RÂÎ en-NÜMEYRÎ

الراعي النميري
RÂÎ en-NÜMEYRÎ
Müellif: SÜLEYMAN TÜLÜCÜ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/rai-en-numeyri
SÜLEYMAN TÜLÜCÜ, "RÂÎ en-NÜMEYRÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/rai-en-numeyri (10.04.2020).
Kopyalama metni
Emevî Halifesi I. Yezîd için (680-683) yazdığı methiyeye dayanılarak 40 (660) yılı civarında doğduğu tahmin edilmektedir. Develer ve deve çobanlarına ait tasvirlerinden ya da bunlara dair söylediği bir beyitten dolayı Râilibil (deve çobanı), Râî en-Nümeyrî ve kısaca Râî (çoban) lakabıyla anılmıştır. Arap yarımadasının Yemâme bölgesinde oturan Nümeyr (Nümeyr b. Âmir b. Sa‘saa) kabilesinin soylu bir ailesine mensuptur. Kendisi kabilesinin reisi olduğu gibi babası ile dedesi de Câhiliye devrinde kabilelerinin reisi idiler. Şair olan ve cimriliğiyle tanınan büyük oğlu Cendel’e ait bazı şiir parçaları kaynaklarda yer almaktadır.

Hayatının önemli bir kısmını Basra’da geçiren Râî bir ara, Mekke’de Emevîler’e karşı isyan hareketini başlatan Abdullah b. Zübeyr yanlısı oldu, onun Haccâc tarafından öldürülmesi üzerine (73/692) Emevîler’e meyletti. I. Yezîd, Abdülmelik b. Mervân ve Hişâm b. Abdülmelik ile, ayrıca bazı Emevî vali ve emîrleriyle yakın ilişki kurdu, onlar için methiyeler yazdı. Bişr b. Mervân ile Hişâm’ın saraylarında düzenlenen meclislere katıldı. Divanında bilhassa Saîd b. Abdurrahman’la ilgili çok sayıda methiye yer almaktadır (Şiʿrü’r-Râʿî, s. 7-9, 97-99, 140-151, 193-196). Abdülmelik b. Mervân nezdinde kabilesi adına elçilik görevi yapan Râî “Lâmiyye”sinde halifeyi överken vergi ve zekât toplama memurlarının halka revâ gördükleri muamelelerden şikâyette bulundu. Ancak halifeyi, halkı verginin toplanmadığı yerlere göçe teşvikle tehdit ettiği için onun öfkelenmesine sebep oldu ve kasidesinden beklenen neticeyi alamadı. Ebû Zeyd el-Kureşî bu kasideye “mülhamât” (mükemmel kasideler) kategorisine giren şiirler arasında yer vermiştir (Cemhere, s. 427-433). Ertesi yıl elçi olarak huzuruna geldiği halifeye sunduğu “Dâliyye” ile (Şiʿrü’r-Râʿî, s. 54-66) amacına ulaştı ve toplanan vergilerin iadesini sağladı.

Ünlü hiciv şairi Cerîr b. Atıyye ile Râî’nin arası kabileleri yüzünden veya onun Ferezdak tarafını tutması sebebiyle açılmış, sonunda Râî pişman olup Cerîr’den af dilemek istemişse de oğlu Cendel buna engel olmuş, böylece Cerîr’in ağır bir hicviye yazmasına yol açmıştır. Cerîr’in Râî’yi ve kabilesi Nümeyroğulları’nı hicveden kasidesi “ed-Dâmiga” (beyin parçalayan), “el-Mansûre” (zafere ulaşmış) ve “el-Fâzıha” (rezil eden) nitelemeleriyle tanınmıştır. Buna cevap vermeyen Râî bir yıl sonra üzüntüsünden ölmüştür. Bu kaside yüzünden Nümeyroğulları Râî ve ailesini uğursuz ilân etmiş, kabileden birçok kimse Basra’dan ayrılmıştır. Râî’nin bu olaydan önce ve sonraki şairliğiyle ilgili olarak Cumahî, “Râî Mudar’ın erkek devesi (yenilmez üstün şairi) idi, aslan (Cerîr) ona saldırıp pençelerini takıncaya kadar” değerlendirmesini yapmıştır. Bu olay, daha sonra gelen Emîr Muhammed b. Münzir el-Ümevî ile şair Ebû Firâs vb. kişilerin dilinde rezil olma ve alçalma hususunda darbımesel olmuştur.

Kabileler arası çatışmalarda bir gözünü kaybeden Râî, toplumun sorunlarına duyarlı ve saygın bir kişiliğe sahip olarak yöneticiler nezdinde kabilesinin elçiliğini yapıp onların meselelerini çözmeye çalışmıştır. Râî, Ebû Ubeyde’ye göre Emevî devrinin en büyük şairidir. Asmaî’ye göre ise Humeyd b. Sevr ve İbn Mukbil ile birlikte Mudar kabileler topluluğunun hicivde yenilmiş üç şairinden biridir, ancak o Ebû Hayye en-Nümeyrî’den daha üstündür. Mufaddal ed-Dabbî de onu Zürrumme’den üstün sayar. Cumahî’ye göre Râî, İslâm döneminin Cerîr, Ferezdak ve Ahtal düzeyinde birinci tabaka şairlerindendir.

Divanı. Râî’nin divanında daha çok zamanının bazı şairleriyle atışmaları ve kabileler arası anlaşmazlıklara yönelik hicviyeleri yer almaktadır. Zürrumme, Râî’nin üslûbundan etkilenmiş ve onun şiirlerini rivayet etmiştir. Divanı ilk derleyip düzenleyen Asmaî olmuş, Ebû Ubeyd el-Bekrî Muʿcemü me’staʿcem’inde bundan yararlanmıştır. Daha sonra da Sükkerî, Sa‘leb, İbn Düreyd, Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî tarafından derlenip şerhedilmiş, Yâkūt el-Hamevî, Muʿcemü’l-büldân’ında Sa‘leb’in derleme ve şerhine sık sık atıfta bulunmuştur. Ancak bu derleme ve şerhlerden hiçbiri zamanımıza intikal etmemiştir. Ebû Gālib İbn Meymûn, Müntehe’ṭ-ṭaleb adlı hacimli antolojisinde Râî’nin yirmi kasidesine yer vermiş, Ebû Zeyd el-Kureşî de Cemheretü eşʿâri’l-ʿArab’ında mülhamât kategorisinde uzun bir kasidesini zikretmiştir. Râî’nin birçok beyit, kıta ve parçaları Cemheretü’l-luġa, Lisânü’l-ʿArab, Tâcü’l-ʿarûs gibi sözlüklerle Cumahî, İbn Kuteybe, Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, Ebû Ubeyd el-Bekrî, İbn Asâkir ve Yâkūt el-Hamevî gibi müelliflerin kitaplarında dağınık halde bulunmaktadır. Divanı bu kaynaklardan ilk defa Muhammed Nebîh Hicâb derlemiştir (bk. bibl.). Giovanni Oman, Un Poeta Pastore al-Rā’ī adlı eseriyle ilk derleme ve neşir yapanlardandır (bk. bibl.). Nâsır el-Hânî ve İzzeddin et-Tenûhî tarafından Şiʿrü’r-Râʿî en-Nümeyrî ve aḫbâruh adıyla derlenip yayımlanmış (Dımaşk 1383/1964), Hilâl Nâcî bu yayımla ilgili düzeltme ve ilâveler yapmıştır (el-Mevrid, I/3-4 [1972], s. 237-276). Nûrî Hammûdî el-Kaysî ve Hilâl Nâcî Şiʿrü’r-Râʿî en-Nümeyrî (Bağdad 1400/1980), Reinhard Weipert Dîvânü’r-Râʿî en-Nümeyrî (Beyrut 1401/1980) adıyla tenkitli neşir gerçekleştirmiştir. Son iki neşir yaklaşık 1300 beyit içerir. Şâkir el-Fehhâm (MMLADm., LXIII [1988], s. 521-523), Halîl Ebû Rahmet (MMMA, XXX [1986], s. 361-428) ve Rıdvân M. Hüseyin en-Neccâr (a.g.e., XXXI [1987], s. 454-456) önceki neşirlere bazı ilâvelerde bulunmuştur. Divanın en iyi neşrini R. Weipert yapmıştır. Vâzıh Samed, Dîvânü’r-Râʿî en-Nümeyrî adıyla divanın önce açıklamalı (Beyrut 1995), ardından ticarî (Beyrut 2000) bir yayımını gerçekleştirmiştir. Râî en-Nümeyrî’nin hayatı ve şiirleriyle ilgili olarak R. Weipert, M. Nebîh Hicâb, Ahmed İhsan Türek, Abdülhalim Muhammed Kanbes çalışmalar yapmış (bk. bibl.), Ali Mehâsine (er-Râʿî en-Nümeyrî: Ḥayâtühû ve şiʿruhû, 1986, Yermük Üniversitesi) ve Sa‘d Bû İyâd (Şiʿrü’r-Râʿî: Dirâse mevżûʿiyye ve fenniyye, Kahire 1986) yüksek lisans tezi hazırlamış, Ahmed Hasan Besec, er-Râʿî en-Nümeyrî: Ṣavtü’ṣ-ṣaḥrâʾ adıyla bir eser yazmıştır (Beyrut 1995).

BİBLİYOGRAFYA
Râî en-Nümeyrî, Şiʿrü’r-Râʿî en-Nümeyrî (nşr. Nûrî Hammûdî el-Kaysî – Hilâl Nâcî), Bağdad 1400/1980, neşredenlerin girişi, s. t-k, ayrıca bk. tür.yer.; Ma‘mer b. Müsennâ, Neḳāʾiż (nşr. A. A. Bevan), Leiden 1905, I, 427-431; Asmaî, Fuḥûletü’ş-şuʿarâʾ (nşr. Ch. C. Torrey), Beyrut 1389/1971, s. 12, 17, 18; Cumahî, Fuḥûlü’ş-şuʿarâʾ, II, 298-299, 324, 435-438, 502-521, 551; Muhammed b. Habîb, Küne’ş-şuʿarâʾ ve men ġalebet künyetühû ʿalâ ismih (nşr. Abdüsselâm Hârûn, Nevâdirü’l-maḫṭûṭât içinde), Kahire 1373/1954, VII, 291; İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ, I, 415-418; Ebû Zeyd el-Kureşî, Cemhere (Fâûr), s. 427-433; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, Beyrut 1414-15/1994, XXIV, 323-332; Âmidî, el-Müʾtelif, s. 52, 122; Merzübânî, el-Müveşşaḥ (nşr. Ali M. el-Bicâvî), Kahire 1385/1965, s. 106, 210-211, 225, 240; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 62, 82, 179; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb, III, 150-151; M. Nebîh Hicâb, er-Râʿî en-Nümeyrî: ʿAṣruhû, ḥayâtühû, şiʿruh, Kahire 1383/1963, tür.yer.; Sezgin, GAS, II, 388-389; R. Weipert, Studien zum Diwan des Rāʿī, Freiburg 1977; a.mlf., “al-Rāʿī”, EI2 (İng.), VIII, 400-401; Abdülhalîm M. Kanbes, er-Râʿî en-Nümeyrî: Şâʿirün maġmûr, Dımaşk 1982; Ahmed eş-Şâyib, “Mülḥametü’r-Râʿî”, Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb, XIII/1, Kahire 1951, s. 23-60; G. Oman, “Un poeta pastore: al-Rāʿī”, AION, XIV (1964), s. 319-352; XVI (1966), s. 89-100; Ahmet İhsan Türek, “Râ‘î ve Şiirleri”, EFAD, sy. 4 (1972), s. 125-181; Şâkir el-Fehhâm, “Râʿî en-Nümeyrî li-Ebi’l-Ḳāsım b. ʿAsâkir”, MMLADm., LXII (1987), s. 669-684.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 34. cildinde, 426-427 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.