RİYÂHÎ

الرياحي
RİYÂHÎ
Müellif: NAJAT MRINI, İSMAİL DURMUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/riyahi
NAJAT MRINI, İSMAİL DURMUŞ, "RİYÂHÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/riyahi (17.10.2019).
Kopyalama metni
1180’de (1766-67) doğdu. Aslı Libya Trablusgarp’ta yerleşmiş Mehâmîd (Mahmudlar) kabilesinden olup büyük dedesi İbrâhim buradan Tunus’a göçerek Riyâh’a (bugünkü Mecâzülbâb) bağlı Arûse mevkiine yerleşmiş ve Kur’an okutmakla meşgul olmuştur. Oğlu Ahmed, Endülüs’teki Testûre’ye göç etmiş, kendisi ve oğlu Abdülkādir burada vefat etmiş, İbrâhim de burada dünyaya gelmiştir. Hıfzını ve ilk öğrenimini Testûre’de tamamlayan Riyâhî ilim tahsili için Tunus’a gitti. Havânîtüâşûr ve Bi’rülahcâr medreseleriyle Zeytûne Camii’nde dil, edebiyat, hadis, fıkıh ve tefsir dersleri aldı. Önceleri Şâzeliyye tarikatına intisap etmişken daha sonra Ticâniyye tarikatına geçti. Uzun bir süre Zeytûne Camii ile Câmiu Yûsuf Sâhibi’t-tâba‘da müderrislik yaptı. Başta oğulları Muhammed Tayyib ile Ali olmak üzere Muhammed Neyfer, Muhammed Bahrî, Tâhir b. Âşûr ve Muhammed b. Selâme gibi birçok öğrenci yetiştirdi.

Tunus’taki yirmi yıla yakın müderrislik hayatında geçim sıkıntısı çeken Riyâhî buradan ayrılmaya karar verince bundan haberdar olan Vezir Ebü’l-Mehâsin Yûsuf Sâhibü’t-tâba‘ ona ev temin etti, tevsik göreviyle maaş bağladı ve kendisini evlendirmek suretiyle kararından vazgeçirdi. Tunus’ta kuraklık sebebiyle yaşanan kıtlık ve açlık üzerine Emîr Hammûde Paşa 1218 (1803) yılında Riyâhî başkanlığındaki bir heyeti erzak talebi için Mağrib-i Aksâ Sultanı Mevlây Süleyman’a gönderdi. Riyâhî, sultana kasideler sundu ve talebini dile getirdi; ardından gemiler dolusu erzakla geri döndü. Bu sefer esnasında Fas, Karaviyyîn ve Selâ’da Muhammed el-Kureşî es-Selâvî, Muhammed b. Fakīh ve Muhammed Arabî ed-Dimnâtî gibi âlimlerle tanıştı; onlardan faydalandı ve icâzet aldı. Yine burada Ticâniyye tarikatı kurucusu Seyyid Ahmed et-Ticânî’den tarikatın esaslarını öğrenerek Tunus’ta onun halifesi oldu ve tarikatı yaydı. Havânîtüâşûr Medresesi yakınında Ticâniyye evrâd ve ezkârının okunduğu Zâviyetü Sîdî İbrâhim er-Riyâhî’yi yaptırdı. 1221’de (1806) üstadı Ömer Mahcûb, Tunus Mâlikî kadılığından azledilince Hammûde Paşa, Riyâhî’yi bu göreve getirmek istediyse de o bunu kabul etmemek için Zağvân’a kaçtı, hocası İsmâil Temîmî’nin kadı tayin edilmesi üzerine dönerek tedrîs görevine devam etti. Aynı yıl hacca giden Riyâhî bu sırada Mısır ve Hicaz âlimlerinden istifade etti ve 1242 (1827) yılında ülkesine döndü. 1248’de (1832) İsmâil Temîmî’nin vefatından sonra Emîr Mustafa Bay’ın teklif ettiği Mâlikî başmüftülüğü görevini kabul etti. Her hafta emîrin huzurunda toplanan şer‘î meclise Hanefî müftüsüyle birlikte katıldı ve başkanlık yaptı. Bir mecliste eski öğrencisi ve Tunus kadısı Muhammed Bahrî ile yetimin bakımı ve mirasıyla ilgili bir meselede tartıştı. Onuruna son derece düşkün olan ve fikirlerinin tartışılmasına tahammül edemeyen Riyâhî, emîrin kadının görüşünü yürürlüğe koyması üzerine görevinden istifa etti ve emîre vekâleten hac yolculuğuna çıktı. İskenderiye’ye uğrayıp Kahire’ye gitti; burada Ezher ulemâsı tarafından iyi karşılandı. Medine’de Ravza-i Nebî’nin karşısında okuduğu “Dâliyye”sinde anılan tartışmayla ilgili şikâyetini dile getirdi. Hacdan dönmeden kısa bir süre önce veya hac dönüşünde Emîr Mustafa ile Muhammed Bahrî’nin vefatı Riyâhî’nin bedduasıyla ilgili görüldüğünden Mustafa Bay’ın oğlu I. Ahmed’in Riyâhî’den çekindiği ve daima gönlünü almaya çalıştığı kaydedilir.

1254 (1838) yılında Emîr I. Ahmed, Osmanlı Devleti’nin Tunus’u yıllık vergiden muaf tutmasını temin için Riyâhî’yi fakih ve kâtip Mahmûd Bûhâris ile birlikte İstanbul’a gönderdi. Sultan II. Mahmud ve maiyeti tarafından yapılan karşılamada okuduğu Kur’an sebebiyle herkesin hayranlığını kazanan Riyâhî, Sultan Mahmud’a ve Sadrazam Mustafa Reşid Paşa’ya talebini dile getiren kasideler sundu. Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey’le tanıştı, onunla mektuplaşmaları devam etti. Osmanlı Devleti de Tunus’tan yıllarca vergi almadı. Emîr I. Ahmed 1255’te (1839) müderrisler arasında rütbe esasını getirince Riyâhî, Zeytûne Camii’nde birinci derece müderris oldu ve buradaki eğitim işlerini yöneten Meclisü’n-nezâreti’l-ilmiyye üyesi seçildi. Aynı zamanda Zeytûne Camii birinci imamı olarak görevlendirildi. Zeytûne Camii’nde bu iki görevi şahsında birleştiren ilk âlim olan Riyâhî güzel sesiyle okuduğu Kur’ân-ı Kerîm ile, cuma ve bayram hutbeleriyle çok etkili oldu. 12 Rebîülevvel 1257’de (4 Mayıs 1841) Zeytûne Camii’nde devlet erkânı ile ulemânın katıldığı mevlid töreninde ilk defa mevlid okuyan Riyâhî bunun için muhtasar bir mevlid kaleme aldı (İbn Ebü’d-Dıyâf, s. 88; Ömer er-Riyâhî, II, 2). 1266’da (1850) büyük oğlu Muhammed Tayyib kolera salgınında öldü ve onun için bir mersiye kaleme aldı. 17 Ramazan’da da (27 Temmuz) kendisi koleradan öldü ve zâviyesinin hazîresine defnedildi.

Orta seviyede bir şair olan Riyâhî’nin Sultan II. Mahmud, Mustafa Reşid Paşa, Tunus emîrleri Hammûde Paşa, Mustafa Bay, I. Ahmed, Mağrib sultanları Mevlây Süleyman, Abdurrahman b. Hişâm gibi devlet adamları ile hocalarına, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Bey’e, Medine’de tanıdığı Abdüşşekûr el-Medenî’ye ve daha birçok ulemâ ile Ticâniyye, Şâzeliyye, Rahmâniyye tarikatı ileri gelenlerine yazdığı methiye ve mersiyeleri bulunmaktadır. Allah’a münâcât ile (ibtihâl) Hz. Peygamber’e tevessül şiirleri de önemli bir yekün tutmaktadır. Şiirlerinin bir kısmı mev‘iza, tekellüflü gazel, ihvâniyat, icâzetler, fetvalar, fıkıh-kelâm meseleleri gibi takrirî konularda olmakla birlikte münâcât ve Hz. Peygamber’e tevessül şiirleriyle Seyyid Ahmed et-Ticânî, Beşîr ez-Zevâvî gibi tarikat şeyhleri için yazdığı methiye ve mersiyeler daha samimi ve liriktir. Ölüm, doğum, tayin gibi olaylara tarihleri, doğum ve görev tayini kutlamaları ile takrizlerin de önemli yer tuttuğu şiirlerinde âyet, hadis ve kadîm şiirden yaptığı tazmin ve istişhâdlara sıkça rastlanmaktadır. Torunu Muhammed Neyfer ʿUnvânü’l-erîb adlı eserinde şiirlerinden birçoğuna yer verdiği gibi (II, 727-800) İbn Ebü’d-Dıyâf İtḥâfü ehli’z-zamân’ında önemli bir kısmını kaydetmiş, Muhammed b. Osman es-Senûsî de Mecmaʿu’d-devâvîni’t-Tûnisiyye’sine 2000 beyte yakın şiirini almıştır.

Eserleri. Şiir, Dil ve Edebiyat. 1. Dîvân (Tunus 1330/1912; nşr. Muhammed el-Ya‘lâvî - Hammâdî es-Sâhilî, Beyrut 1990). 2. Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-Fâkihî li’l-Ḳaṭr. İbn Hişâm en-Nahvî’nin Ḳaṭrü’n-nedâ adlı kitabına Abdullah b. Ahmed el-Fâkihî’nin Mücîbü’n-nidâ ilâ şerḥi Ḳatri’n-nedâ adıyla yaptığı şerhi üzerine (Bulak 1264; Kahire 1281) hâşiyesi olup yazma nüshası el-Mektebetü’l-vataniyye’de (Tunus) bulunmaktadır. 3. Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi’l-Ḳāḍî Zekeriyyâ ʿale’l-Ḫazreciyye. Abdullah b. Osman el-Hazrecî’nin aruz manzumesi için Zekeriyyâ el-Ensârî’nin kaleme aldığı Fetḥu Rabbi’l-beriyye bi-şerḥi’l-Ḳaṣîdeti’l-Ḫazreciyye adlı şerhin hâşiyesidir. Eser bazı kaynaklarda şerh olarak da geçmektedir. 4. Mevlidü ḫayri’l-enâm (Tunus 1876). Tunus Emîri I. Ahmed’in teklifiyle Mustafa Bekrî el-Mısrî’nin el-Menhelü’l-aṣfâ fî mevlidi’r-Resûli’l-Muṣṭafâ adlı mevlidinden ihtisar edilerek düzenlenmiştir. Torunu Ömer er-Riyâhî’ye ait Taʿṭîrü’n-nevâḥî’de Ḳıṣṣatü’l-mevlidi’n-nebeviyyi’ş-şerîf adıyla da yer almaktadır (II, 1-11). 5. Naẓmü’l-Âcurrûmiyye (et-Tuḥfetü’l-ilâhiyye). Tunus’ta el-Mektebetü’l-vataniyye’de (nr. 2923) yazma nüshası olduğu gibi Taʿṭîrü’n-nevâḥî’de de yayımlanmıştır (I, 164-172). 6. İtḳānü’ż-żabṭ fi’l-farḳ beyne’s-sebeb ve’ş-şarṭ (nşr. Nûreddin Abbâsî, el-Muvâfaḳāt, IV/4 [Cezayir 1416/1995], s. 346-363). Fıkıh usulüne dair olup Yahyâ b. Muhammed eş-Şâvî’ye reddiyedir.

Risâle, Fetva ve Cevapları. İbrâhim er-Riyâhî’nin Zeytûne Camii’ndeki imam-hatiplik görevi sırasında hazırladığı çok sayıdaki cuma ve bayram hutbesi edebî nesrin güzel örnekleri arasında yer alır. Ayrıca müftülüğü esnasında sorulan sorulara cevap olarak verdiği fetvaları, çeşitli fıkhî konulara dair yazdığı risâleleriyle sorulara cevap yazıları bulunmaktadır. Torunu Ömer er-Riyâhî, Taʿṭîrü’n-nevâḥî adlı eserinde biyografisiyle hutbe, risâle, fetva ve şiirlerinden oluşan hacimli bir koleksiyona yer vermiştir. Hutbelerinin bir kısmı bu eserde yer aldığı gibi (II, 63-105) oğlu Ali er-Riyâhî de Dîvânü ḫuṭab minberiyye (Mecmûʿatü ḫuṭab cumaʿiyye) adıyla bir eser oluşturmuştur. Bu tür eserlerinin bir kısmı şunlardır: 1. Fetvâ fî cevâzi’l-iḥtimâ bi’l-ecnebiyyi ʿani’l-mille. Hayatî tehlikenin bulunması halinde himayeciliğin (mandacılık) cevazına dairdir. Risâle Kadı Muhammed el-Annâbî’ye cevap şeklinde yazılmış olup Fas müftüsü Mehdî el-Vezzânî el-Miʿyârü’l-cedîd’inde buna uzun bir reddiye yazmıştır. 2. Risâle fî mesʾeleti irâḳati ḫamri’l-müslim. 3. Risâle fî mesʾeleti men üstüdʿiye li’l-ḥalf ʿale’l-Muṣḥaf. 4. Risâletü defʿi’l-licâc fî nâzileti İbni’l-Ḥâc. Mustafa Bay’ın sarayında Tunus kadısı Muhammed el-Bahrî ile yaptığı tartışmayla ilgilidir. 5. Risâle fi’l-meʾceli’l-müşterek. 6. Risâletü’l-Mibred. Ahmed et-Ticânî’nin Allah’ın kelâm sıfatına dair bazı ifadelerini eleştiren ve bu sebeple onu sünnet dairesi dışında gören Muhammed en-Nümeylî’ye cevaptır. 7. en-Nercisiyyetü’l-ʿanberiyye fi’ṣ-ṣalavât ʿalâ ḫayri’l-beriyye. 8. Risâle fi’r-red ʿalâ Risâleti Muḥammed b. ʿAbdilvehhâb (daha geniş bilgi için bk. Mahfûz, II, 397-399; Muhammed b. Osman es-Senûsî, s. 299-305). Mahmûd İlyâs, İbrâhîm er-Riyâḥî müfekkiren ve edîben adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır (1978, Tunus Üniversitesi Edebiyat Fakültesi).

BİBLİYOGRAFYA
İbrâhim b. Abdülkādir er-Riyâhî, Dîvân (nşr. Muhammed el-Ya‘lâvî - Hammâdî es-Sâhilî), Beyrut 1990, neşredenin girişi, s. 5-19; İbn Ebü’d-Dıyâf, İtḥâfü ehli’z-zamân (nşr. Ahmed Abdüsselâm), Tunus 1971, s. 2, 12, 13, 14, 16, 21, 88, ayrıca bk. tür.yer.; Selâvî, el-İstiḳṣâ, IX, 5-6; Muhammed b. Osman es-Senûsî, Müsâmerâtü’ẓ-ẓarîf bi-ḥüsni’t-taʿrîf (nşr. M. Şâzelî Neyfer), Beyrut 1994, I, 252-339; II, 208; Ömer er-Riyâhî, Taʿṭîrü’n-nevâḥî bi-tercemeti’ş-şeyḫ Sîdî İbrâhîm er-Riyâḥî, Tunus 1320, I, 164-172; II, 1-11; Mahlûf, Şeceretü’n-nûr, s. 386-389; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 42; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 41; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, I, 49; Mahfûz, Terâcimü’l-müʾellifîn, II, 387-400; Muhammed b. el-Hoca, Târîḫu meʿâlimi’t-tevḥîd fi’l-ḳadîm ve’l-cedîd (nşr. el-Cîlânî b. Yahyâ - Hammâdî es-Sâhilî), Tunus 1985, s. 69, 70, 100, ayrıca bk. tür.yer.; Sâdık ez-Zemerlî, Aʿlâm Tûnisiyyûn (trc. Hammâdî es-Sâhilî), Beyrut 1986, s. 49-55; Cân Fûntân, Fihris târîḫî li’l-müʾellefâti’t-Tûnisiyye, Tunus 1986, s. 118; M. Neyfer, ʿUnvânü’l-erîb, Beyrut 1996, II, 724-800.
Bu madde ilk olarak 2008 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 35. cildinde, 140-141 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.