RÛDEKÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

RÛDEKÎ

الرودكي
Müellif:
RÛDEKÎ
Müellif: MÜRSEL ÖZTÜRK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.11.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/rudeki
MÜRSEL ÖZTÜRK, "RÛDEKÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/rudeki (28.11.2021).
Kopyalama metni
Semerkant’ın Rûdek kasabasına bağlı Bennüc köyünde dünyaya geldi. III. (IX.) yüzyılın ortalarında doğduğu tahmin edilmektedir. Rûd adlı enstrümanı iyi çaldığından Rûdekî mahlasını kullandığını ileri sürenler varsa da doğrusu bu mahlası doğduğu şehre nisbetle almış olduğudur. Sekiz yaşında Kur’an’ı ezberlediği ve aynı dönemde şiire başladığı söylenir. Arap şiiriyle edebiyatını öğrenen Rûdekî’nin mûsiki ve şiirdeki başarısı Sâmânî Emîri Nasr b. Ahmed’in (914-943) dikkatini çekti ve onun sarayına intisap etti. Ardından Emîr Nasr’ın vezirlerinin ve saray ileri gelenlerinin ödül ve bağışlarıyla büyük bir servete sahip oldu ve itibar kazandı.

Avfî (Lübâb, II, 6), Abdurrahman-ı Câmî ve daha birçok kaynak Rûdekî’nin doğuştan kör olduğunu kaydeder. Ebû Hayyân et-Tevhîdî ve Firdevsî gibi ona yakın zamanda yaşayanlar da kör olduğunu şiirlerinde ima etmişlerdir. Bununla beraber Abdülkerîm b. Muhammed es-Sem‘ânî, Nizâmî-i Arûzî ve Târîḫ-i Sîstân’ın müellifi ondan bahsederken kör olduğuna dair bir şey söylemezler. Rûdekî de şiirlerinde görme duyusuyla ilgili birçok fiil kullanmış, renklerden söz etmiş, gözle görülen şeyler hakkında teşbihlere yer vermiştir. Bertels’e göre (Târîḫ-i Edebiyyât-ı Fârsî, I, 213) kendisini övdüğü Bel‘amî’nin vezirlikten alınmasından sonra gözden düşmüş ve gözleri kör edilmiştir. Hidâyet, Rûdekî’nin ölüm tarihi olarak 304 (916) yılını vermişse de (Mecmaʿu’l-fuṣaḥâʾ, II/1, s. 875) bu tarih doğru değildir. Onun bu tarihten sonra yaşadığına dair bilgiler mevcuttur. Sem‘ânî, Rûdekî’nin 329’da (941) Bennüc köyünde öldüğünü ve orada defnedildiğini yazar (el-Ensâb, VI, 184).

Rûdekî’nin övdüğü kimselerin başında Nasr b. Ahmed gelir. Onun daha önce Nasr’ın babası Ahmed b. İsmâil’in (ö. 301/914) hizmetinde bulunmuş olması da muhtemeldir. Rûdekî’nin övdüğü diğer kişiler arasında sanat ve ilim erbabını himayesiyle tanınan Saffârî emîrlerinden Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. Halef, Târîḫ-i Belʿamî yazarı Ebû Ali Bel‘amî ve Deylemli kumandanı Mâkân-ı Kâkî yer alır.

Rûdekî’nin en önemli eseri olan divanındaki beyit sayısı Reşîdî-i Semerkandî’ye göre 1.300.000, Hamdullah el-Müstevfî’ye göre 700.000 (İA, IX, 762), Esedî-i Tûsî’ye göre ise 180.000’dir (EI2 [İng.], VIII, 585). Fakat onun çeşitli kaynaklardan derlenerek oluşturulan divanında (nşr. Saîd-i Nefîsî, Tahran 1373 hş.) 1045 beyit vardır. Bu neşirdeki şiirlerin bir kısmının Katrân-ı Tebrîzî’ye (ö. 482/1089) ait olduğu anlaşılmıştır. Bu yanlışlığın her iki şairin methiyelerinde zikredilen Nasr adlı hâmiden kaynaklandığı sanılmaktadır. Edward Denison Ross, Rûdekî’nin divanındaki şiirleri inceleyerek ona ait olanları tesbite çalışmıştır (bk. bibl.). Divanda yer alan şiirlerin çoğu kaside, gazel, mesnevi ve rubâî tarzındadır. Şems-i Kays, el-Muʿcem adlı eserinde (s. 119) Rûdekî’nin hezec bahrinin ahrem ve ahreb vezinlerinden icat ettiği rubâî vezninin âhenkli olduğunu, bu sebeple çok rağbet gördüğünü belirtir. Şiirlerinde aşırı mübalağalı ibare ve tasvirlere rastlansa da bunların çoğunun samimi ve sanat endişesinden uzak olduğu söylenebilir. Ona isnat edilen şiirlerde birçok atasözüne rastlanır. Diğer beyitleri ahlâkî hikmetler şeklinde kaleme alınmıştır. Methiye türünde zirve sayılan Rûdekî öbür nazım şekillerini de başarıyla kullanmıştır. Şiirlerinin çoğu yeni mazmunlar ve özlü mânalar ihtiva eder. Kasidedeki üstün mevkiinden dolayı kendisinden sonra gelen büyük kasideciler onu üstat kabul etmiştir. Divanından başka elde bulunan dağınık beyitlerin değişik vezinlerinden Rûdekî’nin bazı mesnevilerinin olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan adları bilinenler, Sâmânî Emîri Nûh b. Nasr’ın ve Deylemli kumandanlardan Mâkân-ı Kâkî ile ünlü vezir Ebü’l-Fazl Bel‘amî’nin teşvikiyle Farsça mensur bir esere dayanarak nazmettiği, bugün elde sadece 200 beyti kalan (Saîd-i Nefîsî, s. 1076-1090) Kelîle ve Dimne ile birkaç beyti bulunan Sindbâdnâme, Arâyisü’n-nefâʾis ve Devrân-ı Âfitâb’dır (a.g.e., s. 1096-1112).

Rûdekî, İran edebiyatında en fazla örnek alınıp taklit edilen şairlerden biridir. Kendisine yakın bir zamanda yaşamış olan Gazâirî-i Râzî ve Ferruhî-yi Sîstânî ile Muhtârî, Sûzenî-i Semerkandî gibi şairler onun şiirleriyle aynı vezin ve kafiyede şiirler söylemiştir. Muhammed b. Münevver’in 574 (1178) yılında yazdığı Esrârü’t-tevḥîd adlı tasavvufî eserde lafız ve üslûp bakımından Rûdekî’ninkileri andıran şiirler vardır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî de Rûdekî’nin şiirleriyle aynı vezin, redif ve kafiyede birkaç gazel söylemiş, bazan da onun kullandığı mazmunları kullanmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Rûdekî, Stikhi (nşr. I. S. Braginskiy), Moskova 1964; Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîḫ (nşr. Kāsım Ganî – Ali Ekber Feyyâz), Tahran 1324 hş., s. 61, 188, 239, 366, 599; Târîḫ-i Sîstân (nşr. Bahâr), Tahran 1314 hş., s. 316-324; Râdûyânî, Tercümânü’l-belâġa (nşr. Ahmed Ateş), İstanbul 1949, s. 22, 25, 75, 77, 78, 90-92; Nizâmî-i Arûzî, Çehâr Maḳāle (nşr. Muhammed Kazvînî), London-Leiden 1910, s. 28; Sem‘ânî, el-Ensâb, VI, 184; Avfî, Lübâb, II, 6-9; Şems-i Kays, el-Muʿcem fî meʿâyîri eşʿâri’l-ʿAcem (nşr. Sîrûs Şemîsâ), Tahran 1373 hş., s. 119; Devletşah, Teẕkire, s. 31-33; Rızâ Kulı Han Hidâyet, Mecmaʿu’l-fuṣaḥâʾ (nşr. Müzâhir Musaffâ), Tahran 1382 hş., II/1, s. 875-886; Abdülgani Mirzoyev, Ebû ʿAbdillâh Rûdekî, Stalinâbâd 1958; Safâ, Edebiyyât, I, 371-389; A. E. Bertels, Târîḫ-i Edebiyyât-ı Fârsî (trc. Sîrûs İzdî), Tahran 1374 hş., I, 213; Mehmet Atalay, Başlangıçtan Gaznelilere Kadar İran Edebiyatı Tarihi, Erzurum 2000, s. 153-173; Tibyâniyân, “Rûdekî”, Ferhengnâme-i Edeb-i Fârsî (nşr. Hasan Enûşe), Tahran 1380 hş., I, 460-462; Saîd-i Nefîsî, Muḥîṭ-i Zindegî ve Aḥvâl ve Eşʿâr-ı Rûdekî, Tahran 1382 hş.; E. D. Ross, “Rudaki and Pseudo-Rudaki”, JRAS (1924), s. 609-644; a.mlf., “A Qasida by Rudaki”, a.e. (1926), s. 213-237; M. Debîrsiyâkī, “Rûdekî ve Sindbâd-nâme”, Yaġmâ, VIII, Tahran 1334 hş., s. 218-223, 320-324, 413-416; Müctebâ Mînovî, “Dâstân-ı Kelîle ve Dimne-i Rûdekî”, Ferheng-i Îrân-zemîn, V, Tahran 1336 hş., s. 266-278; Celâleddin Hümâî, “Rûdekî ve İḫtirâʿi Rubâʿî”, Mecelle-i Dânişkede-i Edebiyyât, VI/3-4, Tahran 1338 hş., s. 40-48; Yahyâ Tâlibiyân, “İstiʿâre der Şiʿr-i Rûdekî”, Ferheng, XVI, Tahran 1382 hş., s. 179-189; Henri Massé, “Rûdekî”, İA, IX, 761-763; F. C. de Blois, “Rūdakī”, EI2 (İng.), VIII, 585-586.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2008 yılında İstanbul’da basılan 35. cildinde, 185-186 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER