine biat etmediler. Bunlardan Abdülkādir Sünnî idi. Hüseyin Nizamşah’ın diğer iki kardeşi amcaları Sultan İbrâhim Âdilşah’ın yanına sığındı. Bütün bunlar rakip orduların çatışmasına ve tahribata yol açtı. Ahmednagar şehri yağma ve tahrip edildi. İki yıl süren savaş ve karışıklıklar sırasında Parenda’dan Junnar’a, Ahmednagar’dan Devletâbâd’a kadar bütün bölge Nizamşâhîler’in elinden çıktı. Hüseyin Nizamşah ağır barış şartlarını kabul ederek tahtını koruyabildi.

Hüseyin Nizamşah’ın bu mağlûbiyeti ve itibar kaybı Dekken bölgesinde güç dengelerini Vicayanagar racası lehine değiştirdi. İtibarını yeniden kazanmak isteyen Hüseyin Nizamşah, komşu müslüman sultanlarla meselelerini çözerek ortak düşmanları olan racaya karşı onları birleştirmeyi başardı. 1564 yılında Malaprabha ve Krişna nehirleri arasında Bannihata denilen yerde yapılan savaşta raca esir alındı, askerleri dağıtıldı. Hüseyin Nizamşah 1565’te ölünce oğlu Murtazâ küçük yaşta tahta geçti. Nâiblik görevini üstlenen annesi Honza Hümâyun kardeşleri Tâc Han ve Aynülmülk’ün desteğiyle yönetime hâkim oldu. Ancak Murtazâ Nizamşah saltanatının altıncı yılında yönetimi güçlü bir kumandan ve nâib olan Çingiz Han’a devretti (1571).

Çingiz Han, 1574’te Berâr kumandanı Tufal Han’ı yenerek bütün Berâr bölgesini Nizamşâhî topraklarına kattı. Ardından Bîder bölgesini ele geçirdi. Bu durumdan rahatsız olan diğer Dekken sultanları Nizamşah’a karşı ittifak oluşturunca Nizamşah geri çekilmek zorunda kaldı. Ancak geri çekilirken Handeş’i işgal etti, Burhânpûr’u yağmalayarak ateşe verdi. Asîrgarh Kalesi’ne sığınan Handeş Sultanı Mîrân II. Muhammed Şah, müttefiklerinden beklediği desteği alamayınca savaş tazminatı ödemek suretiyle barış yaptı. Çingiz Han’ın Nizamşâhî sarayında çok güçlü bir kişi olarak temayüz etmesi muhaliflerini kıskandırdı ve zehirlenerek öldürüldü. Onun yerine getirilen nâib Salâbet Han döneminde ticaret, sanat ve kültür alanında ilerlemeler kaydedildi, refah arttı, yeni eğitim kurumları açıldı, barış ve huzur hâkim oldu. İsyan eden Şehzade Burhan mağlûp edilerek hapse atıldı (988/1580). Bir müddet sonra da Sultan Murtazâ aklî dengesini yitirdi. Bu dönemde Salâbet Han’ın gerçek hükümdar gibi hareket etmeye başlaması bazı kumandanlar arasında hoşnutsuzluğa yol açtı. 993’te (1585) Burhan Han hapisten kaçarak İmparator Ekber Şah’ın Lahor’daki sarayına sığındı.

1586’da Salâbet Han’ın hâkimiyeti kaybetmesiyle kargaşa başladı. Ertesi yıl Murtazâ Nizamşah’ın ölümüyle birlikte Nizamşâhîler çöküş sürecine girdi. Murtazâ’nın yerine geçen Şehzade Hüseyin Nizamşah’ın nâib olarak tayin ettiği Mirza Han halka karşı gaddarca davrandı. Bu ortamda Dekkenli kumandanlar Şehzade Burhan’ın on iki yaşındaki oğlu İsmâil’i tahta geçirdiler (998/1589). II. Hüseyin Nizamşah ve adamları öldürüldü. İsmâil Nizamşah döneminde Şiîliğin yerini tekrar Sünnîlik aldı. Bu arada Berâr’da ayaklanmalar başladı. Bîcâpûr Sultanı Âdilşah karışık durumdan faydalanarak Nizamşâhî topraklarını işgal etti. Âdilşah’a Parenda Kalesi’yle birlikte 275.000 altın sikke verilerek barış sağlanabildi.

Bâbürlü Sultanı Ekber Şah 1591’de kendisine sığınan Burhan Han’ı oğlu İsmâil Nizamşah üzerine sefere memur etti. Ayrıca Mâlvâ sûbedarı ile Handeş Hükümdarı Raja Ali Fârûkī’den Nizamşâhîler’e karşı kendisine yardım etmelerini istedi. Burhan Han, II. Burhan Nizamşah unvanıyla tahta geçti ve yönetime hâkim oldu (Receb 999 / Mayıs 1591). II. Burhan Nizamşah zamanında Şiîlik tekrar devletin resmî mezhebi haline geldi. II. Burhan, Âdilşah tarafından zaptedilen yerleri ve kaleleri geri almak için Bîcâpûr sınırlarına kadar gitti. Yapılan savaşta kayıplar veren Nizamşah, Güney Hindistan’da Ekber Şah’a karşı müslüman sultanların birliğini isteyen Handeşli Raja Ali Fârûkī’nin aracılığı ile barış yapmayı kabul etti.

II. Burhan Nizamşah’ın ölümünün (1003/1595) ardından ülkede karışıklıklar çıktı. Halef tayin ettiği oğlu İbrâhim tahta çıktıktan dört ay sonra Bîcâpûr ordusuna karşı savaşırken öldürüldü. Onun ölümüyle birlikte kumandanlar arasında Nizamşâhî tahtına kimin geçeceği hususunda anlaşmazlık çıktı ve sonunda II. Burhan Nizamşah’ın küçük oğlu Bahadır Şah’ın tahta geçmesine karar verildi. Bu sırada Ekber Şah’ın oğlu ve Mâlvâ Sûbedarı Murad, Ahmednagar’ı işgal ederek kaleyi kuşattı. Bu durum, müslüman ve Hindu halkını bağımsızlıklarını korumak için birlikte savunma yapmaya sevketti. II. Burhan Nizamşah’ın kız kardeşi Çend Bîbî güçlü bir ordu hazırlattı. Nizamşâhî kumandanları ve askerleri onun önderliğinde Ahmednagar Kalesi’ni cesaretle savundular. Uzun süren kuşatma ve çatışmalardan yorulan Çend Bîbî barış için görüşmeye razı oldu. Bâbürlü kumandanları, Berâr bölgesinin kendilerine bırakılması şartıyla Bahadır’ı hükümdar olarak kabul ettiler. Çend Bîbî bu olayın ardından Ekber Şah’la barış yapılmasına karşı çıkan kumandanlar tarafından öldürüldü. Bâbürlüler onun ölümünden sonra bütün Güney Hindistan’ı işgal ettiler. Ahmednagar Kalesi’ni ele geçirip Bahadır Nizamşah’ı esir aldılar.

Ahmednagar’ın düşmesinin ardından Nizamşâhî kumandanları iki rakip gruba ayrıldı. Habeş asıllı bir köle olan Melik Anber, Dekken’de tekrar Nizamşâhî hâkimiyetini canlandırdı. I. Burhan Nizamşah’ın torunu Şehzade Ali’yi II. Murtazâ Nizamşah unvanıyla tahta geçirdi; kendisi de nâib sıfatıyla devlet idaresini eline aldı. Ekber Şah’ın Dekken Valisi Abdürrahim Hân-ı Hânân ile görüşmeler yaparak onunla barış imzaladı (1009/1600). Kendisine biat etmeyen bütün Nizamşâhî kumandanlarını ortadan kaldırarak otoritesini pekiştirdi.

Melik Anber, Bâbürlü tahtına çıkan Cihangir’in birçok problemle karşılaşmasından yararlanarak pek çok kaleyi geri aldı. Ancak Bâbürlüler’i Ahmednagar’dan çıkaramadı. Daha sonra Devletâbâd Kalesi’ni ele geçirmek için merkezini Parenda’dan Junnar Kalesi’ne taşıdı. Melik Anber’in Bâbürlüler’e karşı Dekken’de elde ettiği askerî başarılar Bîcâpûr Sultanı II. İbrâhim Âdilşah’ı Bâbürlüler’e karşı onlarla iş birliği yapmaya sevketti. Melik Anber de Bîcâpûr sarayı ile bağlarını güçlendirmek amacıyla oğlu Feth Han’ı Bîcâpûr’un ilk Habeşli asilzadesi olan Yâkūt Han’ın kızı ile evlendirdi (1599). Ardından Bâbürlüler’le savaş tekrar başladı. Dekken Valisi Abdürrahim Hân-ı Hânân, Melik Anber karşısında başarısız oldu. Melik Anber’in ordusu düşmana baskınlar düzenleyerek ağır kayıplar verdirdi. 1610’da II. Murtazâ Nizamşah azledilip zehirlendi ve III. Burhan Nizamşah tahta geçirildi. Bu dönemde Maharaştra’da stratejik öneme sahip bir yer olan Khirki’yi (Evrengâbâd) kendisine yeni merkez edinen Melik Anber, Bankot’tan Bessein’e, güneydeki Bîcâpûr sınırlarına, güneydoğudaki Bîder’den kuzeydeki Handeş’e kadar büyük bir alanda hâkimiyet kurdu. Balaghat (Güney Berâr) bölgesi de Nizamşâhî Devleti’nin sınırları içerisinde bulunmaktaydı. Melik Anber’in çabalarıyla Nizamşâhîler yeniden güçlü ve itibarlı bir devlet haline geldi. Ancak Cihangir Şah, 1617’de oğlu Hürrem kumandasında Melik Anber’e karşı yeni bir harekât başlatınca zor durumda kalan Melik Anber, Bâbürlüler’den aldığı kaleleri teslim ederek anlaşma yaptı. Melik Anber, barışın sağlanmasının ardından ordunun güçlenmesi ve halkın refahının iyileştirilmesi için çalıştı. Köylü ve çiftçilerin yararına reformlar yaptı. Yolların güvenliğini sağladı. Kanal, tünel ve sarnıçlar inşa ettirdi. Habeşliler’in de yer aldığı bağımsız bir askerî güç oluşturdu. İstihbarat sistemini yeniden düzenledi. Eğitim kurumlarını geliştirdi.

Melik Anber’in ölümü (1035/1626) üzerine onun yerine nâiblik makamına getirilen büyük oğlu Feth Han ordu üzerinde hâkimiyet kuramadı. Bîcâpûr’a karşı giriştiği savaşı kaybedince Nizamşâhî sarayında aleyhine planlar kurulmaya başlandı. Bu sırada III. Burhan Nizamşah bir suikast sonucu öldürüldü (1041/1632). Feth Han, III. Burhan Nizamşah’tan sonra on yaşındaki Şehzade Hüseyin Nizamşah’ı tahta geçirdi. Ancak Nizamşâhî kumandanları kendisiyle iş birliği yapmayı reddedince Devletâbâd Kalesi’ni Bâbürlüler’e teslim ederek Şah Cihan’ın hizmetine girdi. Diğer Nizamşâhî kumandanları ise hânedan mensuplarından birini III. Murtazâ Nizamşah unvanıyla Nizamşâhîler’in yeni sultanı ilân eden Maratha prensi etrafında birleştiler (Eylül 1633). Şah Cihan 1636 Şubatında savaş için Devletâbâd’a gelince Maratha prensi karşı koyamayıp III. Murtazâ Nizamşah’ı Bâbürlüler’e teslim etti. Böylece Nizamşâhîler hânedanı sona ermiş oldu.

Nizamşâhîler döneminde kültür ve sanatta ilerleme kaydedildi. Ahmednagar, Devletâbâd, Jalna, Junnar, Paithan ve Khirki’de çeşitli mimari eserler inşa edildi. Melik Ahmed, Nikapûr’da kazandığı zaferden sonra burada Bâğ-ı Nizâm adıyla anılan muhteşem bir bahçe ile güzel eserler yaptırdı. Nizamşâhîler şehir ve kasabalar, büyük camiler, saray ve bahçeler yaptırdılar; eğitim ve öğretimi, ilmî faaliyetleri desteklediler. Melik Ahmed tarafından kurulan Ahmednagar X. (XVI.) yüzyılda Hindistan’ın en meşhur şehirlerinden biriydi. Ekber Şah’ın sarayında melikü’ş-şuarâ olan Feyzî-i Hindî, 1591’de Ahmednagar’a özel bir temsilci olarak geldiğinde şehrin güzelliği ve haşmeti karşısında şaşkınlığını gizleyememişti. Nizamşâhîler döneminde Portekizliler’le kurulan dostça ilişkiler neticesinde deniz ticaretinde büyük ilerleme sağlanmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Ali b. Azîzullah et-Tabâtabâî, Burhân-ı Meʾâs̱ir, Delhi 1355/1936, s. 225; Ebü’l-Feyz b. Mübârek (Feyzî-i Hindî), İnşâ-i Feyżî (ed. A. D. Erşed), Lahor 1973, s. 103-107; Ebü’l-Fazl el-Allâmî, Ekbernâme, Kalküta 1887, II, 745, 752, 756-758, 763, 774-775, 789; Firişte, Gülşen-i İbrâhîmî, Kanpûr 1884, s. 94-166; Cihangir, Tüzük-i Cihângîrî (nşr. Seyyid Ahmed Han), Aligarh 1864, s. 75, 77, 95, 107-108, 153; Abdülbâkī-yi Nihâvendî, Meʾâs̱ir-i Raḥîmî (nşr. M. Hidâyet Hüseyin), Kalküta 1925, II, 415, 417, 423-429; R. Shyam, The Kingdom of Ahmadnagar, Varanasi 1966; History of Medieval Deccan: 1295/1724 (ed. Harun Khan Sherwani – P. M. Djoshi), Hyderabad 1974, III, 261-268; P. B. Gadre, Cultural Archaelogy of Ahmadnagar during Nizamshāhī Period (1494-1632), Delhi 1986; C. E. Bosworth, The New Islamic Dynasties, Edinburgh 1996; J. Burton-Page, “Malik Aḥmad Baḥrī”, EI2 (İng.), VI, 269; Marie H. Martin, “Niẓām S̲h̲āhīs”, a.e., VIII, 73-75; Z. A. Desai, “Aḥmadnagar”, EIr., I, 665; Ebü’l-Fazl Hatîbî, “Aḥmed Niẓâm Şâh”, DMBİ, VII, 96-98.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2007 yılında İstanbul'da basılan 33. cildinde, 192-194 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER